Genel kurul kararının icrasının tedbiren durdurulması talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1497 E. 2025/1617 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbir talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Genel kurulda ibra kararına ilişkin oy yasağı (TTK 436/2), yalnızca pay sahibi olan yönetim kurulu üyeleri açısından ve kendi ibrasıyla sınırlı olarak uygulanır; pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesinin zaten oy hakkı yoktur ve bir yöneticinin diğer yöneticinin ibrasında pay sahibi sıfatıyla oy kullanması oy yasağı kapsamında değildir. Genel kurul kararının iptali/butlanı davasında, dava sonuçlanıp karar geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı için, kararın icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilebilmesi için gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesinin ayrıca ve somut olarak ortaya konması gerekir; bu koşul gösterilmediğinde ihtiyati tedbir talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
İbra kararında oy yasağının kapsamı (TTK 436/2 uygulaması) → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olup olmadığına göre hatalı bir ayrım yaptığını, oysa kararın esasa ilişkin ihsas-ı rey yasağına aykırı yeterli oyla alındığını ve tüm yargı kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve ibra kararının icrasının durdurulmasını talep etmiştir.
Gerekçe: İlk derece mahkemesinin, yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olup olmadığına göre yaptığı ayrım hatalıdır; pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesinin zaten genel kurulda oy hakkı bulunmamaktadır. Oy yasağı ancak pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi bakımından uygulanabilir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin gerekçesi bu yönüyle hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
İhtiyati tedbir koşullarının (ciddi zarar/imkansızlık) oluşmadığı → ret
Gerekçe: İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davanın esası bakımından haklılığın yaklaşık ispatı yanında; hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi gerekir. %25 payı bulunan davacının ibra kararına olumsuz oy kullandığı, diğer payların yönetim kurulu üyelerine ait olduğu ve bunların birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Alınan kararın niteliği itibariyle TTK 558(2) hükmü de gözetildiğinde, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi koşulunun gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Genel kurul kararının iptali veya butlanı davası nihai olarak sonuçlandığında alınan karar geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur; ancak ilk derece mahkemesinin gerekçesi hatalı olduğundan ara kararın kaldırılması, belirtilen gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin yeniden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Genel kurul kararının ibra kararına ilişkin oy yasağının (TTK 436/2) kapsamının pay sahibi yönetim kurulu üyeleriyle sınırlı olduğu ve genel kurul kararı iptali davalarında ihtiyati tedbir talebinde ciddi zarar koşulunun somut biçimde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ ibra kararı↗ oy yasağı↗ ihsas-ı rey↗ genel kurul kararının iptali/butlanı↗ yaklaşık ispat↗ geçmişe etkili sonuç↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/1497
KARAR NO 2025/1617
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/09/2025 (Ara Karar)
NUMARASI 2025/551 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/10/2025
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan 18/04/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın geçersizliğinin tespiti veya iptaline karar verilmesi yönündeki davada kararın ihtiyati tedbir yolu ile icrasının durdurulması ı talep edilmiş olup; Mahkemece TTK 449.madde gereğince şirket yönetiminden görüş sorularak yapılan inceleme neticesinde "TTKnın 436/2 maddesinin ''şirket yöneticileri'' tabiri ile başladığı, bu hükmün pay sahiplerine uygulanmayacağı, hem pay sahibi hem yönetici olanların sadece kendi ibralarında oy kullanamayacakları ancak diğer yöneticinin ibrasında ''pay sahibi'' unvanlarından dolayı oy kullanabilecekleri; pay sahibi olan yöneticilerin diğer yöneticinin ibrasında ''oydan yoksunluk'' halinin söz konusu olmayacağı, bu iki yöneticinin de şirkette pay sahibi olduğu (getirtilen ticari kayıtlardan bu durumun görüldüğü) ve bu sıfatlarından dolayı birbirlerinin ibrasında oy kullanabilecekleri nazara alındığında ihtiyati tedbir yönünden baştan haklılık durumunun gerçekleşmediği nazara alınarak talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili;
mahkemenin usul ve esas yönünden hatalı karar verdiğini; davanın bir tek karara özgü olarak açıldığı ve esasa ilişkin karara yönelik ihsası reyde bulunur şekilde yeterli oy ile alındığının kararda belirttiğini, esası bakımından da kararın bütün yargı kararlarına aykırı bir karar olduğunu belirterek kararın kaldırılarak alınan ibra kararının icrasının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Talep olunan ihtiyati tedbir kararının niteliği itibariyle zorunlu olarak alınan kararın yeterli oy ile alınıp alınmadığının belirlenmesini gerektirmektedir. İlk derece mahkemesi yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olup olmadığına göre hatalı bir ayrım yapmış olup; pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesinin zaten genel kurulda oy hakkı bulunmamaktadır.
Oy yasağı ancak, pay sahibi yönetim kurulu üyesi bakımından uygulanabilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulu davanın esası bakımından haklılığın yaklaşık ispatının sağlanması yanında; hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi gerekir. %25 payı bulunan davacı şirketin genel kurulda ibra kararına olumsuz oy kullandığı diğer payların yönetim kurulu üyelerine ait olduğu ve birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Alınan kararın niteliği itibariyle ;TTK nın 558 (2)maddesi hükmüde gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir.
Genel kurul kararının iptali veya butlanı davasında dava nihai olarak sonuçlandığında alınan karar geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olsa da gerekçesi nedeniyle kaldırılması gerektiğinden davacı /ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın kaldırılmasına,ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığından belirtilen gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/551 esas 01/09/2025 tarihli ara kararın HMK nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davalı şirketin 18/04/2025 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 5 nolu kararın ihtiyati tedbir yolu ile yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin talebin REDDİNE,"Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/10/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/284741 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi