6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı ihlalinde dava açma hakkı şirkete aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1800 E. 2025/2063 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK 396 uyarınca rekabet yasağını ihlal etmeleri halinde, bu ihlalden doğan zarar şirketin doğrudan zararı, ortağın ise dolaylı zararı niteliğindedir; dava açma hakkı şirkete aittir ve ortağın tazminat talep hakkı ancak tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla mevcuttur. Ortağın kendisine ödenmek üzere doğrudan zarar talebiyle açtığı dava reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı ihlali nedeniyle açılan tazminat davasında dava açma hakkının kime ait olduğu → ret

İddia: Davacı vekili; davalıların, ortağı bulundukları şirketin tasfiyeye girmesinden önce aynı faaliyet alanında başka bir şirket kurarak rekabet yasağını ihlal ettiklerini, bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek kararın kaldırılması ve davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: TTK 396. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri, genel kurulun izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren iş türünden işlemleri kendi veya başkası hesabına yapamaz ve aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sınırsız sorumlu ortak olarak giremez; hakim görüşe göre aynı türden işlerle uğraşan başka bir ortaklıkta yönetici olarak görev alma da rekabet yasağına aykırıdır. Somut olayda, tarafların ortağı olduğu şirket tasfiyeye girmeden önce, yönetim kurulu üyesi olan davalıların aynı faaliyet alanında iştigal etmek üzere başka bir şirket kurdukları, tasfiye kararı alınmadan önceki şirketin fiilen faaliyetlerine son verildiği, davalıların yeni şirkette faaliyetlerine devam ettiği ve birinin şirket müdürü seçildiği anlaşılmaktadır. Ancak yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal etmeleri halinde dava açma hakkı şirkete aittir. Rekabet yasağının ihlali neticesinde doğan zarar, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin doğrudan zararını, ortağın ise ancak dolaylı zararını oluşturur. Davacı ise doğrudan zarar talebinde bulunmuştur; oysa ortağın tazminat talep hakkı, ancak tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla mevcuttur. Bu nedenle davanın reddinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlali halinde dava açma hakkının şirkete ait olduğu, ortağın ancak tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla dava açabileceği ve bu ihlalden doğan zararın ortak yönünden dolaylı zarar niteliğinde bulunduğu yönündeki tespit, benzer rekabet yasağı ihlali davalarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı zarar TTK 396 genel kurul izni

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 396TTK 396/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1800

KARAR NO 2025/2063

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/06/2025

NUMARASI 2022/609 Esas - 2025/575 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklı)

DAVA TARİHİ 24/08/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/12/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalıların, ... İletişim TicAŞ'ni 06/08/2013 tarihinde birlikte kurduğunu, müvekkilin 06/10/2017 tarihli olağanüstü genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olduğunu, genel kurulda alınan karar ile şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağından vareste tutulmalarına karar verildiği, işbu karara karşı müvekkil tarafından İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2017/1163 esas sayılı dosyasında açtığı davanın kabul edilerek 2019/303 karar sayılı karar ile kararın iptal edildiği, bu toplantının amacının davalılar tarafından 07/11/2017 tarihinde aynı sektörde hizmet vermek üzere kurulan ... İçerik ve Yazarlık Hiz Ltd. Şti. ile davalıların ittifak halinde müvekkilinin zararına hareket ettiklerini, davalıların 06/10/2017 tarihli genel kurulu müteakip şirketi gayri faal hale getirdiklerini, ...

şirketi ile 02/08/2017 tarihinde kurulan ... Fikir Liderleri İletişim AŞ ile yönetim kurulu üyesi bulundukları ve müvekkilinin de ortağı olduğu ... İletişim Tic AŞ'yi ve müvekkilini zarara uğrattıklarını, sürecin devamında müvekkilinin de ortağı olduğu ... İletişim Tic AŞ'nin tasfiye olduğu, davalıların aynı sektörde şirketleri ile faaliyetlerine devam ederken ...'nin ekonomik bir değer olmaktan çıktığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000-TL tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; 06/10/2017 tarihli olağanüstü genel kurul üzerinden 5 yıl geçtiğini,davanın zaman aşımına uğradığını, davacının şirkete 'yakın arkadaş' olması hasebiyle ortak olarak alındığını,davacıdan sonra üretici ortamın bozulduğunu ,istihdam edilen işçilerin bir bir davacı yüzünden ayrıldığını ve işten çıktıklarını,davacının yarattığı huzursuz ortam nedeniyle şirkete yatırımcı olarak giren şahısların ayrıldıklarını, davacının iş yerine dayısı olarak tanıttığı kişi ile geldiğini, işçilere hakaret ve tehditlerle iş yerindeki bir takım defterleri alarak ayrılması üzerine iş yeri artık çalışılacak ortam olmaktan çıktığını, ...'in kurduğu ... şirketinin senaryo ve içerik yazarlığı şirketi olduğunu, ...'nin yönetim kurulu üyesi olduğu,an itibariyle tasfiye edilmiş olan ...

Fikir şirketinin ise sosyal medya ünlülerinin menajerliğini, İnfluencerlara menajerlik sunmak olduğunu, aynı davacının bizzat haksız rekabet mahiyetinde ... şirketinin tedarik sağladığı, beraber çalıştığı FİLM Standartları şirketi ile davacının beraber çalıştığını, ...'nın sahibi olduğu FS İstanbul şirketine ait bilgilerin ticaret odasından celbi ile ilgili şirketin banka hesaplarının istenmesi halinde davanın haksız olduğunun tespit edilebileceğini, ... şirketinin iştigal alanı gözetildiğinde, davacının davalı müvekkillere atfettiği husus, neden oturup mizah üretmediniz, senaryo yazmadınız gibi afaki bir durum içerdiği öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi halde davacının zararını belirlemesi ve açıklaması hususunda davacıya süre verilerek eksik harcın tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda" tarafların ortak olduğu ... İletişim Ltd. Şti.'nin 08.11.2017 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminde fesih/tasfiye konusu yer aldığını,bilahare fesih tasfiye kararı alındığına göre, artık aynı tarihlerde kurulan ve 13.11.2017 tarihli TTSG'de ilan edilen ... şirketi yönünden aktif bir rekabet yasağından söz edilemeyeceği, zira tasfiye haline giren şirketin tüzel kişiliği tasfiyenin kapanışına kadar devam etse de artık şirketin iştigal konusu değişmiş olacağı,davalılara rekabet izni verilmesine dair genel kurul kararının mahkeme kararıyla iptal edilmesinin iç ilişkide geçmişe etkili olacağı, dolayısıyla genel kurul kararının tarihi olan 06.10.2017 tarihinden itibaren davalıların rekabet yasağına tabi oldukları kabul edilse dahi, davalıların rekabet yasağına aykırı bir eyleminin bulunmadığı bu sebeple bir tazminat yükümlülüğünden de söz edilemeyeceği, davacı ve davalıların şirket içinde yaşadıkları kişisel sorunlardan ötürü anlaşamadıkları, yaşanan uyumsuzluklar nedeni ile zaten şirketin feshi hususunda karar aldıkları ve şirketin zaten alınan bu karar sonrası hiçbir ticari faaliyetinin kalmadığı, fesih kararı alındıktan sonra kurulan şirkete ortak ve yönetici olmaları rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği" yolunda görüş bildirildiği, dava dilekçesinde davalıların eylemleri nedeni ile doğrudan zarar talebinde bulunduğu, TTK.m.396/1 gereğince şirketle rekabet yasağına aykırı davranan YK üyesinden istenecek tazminat şirkete ödenmek üzere talep edilebileceği, davacı taraf, şirketin zararını değil kendi zararını talep ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalılar, müvekkili şirket yönetim kurulu üyeliğinden çıkarttıktan sonra, genel kurul çağrısı yaparak işbu çağrıyı 08.11.2017 Tarihli TTSG'de yayınlamış, ancak bu Genel Kurul gerçekleşmediğini, şirketin, tasfiyeye 09.09.2020 Tarihli TTSG'de ilan edilen genel kurul ile 29.09.2020 tarihli genel kurulu müteakip sokulduğunu, ... İletişim A.Ş. ile aynı alanda iştigal eden ... İçerik Üretimi A.Ş.'nin ise 13.11.2017 tarihinde (... şirketinin tasfiyesine karar verildikten sonra) kurulduğu belirtilmekte ise de ... İletişim A.Ş.

08. 11.2017 Tarihinde değil, 29.09.2020 Tarihli genel kurulda tasfiyeye girdiğini, bu süre zarfında, davalılar, YK Üyesi bulundukları ... şirketi ile aynı sektörde ve onunla rekabet edecek ve hatta ... şirketinin içini boşaltacak şekilde hareket ettiklerini, müvekkilin bu suretle zararına sebebiyet verdiklerini 06.07.2017 Tarihli genel kurul ile davalılar, şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağı hükümlerinden vareste tutulacağına ilişkin karar almışlar ise de mahkeme kararı ile iptal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal etmeleri nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.“TTK” 396. maddesinde,“Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir.Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklı olduğu ”düzenlenmiştir.TTK md.

396/1 hükmü ile rekabet yasağının getirildiği kişiler esasen yönetim kurulu üyeleridir.Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri için getirilen rekabet yasağı emredici ve mutlak bir yasak değildir. Nitekim “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın “ ibaresi ile başlayan ilgili maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere, yönetim kurulu üyeleri, genel kurulun iznini alarak bu tür iş ve işlemleri gerçekleştirebilmektedir.Yönetim kurulu üyeleri aynı konu ile uğraşan başka bir ortaklığa, sorumluluğu sınırsız ortak olarak giremez. TTK'nın 396 maddesi yönetim kurulu üyelerinin aynı konu ile uğraşan kolektif bir ortaklığa girmelerini, komandit ortaklıkta komandite ortak olmalarını veya adi ortaklık ortağı olmalarını rekabet yasağına aykırı saymıştır.

TTK’da başka bir şirkete yönetim kurulu üyesi olma hakkında bu tür bir yasak bulunmasa da, hakim görüşe göre ise yönetim kurulu üyesinin, aynı türden işlerle uğraşan bir diğer ortaklıkta yönetici olarak görev alması rekabet yasağına aykırı bulunmaktadır.Somut olayda; davanın taraflarının ortağı bulundukları ... şirketinin tasfiye haline girmeden; yönetim kurulu üyesi olan davalıların aynı faaliyet alanlarında iştigal etmek üzere ... şirketini kurdukları,tasfiye kararı alınmadan şirketin fiilen faaliyetlerine son verildiği ,her iki davalının ... şirketinde faaliyetlerine devam ettiği,davalı ... in şirket müdürü olarak seçildiği anlaşılmaktadır. Ancak ne var ki şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal etmeleri halinde dava açma hakkı şirkete aittir.

Davalıların rekabet yasağını ihlal etmeleri neticesi doğan zarar tasfiye sonucu terkin edilen şirketin doğrudan davacının ise dolaylı zararlarını teşkil etmektedir. Davacı ise doğrudan zarar talebinde bulunmuştur. Davacı ortağın tazminatın ancak şirkete ödenmesi kaydıyla dava açma hakkı mevcut olup bu sebeple davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/12/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/286943 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.