6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bilirkişi ücreti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8234 E. 2014/13031 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti kesin süre kâr kaybı ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 163 · HMK — HMK 94 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03/03/2014 gün 2013/15822 Esas 2014/3920 K.sayılı kararı ile onanmıştır.

Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmının belirlenmesi ise hakime bırakılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 163. (HMK 94. md.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.

Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.)

Somut olayda; mahkemece, 25.04.2013 tarihli oturumda, davacı tarafın bilirkişi ücretini bir aylık kesin sürede yatırmasına karar verilerek duruşma 04.07.2013 gününe ertelenmiş, davacı taraf kesin süreden sonra fakat sonraki duruşma tarihinden önce 06.06.2013 tarihinde bilirkişi ücretini yatırmıştır. Bu durumda, bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra yatırılmasının yargılamayı uzatmadığı verilen kesin mehlin amacına ulaştığı ortada olduğundan mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13622 E. 2014/1568 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7970 E. 2014/10199 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit | İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8227 E. 2015/5383 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5503 E. 2015/3273 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10811 E. 2015/7507 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13617 E. 2014/1566 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15827 E. 2014/1576 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15819 E. 2014/1571 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/8234 E.  ,  2014/13031 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 tarih ve 2013/121-2013/555 sayılı kararını onayan Daire’nin 03/03/2014 gün 2013/15822 Esas 2014/3920 sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, ... Grubu yöneticilerinin 1990’lı yıllardan itibaren yatırılan paranın istendiğinde geri ödeneceği ve yatırılan bu paralar karşılığında yüksek faiz verileceği vaadiyle binlerce kişiden para topladıklarını, müvekkilinden de 14.06.2000 tarihinde 10.000 DM tahsil edilmiş olduğunu, tahsil edilen bu para karşılığında kendisine üzerinde “hisse senedi talep formu” ibaresi bulunan bir belge verildiğini, müvekkilinin parasını geri almak istediğinde şirket yetkililerinin kendisini sürekli oyaladıklarını ve en sonunda parasının geri ödenmesinin mümkün olmadığını söylediklerini, davalıların yasal düzenlemelere aykırı şekilde para topladıklarını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkiline hisse senedi teslim edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin bu faaliyetleri nedeniyle yargılanarak mahkum edildiklerini, davalı ...’ın da müvekkilinden para tahsil edildiği tarihte davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK’nun 336 ncı maddesi uyarınca müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, “hisse senedi talep formu” adlı belge ile hisse senedi satımı yapılamayacağının tespitine, bu doğrultuda müvekkilinin davalı şirketle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, müvekkilinden tahsil edilen 10.000 DM karşılığı 9.508,99 YTL’nin faiziyle birlikte iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03/03/2014 gün 2013/15822 Esas 2014/3920 K.sayılı kararı ile onanmıştır.

Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmının belirlenmesi ise hakime bırakılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 163. (HMK 94. md.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.

Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.)

Somut olayda; mahkemece, 25.04.2013 tarihli oturumda, davacı tarafın bilirkişi ücretini bir aylık kesin sürede yatırmasına karar verilerek duruşma 04.07.2013 gününe ertelenmiş, davacı taraf kesin süreden sonra fakat sonraki duruşma tarihinden önce 06.06.2013 tarihinde bilirkişi ücretini yatırmıştır. Bu durumda, bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra yatırılmasının yargılamayı uzatmadığı verilen kesin mehlin amacına ulaştığı ortada olduğundan mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin 03/03/2014 gün 2013/15822 Esas 2014/3920 sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, kararın mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 11.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/345199000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.