6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Görev itirazı: Nispi ticari dava için davalının tacir sıfatının belirlenmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1466 E. 2026/147 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Gerekçe özeti

Nispi ticari dava niteliğinin belirlenmesinde davalının ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmaması veya işletme hesabına göre defter tutması, tek başına esnaf sayılmasını gerektirmez; tacir-esnaf ayrımında VUK 177'de öngörülen parasal sınırlar ile TTK 11(1)'deki ticari işletme tanımı esas alınmalı, davaya konu işlemin (alım-satım tutarının) bu sınırları aşıp aşmadığı incelenmelidir. Dava değeri veya senede konu tutar esnaf sınırını aştığında, taraflardan birinin ticaret siciline kayıtlı olmaması, görev yönünden davanın usulden reddi için yeterli değildir; her iki tarafın tacir olduğu sonucuna varılırsa dava nispi ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

Ele alınan sorunlar

Davalının tacir sıfatının bulunup bulunmadığı ve görevli mahkemenin tayini → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının tacir gibi davranarak müvekkiline emrühavale senet düzenlediğini, davalının soruşturma dosyasında ticari faaliyetlerini ikrar ettiğini, ticaret sicile kaydı olmayan kendi firması üzerinden ticari faaliyet yürüttüğünü ve tacir sıfatına haiz olduğunu ileri sürerek uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında olduğunu belirtmiştir.

Gerekçe: VUK'un 176 ve 182. maddeleri uyarınca birinci sınıf tacirler bilanço esasına göre defter tutar; VUK 177. maddede 2020 yılı için esnaf-tacir ayrımını belirleyen parasal sınırlar (alım 280.000 TL, satış 390.000 TL, iş hasılatı 140.000 TL vb.) düzenlenmiştir. Satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden, ancak her iki tarafın da tacir olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Davalının ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmaması, onun tacir olmadığını göstermez; işletme hesabına göre defter tutması da esnaf olduğu sonucunu doğurmaz. TTK 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı ve bağımsız yürütülen faaliyet olarak tanımlanmıştır; ticaret siciline veya esnaf odasına kayıtlı olma durumu ile vergi mükellefiyeti tacir-esnaf ayrımında kesin ölçüt değildir. Somut olayda dava değeri 100.000 USD olup VUK 177'de belirtilen esnaf sınırını fazlasıyla aşmaktadır; davalının verdiği iddia olunan senet tutarına göre esnaf sınırını aşan tutarda bir alım satım ilişkisinin varlığı iddia edildiğinden davalının tacir sıfatını haiz olduğu kabul edilmelidir. Davanın her iki tarafının da tacir olması halinde dava nispi ticari dava olarak kabul edilir; bu durumda davalının ticaret sicilinde kaydı olmaması, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddi için yeterli bir gerekçe değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticaret siciline kayıtlı olmayan veya işletme hesabına göre defter tutan bir kişinin tacir mi esnaf mı sayılacağının, VUK 177'deki parasal sınırlar ve TTK 11(1)'deki ticari işletme tanımı üzerinden belirlenmesi gerektiği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme sunmaktadır; benzer görev uyuşmazlıklarında tacir-esnaf ayrımı yapılırken emsal olarak kullanılabilir.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Her iki tarafın tacir sıfatını haiz olduğu nispi ticari davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; taraflardan birinin ticaret siciline kayıtlı olmaması, dava değeri esnaf sınırını aşan bir alım-satım ilişkisine dayanıyorsa görev tayininde belirleyici değildir.
Dava şartı
görev (nispi ticari dava niteliğinin varlığı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tacir sıfatı esnaf işletmesi nispi ticari dava görev dava şartı ticari işletme bilanço esası işletme hesabı

Atıf yapılan mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) — VUK 176VUK 177VUK 182 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 4TTK 5TTK 11(1) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-3HMK 353(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1466

KARAR NO 2026/147

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/06/2025

NUMARASI 2024/805 Esas - 2025/736 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 02/09/2024

Davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının 2020 yılında sıvı yağ ticareti yapmak üzere dava dışı ... ile ticari ilişki içerisine girdiğini, 100.000-USD tutarında borçlanıldığını, alacağın temliki sözleşmesi imzalanıldığını akabinde bu durumdan haberdar edilen davalı, bahse konu meblağın artık müvekkilinin hak ve alacağı olduğunu bildiğinden durumun gereği olarak işbu tutarlı senedi müvekkili emrühabalesine düzenleyerek müvekkiline ödeme borcu altına girdiğini, davalının borçlu olduğunun açık olduğunu mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini ayrıca davalarının kabulüne karar verilerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafın icra takibine sunmadığı ancak işbu dava kapsamında sunduğu belgelere göre alacağın tespitinin hukuken mümkün olmadığını, üçüncü kişiler ile akdedilen sözleşmeler ile ilgileri olmadığını, itiraza konu alacak sebebinin değiştirilemeyeceğini, müvekkilin ne davacıyla ne de davacının bahsettiği üçüncü kişiyle hiçbir ticareti olmadığını, müvekkilin ... adlı şirketin sahibi yahut temsilcisi olmadığını, ancak müvekkilin ... adına iş ve işlemlerde bulunduğu varsayılsa dahi söz konusu şirketin Türkiye'de merkezi veya şubesi bulunmadığından müvekkil bakımından acentelik hükümleri uygulanabileceği, bu durumda da müvekkil aleyhine karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, takip konusu senedin zamanaşımına uğramış olup müvekkilinin senedin borçlusu dahi olmadığını, senet borçlusu iki şirket olmasına rağmen işbu davanın taraflarına açılmasını da anlamadıklarını, senet üzerinde müvekkile ait imza da bulunmadığını beyanla davanın reddine ,davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dosya içine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalının tacir olmadığı, işletme usulüne göre defter tuttuğu, 2. sınıf tüccar (esnaf) olduğu, defter tutmadığı, takip dayanağı çekin zaman aşımına uğradığı, kambiyo vasfını yitirdiği, her iki taraf bakımından ticari bir iş olmadığı gibi senede konu alacağın temliki sözleşmesinin tarafları olmadıkları dikkate alınarak TTK'nın 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine, karar kesinleştiğinde dava dosyasının görevli bulunan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalı ile dava dışı ...'in ticari ilişki içine girdiğini,davalının tacir gibi davranmaya devam ederek müvekkilin emrühavalesine senet düzenlediğiniuyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında olduğunu davalının, dosyaya konu haklı alacağımızın dayanağı senet metninden kaynaklı olarak 11.02.2021 tarihinde Küçükçekmece C. Başsavcılığına müvekkil hakkında şikayette bulunmuş akabinde ilgili soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı verilerek dosya İSTANBUL C. Başsavcılığına gönderilerek 2021/66099 sor. no ile yürütüldüğünü soruşturma dosyası incelendiğinde Türkiye'de ve dünyanın çeşitli yerlerinde müvekkil dahil pek çok tacir ile ticari faaliyetler yürüttüğünü ikrar ettiğini, davalının davaya konu senedi ve borcunu ikrar ettiğini, ifade metinleri altındaki imzanın senet metnindeki imza ile aynı olduğunu, mahkemeyi yanıltma amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak imza inkarında bulunduğunu, Türkiye'de Ticaret Sicile kaydı olmayan kendisine ait ...

... firması üzerinden ticari faaliyet yürüttüğünü, şirketin kendisine ait olduğunu ikrar ettiği ve tacir sıfatına haiz olduğu görüleceğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı şirket tacir sıfatını haiz birlikte davalının tacir kaydı bulunmadığı nispi ticari dava olmadığını beyanla davanın görev nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.VUK nın 176. maddesin de birinci sınıf tacirlerin bilanço esasına göre defter tutacağı 182.madde de bilanço esasına göre defter tutacak tacirlerin yevmiye, envanter, defteri kebir tutacağı düzenlenmiştir. Uyuşmazlık 2020 yılında bilanço esasına göre defter tutacak tacirler bakımından VUK 177.maddesinde ki tutarlar dikkate alınacak olup 01.01.2020 tarihinden itibaren, 1- Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 280.000- TL veya satışlarının tutarı 390.000- TL'yi aşanlar, 2- 1.

bentteki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 140.000- TL'yi aşanlar, 3- 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının 5 katı ile yıllık satış tutarının toplamı 280.000- TL'sini aşanların bilanço esasına göre defter tutacakları belirlenmiştir.Satım sözleşmesi TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır. Davalının ticaret sicilinde tacir kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermeyecektir.TTK'nın 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmıştır.Ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.

Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. Elde ki davada davacı temlik alan davalıdan alacaklı olan kişiden alacağı temlik aldığını ileri sürerek dava açmıştır. Dava değeri 100.000-usd olup gösterilen dava değeri 177.maddede yazılı esnaf sınırını fazlasıyla aşmaktadır. Somut olaya emsal teşkil edebilecek bir olayda Yargıtay (kapatılan 19 HD ) 2016/15705 esas, 2018/675 karar sayılı 15.2.2018 tarihli ilamında "Dava su satımından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı tedarikçi olarak satış yapan şirket konumundadır. Davalı ise davacıdan satın aldığı malların satımını yapan işletme sahibidir.

Esnaf, emeğin sermayeden daha yoğun sarf edildiği faaliyet türüdür. Oysa somut olayda davalı emeğinden çok sermayesi ile faaliyetlerini sürdürmekte olup satın aldığı ürünlere belli bir kar ekleyip ticari faaliyetlerini sürdürmektedir. TTK nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar ticari dava olarak düzenlenmiş; aynı yasanın 5/1 maddesinde dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinin görevli olacağı belirlenmiştir. Kanuni düzenlemeden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişki, ticari satım olup uyuşmazlığı çözmekte görevli mahkemede ticaret mahkemeleridir." denilmiştir. Eldeki dosyada uyuşmazlığa konu yılda davalının verdiği iddia olunan senet tutarına göre esnaf sınırını aşan tutarda bir alım satım ilişkisinin varlığının iddia olunduğu anlaşılmakla davalının tacir sıfatını haiz olduğunun kabulü gerekir.

Davanın her iki tarafının tacir bulunması halinde dava nispi ticari dava olarak kabul edileceğinden davalının ticaret sicilinde kaydı olmaması nedeniyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin karar doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; istinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2025 Tarih 2024/805 Esas 2025/736 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA;

"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"

Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288793 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.