Konteyner demuraj alacağında zamanaşımının başlangıcı ve akdi taşıyıcının rücu hakkı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/990 E. 2026/533 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ EmsalZamanaşımı
Davacının nitelemesi: Konteyner demuraj bedeli - deniz taşıması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Konteyner demurajı, taraflar arası anlaşmaya dayanan sözleşmesel nitelikte bir alacak olup TTK 1246 kapsamında bir yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre, akdi taşıyıcının fiili taşıyana demuraj bedelini ödediği tarihte alacağın muaccel hale gelmesiyle işlemeye başlar, konteynerin gemiden tahliye tarihinden başlamaz. TTK 1203 ve 1207/1 uyarınca gönderilen eşyanın teslimini talep etmemişse demuraj yükümlülüğü taşıtana (yükletene) geçer; akdi taşıyıcı, fiili taşıyan tarafından kendisine yansıtılan ve belirleme yetkisi bulunmadığı demuraj bedelini yükletenden talep edebilir. Kararın gerekçesinde bir def'in "sehven" reddedildiğinin belirtilmesi, HMK 297/2 ve 298/2 anlamında gerekçe-hüküm çelişkisi oluşturur ve BAM'ca re'sen kaldırma sebebi sayılır.
Ele alınan sorunlar
Konteyner demuraj alacağında zamanaşımı süresinin başlangıcı → ret
İddia: Davalı, TTK 1246 uyarınca navlun sözleşmesi/konşimentodan doğan alacakların 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, sürenin konteynerin gemiden tahliye edildiği 12/10/2020 tarihinden başladığını, bu tarihten itibaren 1 yıllık sürenin 12/10/2021'de dolduğunu, arabuluculuk başvurusunun ise 26/11/2021'de yapıldığını, dolayısıyla alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 1246. maddesi uyarınca navlun sözleşmesi veya konşimentodan doğan alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar ve bu süre alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Konteyner demurajı TTK'da düzenlenmemiş, taraflar arası anlaşmaya dayanan, öğretide götürü tazminat veya cezai şart olarak nitelendirilen bir müessesedir; talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yönde bir sözleşme hükmü bulunması gerekir, aksi halde taşıyan ancak genel hükümlere göre ispat şartıyla zararını isteyebilir. Somut olayda akdi taşıyıcı olan davacı, fiili taşıyan tarafından kendisine 20/09/2021 tarihli fatura ile yansıtılan demuraj bedelini 22/10/2021 tarihinde fiili taşıyana ödemiştir. Davacının davalıdan olan alacağı, fiili taşıyana ödeme yaptığı 22/10/2021 tarihinde muaccel hale gelmiş olup zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlar; yükün gemiden tahliye tarihi zamanaşımının başlangıcı değildir. Arabuluculuk başvurusu 26/11/2021'de, dava ise 15/01/2022'de açıldığından alacak zamanaşımına uğramamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Akdi taşıyıcının fiili taşıyana ödediği demuraj bedelini davalıdan (yükletenden) talep edebilmesi → ret
İddia: Davalı, gönderilene teslim engellerinin bildirilmediğini, malların işe yaramaz hale geldiğini, demuraj koşullarının oluşmadığını ve alacağın esastan haksız olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 1203. madde uyarınca eşyanın taşıtandan başka bir kişiye (gönderilene) teslim edilmesi halinde, gönderilen ancak eşyanın teslimini talep etmesi durumunda navlun sözleşmesi/konşimento kapsamındaki borçların (konteynerin iadesi dahil) yükümlüsü haline gelir; teslimi talep etmezse bu yükümlülüğün muhatabı olmaz ve demurajdan sorumlu tutulamaz. TTK 1207/1 uyarınca gönderilenin eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaması halinde taşıtan (yükleten/davalı), navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür. Somut olayda gönderilen (alıcı) emtiayı teslim almamış, konteyner gümrükte kalmış olup demuraj yükümlülüğü taşıtan olan davalıya geçmiştir. Akdi taşıyıcı konumundaki davacının demuraj bedelini belirleme yetkisi bulunmayıp, fiili taşıyan tarafından belirlenen demuraj bedeline katlanmak zorunda kaldığından, kendi katlandığı bu bedeli davalıdan (yükletenden) istemekte haklıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki (zamanaşımı definin sehven reddi ibaresi) nedeniyle kararın kaldırılması → kabul
Gerekçe: HMK 297/2 uyarınca hükmün sonuç kısmında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir; HMK 298/2 uyarınca gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinde zamanaşımı def'inin "sehven" reddedildiği belirtilmiş olup bu ifade, kararın gerekçesi ile hükmü arasında çelişki oluşturmaktadır. Davalının istinaf sebepleri esastan yerinde görülmemiş olsa da, bu çelişki re'sen dikkate alınarak istinaf başvurusunun kabulüne ve kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir; ancak bu hatanın niteliği yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden esas hakkında doğrudan (davanın kabulü yönünde) yeniden hüküm kurulmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Konteyner demuraj alacağında zamanaşımı süresinin başlangıç anının, konteynerin gemiden tahliye/teslim tarihi değil, akdi taşıyıcının fiili taşıyana ödeme yaptığı ve alacağın muaccel hale geldiği tarih olduğu yönündeki tespit ile akdi taşıyıcının fiili taşıyana katlandığı demuraj bedelini TTK 1203/1207 çerçevesinde yükletenden talep edebileceği yönündeki gerekçe, benzer deniz taşıması/demuraj uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Navlun sözleşmesi, konşimento veya bunların düzenlenmesinden doğan alacaklar (konteyner demuraj alacağı dahil) TTK 1246 uyarınca bir yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre alacağın muaccel olduğu tarihten (akdi taşıyıcının fiili taşıyana demuraj bedelini ödediği tarihten) itibaren işlemeye başlar, taşımanın/tahliyenin tamamlandığı tarihten başlamaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konteyner demurajı↗ zamanaşımı↗ muacceliyet↗ akdi taşıyıcı↗ fiili taşıyıcı↗ konşimento↗ rücu↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ cezai şart↗ götürü tazminat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/990
KARAR NO 2026/533
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/03/2023
NUMARASI 2022/22 Esas - 2023/94 Karar
DAVA
Alacak
DAVA TARİHİ 15/01/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/03/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya deniz yoluyla taşıma organizasyonu hizmeti verdiğini, davalının yükleten olduğu 01/10/2020 tarihli konşimento uyarınca İstanbul'dan .......Limanı'na ...nolu konteyner yükü emtianın taşındığını, ancak varış limanında emtiaların alıcı tarafından teslim alınmadığını, ... ..... tarafından müvekkiline 11.485,13-USD tutarlı demuraj faturası düzenlendiğini, müvekkilinin demuraj faturasını ödediğini, ödenen demuraj bedeli için davalıya 11.485,13-USD bedelli fatura düzenlendiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik 11.485,13-USD alacağın, 25.11.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, taşımacının demuraj alacağının taşımanın tamamlandığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının müvekkiline bildirimi 170 gün geçtikten sonra yaptığını, taşıyıcının müvekkiline teslim engelini bildirmemesi nedeni ile müvekkilinin mallarının işe yaramaz hale geldiğini, esasen müvekkilinin zarar gördüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; dava konusu taşımada yükün bulunduğu konteynerin 12.10.2020 tarihinde limanda tahliye edildiği, konteynerin konişmento alıcısı tarafından çekilmediği, 180 gün oluşan demuraj bedelinin davacı tarafça 11.485,13-USD olarak 22.10.2021 tarihinde ödendiği, 11.10.2021 tarihinde düzenlenen faturaya istinaden 26.11.2021 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu dikkate alındığında zamanaşımı itirazının sehven reddine karar verildiği, somut olayda gönderilenin malları teslim almadığı, fiili taşıyan dava dışı ... ......'nın konteyner demurajı faturası düzenlediği, fiili taşıyanın kendi akidi konumundaki davacıya demuraj faturası düzenlediği dikkate alındığında davacının fiili taşıyana ödediği demuraj bedelini kendi akidine rücu edebileceği, taraflar arasındaki 07.04.2021 ve 29.09.2021 tarihlerindeki yazışmalardan emtianın çekilmediği ve gümrük tarafından el konulduğunun, 12.10.2020 tarihinde .........
limanında tahliye edildiğinin anlaşıldığı, fiili taşıyan ... tarafından davacı adına ....... sayılı 20.09.2021 tarihli 11.485,13-USD bedelli demuraj faturasının düzenlendiği, ticari defterlere göre davacının cari hesap ilişkisi içinde bu bedeli fiili taşıyana ödediği, davacı tarafından davalıya rücu ilişkisi içinde 11.10.2021 tarihli 11485,13-USD bedelli demuraj faturası düzenlediği, fiili taşıyan tarafından tarafından davacı adına tanzim edilen demuraj hesap özetine göre 21 gün serbest süre olduğu, demuraj tarifesi dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının davalıdan 11.485,13-USD alacaklı olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 11.10.2021 tarihli demuraj faturasında vade tarihi olarak 25.11.2021 olarak belirtildiği, yine davacı tarafından 13.10.2021 tarihli ihtarname ile vadenin hatırlatıldığı gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile 11.485,13-USD nin vade tarihi olan 25.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; TTK'nın 1246 maddesi gereğince navlun sözleşmesinden veya konşimentodan doğan tüm alacakların 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımının taşımanın taşımanın tamamlandığı tarihten başladığını, konteynerin limana 12/10/2020 tarihinde tahliye edildiğini, dolayısıyla 1 yıllık zamanaşımı süresini 12/10/2021 tarihinde sona erdiğini, arabuluculuk başvurusunun ise 26/11/2021 tarihinde yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkiline bildirimi 170 gün geçtikten sonra gönderdiğini, davacının tacir olmanın getirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyerek kendi kusurundan hak elde etmeye çalıştığını, davacının müvekkiline teslim engellerini de bildirmediğini, malların işe yaramaz hale geldiğini, müvekkilinin önlem alma imkanından yoksun bırakıldığını, demuraj koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, deniz taşıması nedeniyle oluşan konteyner demuraj alacağının tahsili istemine ilişkindir. Konteyner demurajı TTK'da düzenlenmemiş olup uygulamada; kırkambar sözleşmesi veya konşimentoda kararlaştırılan, konteynerin iadesi borcunu kuvvetlendiren, bununla birlikte konteynerin iadesinde gecikme durumunda taşıyanın uğrayacağı zararı tazmin etmeye yarayan, öğretide hukuki niteliği bir kısım yazarlar tarafından götürü tazminat, bir kısmı tarafından ise cezai şart niteliğinde kabul edilen bir müessesedir. Konteyner demurajından kaynaklı alacağın istenebilmesi için, öncelikle taraflar arasında bir anlaşmanın bulunması gerekir. Taşıma sözleşmesinde veya konşimentoda bu yolda bir hüküm olmadığı takdirde taşıyan kural olarak demuraj talep edemez.
Sadece genel hükümlere dayanarak ispat koşuluyla gecikmeden kaynaklanan zararını isteyebilir. Ancak TTK'nın 1203. maddesinde "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur." hükmüne yer verilmiştir. Maddede bahsi geçen "navlun sözleşmesi, konşimento ya da diğer denizde eşya taşıma senedi hükümlerine göre üzerine düşen tüm borçlar" ifadesinin kapsamına konteynerin iadesi yükümlülüğü de dahildir.
Bu hükme göre gönderilen, eşyanın teslimini talep etmesi halinde anılan yükümlülüğün muhatabı olur. Şayet etmezse, TTK'nın 1203. maddesi kapsamında borç yükümlüsü haline gelmez (Sami Aksoy Deniz Ticareti Hukukunda Konteynerin Taşıyana İadesi ve Konteyner Demurajı, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Sayı:1 - Mart 2017, s.146). Bu durumda gönderilen konteyner gecikmesinden kaynaklanan bedelden sorumlu olmaz. TTK'nın 1207/1 maddesi hükmüne göre ise, gönderilenin eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmaması halinde, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür. Somut olayda; gönderici ve yükleteni davalı olan emtianın.........'ndan .........ye taşınması işini akdi taşıyıcı olarak davacının üstlendiği, alıcının ..........'da yerleşik .........
firması olduğu, taşımanın fiili taşıyıcı olarak dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği, 410 rulo örme kumaş emtiasının ...nolu konteynerle taşındığı, konteynerin 12/10/2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 21 günlük serbest süre öngörüldüğü, fiili taşıyanın tarifesinde sonraki 9 gün için-32 USD, 30 gün için 53-USD, devamında ise 80-USD demuraj belirlendiği, fiili taşıyan tarafından davacı akdi taşıyıcıya tahliye tarihi olan 12/10/2020'den itibaren 21 günün geçmesi ile 09/04/2021 tarihine kadar 159 gün için 20/09/2021 tarihli 11.485,13-USD tutarlı faturayı düzenlediği anlaşılmaktadır. Fiili taşıyan ... tarafından davacıya 20/09/2021 tarihli fatura ile 11.485,13-USD demuraj yansıtılmıştır.
Davacı bahsi geçen faturayı defterlerinde kaydetmiş olup, 22/10/2021 tarihinde dava konusu demurajı da kapsayacak şekilde fiili taşıyana 148.000-USD ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından bu demuraj bedeli fiili taşıyana cari hesaba mahsuben ödenmiştir. TTK’nın 1246.maddesi “(1) 1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar” şeklindedir. Her ne kadar davalı yükün gemiden tahliyesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş ise de davacının alacağının fiili taşıya ödeme yaptığı 22/10/2021 tarihinde muaccel hale geldiği, zamanaşımı süresinin de bu tarihten işlemeye başladığı, arabuluculuk başvurusunun 26/11/2021 tarihinde başladığı, davanın ise 15/01/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı, kendi ödemek zorunda kaldığı demurajı 20/09/2021 tarihli 11.485,13-USD tutarlı demuraj faturasını davalıya aynı tutarda yansıtmıştır.
Akdi taşıyıcı davacının demuraj belirleme yetkisi bulunmamakta olup fiili taşıyan tarafından düzenlenen demuraj bedellerine katlanmak zorunda kaldığından kendi katlanmak zorunda kaldığı demuraj bedellerini davalıdan istemekte haklıdır. Bu nedenle taşımada akdi taşıyan sıfatı ile yer alan ve demuraja katlanan davacıya karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde değildir. Bununla birlikte; HMK'nın 297/2 maddesi uyarınca; "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir". HMK'nın 298/2.
maddesinde ise gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Mahkemece kararın gerekçesinde zamanaşımı definin sehven reddine karar verildiği belirtilmekle kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki meydana gelmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde değil ise de kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki meydana geldiğinden, re'sen dikkate alınan bu nedenden dolayı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ./03/2023 Tarih 2022/.......Esas - 2023/.. Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kabulü ile 11.485,13-USD'nin 25.11.2021 tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli Dolar cinsi mevduata uyguladığı en yüksek oranda faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 10.630,64-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 2.657,67-TL nin mahsubu ile kalan 7.972,97-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafça yatırılan 2.738,37-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından sarf edilen 4.500-TL bilirkişi ücreti, 67,10-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 4.567,10-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafından sarf edilen yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 24.343,53-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"
Davalı tarafından yatırılan 2.657,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından sarf edilen 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/294918 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi