İptal kararı alan hamilin çek iadesi davasında husumetin doğru hasma yöneltilmesi zorunluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/326 E. 2018/1553 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Pasif Husumet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
kambiyo bağlantılı
Gerekçe özeti
Kambiyo senedinin iptaline ilişkin mahkeme kararı, davacıya senedi ibraz etmeden ödeme isteyebilme hakkı kazandırır; ancak bu karar maddi hukuk yönünden hak sahipliği yaratmaz ve senedi elinde bulunduran üçüncü kişinin hakkını sona erdirmez. Bu nedenle, iptal kararı alan kişinin meşru hamil sıfatının tespiti ve senedin iadesi talebiyle açacağı davada husumet, senette keşideci, lehtar veya ciranta olarak bulunan ya da senet üzerinde hak iddia eden kişilere yöneltilmelidir. Senedin adli emanette bulunması, senedi muhafaza eden kurumu (Adalet Bakanlığı) davada hasım haline getirmez.
Ele alınan sorunlar
Adli emanette bulunan çeklerin meşru hamil sıfatıyla iadesi davasında Adalet Bakanlığına husumet yöneltilmesinin doğru olup olmadığı → ret
İddia: Davacı, Bakırköy C.Başsavcılığının ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından Adalet Bakanlığına husumet yöneltilmesinde hata bulunmadığını, çeklerin adli emanette olması nedeniyle davanın bu şekilde açılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 646 uyarınca borçlu, hile veya ağır kusuru bulunmadıkça vade geldiğinde senedin mahiyetine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur. İptal kararını alan kişi, borçludan senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilme hakkını kazanır; ancak iptal kararının etkisi hak sahipliğinin teşhisine ilişkindir ve maddi hukuk yönünden senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği veya davacının onun yerine hak sahibi olduğu sonucuna varılamaz. İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet niteliği taşımaz; sadece davacının senedi ibraz edemese de hak sahibiymiş gibi kabul edilmesi imkanını verir. Borçlu, iptal kararı hamiline iyiniyetle ödemede bulunduğunda, ödeme yaptığı kişi gerçek alacaklı olmasa da TTK 558/2 uyarınca borcundan kurtulur; ancak davacının gerçek alacaklı olmadığını bildiği veya hileli davrandığı kabul edildiğinde bu ödeme borçluyu kurtarmaz. Bu esaslar gözetildiğinde, lehine iptal kararı alarak borçludan senedi ibraz etmeksizin ödeme isteyebilme hakkını kazanmış olan davacının, meşru hamil olduğunun tespiti ve çeklerin iadesine yönelik davasını, çeklerde keşideci, lehtar veya ciranta olarak bulunan kişileri veya çek üzerinde hak iddia eden kişileri hasım göstererek açması gerekir. Dava konusu çeklerin adli emanete alınmış olması Adalet Bakanlığını hasım haline getirmez; davalının pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Çek iptal kararının maddi hukuk bakımından hak sahipliği yaratmadığı ve iptal kararı alan kişinin meşru hamil olduğunun tespiti davasını senedin keşidecisi, lehtarı, cirantası veya senet üzerinde hak iddia eden kişilere yöneltmesi gerektiği, senedin adli emanette bulunmasının davayı Adalet Bakanlığına yöneltmeyi haklı kılmadığı yönündeki tespit, benzer çek iadesi/iptali davalarında husumetin doğru tayini konusunda emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Pasif husumet (davalı sıfatı) ehliyeti - Adalet Bakanlığının çek iadesi davasında hasım olarak gösterilemeyeceği
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedi iptali↗ meşru hamil↗ pasif husumet ehliyeti↗ adli emanet↗ TTK 646↗ TTK 558/2↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/326
KARAR NO 2018/1553
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/12/2017
NUMARASI 2017/647 Esas 2017/1216 Karar
DAVA
Tespit ve Çek İstirdadı
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/12/2018 ( 14/12/2018 yazım tarihli )
Pasif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Tuzla’da bulunan fabrikasında 31/01/2014 tarihinde soygun yapılarak şirket kasasında bulunan birçok çek ve senedin çalındığını, İst. Anadolu C.Başsavcılığının 2014/20285 esas sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, İst. Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/43 esas sayılı dosyasında müdahale talebinde bulunulmayan 90 adet çekin iptaline karar verildiğini, bir kısım çeklerin daha sonra ... ve ... isimli şahıslarda bulunarak haklarında Bakırköy 12.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/124 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, çeklerden 33 adetinin mahkeme tarafından kendilerine iadesi taleplerinin, çek hamilinin tespitinin hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile reddedildiği,çeklerin halen Bakırköy Adli Emanetinde bulunduğunu, ancak 33 adet çekin meşru hamili olmasına rağmen iade talebinin reddine karar verildiğini belirterek 33 adet çekin meşru hamilinin tespiti ve çeklerin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, İst.Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çeklerin iptaline karar verildiğini, kambiyo vasfını yitirdiğini, iptal edilen çeklerde keşideci olmayan davacının bu davayı açmada hukuki menfaati bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece ;“Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nce adli emanette bulunan çeklerin son hamilinin tespiti gerektiği gerekçesi ile iade talebinin reddedildiğini belirterek,33 adet çekte meşru hamil olduklarının tespitine karar verilmesini talep ettiği,kambiyo senedinde meşru hamil olup olmadığının tespiti açısından hukuken korumaya değer bir yararın bulunduğu,ancak davada husumet Adalet Bakanlığı'na yöneltildiği,Bakanlığın hamil olma durumu söz konusu dolmadığı,çeklerin adli emanete alınması da hasım hale getirmediği,çekte keşideci, lehtar veya ciranta olarak bulunan kişilerin veya çek üzerinde hak iddia eden kişilerin hasım olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ,husumetin yanlış yöneltildiği anlaşıldığından açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; adli emanete alınan yapılan yargılama neticesinde müsaderesine karar verilen 41 adet çekten 33 adedinin meşru hamili bulunduğunun tespiti ile iadesine karar verilmesi için açılmış bir tespit+eda davası olduğunu, çeklerin 33 adedinin arka yüzünde davacı şirketin kaşesi bulunduğundan çeklerin müvekkilinden çalındığı hususunun emniyet birimlerince çok kolay bir şekilde belirlenebilecekken; çeklerin kimden çalındığının tespit edilemediği gerekçesi ile adli emanete teslimle yetindiklerini, bu aşamada çeklerin bulunduğundan haberdar olamadıkları için zamanında davaya müdahil olunamadığını, çeklerin müsaderesine karar verildiğini,halen adli emanette saklanan çeklerin iade alınabilmesi için yargı kararı gerektiğini Bakırköy C.Başsavcılığının ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından Adalet Bakanlığına husumet yöneltilmesinde hata bulunmadığını,Bakırköy 12.ACM’nin de bu konudaki görevin Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğine karar verdiğini belirterek davanın reddine dair verilen kararın kaldırılarak, davanın kabulune karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
TTK.nun TTK.646 maddesine göre, “hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vadenin hulülünde senedin mahiyetine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.”
İptal kararını alan kişi, (iptal kararının davacısı) borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmaktadır. İptal kararının etkileri hak sahipliğinin teşhisi meselesine ilişkindir. Kararın maddi hukuk yönünden herhangi bir etkisi yoktur. Bu kararla, senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği, onun yerine artık bundan böyle davacının hak sahibi olduğu sonucuna da varılamaz. İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet mahiyeti taşımamaktadır. İptal kararı sadece, davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilme imkanı vermektedir. Borçlu, iptal kararı hamiline iyiniyetli ödemede bulunduğu takdirde ödemede bulunduğu şahıs gerçek alacaklı olmasa dahi, mevcut iptal kararına güvenerek yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur (TTK.m.558/2).
Ancak davacının gerçek alacaklı olmadığını bildiği veya bu hususta hileli davrandığı kabul edilebildiği takdirde, yaptığı ödemenin borçluyu borcundan kurtarması mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde,mahkemeye başvurup, Bakırköy 12.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/124 Esas sayılı dosyasında adli emanete alınmış dava konusu çeklerle ilgili lehine iptal kararı almış ve bu karar ile borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmış bulunan davacının,meşru hamil olduğunun tespiti ile çeklerin iadesine yönelik davasını,dava konusu çeklerde keşideci, lehtar veya ciranta olarak bulunan kişileri veya çek üzerinde hak iddia eden kişileri hasım olarak göstererek açması gerekir.Dava konusu çeklerin emanete alınmasıda, Adalet Bakanlığı'nı hasım haline getirmez. Davalının davalı sıfatı(pasif husumet ehliyeti) bulunmadığından,davanın bu yönden reddine karar veren hükümde isabetsizlik bulunmadığından,davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/12/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273252 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi