Katılma hesabında tasfiye sonuçlanmadan alacak talep edilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/402 E. 2018/834 K. · · İlk derece: Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kar ve zarara katılma hesabı, kâr kadar zarar riskini de içeren bir katılım ilişkisidir; hesap sahibinin alacağı, işletilen havuzun tasfiye sonucuna göre belirlenir. Faaliyet izni kaldırılıp tasfiyeye giren bir finans kurumu nezdindeki katılma hesabından kaynaklanan alacak, tasfiye süreci sonuçlanıp kâr-zarar durumu netleşmeden muaccel hale gelmez ve talep edilemez. Tasfiye memurlarının şahsi sorumluluğuna dayalı taleplerde, tasfiyenin kasten geciktirildiği veya tasfiye memurlarının kusurlu davrandığı somut delillerle ispatlanmalıdır; aksi halde bu yöndeki iddialar dayanaksız kalır.
Ele alınan sorunlar
Kar ve zarara katılma hesabından kaynaklanan alacağın muacceliyeti → ret
İddia: Davacı vekili, davalı şirketin tasfiye aşamasında olduğuna ilişkin savunmanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki kar ve zarara katılma sözleşmesinin bu nedenle ortadan kalktığını ve işlem temelinin çöktüğünü, bu sebeple ilk derece kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki ilişki kar ve zarar ortaklığına dayalı katılım hesabına ilişkindir. Katılma hesabı açtıran kişi vade sonunda ne miktarda kar payı alacağını önceden bilemez; kârın yanında anaparanın aynen ödeneceği garantisi de yoktur. Katılma hesaplarında biriken para aynı vade ve döviz türündekilerle birleşerek bir havuz oluşturur ve katılım bankası tarafından işletilir; havuz kârla kapanırsa hesap sahibine kâr dağıtılır, zararla kapanırsa hesap sahibinin anaparası da bu ölçüde eksilir. İşlemin niteliği kâr kadar zarar riskinin de varlığını içerir. Kar-zarara katılım hesaplarının tasfiye sonucu beklenmeden talep edilemeyeceği yönünde Yargıtay'ca emsal nitelikte kararlar verilmiştir. Davalı şirketin tasfiye halinde olup bu aşamada kâr-zarar durumunun sonuçlanmadığı, davacının kar-zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının mümkün olmadığı ve alacağın muaccel hale gelmediği anlaşılmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tasfiye memurlarının kusuruna dayalı sorumluluk (TTK 553) → ret
İddia: Davacı vekili, davalı şirketin organları ve yöneticilerinin ağır kusurlu davranmasından dolayı zarara uğradığını, TTK 553 gereği tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dosyada mevcut davalı şirketin 2015 yılı tasfiye kurul raporunda tasfiye sürecinde yapılan işlemlerin bildirildiği, katılım hesabı sahiplerine yapılan ödemelerden bahsedilip mudi sayısının önemli oranda düşürüldüğüne yer verildiği görülmektedir. Davacı vekilinin, davalı tasfiye memurlarının kasten tasfiyeyi sonlandırmadıkları iddiasının bir dayanağı yoktur. Tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddia ispat edilememiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, faaliyeti BDDK kararıyla sona erdirilmiş bir katılım bankasındaki kar ve zarara katılma hesabından kaynaklanan alacağın, tasfiye süreci sonuçlanmadan muaccel hale gelmeyeceğine ve bu nedenle talep edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay uygulamasına atıf yaparak istikrarlı bir hukuki kuralı benimsemektedir; benzer katılım hesabı davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar ve zarara katılma hesabı↗ katılım bankası↗ tasfiye↗ muacceliyet↗ tasfiye memurunun sorumluluğu↗ hakkın kötüye kullanılması↗ işlem temelinin çökmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/402
KARAR NO 2018/834
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ 17/11/2017
NUMARASI 2017/250 Esas- 2017/905 Karar
DAVA
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/06/2018 ( 20/07/2018 yazım tarihli )
İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 21/08/2000 tarihinde davalı şirkete 15.223,500 TL yatırdığını, yatırılan bu paranın euro para birimine çevrilerek EURO hesabına kaydedildiğini ve müvekkiline ... hesap no'lu kâr ve zarara katılma hesap cüzdanı verildiğini, davalı şirketin topladığı fonları verimli şekilde ve gerekli teminat almak suretiyle kullanmak yerine kanuna karşı hile yaparak kendisine menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğini, davalı şirketin basiretsiz tacir gibi davranmasının özen borcunun ihlali olup, aynı zamanda davalı şirketin organlarının ve yöneticilerinin ağır kusurlu davranmasından dolayı zarara uğratıldığını, davalı şirket ile müvekkili arasında kurulan sözleşmenin davacının iradesinin sakatlanarak kurulduğunu, bu sebeple geçerli bir ortak ilişkisi kurulmadığını davalının sebepsiz zenginleştiğini TTK 553 gereği tasfiye memurlarının alacaklılara karşı şahsen sorumlu bulunduklarını, geçerli bir kâr zarar ortaklığı ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili olacak şekilde feshi, müvekkilinden tahsil edilen 26.805,50 -euronun 21/08/2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
1-Davalı şirket vekili, davacının müvekkili şirket nezdindeki hesabının kâr ve zarara katılım akdine dayanmakta olduğunu, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağının bulunmadığını, şirketin münfesih olduğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu alacağın dava tarihi itibariyle muaccel ve talep edilebilir likit bir alacak olmadığından bu alacağa ilişkin herhangi bir faizde talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2_Diğer davalılar vekili ; davacının akdi ilişkisinin ... AŞ ile olduğu taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini ,benzer açılan davaların reddedildiğini ,tasfiye işlemlerinin halen devam ettiğini aleyhlerine açılan davanın reddine talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı şirketin halen tasfiye halinde olduğunu şirketin geriye doğru kar ve zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığını,tasfiye memurlarının kusurunun iddia v eispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkemenin eksik incelemeye dayanarak karar verdiğini, şirketin tasfiye aşamasında olduğuna ilişkin yapılan savunmanın hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğunu, taraflar arasında yapılan "Kar ve Zarara Katılma Sözleşmesi" davalı şirketin hakkın kötüye kullanılması yasağını açıkça ihlal etmesi nedeniyle ortadan kalktığını ve müvekkili yönünden sözleşmeye katlanılmasının kendisinden beklenmeyecek duruma geldiğinden işlem temelinin çöktüğünü belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki ilişki , kar ve zarar ortaklığına dayalı katılım hesabına ilişkindir.Davalı finans kurumu hakkında BDDK nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyetin sona erdirilmesine karar verilmiştir. Faaliyet izni kaldırılan şirketin tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı kanun gereği yapılmasına fon kurulunca karar verilmiş olup ;tasfiye işlemleri AŞ nin tasfiyesi hükümlerine göre devam etmektedir.
Kar ve Zarara Katılma Hesabı akdi çerçevesinde açılan hesaplara Katılma Hesabı adı verilir. Tasarrufunu faizsiz bankaya yatırarak katılma hesabı açtıran kişi vade sonunda ne miktarda kar payı alacağını önceden bilemez. Hatta karın yanında anaparanın da aynen ödeneceği garantisi verilmemektedir. Katılma hesaplarında biriken para, aynı vade ve döviz türündekilerle birleşerek bir havuz oluşturur ve katılım bankası tarafından çeşitli kredi usûlleriyle işletilir. Bir kredi kârla sonuçlanırsa havuza kâr gelir. Zararla sonuçlanırsa da havuz bu ölçüde zarar etmiş olur. Havuz kendi dönemini kârla kapatırsa banka hesap sahibine anapara ile birlikte kâr dağıtır. Banka dönemi zararla kapatırsa dönem sonunda hesap sahibinin anaparasının bir kısmı eksilmiş olur.
Zaten işlemin niteliği kâr kadar zarar riskinin de varlığıdır.
Kar-zarara katılım hesaplarının tasfiye sonucu beklenmeden talep edilemeyeceği doğrultusunda Yargıtay'ca pek çok emsal nitelikte kararlar verilmiştir. (Yargıtay 19.HD 2015/2915esas-15255karar sayılıve 23.11.2015tarihli kararı da aynı yoldadır.)
Dosyada mevcut davacı vekilinin ibraz ettiği, davalı şirketin 2015 yılı tasfiye kurul raporunda tasfiye sürecinde yapılan işlemlerin bildirildiği ,katılım hesabı sahiplerine yapılan ödemelerden bahsedilip mudi sayısının önemli oranda düşürüldüğüne yer verildiği görülmektedir. Davacı vekilinin davalı tasfiye memurlarının kasten tasfiyeyi sonlandırmadıkları iddiasının bir dayanağı yoktur.Davalı şirketin tasfiye halinde olup bu aşamada kar-zarar durumunun sonuçlanmadığı, davacının kar-zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, alacağın muaccel hale gelmediği ve tasfiye memurlarına yönelik istem bakımından iddianın ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine ilişkin hükme yönelik ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Karardan bir suretin taraf vekillerine tebliğe çıkarılmasına,
HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/06/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/278472 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi