Eksik harç re'sen gözetilerek kararın kaldırılıp gönderilmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2285 E. 2025/2088 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine henüz itirazın iptali davası açılmamışsa, icra takibine itiraz eden borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır; haciz işlemi yapılmamış olması bu sonucu etkilemez. Buna karşılık, takip konusu alacağın tamamı için borç bulunmadığı ileri sürülerek kısmi menfi tespit davası açılamaz; kısmi menfi tespit davası ancak borcun kısmen kabul edilip kalan kısmı için açılabilir. Dava dilekçesinde bildirilen dava değeri, takip konusu gerçek alacak miktarından düşükse, mahkeme Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri gereğince eksik harcın tamamlattırılmasını sağlamalı, tamamlanmazsa HMK 150 gereği dosyayı işlemden kaldırmalıdır; bu husus istinaf sebeplerinden önce re'sen gözetilerek kararın kaldırılmasını gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Menfi tespit davası açmakta hukuki yarar → ret
İddia: Davalı, alacaklının elinde İİK 68 uyarınca itirazın kesin kaldırılmasını sağlayacak belge bulunmadığından ve ihtiyati haciz kararı ile icra işlemi olmadığından davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bir icra takibine itiraz üzerine alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması halinde, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaz; ancak alacaklı tarafından henüz itirazın iptali davası açılmamışsa borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Somut olayda davacının itirazı üzerine takip durmuş, alacaklı banka tarafından davacı aleyhine itirazın iptali davası açılmamıştır; bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Davalı bankaca davacı kefil hakkında icra takip dosyasında haciz işlemi yapılmamış olması bu sonucu değiştirmez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kısmi menfi tespit davası açma koşulları → ret
Gerekçe: Kural olarak menfi tespit davası kısmi dava olarak açılamaz. Borçlu icra takibindeki borcunu kısmen kabul ediyorsa kalan kısım için kısmi menfi tespit davası açabilir; ancak takibin tamamı için borç bulunmadığı ileri sürülerek kısmi menfi tespit davası açılamaz. Somut olayda davacı, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup, davalı bankaca davacı aleyhine 4.237.636,67-TL nakit ve 25.140-TL gayrınakit alacak üzerinden takip başlatılmıştır. Bu haliyle somut olayda kısmi menfi tespit davası açma koşulları bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava değeri ile takip miktarı uyumsuzluğu nedeniyle eksik harcın tamamlattırılması → kabul
Gerekçe: Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 32. maddesi uyarınca da yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz. Bu durumda mahkemece, takip konusu alacak miktarı üzerinden hesaplanacak eksik harcın tamamlattırılması, eksikliğin tamamlanmaması halinde ise HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Dava değeri itibariyle harç eksikliği bulunması, istinaf sebepleri incelenmeden kararın kaldırılmasını gerektirir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda; (1) alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığı sürece borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, (2) takibin tamamı için borç bulunmadığı ileri sürülerek kısmi menfi tespit davası açılamayacağı ve (3) dava değeri ile takip konusu gerçek alacak miktarı arasındaki farkın Harçlar Kanunu 30-32. maddeleri kapsamında re'sen gözetilerek eksik harcın tamamlattırılması gerektiği yönündeki tespitler genel kural niteliğinde olup emsal değer taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmamışsa, icra takibine itiraz eden borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır; itirazın iptali davası açılmışsa borçlunun ayrı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ hukuki yarar↗ itirazın iptali davası↗ kısmi menfi tespit davası↗ eksik harç↗ HMK 150 işlemden kaldırma↗ müteselsil kefalet↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2022/2285
KARAR NO 2025/2088
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/06/2022
NUMARASI 2020/432 Esas - 2022/556 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/12/2025
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... şirketi ile davalı banka arasında imzalanan 06.11.2009 tarihli 750.000-TL bedelli ve 18.05.2011 tarihli 1.500.000-TL bedelli genel kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla yer aldığını, müteselsil kefil sıfatıyla müvekkiline 3.189.549,16-TL nakit, 110.400-TL gayri nakit borç için kat ihtarı çekilerek icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz ettiklerini ,itirazın iptali davası açılmadığı, müvekkili tarafından belirsiz bir durumun mevcut olması ve aslında borçlu olmadığı bir bedeli ödemekle karşı karşıya kalması sebebiyle dava açmakta hukuki yararı olduğunu,genel kredi sözleşmelerinin 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce düzenlendiğini,cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmelerinde, cari hesabın kesilmesi ve hesap sonucunun borçlu tarafından kabul edilmesi ile birlikte borcun yenilenmiş olduğunu, borcun yenilenmesi ile birlikte mevcut kefalet sözleşmelerine 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekeceği ve bu bağlamda TBK'nın 583 maddesindeki şekil şartlarının aranacağını,bankanın müvekkili ile aynı kredi sözleşmelerine kefalet veren diğer kefiller ile 20.07.2012 tarihinde 6098 sayılı TBK 583 maddesi hükmüne uygun olarak tekrar kefalet sözleşmesi yaptığını,istenen tutarın (3.189.549,16-TL nakit, 110.400-TL gayri nakit) kefalet limitinin çok üzerinde olduğunu, davacının kefalet miktarını aşacak miktarda talepte bulunamayacağını belirterek, müvekkilinin 06.11.2009 tarihli 750.000-TL bedelli ve 18.05.2011 tarihli 1.500.000-TL bedelli genel kredi sözleşmelerindeki kefaleti nedeniyle şimdilik 10.000-TL tutarındaki kısım için davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; takibe itiraz eden diğer borçlular hakkında İstanbul 3. ATMnin 2017/1010 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, davacı ile yapılan görüşmelerde sürecin kendisine anlatıldığını ve sözlü olarak karşılıklı anlaşmaya varıldığını, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte borçlu ödeme emrine yapacağı itirazla takibi durdurabileceğinden ve takibin devamı için alacaklının itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptali yoluna başvurması halinde kendisini savunabileceğinden, borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının zaten takibe itiraz ettiğini, hakkında alınan bir ihtiyati haciz kararı da olmadığını ve icra müdürlüğünce aleyhine işlem yapılmadığını, bu nedenle davacının icra tehdidi altında olmadığını, genel işlem koşulları 6098 sayılı TBK'nda düzenlenmiş olup, 2009 ve 2011 yıllarında imzalanan genel kredi sözleşmelere uygulanamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı banka ile dava dışı ... şirketi arasında 06.11.2009 tarihli 750.000-TL limitli ve 18.05.2011 tarihli 1.500.000-TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı ve davacının işbu limitler kadar kefil olduğu, kredi borçlusu şirkete 01.07.2012 tarihli TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra 08.03.2013 ve 10.03.2015 tarihleri arasında krediler kullandırıldığı, kullandırımı yapılan bu kredilerin miktarının her iki sözleşme limitinden yüksek olması nedeni ile 01.07.2012 tarihinden sonra taraflar arasında yeni bir limit artışı yapılan genel kredi sözleşmesinin imzalanması gerektiğinin değerlendirildiği, nitekim 20.07.2012 tarihinde kefalet sözleşmesinin kredi kullandırım tarihlerinden önce 6098 sayılı TBK madde 583 kapsamında davacı dışındaki kefiller tarafından kendi el yazıları ile kefalet limiti belirlenerek şeklen yenilendiği, bu kapsamda 06.11.2009 ve 18.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinde yer alan kefaletin davacı yönünden de yeni sözleşme alınmakla geçersiz kaldığı, asıl borçlu ve diğer müteselsil kefiller aleyhine davalı banka tarafından başlatılan İstanbul 18.
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacının borca itirazı sonrasında davalı banka vekilince tapu müdürlüklerine yazılan müzekkere ile davacının adının sehven yazılması nedeniyle taşınmazlarına haciz şerhi işlenmemesinin talep edildiği, bu tarihten sonra davacı aleyhine bir işlem yapılmadığı ve itirazın iptali yönünden diğer kefillere dava açılmışken, davacı aleyhine dava açılmadığı, ancak alacaklı vekili tarafından davacı borçlu hakkında takipten vazgeçme dilekçesinin dosyaya sunulmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının 06/11/2009 ve 18/05/2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı olarak davalıya 10.000-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; müvekkili bankaca ... şirketine imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davacının da bu sözleşmelerde kefil olarak yer aldığını, alacağın tahsili için borçlu şirket ile birlikte davacı ve diğer kefiller hakkında İstanbul 18. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, alınan ihtiyati haciz kararına istinaden diğer kefiller hakkında haciz işlemleri yapılmışken davacı hakkında bir işlem yapılmadığını, o tarihten bu yana davacı hakkında hiçbir işlemde bulunulmadığını, davalının zaten takibe itiraz ettiğini, hakkında alınan bir ihtiyati haciz kararı bulunmadığını, menfi tespit davası açılabilmesi için ödeme emrine itiraz edilmemesi suretiyle takibin kesinleşmesi gerektiğini, alacaklının elinde İİK'nın 68.
maddesinde yazılı itirazın kesin kaldırılmasını sağlayacak nitelikte bir belge yoksa, borçlunun menfi tespit davası açmakta bir hukuki yararının olmadığını, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bunun yanında 2009 ve 2011 tarihli genel kredi sözleşmelerine 6098 sayılı TBK'da düzenlenen genel işlem koşullarının uygulanamayacağını, sözleşmelerin o dönem yürürlükte olan kanuna uygun olup, sözleşmelerde kanuna ve şekle aykırılık bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının müteselsil kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmelerine istinaden davalı banka tarafından başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... şirketi arasında 06.11.2009 tarihli 750.000-TL limitli, 18.05.2011 tarihli 1.500.000-TL limitli, 20.07.2012 tarihli 1.500.000-TL limitli, 04.03.2013 tarihli 1.500.000-TL limitli ve 12.11.2014 tarihli 4.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davacının işbu sözleşmelerden 06.11.2009 ve 18.05.2011 tarihli sözleşmelerde müteselsil kefil olarak yer aldığı, davalı banka tarafından şirkete 14.11.2014 ile 10.03.2015 tarihleri aralığında nakit krediler kullandırıldığı ve 21.01.2015 tarihinde çek karnesi verildiği, kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek asıl borçlulara 28.07.2015 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiği, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine de davacının da aralarında bulunduğu asıl borçlu ve kefiller hakkında toplam 4.237.636,67-TL nakit alacağın tahsili ve 25.140-TL gayrı nakit alacağın depo edilmesi istemiyle İstanbul 18.
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davacı ile diğer kefil ve asıl borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu, davalı bankaca asıl borçlu ile davacı dışındaki kefiller hakkında İstanbul 3. ATMnin 2017/1010 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, davacı hakkında ise itirazın iptali davası açılmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine, alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar, itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığı bir evrede menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda davacı borçlunun itirazı üzerine takip durmuş olup, alacaklı banka tarafından davacı aleyhine itirazın iptali davası açılmamış olmakla, işbu davada davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Davalı bankaca davacı kefil hakkında icra takip dosyasında herhangi bir haciz işlemi yapılmamış olması da bu sonuca etkili değildir. Kural olarak menfi tespit davası kısmi dava olarak açılamaz.Ancak borçlu icra takibindeki borcunu kısmen kabul ediyorsa, kalanı için kısmi menfi tespit davası açması mümkündür. Buna karşılık takibin tamamı için borç bulunmadığı ileri sürülerek kısmi menfi tespit davası açılamayacaktır. Eldeki davada ise davacı tarafça dava dilekçesinde, davalı bankaca başlatılan takibe dayanak genel kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilerek dava değeri 10.000-TL olarak gösterilmiş ve mahkemece de bu değer üzerinden yargılama yapılarak sonuçlandırılmıştır.
Oysa davalı bankaca davacı aleyhine 4.237.636,67-TL nakit ve 25.140-TL gayrı nakit alacak üzerinden takip başlatılmıştır. Davacı tarafça da takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmekle, bu haliyle somut olayda kısmi menfi tespit davası açma koşulları bulunmamaktadır.Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde , yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur. Takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Anılan Kanun'un 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece, Harçlar Kanunu’nun anılan maddeleri gereğince eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğinden, takip konusu alacak miktarı üzerinden hesaplanacak eksik harcın tamamlattırılması, bu eksikliğin tamamlanmaması halinde ise HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Dava değeri itibariyle harç eksikliği re'sen incelenarak eksiklik giderilmek üzere, ileri sürülen istinaf sebepleri incelenmeden, kararın kaldırılmasını gerektirmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak,harç eksiği giderilmek sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2022 Tarih 2020/432 Esas - 2022/556 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine"Yatırılan 170,80-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/287083 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi