Konkordatoda geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesinin durması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1742 E. 2025/1971 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalHak düşürücü süre
Davacının nitelemesi: Konkordato mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Konkordatoda geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, İİK 294/3'teki 'kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesinin durması' kuralı geçici mühlet tarihinden itibaren de uygulanır; konkordato devam ettiği sürece bu dönemde işleyecek faiz ayrıca bir alacak davasına konu edilemez.
Ele alınan sorunlar
Geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesinin durup durmayacağı → ret
İddia: Davacı vekili, İİK 294/3'teki faiz durdurma hükmünün kesin mühlet için geçerli olduğunu, geçici mühlet süresinde rehinle temin edilmeyen alacağa faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenle alacağın 2.480.148,30-TL olarak kabul edilip bu tutara faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK 288/1 uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK 294/3 uyarınca tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsar ve konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi durur. Ayrıca, konkordato talebini inceleyen mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olup olmadığına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmasa da, İİK 288/1 ve 294/3 hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hüküm ve tasdik ile konkordatonun bağlayıcı hale gelmesi karşısında, konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çeklerin akıbetinin araştırılmamış olması ve mahsup hesabı → ret
İddia: Davalı vekili, davacıya teslim edilmiş tüm çeklerin akıbetinin araştırılmadan yargılamaya devam edildiğini, hatalı bilirkişi raporları ve usul hataları ile aleyhine karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Dairenin önceki kaldırma kararı üzerine, akıbeti belirlenmeyen 5 adet çekin icra takiplerine konu edildiği ve icra dosyalarında hiçbir tahsilat yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davalı vekilinin çeklerin akıbetinin araştırılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Konkordatoda geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğurması nedeniyle İİK 294/3'teki faiz durdurma hükmünün geçici mühlet tarihinden itibaren uygulanacağı ve bu dönem için işleyecek faizin ayrıca alacak davasına konu edilemeyeceği yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İİK 308/b/1 uyarınca alacakları itiraza uğramış alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konkordato↗ geçici mühlet↗ kesin mühlet↗ çekişmeli alacak↗ faiz durması↗ rehinle temin edilmeyen alacak↗ mahsup↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/1742
KARAR NO 2025/1971
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/09/2025
NUMARASI 2024/962 Esas - 2025/776 Karar
DAVA
Çekişmeli Alacak (İİK nın 308 maddesi uyarınca)
DAVA TARİHİ 05/11/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/12/2025
Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, Bakırköy 2. ATM'nin 2018/1215 esas sayılı dosyasında davalının konkordato tasdik talebinin kabul edildiğini, o dosya kapsamında müvekkilinin 2.480.148,30-TL kredi alacağının kaydı için başvurulduğunu, ancak konkordato komiserliğince 1.510.925,82-TL'nin kabul edilerek kayıt edildiğini, kalan 969.222,48-TL'lik kısmın reddedildiğini; bu kısmın çekişmeli hale geldiğini, davalının kredi borcuna mahsup için ciro yolu ile temlik ettiği çekler üzerinde rehin veya tahsil cirosuyla ilgili bir kayıt bulunmadığını ve rehinle teminat altına alınmayan alacaklara kesin müddet tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek 969.222,48-TL’lik kısım hakkında İİK'nın 308/b maddesi gereği işlemiş faiz ve reddedilen alacağın tespiti ile 5.230-TL gayri nakit alacağın bir bankaya depo edilmesine, toplam 2.480.148,30-TL alacağın kayıt tarihi olan 19/07/2019 tarihi itibariyle alacaklılar listesine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, 10/12/2018 tarihinde konkordato geçici mühlet ve 14/10/2020 tarihinde tasdik kararı verildiğini, projenin geçici mühlet tarihindeki ana para borçlarını ödemeye yönelik olup, faizsiz ve vadeli olduğunu, davacının faiz isteyemeyeceğini, davacının konkordato sürecinin başlamasıyla bankaya verilen çeklerin mahkemenin uyarısına rağmen haksız tahsil etmeye başladığını, çekler tahsil oldukça borç miktarının düştüğünü, ana paranın tahsil edilen çeklerden dolayı azalmasına rağmen faizin arttığını,teslim edilen çek tutarlarının anapara borcunun tamamını ödemeye yeterli olduğunu, karşılıksız çıkan bazı çeklerin takibe konu edildiğini, ödemelerin ana paradan düşülmesi gerektiğini, 06/03/2020 tarihinde alacağın 1.510.925,82-TL olduğunu ve geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kaldırma kararından sonra mahkemece; İİK m.288 f.1 ve İİK m.294 hükümlerine göre, geçici mühlet tarihi itibariyle rehinle temin edilmeyen her türlü alacağa faiz işlemesi durduğundan, davacı bankanın, geçici mühlet ve aynı zamanda hesap kat tarihi olan 10.12.2018 tarihinden sonra faiz talep edemeyeceğini, kaldırma kararında işaret edilen 0005714, 0005716, 0005717, 0005711 ve 0005715 no'lu çeklerin tamamının muhatap banka tarafından“karşılıksız” işlemine tabi tutulduğunu, çeklerin tahsil edilmediği, davacı banka tarafından İstanbul 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 005714, 005716 ve 005717 seri numaralı çeklere; İstanbul 14. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ise 005715 ve 005711 seri numaralı çeklere dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı banka tarafından takibe konu edilen 0005714, 0005716;
0005717, 0005711 ve 0005715 no'lu çeklere ilişkin herhangi bir tahsilat yapılmadığını, ilgili çek asıllarının icra dairesi kasalarında muhafaza edildiğini, davacı bankanın çeklerden kaynaklı toplam 8.430-TL tutarındaki banka sorumluluk tutarını Vakıfbank'dan tahsil ettiğini, bu tutar, davacı bankanın tahsilinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere kendisine teslim edilen çeklerden gerçekleştirdiği 2.139.891,80-TL tutarındaki tahsilat tutarlarına eklendiğinde, davacı bankanın yaptığı toplam tahsilat tutarının (2.139.891,80-TL + 8.430-TL = 2.148.321,80-TL olarak tespit edildiğini, davacı bankanın hesap kat ihtarıyla talep ettiği 3.955.560,92-TL'den yaptığı tahsilat mahsup edildiğinde, davacı bankanın nakit alacağının (3.955.560,92-TL - 2.148.321,80-TL) 1.807.239,12-TL olarak hesaplandığını, alacağın 1.510.925,82-TL kısmının kabul edildiğini, bu halde davacı bankanın nakit kredi alacağı olarak davalı şirketin kabul ettiği tutarın yanında 1.807.239,12-TL - 1.510.925,82-TL =296.313,30-TL daha talep edebileceğini, davalı tarafından sunulan belgelere göre 100.000-TL çek ödemesinin bilirkişi ek raporunda da belirtildiği gibi bakiye alacaktan mahsubu gerektiğini, 5.230-TL tutarında gayri nakit alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının konkordato yargılaması sırasında çekişmeli hâle gelen 296.313,30-TL alacağının konkordato şartları çerçevesinden davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, halen ibraz ya da iade edilmeyen 5 adet çek yaprağı nedeniyle belirlenen 5.230-TL gayri nakit alacağın davacı banka nezdinde faizsiz bir hesaba davalıca depo edilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; kaldırma kararından sonra alınan 27.10.2021 tarihli 2. ek rapordaki tespit ve değerlendirmeler esas alınarak yapılan hesaplamada bankanın yapılan tahsilatlar sonrasında 1.807.239,12-TL alacaklı olduğu, alacağın 1.510.925,82-TL’lik kısmının kabul edildiğini, netice itibariyle 296.313,30-TL daha talep edilebileceği hesaplanmışsa da işbu tutarın eksik olduğunu, İİK nın 228/1. maddesinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiş ise de, ancak amacı, niteliği ve kapsamı ile örtüştüğü ölçüde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğurduğunu, İİKnın 294/3. maddesinde konkordato projesinde aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühletten itibaren rehinle temin edilmeyen her türlü alacağa faiz işlemesi durur şeklindeki düzenlemenin geçici mühlet için uygulanması mümkün olmadığını, geçici mühlet süresi içerisinde rehinle temin edilmeyen alacak için dahi faiz işleyeceği kabul edilmesi gerektiğini, işbu hüküm uyarınca, alacağın 2.480.148,30-TL olarak kabulü, bu tutara faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili;
HMKnın 220 uyarınca davacıya teslim edilmiş tüm çeklerin akıbetinin araştırılması sonucunda ancak davanın gerçek sonucuna ulaşılabileceğini, 18.02.2019 tarihli 8015498 numaralı, 100.000-TL tutarında çek 05.02.2020 tarihinde, yani karşılıksız çıktıktan yaklaşık 1 yıl sonra müvekkilinden önceki ciranta tarafından davacı bankaya "8015498 nl karşılıksız çek bedeli" açıklaması ile banka hesabına ödendiğini müvekkilinin çabaları ile tesbit ettiğini , tüm çeklerin akıbeti araştırılmadan yargılamaya devam edilmesinin çok büyük hukuk dışılık yarattığını, hatalı bilirkişi raporları ve usul hataları ile davalı müvekkili aleyhine verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE VE SÜREÇ
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan İİK'nın 308/b maddesine dayalı açılan çekişmeli hale gelmiş alacak istemine ilişkindir.İİK 308/b/1 "Alacakları itiraza uğramış alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler." hükmünü haizdir.İİK nın 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK 294/3 maddesi ise “Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.” hükmünü içermektedir.Geçici mühlet ;kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağından konkortadoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır (Yargıtay 15.
HD’nin 2021/2089esas2021/2943karar sayılı,23/06/2021 tarihli ilamı). Diğer taraftan, konkordato talebini inceleyen mahkemenin, çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına veya olmamasına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez ise de, İİK 288/1 ve 294/3 hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hükmü ve tasdik edilmesi ile konkordatonun bağlayıcı hale gelmesi karşısında konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi de mümkün olmayacaktır. Davacı vekilinin kesin mühlet tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Mahkemece ilk olarak, davacı bankanın, teslim edilen çeklerden 2.039.891,80-TL tahsilat yaptığı;
davacının nakit alacağının 1.915.669,12-TL hesaplandığı , sunulan dekonta göre 100.000-TL çek ödemesinin bakiye alacaktan mahsubu gerektiği, bankanın 5.230-TL gayri nakit alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 304.743,30-TL alacağın,tasdik edilen konkordato projesine dahil edilerek kararın eki niteliğindeki ödeme takvimi uyarınca davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; 5 adet çek yaprağı nedeniyle belirlenen 5.230-TL gayrı nakit alacağın depo edilmesine,fazla talebin reddine karar verilmiştir.Taraf vekillerinin kararı istinafı üzerine Dairemizin 2022/559 esas, 2024/1651 karar sayılı ilamı ile 02/07/2021 tarihli 1. ek bilirkişi raporu ekindeki çek listesine göre, davalı vekilinin 12/07/2021 tarihli dilekçesinde akıbetinin araştırılmasını istediği;
0005714,0005716 , 0005717,0005711 ,0005715 nolu çekleri bankaya teslim ettiğinin ileri sürüldüğü davalının itirazının karşılanması zımnında ilgili bankadan sorulmadığı, mahkemece davacı vekilinden açıklama istenilmediği, toplam bedeli 724.450- 5 adet çekin akıbeti araştırılmak üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemece; hesap kat tarihi ve geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracağından davacı bankanın kredi borcundan tahsil ettiği çekler bedeli düşülerek kalan nakit ve gayrinakit alacağa hükmedilmiştir.Davalı vekili çeklerin akıbetinin araştırılmadığı ileri sürülmüş ise de; kaldırma kararından sonra akıbeti belirlenmeyen 5 adet çekin icra takiplerine konu edildiği ve icra dosyalarında hiçbir tahsilat yapılmadığı tesbit edildiğinden davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle;
geçici mühlet tarihinin aynı zamanda kat tarihi olduğu, bu tarih itibariyle faiz işlemesi durduğu, çeklerden yapılan tahsilatlar düşülerek çekişmeli hale gelen alacağın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, taraf vekillerinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından her iki yan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 20.241,16-TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin yatırılan 5.061-TL harcın mahsubuna ,15.180,16-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Taraflarca yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/12/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/286984 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi