Butlan mı iptal mi: her karar için nisap ve iptal sebepleri ayrı ayrı incelenmelidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2095 E. 2017/796 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
butlan (batıl karar)↗ iptal davası↗ müdürün ibrada oy yasağı (TTK 619/1)↗ karar nisabı (TTK 620-621)↗ muhalefet şerhi↗ önemli kararlar↗
Gerekçe özeti
Limited şirkette müdürün kendi ibrasında oy kullanması TTK 619/1'e aykırı olup bu ibra kararları batıldır. Ancak salt çoğunluk (TTK 620) ve önemli kararlarda 2/3 + sermaye çoğunluğu (TTK 621) ile alınabilen kararların, ortağın tek başına alması nedeniyle topluca batıl sayılması doğru değildir; TTK 622-445 uyarınca her karar için muhalefet şerhi, nisap ve iptal sebepleri ayrı ayrı incelenip nisap yoksa butlan, varsa iptal değerlendirmesi yapılmalıdır.
Ele alınan sorunlar
Müdürün kendi ibrasında oy kullanma yasağı - ibra kararlarının butlanı → kabul
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 619/1 maddesi uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Bu emredici yasağa aykırı olarak müdürün oyuyla alınan, faaliyet raporunun ibrasına ilişkin 2. ve müdürün ibrasına ilişkin 4. maddelerdeki kararlar batıldır; bu yönden verilen kararda isabetsizlik yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Butlan-iptal ayrımı, nisap ve muhalefet şerhi incelemesi → kabul
Gerekçe: TTK 620 uyarınca kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe, seçim kararları dahil tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğuyla; TTK 621'de tadadi sayılan önemli kararlar ise temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıyla alınabilir. Bu nedenle %90 paya sahip müdürün kararları tek başına alması, kararların tümünü kendiliğinden batıl kılmaz. TTK 622 yollamasıyla 445. madde gereğince iptal davasına konu olabilecek kararlar (3, 5, 6, 7. maddeler) yönünden, davacının muhalefetinin toplantı tutanağında yazılı olup olmadığı (20/06/2014 kararlarında var, 29/08/2014 kararlarında yok) gözetilerek, her bir karar için iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile nisapların oluşup oluşmadığı ayrı ayrı incelenmeli; nisap oluşmamışsa butlan, oluşmuşsa iptal sebeplerinin varlığı araştırılmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirkette müdürün kendi ibrasında oy yasağı ve butlan-iptal ayrımında her karar için nisap ve muhalefet şerhinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği yönünden emsaldir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1537 E. 2019/6605 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · hukuki yarar · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda1- Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu itibarla, aleyhinde hüküm kurulmayan ve karar başlığında müdahil olarak gösterilen ...'nin karar düzeltme talebinde «hukuki yararı» bulunmadığından, ... vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2074 E. 2021/3208 K.
Ortak:muhalefet şerhi · iptal davası
İncelediğiniz kararda… um karşısında, TTK'nın 622. maddesi yollaması ile 445. maddesi gereğince dava konusu genel kurul toplantılarında alınan 3, 5, 6 ve 7. maddelerdeki kararlar aleyhine «iptal davası» açılabileceği nazara alınıp, 20/06/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden davacının muhalefetinin «toplantı tutanağında» yazılı bulunduğu, 29/08/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden ise, davacının muhalefetinin bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, her bir karar için TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile önemli ve önemsiz kararlar yönünden nisapların oluşup oluşmadığı konusunda inceleme yapılarak, «nisap» oluşmadığı takdirde «butlan», nisap oluştuğu takdirde ise iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı hususlarında ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekir …
Benzer bu kararda… arttırmış olduğu sermaye miktarı kadar zarar ettiği, 2011 ile 2014 yılları arasındaki sermaye artışları sonucunda davacı ...’in 2011 yılında % 23,5 olan şirketteki «payının» 2014 yılında %0,82'ye, davacı ...'nın 2011 yılında %1 olan şirket payının 2014 yılında %0,004'e düştüğü, sermaye arttırımının bilanço zararlarının kapatılması için yapıldığı var sayılır ise TTK.'nın 421/2-a maddesinde düzenlenen «nisap» sağlanamadığı, aksinin kabulü halinde ise «sermaye artırıma» neden gerek duyulduğunun açıklanmadığı ve davacıların şirketteki paylarının düşürülmesi nedeni ile TMK.'nun 2. maddesi gereğince batıl sayılması gerektiği, «genel kurul kararının butlanının» tespitinin talep edilmesi için kararda «muhalefet şerhi» konulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 21 …
… duyulduğunun açıklanmaması ve davacılar paylarının düşürülmesi nedeniyle TMK 2. madde gereğince de kararın batıl sayılması gerektiği sonucuna varılmışsa da kanuna, «esas sözleşme» hükümlerine ve «dürüstlük kuralına aykırılık» halleri TTK'nın 445. maddesinde “iptal” «sebebi» olarak gösterilmiş olup, devam eden TTK 446. maddesi gereğince de anılan karara «olumsuz» oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişiler tarafından «iptal davası» açılabilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · genel kurul kararının butlanı · nisap · dürüstlük kuralına aykırılık · sözleşmenin ihlali · butlan · esas sözleşme · sermaye artırımı
Benzer bu kararda… arttırmış olduğu sermaye miktarı kadar zarar ettiği, 2011 ile 2014 yılları arasındaki sermaye artışları sonucunda davacı ...’in 2011 yılında % 23,5 olan şirketteki «payının» 2014 yılında %0,82'ye, davacı ...'nın 2011 yılında %1 olan şirket payının 2014 yılında %0,004'e düştüğü, sermaye arttırımının bilanço zararlarının kapatılması için yapıldığı var sayılır ise TTK.'nın 421/2-a maddesinde düzenlenen «nisap» sağlanamadığı, aksinin kabulü halinde ise «sermaye artırıma» neden gerek duyulduğunun açıklanmadığı ve davacıların şirketteki paylarının düşürülmesi nedeni ile TMK.'nun 2. maddesi gereğince batıl sayılması gerektiği, «genel kurul kararının butlanının» tespitinin talep edilmesi için kararda «muhalefet şerhi» konulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 21 …
Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar «nisaplarının» düzenlendiği 6100 sayılı TTK'nın 421/1. bendinde; “Kanuna veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının «temsil» edileceği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğuyla alınır....”, aynı madde 2. bendinde ise “Aşağıdaki «esas sözleşme değişikliği» kararları, sermayenin tümünü oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliği ile alınır. a) Bilanço zararlarının kapatılması yükümlülük ve ikincil yüküml …
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda "«sermaye artırımına»" ilişkin kararın «butlan» olduğunun tespitine karar verilmişse de, davaya konu genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 421/2-a maddesinde yer alan «nisap» sermaye arttırımı kararları bakımından aranan nisap olmayıp, bilanço zararlarının kapatılması için ek ödeme ve benzeri yükümlülük getiren kararlar bakımından öngör …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların iptale konu kararlara karşı muhalefetlerini usule uygun şekilde zapta geçirmedikleri, alınan kararların kanun ve sözleşmeye uygun olduğu, şirket «esas sözleşmesinin ihlal» edilip şirket ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığına yönelik inandırıcı, somut deliller ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2095 E. , 2017/796 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/06/2015 tarih ve 2014/1167-2015/575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/95 E. sayılı dosyasında görülen sermaye artırımına ilişkin ortaklar genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü, müvekkilinin hisse payının 12/40 olarak tespiti ile şirketin feshine karar verilmesi istemli davanın derdest olduğunu, bu kez şirket müdürler kurulunca alınan karara istinaden 20/06/2014 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını ve müvekkilinin muhalefet şerhine rağmen TTK’nın aradığı nisaba uyulmadan alınan ve şirketin temel yapısını bozacak nitelikte olması nedeniyle yoklukla malul olan kararların iptali gerektiğini, şirket müdürler kurulunun 29/08/2014 tarihinde de genel kurul yapılacağını ilan ettiğini, gündemin daha önce ilan edilen gündemle aynı olduğunu, yapılan genel kurula rağmen yeniden icrası için çağrı yapıldığını, müvekkili tarafından 29/08/2014 tarihinde yapılan toplantıya katılınıp görüşülen maddelere çekinceler konulmuş ve itirazlar yapılmış ise de zapta geçilmediğini ve bu şekilde şirket müdürünün tek oyu ile kararlar alınıp ibralar gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 20/06/2014 tarihli olağan genel kurulda gündem doğrultusunda alınan kararların iptali ile 29/08/2014 tarihinde yapılan genel kurulun sermayenin korunması hükümlerine aykırı alınan kararların butlanı ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararında davacı dışında ortak olan müdür ...'un faaliyet raporu, bilanço- kâr ve zarar hesapları hakkında oy kullandığı, kendi ibrası hakkında oy kullanarak kendisini ibraz ettiği, halbuki TTK'nın 619. maddesi uyarınca, şirket yönetimine katılan müdürlerin kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarının emredici hüküm olarak düzenlendiğinden genel kurul kararlarının 2, 3, 4. maddelerindeki kararların emredici kurallara aykırı olması nedeniyle TTK’nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yine, genel kurul kararlarının 5, 6 ve 7. maddelerinin sermaye arttırımına dönük talepler olup, öncesinde şirket müdürü ...'un kendi lehine, kendini ibra etmesi neticesi onaylanmış ibra, bilanço ve de faaliyet raporlarının onayına dayalı olarak yapıldığı, sermaye arttırımına yönelik bu maddelerin öncesinde şirketin kâr ve zarar hesaplarının usulünce tasdik edilmesi gerektiği sabit olup, bu hususun yukarıda belirtildiği şekilde geçersiz oy verme işlemi yapılmış olması nedeniyle esasen yapılmasının mümkün bulunmadığı gibi, şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu ve geçersiz olduğu ayrıca, genel kurul kararlarında şirketin 2004 yılından 2014 yılına kadar hiç bir şekilde kâr dağıtımı yapmadığı, bu hususun davacı açısından kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldırıcı
nitelikte olduğu, belirtilen kâr payının sermayeye eklenmesi hususunun, davacı açısından adeta ek ödeme yükümlülüğü getiren düzenleme niteliğinde olduğu, TTK'nın 607. maddesi uyarınca, bu kararların ancak oy birliği ile alınmasının gerektiği, somut olayda yaklaşık 11 yıldır dağıtılmayan kâr paylarına ilişkin bu düzenlemenin yalnızca yetkili temsilci dava dışı müdür tarafından bu şekilde alınmış olmasının da Yasa'nın özüne aykırı ve batıl işlem teşkil ettiği, bu itibarla dava konusu genel kurulda alınan kararlardan 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelerin Kanun'un emredici düzenlemelerine ve ana sözleşmeye gerek şeklen gerekse öz olarak aykırı olması nedeniyle batıl olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit uyarınca diğer maddelerin esasen uygulanabilir nitelikte kararlar olmaması nedeniyle geçersizlik açısından tek tek maddelerin belirtilmesinin bir anlamı kalmayacağı, bütün genel kurul kararları açısından batıl olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, geçersizlik sabit olduğundan ayrıca iptal talebi açısından inceleme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 20/06/2014 tarih ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6102 sayılı TTK'nın 619/1 madde ve fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağından dava konusu genel kurul kararlarının faaliyet raporunun ibrasına ilişkin 2. ve müdürün ibrasına ilişkin 4. maddelerinin batıl olduğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı tarafça, davalı şirketin 20/06/2014 ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının butlanı ve iptali istemi ile açılan işbu davada, davalı şirkette davacı dışındaki %90 oranında hisseye sahip ve müdür olan dava dışı ortağın dava konusu genel kurul kararlarını tek başına alamayacağı ve bu nedenle tüm bu kararların batıl olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesi uyarınca Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile aynı Yasa'nın 621. maddesinde tadadi sayılan önemli kararlar ise genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir.
Bu durum karşısında, TTK'nın 622. maddesi yollaması ile 445. maddesi gereğince dava konusu genel kurul toplantılarında alınan 3, 5, 6 ve 7. maddelerdeki kararlar aleyhine iptal davası açılabileceği nazara alınıp, 20/06/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden davacının muhalefetinin toplantı tutanağında yazılı bulunduğu, 29/08/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden ise, davacının muhalefetinin bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, her bir karar için TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile önemli ve önemsiz kararlar yönünden nisapların oluşup oluşmadığı konusunda inceleme yapılarak, nisap oluşmadığı takdirde butlan, nisap oluştuğu takdirde ise iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı hususlarında ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318175600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz