6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Aktif husumet ehliyeti mevcutken sıfat yokluğundan ret hatalı bulundu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1875 E. 2025/1987 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bir yabancı ülkede taraflar arasında düzenlenmiş özel nitelikteki bir sözleşme (örn. distribütörlük sözleşmesi), Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi kapsamında resmî belge sayılmadığından apostil şerhiyle ibrazı zorunlu değildir; yeminli tercüme ile sunulması yeterlidir. Haksız rekabet eyleminden zarar gördüğünü ileri süren kişi, dava dışı bir yabancı şirketin temsilcisi sıfatıyla değil, doğrudan zarar gören sıfatıyla haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davası açma hakkına sahiptir; bu ehliyet mevcutken davanın sıfat/aktif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi, işin esasının incelenmesini gerektiren bir durumda hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Dava dışı yabancı distribütörlük sözleşmesinin apostil şerhiyle ibrazının gerekip gerekmediği → kabul

İddia: Davacı vekili, apostil şerhinin yalnızca resmi makamlarca düzenlenmiş belgeler için zorunlu olduğunu, özel sözleşmeler için apostil şerhi alınmasının mümkün olmadığını, yeminli tercümana yaptırılmış ve noterce onaylanmış sözleşmenin dosyaya sunulduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Apostil şerhinin düzenlendiği ve Ülkemizde yürürlüğe girmiş Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi, bir âkit devletin ülkesinde düzenlenmiş resmî belgelerin diğer bir âkit devlette ibrazında diplomasi/konsolosluk onayı zorunluluğunu kaldırmaktadır; sözleşmenin 1. maddesi uygulama alanını resmî belgelerle sınırlamaktadır. Davacının dava dışı İtalyan şirketiyle imzaladığı distribütörlük sözleşmesi, sözleşme kapsamında resmi belge kabul edilmediğinden apostil şerhli olarak sunulamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının haksız rekabet davasını açma hakkına (aktif husumet ehliyetine) sahip olup olmadığı → kabul

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı yabancı şirket adına değil kendi hakkını korumak için dava açtığını, tek yetkili servis olduğundan davalının eylemlerine engel olma ve zararını tazmin etme hakkına sahip olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dışı yabancı şirketi temsilen açılmış bir dava bulunmamaktadır; davacı, davalının yanıltıcı beyanla haksız rekabette bulunduğunu ve bu eylemden kendisinin zarar gördüğünü ileri sürmüştür. Haksız rekabetten zarar gören kişi, TTK'nın 56. maddesi kapsamında zarar gören sıfatıyla bu davayı açma hakkına sahiptir. Ayrıca haksız rekabetten zarar gören, eylem sübut bulduğunda TTK 56(1)e uyarınca karşı taraftan manevi tazminat talep edebileceği halde, mahkemenin maddi tazminat istemini aktif husumet yokluğundan reddederken manevi tazminat talebini esastan reddetmesi çelişki oluşturmuştur. Davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu halde işin esası incelenmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, dava dışı yabancı şirketle yapılan özel nitelikteki bir sözleşmenin apostil şerhine gerek olmadan yeminli tercümeyle ispat edilebileceği ve haksız rekabetten zarar gören kişinin doğrudan kendi sıfatıyla dava açma hakkına sahip olduğu yönündeki tespitleri, benzer aktif husumet/sıfat itirazlarının değerlendirileceği haksız rekabet davalarında yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Haksız rekabetten zarar gören kişinin, dava dışı bir yabancı şirketi temsilen değil, doğrudan zarar gören sıfatıyla haksız rekabet davası açma ehliyeti (aktif husumet) bulunmaktadır; bu ehliyetin mevcudiyeti işin esasının incelenmesini gerektirir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet aktif husumet ehliyeti sıfat yokluğu apostil şerhi manevi tazminat zarar gören sıfatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54TTK 54/1TTK 54/2TTK 55TTK 56TTK 56(1)e · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 58 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 216/1HMK 94/2HMK 94/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1875

KARAR NO 2025/1987

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/05/2022

NUMARASI 2021/601 Esas - 2022/461 Karar .

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat

DAVA TARİHİ 06/09/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/12/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ... marka otomasyon sistemlerinin Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu, müşterilerine satış ve satış sonrası tek yetkili teknik servis hizmeti verdiğini, davalının daha önce müvekkilinin işyerinde çalıştığını, sonrasında kendi adına işletme açarak müvekkilinin distribütörü olduğu markaya servis hizmeti vermeye başladığını,tek yetkili müvekkili olmasına rağmen davalının "www...com.tr" internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında ... marka ve logolarını kullanarak yetkili teknik servis olduğunu belirterek faaliyet gösterdiğini, youtube'da videolar yayınladığını, müvekkilinin gönderdiği ihtara rağmen davalının eylemine devam ettiğini, daha önce müvekkilinin müşterilerine ilişkin servis ve bakım sözleşmelerindeki fiyat ve yenileme tarihlerini kullanarak müşterileri arayarak gerçeğe aykırı beyanlarla ayartmaya çalıştığını, işten ayrıldıktan sonra diğer çalışanları arayarak hakaretlerde bulunup kötülediğini, müvekkilinin bulut hesabından firmaya ait evrak ve dokümanları şahsi hesabına kopyalayıp müvekkiline ait hesaptan sildiğinin öğrenildiğini, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının internet sayfası ile sosyal medya hesaplarında bulunan "yetkili teknik servis" ibaresi ile müvekkilinin tek yetkili satıcısı ve teknik servis sağlayıcısı olduğu" ..." markasına ait marka, logo ve resimlerin kullanılmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000-TL maddi ,30.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili adına yapılan tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadan haricen haberdar olduğunu, yokluğunda yapılan işlemlere muvafakati olmadığını, davacının iddialarının aksine "..." marka otomasyon sistemlerinin Türkiye'deki tek yetkili teknik servisinin davacı olmadığını, müvekkilinin de yetkili teknik servislerden biri olduğunu, cevap dilekçesi ekinde 01/07/2021 tarihli yetkili teknik servis sözleşmesinin sunulduğunu, müvekkilinin marka sahibi ile davacı arasında yapılan sözleşme ve şartlarını bilemeyeceğini, 06/09/2021 olan dava tarihinden önce müvekkilinin sözleşmeye istinaden teknik servis olarak hizmet vermeye başladığını; esasen ... markasını Türkiye'ye müvekkilinin getirdiğini, bu hususta gerekli sertifikayı 07/03/2018 tarihinde ...

şirketinden aldığını, davacının sözleşme şartlarına aykırı olarak sertifikaya ve sertifikaya sahip personeli olmadan hizmet verdiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını, asıl davacının beyanlarıyla müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini; müvekkilinin davacının işyerinde çalıştığı dönemle ilgili olarak imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının "... ..." şirketine ait marka ve diğer hakların davalı tarafından kullanılarak haksız rekabet davası açabilmesi için öncelikle dava açma hakkına sahip olması gerektiği, dava dilekçesi ekinde "... ..." şirketinin Türkiye distribütörü olduğuna dair "aslı gibidir" şeklinde tasdiksiz yabancı dildeki belge fotokopilerini ibraz ettiği, davacıya yabancı dilde sunduğu belgelerin apostilli asıllarını ve yeminli tercüman tarafından yapılmış tercüme asıllarını sunmak için kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen davacının ibraz etmediği, sadece fotokopiden Türkçe'ye çevrilmiş tercüme aslını sunduğu,davacının fotokopisini ibraz ettiği yabancı dilde yazılmış belgelerin tamamına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, davacının İtalyan "...

..." şirketi adına davalı aleyhine Türkiye'de dava açma hakkına sahip olduğunu ispatlayamadığı, haksız rekabet davalarında manevi tazminat kurumunun amacının haksız rekabet eylemi nedeniyle kişisel hakları zedelenen kişinin manevi yönden tatmin edilmesini sağlamak olduğu, haksız rekabet talebinde aktif husumet iddiasını ispatlayamayan davacının kötüleme ve hakaret iddialarını ispata yarar delil ibraz etmediği gerekçesiyle, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat yönünden davacının sıfat yokluğu nedeniyle, manevi tazminat yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, Apostil şerhine ilişkin 05/10/1961 tarihli Lahey Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi'nde, söz konusu şerhin alınması mecburiyetinin yalnızca o ülkenin resmi makamlarınca düzenlenmiş belgeler için getirildiğini, özel sözleşmeler için zorunlu olmadığını, hatta özel belgelere apostil şerhi verilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin yeminli tercümana yaptırılmış ve noterce onaylanmış sözleşmenin dosyaya sunulduğunu; davalının müvekkilinin yetkili servis sözleşmesine bir itirazı olmadığını; davalının cevap dilekçesini süresinde vermediğinden kendisinin yetkili servis olduğunu ispatlayamadığını; müvekkilinin dava açma hakkı bulunduğunu, zaten müvekkilinin ...

şirketi adına değil kendi hakkını korumak için dava açtığını, müvekkili tek yetkili servis olduğundan davalının eylemlerine engel olmaya ve zararını tazmin etmeye çalıştığını, belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK'nın 54. maddesi ve devamında düzenlenmiş haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır.

Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 56. maddesinde ise, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.Mahkemece 03/02/2022 tarihli duruşmada hazır bulunan davacı vekiline "HMK'nın 216/1.maddesi uyarınca, dava dilekçesi ekinde tasdiksiz fotokopilerini ibraz ettiği davacının distribütör olduğuna dair yabancı dilde yazılmış belgelerin tamamının apostilli olarak asıllarını ve apostilli belgelerin yeminli tercüman tarafından yapılmış tercümelerinin asıllarını Mahkemeye sunmak üzere HMK'nın 94/2.maddesi uyarınca iki hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde istenilen husus yerine getirilmezse HMK'nın 94/3.maddesi uyarınca davacı tarafın fotokopisini ibraz ettiği yabancı dilde yazılmış belgelerin tamamına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir.Davacı vekili 25/04/2022 tarihli dilekçesiyle, İngilizce dilindeki distribütörlük (dağıtım) sözleşmesinin noter onaylı yeminli Türkçe tercümesini sunmuştur.Davacı dava dışı yabancı şirketin Türkiye'deki tek yetkilisi olduğu halde ;davalının yetkili servis olmadığı halde kendisini yetkili servis olarak tanıttığı iddiası ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır....

şirketini temsilen açılmış bir dava bulunmamaktadır. Apostil şerhinin düzenlendiği ve onaylanarak Ülkemizde 29/09/1985 tarihinde yürürlüğe girmiş "Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi"yle (RG Tarih: 16/09/1984, RG Sayı: 18517), bir âkit devletin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir âkit devletin ülkesinde ibraz edilecek olan resmî belgelerin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından onaylanması zorunluluğu kaldırılmıştır. Sözleşmenin 1. maddesi "İşbu Sözleme Akit Devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir Âkit Devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygulanır."denilerek devamında resmi belge sayılabilecek belgeler sayılmıştır.Davacının dava dışı İtalyan ...

şirketiyle imzaladığı distribütörlük sözleşmesi, Sözleşme kapsamında resmi belge kabul edilmediğinden apostil şerhli olarak sunulamayacaktır.Davalının; davacının distrübütör olmadığına ilişkin itirazı olmayıp kendisinin de yetkili olduğunu savunmuştur.Davacı;davalının yanıltıcı beyan ile haksız rekabette bulunduğunu,davalının haksız rekabet eyleminden zarar gördüğünü ileri sürdüğünden zarar gören sıfatıyla bu davayı açma hakkı bulunmaktadır.Haksız rekabetten zarar gören,eylem sübut bulduğunda TTK nın 56(1)e maddesi uyarınca karşı yandan manevi tazminat talep edebileceği halde ,maddi tazminat istemini aktif husumet yokluğundan red ederken ,manevi tazminat talebinin yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi de çelişki teşkil etmiştir.Açıklanan nedenlerle,davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu halde işin esası incelenmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle;

reddine karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/601 Esas - 2022/461 Karar sayılı 26/05/2022 tarihli kararının HMK'nın 353(1)a-4-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/287060 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.