Ahde vefa
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7586 E. 2016/7984 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ahde vefa↗ sigorta ettiren↗ hile↗ sigorta sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ riziko↗ ek prim↗ tacir↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflar arasında ... sigorta poliçesi düzenlenmekle bir sigorta sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme gereğince sigortacının yükümlülüğünün poliçe gereğince üstlendiği rizikoyu karşılamak, sigortalının yükümlülüğünün ise sigorta şirketinin belirlediği poliçe bedelini ödemek olduğu, poliçe bedelinin sigorta şirketi tarafından aracın ruhsat bilgileri kontrol edilmek suretiyle belirlendiği, poliçe bedeli belirlenirken sigorta ettirenin kusur veya hilesi bulunmadığı müddetçe sigorta şirketinin eksik prim alındığı iddiasının dinlenemeyeceği, aksi durumun sözleşmede ahde vefa ilkesine aykırılık oluşturacağı, somut olayda da sigortalı aracın birtakım bilgilerinin poliçe düzenlenirken eksik girildiği gerekçesi ile prim tutarının düşük çıkmasında davalı belediyenin herhangi bir kusurunun veya hilesinin bulunmadığı, davacı ... şirketinin eksik primi ve eksik prim oranınca ödediği hasar bedelini sözleşme kurulduktan sonra sigortalı araç sahibine karşı ileri sürmesinin basiretli tacir gibi davranma ilkesine de aykırılık oluşturacağı gerekçesi ile yasal dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3113 E. 2019/3731 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11702 E. 2012/18154 K.
Ortak:ahde vefa · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasında ... «sigorta poliçesi» düzenlenmekle bir «sigorta sözleşmesi» kurulduğu, bu sözleşme gereğince sigortacının yükümlülüğünün poliçe gereğince üstlendiği «rizikoyu» karşılamak, sigortalının yükümlülüğünün ise sigorta şirketinin belirlediği poliçe bedelini ödemek olduğu, poliçe bedelinin sigorta şirketi tarafından aracın ruhsat bilgileri kontrol edilmek suretiyle belirlendiği, poliçe bedeli belirlenirken «sigorta ettirenin» «kusur» veya «hilesi» bulunmadığı müddetçe sigorta şirketinin eksik «prim» alındığı iddiasının dinlenemeyeceği, aksi durumun sözleşmede «ahde vefa» ilkesine aykırılık oluşturacağı, somut olayda da sigortalı aracın birtakım bilgilerinin poliçe düzenlenirken eksik girildiği gerekçesi ile prim tutarının düşük çıkmasında davalı belediyenin herhangi bir kusurunun veya hilesinin bulunmadığı, davacı ... şirketinin eksik primi ve eksik prim oranınca ödediği «hasar» bedelini sözleşme kurulduktan sonra sigortalı araç sahibine karşı ileri sürmesinin «basiretli tacir» gibi davranma ilkesine de aykırılık oluşturacağı gerekçesi ile yasal dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «tacir» olan ve basiretli davranmak durumunda bulunan davacının «genel kredi sözleşmesinde» yer alan, gerek «erken ödeme komisyonu» gerekse de faiz ve buna bağlı «masraflar» adı altında davalı Banka tarafından ücret alınmasını ve erken ödeme komisyonun miktarının belirlenmesi konusunda bankanın «yetkisini» düzenleyen koşulları kabul ettiği ve «ahde vefa» kuralı uyarınca bu koşullarla bağlı olduğu, bankacılık uygulamaları ve ticari hayatın işleyişi itibariyle davalı Banka'nın uygulamasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken ödeme komisyonu · erken kapama komisyonu · hakkın kötüye kullanılması · genel kredi sözleşmesi · komisyon · bilirkişi incelemesi · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «tacir» olan ve basiretli davranmak durumunda bulunan davacının «genel kredi sözleşmesinde» yer alan, gerek «erken ödeme komisyonu» gerekse de faiz ve buna bağlı «masraflar» adı altında davalı Banka tarafından ücret alınmasını ve erken ödeme komisyonun miktarının belirlenmesi konusunda bankanın «yetkisini» düzenleyen koşulları kabul ettiği ve «ahde vefa» kuralı uyarınca bu koşullarla bağlı olduğu, bankacılık uygulamaları ve ticari hayatın işleyişi itibariyle davalı Banka'nın uygulamasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece diğer bankalardan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borcun erken ödenmesi halinde uyguladıkları faiz oranları sorulmak suretiyle davalı Banka'nın uyguladığı «erken kapama komisyonu» oranının fahiş olup olmadığı hususunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına …
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borcun erken kapatılması nedeniyle alınan «erken kapama komisyonunun» fahiş olarak alındığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının «genel kredi sözleşmesi» uyarınca «erken kapama komisyonunu» ve erken kapama komisyonunun oranının davalı Banka tarafından belirleneceğini kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davalı Banka'nın ne oranda erken kapama komisyonu uyguladığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7586 E. , 2016/7984 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2013 tarih ve 2013/377-2013/754 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sahibi bulunduğu ... plaka nolu aracın 07/02/2012 tarihinde yapmış olduğu kaza sonucu ... plakalı araçta hasara sebebiyet verdiğini, bu kaza nedeniyle müvekkili şirketin karşı tarafa 5.250,00 TL hasar tazminatı ödediğini, tarife farkından dolayı davalıdan eksik prim tahsil edildiğinin tespit edildiğini, müvekkilince fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.885,00 TL fazla ödemenin 10/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili kuruma herhangi bir ödeme yapılmadığını, eksik prim tahsili söz konusu olmadığını, davacının kendi ihmal ve kusurundan kaynaklı ödemeden müvekkili kurumun sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında ... sigorta poliçesi düzenlenmekle bir sigorta sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme gereğince sigortacının yükümlülüğünün poliçe gereğince üstlendiği rizikoyu karşılamak, sigortalının yükümlülüğünün ise sigorta şirketinin belirlediği poliçe bedelini ödemek olduğu, poliçe bedelinin sigorta şirketi tarafından aracın ruhsat bilgileri kontrol edilmek suretiyle belirlendiği, poliçe bedeli belirlenirken sigorta ettirenin kusur veya hilesi bulunmadığı müddetçe sigorta şirketinin eksik prim alındığı iddiasının dinlenemeyeceği, aksi durumun sözleşmede ahde vefa ilkesine aykırılık oluşturacağı, somut olayda da sigortalı aracın birtakım bilgilerinin poliçe düzenlenirken eksik girildiği gerekçesi ile prim tutarının düşük çıkmasında davalı belediyenin herhangi bir kusurunun veya hilesinin bulunmadığı, davacı ...
şirketinin eksik primi ve eksik prim oranınca ödediği hasar bedelini sözleşme kurulduktan sonra sigortalı araç sahibine karşı ileri sürmesinin basiretli tacir gibi davranma ilkesine de aykırılık oluşturacağı gerekçesi ile yasal dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
aşağıda yazılı bakiye 04,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/10/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Sorun, sigorta sözleşmesinde sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırılık ve sonuçları noktasında toplanmaktadır.
Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Böyle bir halde ise ihbarı gereken hususları ve bunların sınırlarını tayin etmek yine sigorta ettirene ait olacağına göre sigorta ettirenin beyanının asıl olduğu ve TTK'daki sistemin beyan usulünü esas alan bir karma sistem olduğu görülmektedir. Ayrıca sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün en geç sözleşmenin kurulma anına kadar yerine getirilmesi, daha doğru ifade ile beyanın bu tarihe kadar sigortacıya ulaştırılması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu, beyan yükümlülüğünün ihlali hallerini 1435 maddesinin ikinci bendinde bildirmemek, eksik veya yanlış bildirmek şeklinde açık bir şekilde düzenlemiştir. Böylece kanun sözkonusu üç hali, beyan yükümlülüğünün ihlali olarak öngörmüştür. Beyan yükümlülüğünün ihlalinde kusurun aranıp aranmayacağı hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda, riziko gerçekleşmeden önce ve riziko gerçekleştikten sonra olmak üzere ikiye ayırarak düzenlemiştir. Beyan yükümlülüğünde ihlalin riziko gerçekleştikten sonra ortaya çıkması durumunda ve yaptırım uygulaması bakımından sigorta ettiren veya beyanla yükümlü diğer kişilerin kusuru şarttır. Beyan yükümlülüğüne aykırılığın riziko gerçekleşmeden önce öğrenilmesi halinde, doktirinde kusurun aramadığı yönünde görüşler ileri sürülmesine rağmen, aykırı görüşü savunanlarda vardır.
Bunun yanında beyan yükümlülüğüne aykırılığın tespitinde kast veya ihmal ayrımının önemi yoktur. Sigorta ettiren veya beyanla yükümlü diğer kişiler önemli bir hususu kasten veya ihmal ile bildirmemiş, eksik yahut yanlış bildirmiş ise sözleşme öncesi beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş olur. Ayrıca, TTK m. 1435 tüm sigorta branşları bakımından uygulama alanı bulacak genel hüküm niteliğindedir.
Yukarıda gerekçelerle, TTK'nun 1435/2 ve 1439 maddeleri değerlendirilmeden verilen kararın bozulması gerektiği kanısıyla çoğunluğun onama kararına karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273641600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz