Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3238 E. 2017/1830 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 182/3↗ bildirim yükümlülüğü↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ kişilik hakları↗ emredici hüküm↗ kısıtlılık↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ iş bölümü↗ infaz↗ ifa↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ komisyon↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." isimli dizide oynadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmenin 3.maddesiyle davalının mesleki işlerinin davacı ajans tarafından yürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa bildirmesi yükümlülüğü öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını kısıtlayan bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesiyle öngörülen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9.maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler ./..
karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim ifa yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de; TBK 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen komisyon ücretinin tamamını talep etmesi hakkaniyete ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan TBK 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi, TBK 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacı davalının daha önce ... olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istemiş ise de TBK 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden doğan alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki bölümler için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, TBK 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01/12/2011 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, TBK 182. madde gereğince takdiren 10.000 Amerikan Doları cezai şartın dava tarihinden Merkez Bankası'nca döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 388 maddesinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkeme gerekçesinin ilk kısmında sözleşmenin 3. maddesiyle davalının mesleki işlerinin davacı ajans tarafından yürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa bildirmesi yükümlülüğü öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını kısıtlayan bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen komisyon ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, gerekçe kendi içerisinde çeliştiğinden verilen karar yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/587 E. 2023/7110 K.
Ortak:bildirim yükümlülüğü · kişilik hakları · emredici hüküm · kısıtlılık · ticari faiz · hakkaniyet · cezai şart · iş bölümü
İncelediğiniz kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9.maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler ./.. karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim «ifa» yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de; TBK 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen «komisyon» ücretinin tamamını talep etmesi «hakkaniyete» ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan TBK 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi, TBK 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacı davalının daha önce ... olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istemiş ise de TBK 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden doğan alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki «bölümler» için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, TBK 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01/12/2011 tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, TBK 182. madde gereğince takdiren 10.000 Amerikan Doları «cezai şartın» dava tarihinden Merkez Bankası'nca döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen «komisyon» ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9. maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim «ifa» yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de aynı Kanun'un 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen «komisyon» ücretinin tamamını talep etmesi «hakkaniyete» ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi anılan Kanun'un 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacının, davalının daha önce ödemiş olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istediği, 6098 sayılı Kanun'un 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden ... alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki «bölümler» için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle 6098 sayılı Kanun'un 51 ve 52 nci maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000,00 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01.12.2011 tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi gereğince takdiren 10.000,00 ...
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi ... «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… kçesine uygun yargılama yapılmadığını, yerel mahkemenin önceki kararlarında tespit ettiği üzere sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı olduğu ve sözleşmenin davalı müvekkili için bağlayıcı olmadığı hususunun hukuken değerlendirilmediğini, hatta gerekçeli kararda bu hususa ilişkin savunmalarına dahi yer verilmediğini, sadece «komisyon alacağına» ilişkin basit bir matematik hesabı yapıldığını, bozma kararı doğrultusunda sözleşme maddeleri, bu maddelerin «geçersizliğine» ilişkin verilen mahkeme kararları ve savunmaları ile müvekkilince yapılan komisyon ödemelerinin birliklikte değerlendirilmesinin yapılmadığını, davaya konu sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette maddeler içerdiğini, davalının kendisini bağlayan, adeta kelepçe bir sözleşmeyle kendisini yoksulluğa «terk» etmesinin sanatçıdan beklenemeyeceğini, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin «dürüstlük kuralı» kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığını, kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlunun karşı tarafın borcunu ifasını talep edemeyeceğini, hukuken geçersiz bir sözleşmede geçerli sözleşmede olduğu gibi tarafların hak ve borçlarının doğmadığını, yine geçersiz bir sözleşmeye istinaden edimde bulunan/ödeme yapan tarafın diğer taraftan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde edimin iadesini talep etme hakkına sahip olduğunu, mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın bo …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · tenkis · kişilik haklarının ihlali · sözleşme serbestisi · komisyon alacağı · ihtar tebliği · münhasırlık · dürüstlük kuralı
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi ... «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… leşmesi” incelendiğinde, sözleşmenin konusunun sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin, pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitine yönelik olduğu, sözleşmeye göre sanatçının bu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını münhasıran ajans aracılığıyla gerçekleştireceği, Ajansın, sanatçıdan, yapacağı tüm faaliyetler için net %20 «komisyon alacağı», bu ... ve bedellere KDV nin «dahil» olmadığı, somut olayda her ne kadar davalı sanatçı sözleşme gereği davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendi imkanları ile iş bulduğunu …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin olduğu, sözleşmeye göre sanatçının işbu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını münhasıtan ajans aracılığıyla gerçekleştireceği, başka bir deyişle sözleşmede davacının davalıya menajerlik yapacağının öngörülmeyip, sanatçının sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasının münhasıran ajans aracılığıyla gerçekleştireceğinin öngörüldüğü, bu doğrultuda davalının sözleşme süresi içerisinde davacı ajans aracılığı olmaksızın gerçekleştirdiği oyunculuk faaliyetlerinden elde edeceği bedelin %20'sini davacıya ödemesinin gerekeceği, tarafların da kabulünde olduğu üzere davalının, davacı aracılığı olmaksızın “Avrupa Avrupa" dizisinde oynadığı ve bu dizi için davacıya bir kısım «komisyon» ödemeleri yaptığı, davacının, davalıdan toplamda alacağı komisyon ücretinin bilirkişi raporları kapsamına göre 30.680,00 TL olduğu, davalı tarafından ödenen 9.500,00 TL düşüldüğünde 21.180,00 TL davacı alacağının bulunduğu, davacının ise davasını açarken şimdilik 10.560,00 TL için dava açtığı, taleple bağlı kalınarak bu meblağın davalıdan tahsiline karar verildiği, «cezai şart» talebi yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı Kanun'un 160 ncı maddesi hükmünce taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebileceği, ancak aynı Kanun'un 161 nci maddesine göre taraflar ileri sürmese bile hakimin fahiş gördüğü cezaları re'sen «tenkis» edebileceği, sözleşmenin süresi, taraflara yükledikleri borç ve sorumluluklar, davacının ajans hizmeti vermesi, davalının ise tüm mesleki faaliyetlerini münhasıran ajansın satış ve pazarlaması ile gerçekleştirmek üzere bir sözleşme akdetmesi, davacının menajerlik hizmeti kapsamında gerektiği gibi davalıya iş temin etmemesi, davalının da davacıya edimini yerine getirmesi için «ihtar» göndermeden kendi imkanları ile iş bulması nedeniyle her iki tarafında kusurlu olması, davacının «tacir» olması, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik durumları, gözetildiğinde cezai şartta takdiren indirime gidilmesi gerektiği ve takdiren 10.000,00 ...
… kçesine uygun yargılama yapılmadığını, yerel mahkemenin önceki kararlarında tespit ettiği üzere sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı olduğu ve sözleşmenin davalı müvekkili için bağlayıcı olmadığı hususunun hukuken değerlendirilmediğini, hatta gerekçeli kararda bu hususa ilişkin savunmalarına dahi yer verilmediğini, sadece «komisyon alacağına» ilişkin basit bir matematik hesabı yapıldığını, bozma kararı doğrultusunda sözleşme maddeleri, bu maddelerin «geçersizliğine» ilişkin verilen mahkeme kararları ve savunmaları ile müvekkilince yapılan komisyon ödemelerinin birliklikte değerlendirilmesinin yapılmadığını, davaya konu sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette maddeler içerdiğini, davalının kendisini bağlayan, adeta kelepçe bir sözleşmeyle kendisini yoksulluğa «terk» etmesinin sanatçıdan beklenemeyeceğini, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin «dürüstlük kuralı» kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığını, kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlunun karşı tarafın borcunu ifasını talep edemeyeceğini, hukuken geçersiz bir sözleşmede geçerli sözleşmede olduğu gibi tarafların hak ve borçlarının doğmadığını, yine geçersiz bir sözleşmeye istinaden edimde bulunan/ödeme yapan tarafın diğer taraftan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde edimin iadesini talep etme hakkına sahip olduğunu, mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3765 E. 2020/896 K.
Ortak:bildirim yükümlülüğü · kişilik hakları · emredici hüküm · kısıtlılık · hakkaniyet · cezai şart · kamu düzeni · komisyon · Alacak
İncelediğiniz kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9.maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler ./.. karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim «ifa» yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de; TBK 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen «komisyon» ücretinin tamamını talep etmesi «hakkaniyete» ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan TBK 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi, TBK 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacı davalının daha önce ... olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istemiş ise de TBK 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden doğan alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki «bölümler» için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, TBK 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01/12/2011 tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, TBK 182. madde gereğince takdiren 10.000 Amerikan Doları «cezai şartın» dava tarihinden Merkez Bankası'nca döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen «komisyon» ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi temel «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin MK 2. madde kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, menajerlik sözleşmesine dayalı «komisyon alacağı» ve «cezai şart» istemine ilişkindir.
Ajans, sanatçıdan yapacağı tüm faaliyetler için net %20 «komisyon» alacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kişilik haklarının ihlali · sözleşme serbestisi · komisyon alacağı · münhasırlık · dahili dava
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi temel «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin MK 2. madde kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, menajerlik sözleşmesine dayalı «komisyon alacağı» ve «cezai şart» istemine ilişkindir.
Ancak taraflar arasındaki “Bookink Satış&Pazarlama Sözleşmesi” incelendiğinde, sözleşmenin konusu, sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin, pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitidir.
Sözleşmeye göre, sanatçı işbu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını «münhasıran» ajans aracılığıyla gerçekleştirecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/852 E. 2017/3865 K.
Ortak:cezai şart · kamu düzeni · komisyon
İncelediğiniz kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9.maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler ./.. karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim «ifa» yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de; TBK 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen «komisyon» ücretinin tamamını talep etmesi «hakkaniyete» ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan TBK 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi, TBK 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacı davalının daha önce ... olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istemiş ise de TBK 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden doğan alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki «bölümler» için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, TBK 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01/12/2011 tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, TBK 182. madde gereğince takdiren 10.000 Amerikan Doları «cezai şartın» dava tarihinden Merkez Bankası'nca döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen «komisyon» ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının «husumeti» nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu «ihtar» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin «geçersiz» olduğu, «sözleşmenin feshinin» geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde «fesih» yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı «kusur», gerekse «fahiş cezai şart» ve TBK'nın 182/«son» maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda «komisyon» alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının «komisyon alacağının» 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL «yoksun kalınan» kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… vacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis «komisyonunu» ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan «mahrum» kaldığını ileri sürerek «cezai şart» ve «yoksun kalınan» kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak «takas» ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fahiş cezai şart · komisyon alacağı · yoksun kalınan kâr · takas · ihtisas mahkemesi · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · fesih
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının «husumeti» nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu «ihtar» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin «geçersiz» olduğu, «sözleşmenin feshinin» geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde «fesih» yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı «kusur», gerekse «fahiş cezai şart» ve TBK'nın 182/«son» maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda «komisyon» alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının «komisyon alacağının» 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL «yoksun kalınan» kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… vacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis «komisyonunu» ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan «mahrum» kaldığını ileri sürerek «cezai şart» ve «yoksun kalınan» kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak «takas» ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
5846 sayılı Yasa'nın 76. maddesinde bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklı uyuşmazlıklara «ihtisas» mahkemesi niteliğindeki fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerince bakılacağı belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3238 E. , 2017/1830 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2012/185-2015/211 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/03/2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme gereğince davalının müvekkilinin menajerlik hizmetleri karşılığı sözleşmeye konu faaliyetlerde elde edeceği gelirin %20 lik kısmını komisyon olarak ödemesinin öngörüldüğünü, buna KDV'nin dahil olmadığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi davalının müvekkiline haber vermeksizin başka bir dizide rol aldığını ileri sürerek, şimdilik 7.500 TL komisyon ücreti ve 3.060 TL KDV olmak üzere toplam 10.560 TL alacağın 01.12.2011 keşide tarihinden ve 30.000 ABD doları cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1 yıl boyunca üzerine düşen hiç bir görevi yerine getirmediğini, hiç bir projede iş teklifi yapılmadığını, bunun üzerine tarafların bu konuyu görüşerek müvekkilinin sözleşmeyi sözlü olarak feshettiğini, menajerin herhangi bir iş temin etmemesi nedeniyle komisyon alacağının bulunmadığını, vicdani nedenlerle davacının talebi üzerine 15.02.2012 tarihinde 15 bölüm karşılığında 7.500 TL ile 15.03.2012 tarihinde 4 bölüm karşılığı 2.000 TL'yi elden ödediğini, davacının cezai şart talep edemeyeceğini, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." isimli dizide oynadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmenin 3.maddesiyle davalının mesleki işlerinin davacı ajans tarafından yürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa bildirmesi yükümlülüğü öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını kısıtlayan bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesiyle öngörülen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9.maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler ./..
karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim ifa yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de; TBK 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen komisyon ücretinin tamamını talep etmesi hakkaniyete ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan TBK 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi, TBK 182.
maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacı davalının daha önce ... olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istemiş ise de TBK 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden doğan alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki bölümler için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, TBK 51 ve 52.
maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01/12/2011 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, TBK 182. madde gereğince takdiren 10.000 Amerikan Doları cezai şartın dava tarihinden Merkez Bankası'nca döviz hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 388 maddesinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkeme gerekçesinin ilk kısmında sözleşmenin 3. maddesiyle davalının mesleki işlerinin davacı ajans tarafından yürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa bildirmesi yükümlülüğü öngörülmüş ise de; davacı lehine davalının çalışma koşullarını kısıtlayan bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı belirtilmesine rağmen, gerekçenin devamında davalının sözleşmede belirtilen komisyon ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, gerekçe kendi içerisinde çeliştiğinden verilen karar yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbirtaraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/323963100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz