6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Akdi faiz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8410 E. 2014/13675 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz 3095 sayılı kanun ihbar olunan vade ihbar temerrüt faizi haksız fiil hukuki yarar havale temerrüt zamanaşımı husumet i̇i̇k 72/son

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. — Bankacılık K. 140 · BK — BK 41 · TTK — TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının da içinde bulunduğu bir kısım müşterilerinden topladığı mevduatı aslında Kıbrıs’a devretmediği halde kayden Off Shore bankasına aktarılmış ve yine özellikle de davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı veya kardeş kuruluşu mahiyetindeki firmalara kredi verilmiş gibi gösterilmiş olduğu, bu itibarla davacının dava konusu bedeli talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 19.517,87 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

.../...

-2-

Kararı, davalı banka ve ihbar olunanvekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1-İhbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de anılan kuruma karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, hüküm de usul ve yasaya uygun olarak sadece davanın açıldığı davalı taraf aleyhinde kurularak, ihbar olunan aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir.O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından anılan kurumun temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre davalı .... vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı 22.11.1999 tarihinde 18.058,31 TL'yi off shore hesabına yatırmış olup mahkemece vade sonu olan 27.12.1999 tarihi itibariyle akti faiz işletilerek bulunan 19.512,87 TL'ye hükmedilmiştir. Taraflar arasında akdi ilişki olmadığından, off shore hesabına yatırılış tarihindeki miktar üzerinden mahkemece hüküm kurulması gerekirken, akdi faiz ilave edilerek bulunan miktar üzerinden hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

4-Ayrıca, davalı karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten arafından devir alındıktan sonra en son devredildiği, bu durumda eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan harçtan sorumlu tutulması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

5-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile parasının iradesi dışında havale edildiği dava dışı off-shore bankası arasında bir akdi ilişki olmayıp davacı da davasını, davalı banka çalışanları tarafından iradesi fesada uğratılarak parasının off-shore bankasına havale edildiği iddiasına dayandırmış, mahkemece de davacının bu iddiasının doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda somut uyuşmazlıkta, davacının parasının davalı Banka'nın haksız fiili sonucu hakimiyetinden çıktığı havale tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilmeli ve hükmedilecek alacağa, havale tarihi itibariyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine uygun şekilde temerrüt faizi yürütülmelidir. Bu itibarla hükmedilen alacağa yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17286 E. 2014/5741 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Akdi faiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8459 E. 2014/844 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hakim ortak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15480 E. 2014/5109 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/8410 E.  ,  2014/13675 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen davada verilen 12.11.2013 tarih ve 2011/443-2012/280 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka ve ihbar olunan vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin toplam 18.058,31 TL'yi vadeli olarak yatırdığını, herhangi bir yazılı talimat olmadan paranın off-shore hesabına aktarıldığını, davalı banka görevlilerince müvekkiline banka cüzdanının verildiğini ve paranın Bank adlı bankaya yatırılacağı konusunda hiçbir bilgi verilmediğini, davalı banka yetkilerinin müşteriyi daha kolay kandırmak için aynı isim ve logoyu kullandıklarını, bankaya el konulmasından sonra müvekkilinin parasını alamadığını, yapılan işlemin haksız fiil niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, 19.512,87 TL'nin vade sonundan itibaren fiili ödeme tarihine kadar işleyecek akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka ve ihbar olunanvekili, dava konusu alacak hakkında kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, off shore bankasının ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yalnızca havale işleminin yapıldığını, davacının daha fazla faiz elde etmek için kendi iradesiyle off shore bankasında hesap açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının da içinde bulunduğu bir kısım müşterilerinden topladığı mevduatı aslında Kıbrıs’a devretmediği halde kayden Off Shore bankasına aktarılmış ve yine özellikle de davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı veya kardeş kuruluşu mahiyetindeki firmalara kredi verilmiş gibi gösterilmiş olduğu, bu itibarla davacının dava konusu bedeli talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 19.517,87 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

.../...

-2-

Kararı, davalı banka ve ihbar olunanvekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1-İhbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de anılan kuruma karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, hüküm de usul ve yasaya uygun olarak sadece davanın açıldığı davalı taraf aleyhinde kurularak, ihbar olunan aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir.O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından anılan kurumun temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre davalı .... vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı 22.11.1999 tarihinde 18.058,31 TL'yi off shore hesabına yatırmış olup mahkemece vade sonu olan 27.12.1999 tarihi itibariyle akti faiz işletilerek bulunan 19.512,87 TL'ye hükmedilmiştir. Taraflar arasında akdi ilişki olmadığından, off shore hesabına yatırılış tarihindeki miktar üzerinden mahkemece hüküm kurulması gerekirken, akdi faiz ilave edilerek bulunan miktar üzerinden hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

4-Ayrıca, davalı karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten arafından devir alındıktan sonra en son devredildiği, bu durumda eylemlerinden dolayı açılan davada bu bankayı devir alan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan harçtan sorumlu tutulması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

5-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile parasının iradesi dışında havale edildiği dava dışı off-shore bankası arasında bir akdi ilişki olmayıp davacı da davasını, davalı banka çalışanları tarafından iradesi fesada uğratılarak parasının off-shore bankasına havale edildiği iddiasına dayandırmış, mahkemece de davacının bu iddiasının doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda somut uyuşmazlıkta, davacının parasının davalı Banka'nın haksız fiili sonucu hakimiyetinden çıktığı havale tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilmeli ve hükmedilecek alacağa, havale tarihi itibariyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine uygun şekilde temerrüt faizi yürütülmelidir.

Bu itibarla hükmedilen alacağa yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerla davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalı ve davacıya iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/348938200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.