Emniyeti suistimal sigortasında tazminatın muacceliyeti
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1284 E. 2025/72 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Sigorta poliçesinde yer alan ve sigortalının çalışanı gibi sigortalı/sigorta ettiren dışındaki kişilerin işlediği suçun 'açılacak dava neticesinde saptanmasını' şart koşan özel hüküm, TTK'nın 1452/3. maddesi uyarınca sigortalı, sigorta ettiren ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceğinden, sigorta tazminatının muacceliyetini ceza mahkemesi kararının kesinleşmesine bağlayan bir koşul olarak yorumlanamaz; tazminatın muacceliyeti TTK'nın 1427/2. maddesindeki genel kurallara göre belirlenir ve sigortalı ile sigorta ettiren dışındaki kişiler hakkındaki soruşturma/dava sürecinin tamamlanmamış olması, tazminat talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesini gerektirmez.
Ele alınan sorunlar
Poliçedeki 'suçun saptanması' şartının muacceliyet koşulu olarak yorumlanamaması → kabul
İddia: Davacı vekili, poliçenin 5. maddesindeki 'dava neticesinde suçun saptanması' ifadesinin ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini gerektirmediğini, Masak raporu, el koyma kararı ve ceza mahkemesindeki bilirkişi incelemesi ile suçun saptandığını, TTK'nın 1409. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleşmesiyle sigortacının zararı ödemekle yükümlü olduğunu, ilk derece mahkemesinin ifa zamanının gelmediği yönündeki gerekçesini açıklamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Sigortacının tazminat ödeme borcu ve muacceliyeti TTK'nın 1427/2. maddesinde düzenlenmiştir; bu hükme göre sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve ilgili belgelerin verilmesinden sonra sigortacının araştırmaları bitince ve her hâlde ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur; araştırmalar üç ay içinde tamamlanamamışsa sigortacı hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder. TTK'nın 1452/3. maddesi uyarınca bu hüküm sigortalı, sigorta ettiren ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilmişse kanun hükümleri uygulanır. Poliçenin atıf yaptığı Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nın B.5 maddesinde ise sigortalı veya sigorta ettiren hakkında soruşturma açılması hâlinde tazminat ödemesinin bekletilebileceği düzenlenmiş, ancak sigortalı ve sigorta ettiren dışındaki kişiler (örneğin şirket çalışanı) hakkında açılan soruşturma için tazminat ödemesinin bekletileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda poliçedeki 'emniyeti suistimal suçunu işleyen görevlisi hakkında cezai takibat talebinde bulunulması ve açılacak dava neticesinde suçun saptanması lazımdır' hükmünün davacı sigortalı aleyhine yorumlanarak sigorta tazminatının muaccel hale gelmesi için bir şart olarak değerlendirilmesi, TTK'nın 1452/3 ve 1427/2. maddeleri karşısında mümkün değildir. Dolayısıyla alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Emniyeti suistimal sigortası poliçelerinde yer alan ve tazminatın ödenmesini, sigortalı/sigorta ettiren dışındaki bir kişi hakkındaki ceza davasının sonuçlanmasına bağlayan özel şartların, TTK'nın 1452/3. maddesi karşısında sigortalı aleyhine muacceliyet koşulu olarak yorumlanamayacağı yönündeki tespit, benzer sigorta sözleşmesi uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emniyeti suistimal sigortası↗ muacceliyet↗ hukuki yarar↗ sigorta tazminatı↗ poliçe özel şartları↗ emredici hüküm↗ avans ödemesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1284
KARAR NO 2025/72
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/03/2024
NUMARASI 2023/649 Esas - 2024/214 Karar
DAVA
Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2025
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen 08.01.2018 düzenleme tarihli ... Poliçesi ile 31.12.2017 – 31.12.2018 arasındaki dönemin teminat altına alındığını, müvekkili şirket nezdinde 31.05.2018 tarihinde yapılan mali denetim sırasında 21.08.2017 tarihinden 04.06.2018 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı asistanı olarak görev alan dava dışı ...’in görevini ve güveni kötüye kullanarak, hile ve dolandırıcılık veya sahtekarlık yoluyla sigortalı şirkete ait olan parayı zimmetine geçirdiğinin ve şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, dava dışı ... hakkında yürütülen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nin 2018/115053 No'lu soruşturma dosyasında bilirkişi raporu alındığını ve iddianame düzenlenerek İstanbul Anadolu 29.
Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını, alınan bilirkişi raporları ile dava dışı ...' in güveni kötüye kullanarak haksız menfaat elde ettiğinin ve müvekkil şirketi zarara uğrattığının açık olduğunu, davalının müvekkilinin zararını sigortacı sıfatıyla tazmin etmesi gerektiğini belirterek 133.276-Euro alacağın 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili tarafından oyalandığı ve bu nedenle dava açamadığı iddiasının geçersiz olduğunu, davacının taleplerinin "hukuken istenebilir" olmadığını, ceza mahkemesi kararı olmadan müvekkilinden bir talepte bulunulamayacağını, sanığın suçu kabul ettiğine ilişkin bir beyan veya bu yönde bir savunmasının olmadığını, müvekkilinin şarta bağlı ifa yükümlülüğünün, şart gerçekleşmediğinden henüz doğmadığını, borç henüz talep edilebilir hale gelmediğinden davacının bu davayı açmakta bir hukuki menfaati bulunmadığını, davacının ifa zamanı gelmeyen borcu dava etmesi nedeniyle müvekkilinin temerrüte düşmediğini, poliçede döviz kurunun sabitlendiğini ve tazminatın Türk Lirası olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının müvekkilinden TL olarak talepte bulunmakla seçimlik hakkını TL talep yönünde kullandığını, poliçede yer alan diğer özel şartların da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı ile davalı arasında 08/01/2018 tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi akdedildiği, davacı şirket nezdinde 31/05/2018 tarihinde yapılan mali denetim sırasında yönetim kurulu başkanı asistanı olarak görev alan dava dışı ...'in iş avans/masraf formu kapamalarındaki orantısızlığın farkedilmesi nedeniyle davacı şirket yetkilileri tarafından ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, İstanbul Anadolu CBS tarafından 2018/115053 soruşturma nolu dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen iddianame sonrası İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/9 esas sayılı dosyası ile sanık ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik iddiaları ile dava açıldığı, sanık ...
yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkemenin 2021/789 esas numarasını aldığı, dosyanın derdest olduğu, taraflar arasında düzenlenen poliçenin 5 numaralı özel şartlar maddesinin "Emniyeti suistimal olayında sigorta ettirenin emniyeti suistimal suçunu işleyen görevlisi hakkında cezai takibat talebinde bulunması ve açılacak dava neticesinde suçun saptanması lazımdır." şeklinde olduğu, bu nedenle talepte bulunulabilmesi için suçun saptanması gerektiğini, ceza dosyasında henüz sanık ...'in ifadesinin alınamadığı, somut olayda taraflar arasındaki poliçenin 5 nolu özel şartı kapsamında borcun henüz talep edilebilir hale gelmediği, davacının davayı açmakta hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; poliçenin 5. maddesinin sigorta şirketinin mahkumiyet kararı olmadan ödeme yapmayacağı şeklinde yorumlanmış ise de suçun mahkeme dosyasında Masak raporu ile saptandığını, sanığın yakalanamaması gibi usuli nedenlerden dolayı ceza dosyasının karara çıkmamış olmasının ödemeden imtina hakkı vermeyeceğini, dava neticesinde suçun saptanması ifadesinin ceza mahkemesi kararının beklenmesi gerektirmediğini, ifa zamanının gelmediği kabul edilmiş ise de mahkemece bunun gerekçesinin açıklanmadığını, poliçenin bu hükmünde ise mutlak bir ifa zamanı bulunmadığını, ifa zamanının somut olay ve durum dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, mahkeme kararının beklenmesinin sigortacılık kurumu ile bağdaşmadığını,Hazine Müsteşarlığı'na ait denetim rehberinde tazminat ödemesine engel teşkil etmeyen dava ve soruşturmalar nedeniyle tazminat ödemesinin geciktirilmemesinin esas olduğunun belirtildiğini, kaldı ki Masak raporu, el koyma kararı, ceza mahkemesinde yapılan bilirkişi incelemesi ile suçun saptandığını, TTK'nın 1409.
maddesi uyarınca rizikonun doğmasıyla sigortacının zararı ödemekle yükümlü olduğunu, ceza dava dosyası kapsamında emniyeti suistimal eyleminin açıkça ortaya konulduğunu, ayrıca sigorta şirketinin TTK'nın 1427. maddesi gereğince avans ödemesi yapması gerektiğini, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan hatalı karar verildiğini, ceza dosyasının kesinleşmesinin gerekip gerekmediğinin dahi değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, çalışanının emniyeti suistimal eylemi nedeniyle davacı sigortalı şirketin uğradığı zararın davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ... Poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı şirket ile davalı arasında 08/01/2018 tarihli 31/12/2017 - 31/12/2018 arası dönemi teminat altına alan 08/01/2018 düzenleme tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi akdedildiği, davacı şirket nezdinde 31/05/2018 tarihinde yapılan mali denetim sırasında yönetim kurulu başkanlığı asistanı olarak görev alan dava dışı ...'in iş avans/masraf formu kapamalarındaki orantısızlığın fark edilmesi nedeniyle davacı şirket tarafından ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, İstanbul Anadolu CBS tarafından yürütülen soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu 29.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/9 esas sayılı dosyası ile sanık .... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik iddiaları ile dava açıldığı, sanık... yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkemenin 2021/789 esasında yargılamanın devam ettiği, davalı sigorta şirketi tarafından sigorta tazminatı ödenebilmesi için emniyeti suistimal suçunu saptayan kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması gerektiğinin gerekçe gösterildiği, mahkemece poliçedeki özel şarta dayalı olarak davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme kararının dayanağı poliçe özel şartlarının 5. maddesinde; "... Emniyeti suistimal olayında sigorta ettirenin emniyeti suistimal suçunu işleyen görevlisi hakkında cezai takibat talebinde bulunması ve açılacak dava neticesinde suçun saptanması lazımdır..." şeklinde hüküm bulunmakta olup, uyuşmazlık bahsi geçen düzenlemenin ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden sigorta tazminatı istenip istenemeyeceği, sigorta tazminatının muaccel olup olmadığı, davanın erken açılıp açılmadığı hususlarında toplanmaktadır.Sigortacının tazminat ödeme borcu ve muacceliyet TTK'nın 1427/2 maddesinde;
"...sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.
(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. (5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir..." şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 1452/3. maddesinde anılan bu kanun hükmünün sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceği, değiştirilmesi halinde bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.Bunun dışında bahsi geçen poliçede Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'na da atıf yapılmıştır. Hırsızlık sigortası genel şartlarının incelenmesinde tazminatın ödenmesi ile ilgili B.5 maddesinde sigortalı veya sigorta ettiren hakkında soruşturma açılmış ise bu soruşturmanın tamamlanmasına kadar sigortacı tazminat ödemesini bekletebileceği düzenlenmiş ise de sigortalı ve sigorta ettiren dışındaki kişiler hakkında soruşturma açılması halinde tazminat ödemesinin bekletileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.Bu durumda TTK'nın 1452/3 ve 1427/2 maddeleri uyarınca poliçedeki "...
Emniyeti suistimal olayında sigorta ettirenin emniyeti suistimal suçunu işleyen görevlisi hakkında cezai takibat talebinde bulunması ve açılacak dava neticesinde suçun saptanması lazımdır..." hükmünün davacı sigortalı aleyhine değerlendirilmesi ve bu hükmün sigorta tazminatının muaccel hale gelmesi için bir şart olarak yorumlanması mümkün değildir.Dolayısıyla davanın alacak muaccel olmadan açıldığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2024 Tarih 2023/649 Esas 2024/214 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafça yatırılan 59.000-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/01/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/32165 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi