Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13416 E. 2016/7749 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
garanti süresi↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ garanti kapsamı↗ ön inceleme aşaması↗ hizmet bedeli↗ acentelik↗ infaz↗ kazanılmış hak↗ garantörlük↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının ... isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiği, tarafların 20.09.2005 tarihli sözleşme ile birbirlerine karşılıklı taahhütlerde bulundukları, davacının sözleşmede öngörülen şekilde odaları davalının kullanımına sunduğu, alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, davacının sözleşmede yer alan ve garanti kapsamındaki 63 odanın 10/06/2006, 10/10/2006 tarihleri arasındaki garanti süresi içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağının sözleşmede belirtilen kümülatif hesaplama yöntemine göre 267.465,88 USD olduğu, davacı tarafça bu alacak kalemi açısından 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına kazanılmış hak teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen hizmet bedeli olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedilmişse de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiğinden bu yönde kısa karara uygun şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 369.584,35 TL'nin 11/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık % 10 faiz ve bu miktarın % 5'i oranında tahsil masrafıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, garanti süresi içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağı açısından davacı tarafça 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına kazanılmış hak teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen hizmet bedeli olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedildiği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne, 369.584,35 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda hüküm fıkrası ile karar gerekçesinin çelişkili olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Bu durumda hüküm fıkrası ile karar «gerekçesinin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Bu durumda hüküm fıkrası ile karar «gerekçesinin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14883 E. 2013/2512 K.
Ortak:garanti kapsamı · acentelik · kazanılmış hak · garantörlük · taahhütname · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, davacının ... isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat «acentesi» olarak faaliyet gösterdiği, tarafların 20.09.2005 tarihli sözleşme ile birbirlerine karşılıklı «taahhütlerde» bulundukları, davacının sözleşmede öngörülen şekilde odaları davalının kullanımına sunduğu, alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, davacının sözleşmede yer alan ve «garanti kapsamındaki» 63 odanın 10/06/2006, 10/10/2006 tarihleri arasındaki «garanti süresi» içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağının sözleşmede belirtilen kümülatif hesaplama yöntemine göre 267.465,88 USD olduğu, davacı tarafça bu alacak kalemi açısından 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına «kazanılmış hak» teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen «hizmet bedeli» olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedilmişse de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiğinden bu yönde kısa karara uygun şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 369.584,35 TL'nin 11/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık % 10 faiz ve bu miktarın % 5'i oranında tahsil «masrafıyla» birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, «garanti süresi» içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağı açısından davacı tarafça 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına «kazanılmış hak» teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen «hizmet bedeli» olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedildiği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne, 369. …
Benzer bu karardaMahkemece Dairemize ait 08.04.2010 tarihli ilama dayanılarak, davacının Stella Beach isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat «acentesi» olarak faaliyet gösterdiği, tarafların 20.09.2005 tarihli sözleşme ile birbirlerine karşılıklı «taahhütlerde» bulundukları, davacının sözleşmede öngörülen şekilde odaları davalının kullanımına sunduğu, davalının sözleşmede yer alan «garanti kapsamındaki» 63 odanın 163 günlük konaklama ücretinden, gerçekleşmeyen konaklama bedeli olan KDV «dahil» 193.635,29 USD ile alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, her ne kadar davalının garantili oda taahhüdü sebebiyle daha fazla borçlu olduğu tespit edilmişse de, mahkeme ilk kararının sadece davalı tarafından temyiz edildiği ve davacının talebi dikkate alındığında ilk bilirkişi raporundaki değerin esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 398.106,63 TL’nin 11.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık %... faizi ve %5 oranında tahsil «masrafı» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve Dairemize ait 08.04.2010 tarihli bozma ilamı sonucunda, alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya (90.868,84) USD. borçlu bulunduğu, davalının «garanti kapsamında» gerçekleşmeyen konaklama bedeli borcunun ise 20.09.2005 tarihli asıl ve 08.05.2006 tarihli ek sözleşmeler uyarınca belirlenmesi gerektiği konularında «usulü kazanılmış hak» oluşmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların talepleri ile bağlılık ve «usulü kazanılmış hak» ilkeleri nazara alınarak, davalı şirketin «garanti» süresinin ....06.2006-....2006 olduğunun kabul edilmesi ve aralarında sektörden bilirkişilerin bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, özellikle turizm sektöründe “kümülatif hesaplama” tabirinden ne anlaşılması gerektiğinin, buna göre de taraflar arasındaki 20.09.2005 tarihli asıl sözleşmede bu konuda yer alan ibarelerin ne anlama geldiğinin tespit edilmesi, davalının bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı ciddi ve teknik itirazın karşılanması ve sonucuna göre de davalının «garanti kapsamında» gerçekleşmeyen konaklama bedeli borcunun bulunup bulunmadığının, varsa miktarının belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · protokol · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, tarafların talepleri ile bağlılık ve «usulü kazanılmış hak» ilkeleri nazara alınarak, davalı şirketin «garanti» süresinin ....06.2006-....2006 olduğunun kabul edilmesi ve aralarında sektörden bilirkişilerin bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, özellikle turizm sektöründe “kümülatif hesaplama” tabirinden ne anlaşılması gerektiğinin, buna göre de taraflar arasındaki 20.09.2005 tarihli asıl sözleşmede bu konuda yer alan ibarelerin ne anlama geldiğinin tespit edilmesi, davalının bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı ciddi ve teknik itirazın karşılanması ve sonucuna göre de davalının «garanti kapsamında» gerçekleşmeyen konaklama bedeli borcunun bulunup bulunmadığının, varsa miktarının belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece Dairemize ait 08.04.2010 tarihli ilama dayanılarak, davacının Stella Beach isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat «acentesi» olarak faaliyet gösterdiği, tarafların 20.09.2005 tarihli sözleşme ile birbirlerine karşılıklı «taahhütlerde» bulundukları, davacının sözleşmede öngörülen şekilde odaları davalının kullanımına sunduğu, davalının sözleşmede yer alan «garanti kapsamındaki» 63 odanın 163 günlük konaklama ücretinden, gerçekleşmeyen konaklama bedeli olan KDV «dahil» 193.635,29 USD ile alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, her ne kadar davalının garantili oda taahhüdü sebebiyle daha fazla borçlu olduğu tespit edilmişse de, mahkeme ilk kararının sadece davalı tarafından temyiz edildiği ve davacının talebi dikkate alındığında ilk bilirkişi raporundaki değerin esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 398.106,63 TL’nin 11.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık %... faizi ve %5 oranında tahsil «masrafı» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak dava, «garantili» oda kontenjan sözleşmesi ve ek «protokolüne» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama ve Dairemize ait 08.04.2010 tarihli bozma ilamı sonucunda, alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya (90.868,84) USD. borçlu bulunduğu, davalının «garanti kapsamında» gerçekleşmeyen konaklama bedeli borcunun ise 20.09.2005 tarihli asıl ve 08.05.2006 tarihli ek sözleşmeler uyarınca belirlenmesi gerektiği konularında «usulü kazanılmış hak» oluşmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13416 E. , 2016/7749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/04/2015 tarih ve 2013/706-2015/238 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/10/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 20.09.2005 tarihinde imzalanan sözleşme ile birbirlerine karşılıklı taahhütlerde bulunduklarını, müvekkilinin sözleşmede belirtildiği şekilde odaları acentenin kullanımına sunduğunu, davalının garanti kapsamındaki 63 odanın 163 günlük konaklama bedelinden gerçekleşmeyen konaklama bedeli olan KDV dahil 193.635,29 USD ile alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığı 90.868,84 USD borçlu olduğunu ileri sürerek, 284.504,13 USD’nin temerrüt tarihindeki YTL karşılığı olan 398.106,63 YTL’nin, 11.02.2007 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek aylık %10 faiz, ana borcun %5’i oranında tahsil masrafı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede KDV’nin fiyatlara dahil olmadığı yazılı ise de, tarafların sözlü mutabakatında KDV’nin fiyatların içerisinde olduğunu kabul ettiklerini, tahminen 50.000 USD civarında bir miktar için davacıya borçlu olduklarını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre garantilerin sezon sonunda ay bazında oda geceleme doluluk hesaplanıp, yıl sonundaki oteldeki tüm doluluk oranlarının kümülatif olarak değerlendirileceği, davacının bir çok kez “stop sale” denilen uygulamayı talep ederek garanti sözleşmesinin ihlal edildiğini, ülkemizde 2006 sezonu öncesinde yaşanan bazı olumsuz olaylar nedeniyle yaklaşık %70’lere varan iptallerin gerçekleştiğini, bu durumun davalı bakımından borcun ihlalini kaçınılmaz duruma sokan haklı sebepler olduğunu, davalının kusuru olmadan turizmde yaşanan sıkıntılara davacının da katlanmak zorunda olduğunu belirterek, 50.000 USD’lik kısım dışında kalan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının ... isimli otelin maliki ve işletmecisi, davalının da seyahat acentesi olarak faaliyet gösterdiği, tarafların 20.09.2005 tarihli sözleşme ile birbirlerine karşılıklı taahhütlerde bulundukları, davacının sözleşmede öngörülen şekilde odaları davalının kullanımına sunduğu, alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, davacının sözleşmede yer alan ve garanti kapsamındaki 63 odanın 10/06/2006, 10/10/2006 tarihleri arasındaki garanti süresi içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağının sözleşmede belirtilen kümülatif hesaplama yöntemine göre 267.465,88 USD olduğu, davacı tarafça bu alacak kalemi açısından 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına kazanılmış hak teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen hizmet bedeli olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedilmişse de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiğinden bu yönde kısa karara uygun şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 369.584,35 TL'nin 11/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık % 10 faiz ve bu miktarın % 5'i oranında tahsil masrafıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde alınıp da ödenmeyen otel hizmeti karşılığında davalının davacıya 90.868,84 USD borçlu bulunduğu, garanti süresi içerisindeki gerçekleşmeyen konaklama bedeli alacağı açısından davacı tarafça 193.635,29 USD talep edildiği ve mahkemenin önceki kararının bu miktar üzerinden kurulması nedeniyle davalı yararına kazanılmış hak teşkil ettiği, ancak hüküm kurulurken alınıp da ödenmeyen hizmet bedeli olan 90.868,84 USD alacağın göz ardı edilmesi nedeniyle davacı lehine eksik alacağa hükmedildiği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne, 369.584,35 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda hüküm fıkrası ile karar gerekçesinin çelişkili olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272963200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz