Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11397 E. 2016/8298 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
husumet yokluğu↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının ...'ye yönelik açmış olduğu davasının husumet yokluğu nedeniyle, davalılar ... A.Ş ve ...'a yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3656 E. 2017/2136 K.
Ortak:husumet yokluğu · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının ...'ye yönelik açmış olduğu davasının «husumet yokluğu» nedeniyle, davalılar ...
Benzer bu karardaMahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların «husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki asıl davanın sübut bulmaması nedeniyle reddine, davalı şirkete karşı açılan birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13406 E. 2012/20715 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · pay defterine kayıt · ortaklık sıfatı · sözleşmenin iptali · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket
Benzer bu kararda2-) Ancak, asıl dava, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, birleşen dava ise, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ilişkindir.
Mahkemece, davalı şirketin «pay defteri» getirtilerek şirket «hisse devrinin» pay defterine işlenip işlenmediğine bakılmalı, mülga TTK.’nın 416/2 ve 417/«son» maddeleri uyarınca “Devir ancak «pay defterine kayıt» ile hüküm ifade eder ve şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir.” hükümleri dikkate alınmalıdır.
Davalı şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi hissedarların hisselerini satmak istedikleri takdirde bu devrin ancak yönetim kurulunun teklifi ve genel kurulun kararı ile mümkün olacağı ve bunun «pay defterine» yazılacağı hükmünü içermektedir.
Belirtilen hususlar araştırılmaksızın, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmadığından dolayı aktif dava «ehliyetinin» yokluğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3335 E. 2020/4423 K.
Ortak:Menfi Tespit
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yargılama giderleri · kefalet · kamu düzeni · kefil · kötüniyet · menfi tespit · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, dava dışı ...'un davalı bankadan kullanmış olduğu tarımsal krediye «kefaleti» nedeniyle davacılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının, davanın açılmasından sonra takipten vazgeçtiği, böylece davanın konusuz kaldığı, öte yandan Ziraat Bankası'ndan 20.08.2002 tarihinden önce çekilen tarımsal kredilere «kefil» olanların sorumluluğunun yasa gereğince yürürlük tarihi olan 12.04.2011 tarihi itibariyle sona erdiği, davaya konu kredinin anılan tarihten önce kullandırılmış olması nedeniyle yasa kapsamına girdiği, bu itibarla davalının takipte haksız ve «kötüniyetli» olduğunun kabulü gerektiği gerekçeleriyle, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacağın %20'si oranındaki «kötüniyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Kapatılan 19.
2-Somut olayda, icra takibinde davalı bankanın «kötüniyetli» olduğu kabul edilemeyeceğinden, aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.." gerekçesiyle bozulmuştur.
2-Mahkemece hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde «menfi tespit» talebi yönünden, bozma öncesi verilen kararın kesinleşmiş olması sebebiyle bu talep açısından yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, dair yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının «menfi tespit» talebi yönünden, bozma öncesi verilen kararın kesinleşmiş olması sebebiyle bu talep açısından yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davalı bankanın icra takibinde kötü niyetli olduğunun sübut bulmaması gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11397 E. , 2016/8298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/04/2014 gün ve 2013/393 - 2014/298 sayılı kararı bozan Daire'nin 01/06/2015 gün ve 2014/15309 - 2015/7339 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, , Bankalar Kanunu ve hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, 'nun 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne 25.359 EURO karşılığı 53.291,94 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının ...'ye yönelik açmış olduğu davasının husumet yokluğu nedeniyle, davalılar ... A.Ş ve ...'a yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 20/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274542900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz