Elbirliği mülkiyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17386 E. 2014/1455 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
elbirliği mülkiyeti↗ doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ hmk 115/3↗ delillerin toplanmaması↗ şirket müdürlüğü↗ mirasçılık↗ kesin süre↗ muvafakat↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, murisin dava dışı şirketteki hissesinin mirasçılar adına intikalinin yapılmadığı ve mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti bulunduğu, bu nedenle TMK'nın 702. maddesi hükmüne göre gerek yönetim gerekse tasarruf işlerinde tüm paydaşların oybirliği ile hareket etmelerinin zorunlu olduğu, murisin taraflar dışında olup davada yer almayan Onur Altınok isminde başka mirasçısının bulunduğu, davacıların davayı tek başlarına açmalarının mümkün olmadığı, bu hususun dava takip yetkisiyle ilişkili olduğu, HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacılar vekiline, dava dışı mirasçının davaya muvafakatını sağlaması veya bu mirasçıya ait vekalet sunması, bunların mümkün olmaması halinde terekeye mümessil tayin ettirilmesi için verilen kesin süreye davacılar vekilince uyulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
.../...
-2-
Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, dava dışırtağı olan davacılar tarafından, şirketin müdürleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. Mahkemece HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacılar vekiline, dava dışı mirasçının davaya muvafakatını sağlaması veya bu mirasçıya ait vekalet sunması, bunların mümkün olmaması halinde terekeye mümessil tayin ettirilmesi için verilen kesin süreye davacılar vekilince uyulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile karar tarihinde yürürlükteki 6762 sayı21/1. maddesi hükmü uyarınca limited şirketlerde bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların muvafakatına ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay mirasçılarına intikal edeceği bu nedenle mahkemenin ret gerekçesi yerinde değil ise de TTK 556. maddesi hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu ve TTK 340. maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenilmesi ve hükmedilmesi gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacıların hükmedilecek tazminatın terekeye intikali istenilerek dava açılmış olmakla davanın bu haliyle dinlenilebilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı onanmıştır. Oysa dava dilekçesinde davacılar vekili tarafından açıkça mahkemece hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi talep edildiği, dolayısı ile TTK'nın 309. maddesi uyarınca usulüne göre bir talepte bulunulduğu anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 17.05.2013 gün ve 2012/8781-2013/10235 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaKararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile karar tarihinde yürürlükteki 6762 sayı21/1. maddesi hükmü uyarınca «limited şirketlerde» bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların «muvafakatına» ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay «mirasçılarına» intikal edeceği bu nedenle mahkemenin ret gerekçesi yerinde değil ise de TTK 556. maddesi hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu ve TTK 340. maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenilmesi ve hükmedilmesi gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacıların hükmedi …
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · dolaylı zarar · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaKararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile karar tarihinde yürürlükteki 6762 sayı21/1. maddesi hükmü uyarınca «limited şirketlerde» bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların «muvafakatına» ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay «mirasçılarına» intikal edeceği bu nedenle mahkemenin ret gerekçesi yerinde değil ise de TTK 556. maddesi hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu ve TTK 340. maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenilmesi ve hükmedilmesi gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacıların hükmedi …
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaKararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile karar tarihinde yürürlükteki 6762 sayı21/1. maddesi hükmü uyarınca «limited şirketlerde» bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların «muvafakatına» ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay «mirasçılarına» intikal edeceği bu nedenle mahkemenin ret gerekçesi yerinde değil ise de TTK 556. maddesi hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu ve TTK 340. maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenilmesi ve hükmedilmesi gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacıların hükmedi …
Benzer bu karardaBilindiği üzere 6762 sayılı TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · şirket zararı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Öte yandan, davacının tazminat talebi de davalı şirket yöneticilerinin kasıtlı eylemleri sonucu «şirketin zarara» uğramasına dayalı olup bu talep de niteliği itibariyle 6762 sayılı TTK'nun 309. ve 336 maddeleri uyarınca açılması mümkün bulunan sorumluluk davasına tekabül etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17386 E. , 2014/1455 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 29.12.2011 gün ve 2008/544-2011/591 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.05.2013 gün ve 2012/8781-2013/10235 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalıların 09.06.2001 tarihinde vefat eden muris mirasçıları bulunduğunu, dava dışı murise ait %90 payın henüz taksimi yapılmamış olan terekenin bir parçası olduğunu, davalıların anılan şirkette müdürlük sıfatını haiz oldukları 20.02.1997-20.02.2002 tarihleri ile bu sıfatları sona ermesine rağmen takip eden dönemdeki eylemleri ile şirketi zarara uğrattıklarını ve şirketin davalılardan ...'a 73.000.00 TL miktarında borçlandırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 73.000,00 TL tazminatın, tazminat borcunun doğduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faiziyle şirkete ve dolayısı ile taksimi henüz yapılmayan terekeye ödenmesini, terekeye ait olan şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava dışı şirkette murisin %90, davalılardan murisin eşi ...'un %10 oranında pay sahibi olduğunu, murisin ölümü üzerine davacıların miras hisseleri oranında şirkete ortak olduklarını, müvekkillerinin basiretli bir iş adamı gibi şirketi yönettiklerini, müvekkillerinden ...'un dava konusu miktarda bir alacağının olmadığını, muhasebe kayıtlarında gözükse bile şirkete böyle bir parayı koymadığını açıkladığını, bu nedenle davanın nedeninin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, murisin dava dışı şirketteki hissesinin mirasçılar adına intikalinin yapılmadığı ve mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti bulunduğu, bu nedenle TMK'nın 702. maddesi hükmüne göre gerek yönetim gerekse tasarruf işlerinde tüm paydaşların oybirliği ile hareket etmelerinin zorunlu olduğu, murisin taraflar dışında olup davada yer almayan Onur Altınok isminde başka mirasçısının bulunduğu, davacıların davayı tek başlarına açmalarının mümkün olmadığı, bu hususun dava takip yetkisiyle ilişkili olduğu, HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacılar vekiline, dava dışı mirasçının davaya muvafakatını sağlaması veya bu mirasçıya ait vekalet sunması, bunların mümkün olmaması halinde terekeye mümessil tayin ettirilmesi için verilen kesin süreye davacılar vekilince uyulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
.../...
-2-
Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, dava dışırtağı olan davacılar tarafından, şirketin müdürleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. Mahkemece HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacılar vekiline, dava dışı mirasçının davaya muvafakatını sağlaması veya bu mirasçıya ait vekalet sunması, bunların mümkün olmaması halinde terekeye mümessil tayin ettirilmesi için verilen kesin süreye davacılar vekilince uyulmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2013 tarihli kararı ile karar tarihinde yürürlükteki 6762 sayı21/1. maddesi hükmü uyarınca limited şirketlerde bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların muvafakatına ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay mirasçılarına intikal edeceği bu nedenle mahkemenin ret gerekçesi yerinde değil ise de TTK 556.
maddesi hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılmasının mümkün olduğu ve TTK 340. maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenilmesi ve hükmedilmesi gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacıların hükmedilecek tazminatın terekeye intikali istenilerek dava açılmış olmakla davanın bu haliyle dinlenilebilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı onanmıştır.
Oysa dava dilekçesinde davacılar vekili tarafından açıkça mahkemece hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi talep edildiği, dolayısı ile TTK'nın 309. maddesi uyarınca usulüne göre bir talepte bulunulduğu anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 17.05.2013 gün ve 2012/8781-2013/10235 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.5.2013 gün ve 2012/8781-2013/10235 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, ödedikleri karar düzeltme harcı, temyiz ilam harcı ve temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346412500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz