6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tahsil

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/129 E. 2013/22664 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiktif işlem sorumluluk sınırı kar payı dağıtımı delil değerlendirmesi delil niteliği sorumluluktan kurtulma kâr payı dağıtımı kesin delil karine kusur sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu kar payı ispat külfeti borcun üstlenilmesi ibra olumsuz oy anonim şirket kâr dağıtımı haksız fiil kâr payı havale yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme vekalet ücreti teminat kesin hüküm i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · TTK — TTK 336TTK 338

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların görev yaptıkları dönemler için yapılan genel kurullarda ibra edildikleri, daha sonra yapılan genel kurulda bu ibra kararlarının geri alınmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından iddia edilen zararın oluştuğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, davacının dayandığı bankalar yeminli murakıpları tarafından hazırlanan raporun iddianın ispatı için yeterli olmadığı, zarara neden olduğu iddia edilen şirketlere kullandırılan krediler yönünden tahsis hatalarına ilişkin somut belge sunulmadığı, kredi tahsis işlemlerinde teminat alınıp alınmadığı, alındı ise yeterli olup olmadığına ilişkin belge sunulmadığı, ayrıca zararın oluşması için kullandırılan kredilerin tahsil edilip edilmediği, kredi kullandırılan şirketler yönünden tahsilata yönelik ne gibi işlem yapıldığının belirlenemediği gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili (borcu üstlenen ...) temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, davacı bankanın zarara uğratıldığı iddiasına dayalı yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Bununla birlikte yönetim ve denetim kurulları usulüne uygun olarak ibra edilmiş iseler sorumluluktan kurtulmuş olurlar. Ancak, bunun için yani ibranın geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi için genel kurula sunulan bilanço, gelir-gider tabloları ile harcamalara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtması, ilgililerin sorumluluğunu doğuracak işlemler hakkında genel kurulun bilgilendirilmesi ve yapılan doğru bilgilendirme sonucu ibra kararının alınmış olması gerekir. İbraya ilişkin karar genel kurulun bilgisi dışında kalan hususlarda veya genel kurula yanlış olarak sunulmuş, gerçeği yansıtmayan belge ve bilgilere dayalı olarak verilmiş ise şeklen geçerli bir ibra kararı mevcut olsa da söz konusu karar ilgililer yönünden geçerli bir ibraya bağlanan hukuki sonuçları doğuramayacağından ilgilileri sorumluluktan kurtarıcı bir etki yaratamaz.

Somut olayda da, davacı banka vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu bankalar yeminli murakıp raporlarına atıf yaparak dava dilekçesinde açıklamıştır. Davacı taraf zarar iddiası olarak iki hususu ileri sürmüştür, bunlardan birincisi 27.10.2003 havale tarihli dilekçesinde belirttiği bir kısım şirketlere usulsüz krediler kullandırıldığı ve bunların tahsil edilemediği, diğeri ise bankanın zararda olduğu halde fiktif işlemler ile kar elde etti gösterilerek ortaklara dağıtılan kar payıdır.

Mahkemece, usulsüz kullandırılarak tahsil edilemeyen kredilere yönelik zarar iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği, yönetim kurulu tarafından tahsis edilen kredilerin tahsis şartlarına uygun davranılıp davranılmadığı ve yeterli teminat alınıp alınmadığının kredilerin tahsisine ilişkin açıklayıcı belge sunulmadığından belirlenemediği, dolayısı ile usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davalıların sorumluluklarının kredilerin tahsisindeki usulsüzlük mü, yoksa başka bir olumsuzluk nedeniyle mi olduğuna ilişkin davacı tarafından bir açıklık getirilmediği belirtilmiş olmakla birlikte, davacının usulsüz kredi kullandırıldığını iddia ettiği şirketlere verilen kredilerin banka tarafından tahsil edilemediği de aynı raporda belirtilmiştir. Davalılar da, bu şirketlere kredi verilmediğini veya kredilerin tahsil edildiğini savunmamıştır. Davacı taraf her ne kadar bankalar yeminli murakıp raporlarına dayanmış ve bu raporlar kesin delil niteliğinde değil ise de, davalıların savunmaları karşısında anılan raporların mahkemece, delil olarak değerlendirilmemesi doğru değildir. Bu itibarla mahkemece, tahsil edilemeyen kredilerden dolayı banka zararının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerekir.

TTK'nın 336. maddesinde öngörülen yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu kusur sorumluluğu olmakla birlikte, haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak, banka yönetici ve denetçilerinin sorumluluğu, TTK'nın 338. ve 359'uncu maddeleri uyarınca, ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle, davacı Bankanın gerçekleşen dava konusu zararından, davalıların sorumlu tutulmamaları için, davalıların bu zararın gerçekleşmesinde kusurlu bulunmadıklarını ispat etmeleri gerekir. Tahsil edilemeyen kredilerden dolayı buna neden olan yönetici ve deneticiler ile birlikte kredi alan şirketler eksik teselsül hükümleri gereği davacıya karşı sorumludurlar.

Bu itibarla, mahkemece, tahsil edilemeyen krediler nedeniyle bankanın zararının meydana geldiğinin kabulü ile bu kredilerden dolayı davalıların sorumluluk sınırlarının belirlenmesi, davalılar hakkında verilen ibra kararlarının yukarıda açıklanan şekilde genel kurulun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi sonucu alınmış olup olmadığının yani geçerli hukuki sonuç doğuracak bir ibra olup olmadığının her bir davalı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Bununla birlikte, davacı tarafından ikinci zarar kalemi olarak ileri sürülen, davalıların bilanço ve gelir tabloları üzerinde usulsüz işlemler ile (gerçekte kullandırılmadığı halde kredi kullandırılmış ve gelir elde edilmiş gibi kayıt yapılması, fiktif işlemler ve ters kayıt işlemleri gibi) esasen banka zarar ettiği halde kar elde etmiş gibi gösterildiği ve ortaklara kar payı dağıtıldığı, bu şekilde bankanın zarara uğratıldığı iddiasına yönelik olarak 03.06.2010 tarihli bilirkişi raporunda banka kayıtlarında fiktif işlemler ile kâr varmış gibi gelir tablosu düzenlendiği, ancak kâr payı dağıtımı yapılıp yapılmadığının belirlenemediği belirtilmiş olduğu halde, mahkemece davacı tarafından bu ikinci zarar iddiası olan kâr payı dağıtıldığına yönelik davacı delilleri istenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararı bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/129 E.  ,  2013/22664 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.06.2011 tarih ve 2001/788-2011/312 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan borcu üstlenen ... vekili Av. ... ..., davalılardan ..., ..., ... ... vekilleri Av. ... Av. ... davalı ... Mirasçısı ...vekili Av. ..., ... vekili Av. ..., ... vekili Av. M... davalı ... ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av.... davalı ... ... vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalıların müvekkili bankanın 1991-1999 arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, davalıların görev yaptıkları dönem içinde bir kısım firmalara mali araştırma yapılmadan kredi tahsis ettiklerini, bir kısım firmalara kredi kullandırıldığı halde yeterli veya hiç teminat alınmadığını, bu şekilde verilen kredilerin tahsil edilemediğini, aynı zamanda davalıların görevde bulundukları dönem içinde bankanın kâr etmediği halde mali tablolarda usulsüz işlemler yapılarak kâr etmiş gibi gösterilerek kâr payı dağıtıldığını, böylece bankanın toplam 588.781.881.000.000 TL (588.781.881,00 YTL) zarar ettiğini, davalıların bu zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... ve ... dışındaki davalılar vekilleri ayrı ayrı, zamanaşımı def'i ile birlikte müvekkillerinin görev yaptıkları dönem içinde alınan genel kurul kararları ile ibra edildiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların görev yaptıkları dönemler için yapılan genel kurullarda ibra edildikleri, daha sonra yapılan genel kurulda bu ibra kararlarının geri alınmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından iddia edilen zararın oluştuğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, davacının dayandığı bankalar yeminli murakıpları tarafından hazırlanan raporun iddianın ispatı için yeterli olmadığı, zarara neden olduğu iddia edilen şirketlere kullandırılan krediler yönünden tahsis hatalarına ilişkin somut belge sunulmadığı, kredi tahsis işlemlerinde teminat alınıp alınmadığı, alındı ise yeterli olup olmadığına ilişkin belge sunulmadığı, ayrıca zararın oluşması için kullandırılan kredilerin tahsil edilip edilmediği, kredi kullandırılan şirketler yönünden tahsilata yönelik ne gibi işlem yapıldığının belirlenemediği gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili (borcu üstlenen ...) temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, davacı bankanın zarara uğratıldığı iddiasına dayalı yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Bununla birlikte yönetim ve denetim kurulları usulüne uygun olarak ibra edilmiş iseler sorumluluktan kurtulmuş olurlar. Ancak, bunun için yani ibranın geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi için genel kurula sunulan bilanço, gelir-gider tabloları ile harcamalara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtması, ilgililerin sorumluluğunu doğuracak işlemler hakkında genel kurulun bilgilendirilmesi ve yapılan doğru bilgilendirme sonucu ibra kararının alınmış olması gerekir. İbraya ilişkin karar genel kurulun bilgisi dışında kalan hususlarda veya genel kurula yanlış olarak sunulmuş, gerçeği yansıtmayan belge ve bilgilere dayalı olarak verilmiş ise şeklen geçerli bir ibra kararı mevcut olsa da söz konusu karar ilgililer yönünden geçerli bir ibraya bağlanan hukuki sonuçları doğuramayacağından ilgilileri sorumluluktan kurtarıcı bir etki yaratamaz.

Somut olayda da, davacı banka vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu bankalar yeminli murakıp raporlarına atıf yaparak dava dilekçesinde açıklamıştır. Davacı taraf zarar iddiası olarak iki hususu ileri sürmüştür, bunlardan birincisi 27.10.2003 havale tarihli dilekçesinde belirttiği bir kısım şirketlere usulsüz krediler kullandırıldığı ve bunların tahsil edilemediği, diğeri ise bankanın zararda olduğu halde fiktif işlemler ile kar elde etti gösterilerek ortaklara dağıtılan kar payıdır.

Mahkemece, usulsüz kullandırılarak tahsil edilemeyen kredilere yönelik zarar iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği, yönetim kurulu tarafından tahsis edilen kredilerin tahsis şartlarına uygun davranılıp davranılmadığı ve yeterli teminat alınıp alınmadığının kredilerin tahsisine ilişkin açıklayıcı belge sunulmadığından belirlenemediği, dolayısı ile usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ancak, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davalıların sorumluluklarının kredilerin tahsisindeki usulsüzlük mü, yoksa başka bir olumsuzluk nedeniyle mi olduğuna ilişkin davacı tarafından bir açıklık getirilmediği belirtilmiş olmakla birlikte, davacının usulsüz kredi kullandırıldığını iddia ettiği şirketlere verilen kredilerin banka tarafından tahsil edilemediği de aynı raporda belirtilmiştir.

Davalılar da, bu şirketlere kredi verilmediğini veya kredilerin tahsil edildiğini savunmamıştır. Davacı taraf her ne kadar bankalar yeminli murakıp raporlarına dayanmış ve bu raporlar kesin delil niteliğinde değil ise de, davalıların savunmaları karşısında anılan raporların mahkemece, delil olarak değerlendirilmemesi doğru değildir. Bu itibarla mahkemece, tahsil edilemeyen kredilerden dolayı banka zararının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerekir.

TTK'nın 336. maddesinde öngörülen yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu kusur sorumluluğu olmakla birlikte, haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak, banka yönetici ve denetçilerinin sorumluluğu, TTK'nın 338. ve 359'uncu maddeleri uyarınca, ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle, davacı Bankanın gerçekleşen dava konusu zararından, davalıların sorumlu tutulmamaları için, davalıların bu zararın gerçekleşmesinde kusurlu bulunmadıklarını ispat etmeleri gerekir. Tahsil edilemeyen kredilerden dolayı buna neden olan yönetici ve deneticiler ile birlikte kredi alan şirketler eksik teselsül hükümleri gereği davacıya karşı sorumludurlar.

Bu itibarla, mahkemece, tahsil edilemeyen krediler nedeniyle bankanın zararının meydana geldiğinin kabulü ile bu kredilerden dolayı davalıların sorumluluk sınırlarının belirlenmesi, davalılar hakkında verilen ibra kararlarının yukarıda açıklanan şekilde genel kurulun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi sonucu alınmış olup olmadığının yani geçerli hukuki sonuç doğuracak bir ibra olup olmadığının her bir davalı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Bununla birlikte, davacı tarafından ikinci zarar kalemi olarak ileri sürülen, davalıların bilanço ve gelir tabloları üzerinde usulsüz işlemler ile (gerçekte kullandırılmadığı halde kredi kullandırılmış ve gelir elde edilmiş gibi kayıt yapılması, fiktif işlemler ve ters kayıt işlemleri gibi) esasen banka zarar ettiği halde kar elde etmiş gibi gösterildiği ve ortaklara kar payı dağıtıldığı, bu şekilde bankanın zarara uğratıldığı iddiasına yönelik olarak 03.06.2010 tarihli bilirkişi raporunda banka kayıtlarında fiktif işlemler ile kâr varmış gibi gelir tablosu düzenlendiği, ancak kâr payı dağıtımı yapılıp yapılmadığının belirlenemediği belirtilmiş olduğu halde, mahkemece davacı tarafından bu ikinci zarar iddiası olan kâr payı dağıtıldığına yönelik davacı delilleri istenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararı bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347655600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.