Miras ortaklığında dava şartı eksikliği nedeniyle kaldırma
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1029 E. 2019/611 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Murise ait terekenin tamamına ilişkin bir alacak davasında, terekede davacılar dışında başka mirasçıların da bulunduğunun anlaşılması halinde, mahkemenin bunu re'sen gözeterek diğer mirasçıların davaya katılımını sağlaması, bunlardan muvafakat alınmasını istemesi veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacılara süre vermesi gerekir; bu yapılmadan esasa girilerek karar verilmesi dava şartı eksikliği nedeniyle bozma/kaldırma sebebidir.
Ele alınan sorunlar
Terekeye ait davanın tüm mirasçılarca açılması gerekliliği (dava şartı) → kabul
Gerekçe: TMK 640 uyarınca birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olup, kanundan veya sözleşmeden doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Miras ortaklığının tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığından, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince miras ortaklığının tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerekir. Dosyada davacılar dışında başka bir mirasçının bulunduğu 13.02.2015 tarihli veraset ilamından anlaşılmakta olup, murisin terekesi adına açıldığı kabul edilen işbu davada mahkemece diğer mirasçıların davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda muvafakatlarının alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, bu husus resen nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karara bağlanması doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zamanaşımı süresinin dolduğu tarihteki bakiyenin yasal bildirim sınırına göre tespiti gerekliliği → kabul
İddia: Davacılar vekili, ilk derece mahkemesinin 3182 sayılı kanunun 36. maddesine dayanarak alacağın zamanaşımına uğradığına hükmetmesinin hatalı olduğunu; bu kanunun 01.05.1985'te yürürlüğe girdiğini, hesabın ise 1981'de açıldığını, bu tarihte yürürlükte olan 7129 sayılı kanunun 31. maddesi uyarınca mirasçılara bildirim yükümlülüğünün miktarla sınırlı olmadığını ve tamamlanmış işlemlerden doğan hakların yeni kanunla ortadan kaldırılamayacağını, ayrıca hazineye devre ilişkin bilgi/belge sunulmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İlk derece mahkemesinin kabulüne göre, davacılar murisinin banka hesabında bulunan ve 19.10.1981 tarihi itibariyle 2.231,14-TL olan tutarın, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih olarak kabul edilen 19.10.1991 tarihi itibariyle ulaştığı tutarın tespiti ile buna göre yasal bildirim sınırının altında olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Terekeye ait davalarda tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi veya muvafakatlarının alınması ya da temsilci tayini gerekliliğinin dava şartı olarak re'sen gözetilmesi gerektiğine ilişkin tespit, benzer miras ortaklığı davalarında emsal niteliktedir; kararda ayrıca bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bir kararına da atıf yapılmıştır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Terekeye ait davanın bütün mirasçılar tarafından açılması ya da diğer mirasçıların muvafakatinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi gerekliliği
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras ortaklığı↗ elbirliği mülkiyeti↗ dava şartı↗ terekeye temsilci tayini↗ zamanaşımı↗ bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1029
KARAR NO 2019/611
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/03/2018
NUMARASI 2016/1245 E.-2018/347 K.
DAVA
Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/04/2019
İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacılar vekili, müvekkilleri murisinin 1981 yılında davalı banka şubesinde bir hesap açtırdığını ancak yaklaşık 1 yıl sonra vefat ettiğini, murisin hesap cüzdanına işlenmiş ve üzerinde tasarrufta bulunulmuş belirli miktarda TL ve USD’nin mevcut olduğunu, murisin ölümünden önce hesap cüzdanı üzerindeki son tasarrufunu yaptığında bakiye olarak 800.000-TL ve 2.231,14-USD bulunduğunu, ancak davalı banka tarafından bu hesaptaki paranın varlığını mirasçılara hatırlatacak herhangi bir işlem yapılmadığı gibi 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağını bildirir bir tebligat da yapılmadığını, müvekkillerinin bu hesap cüzdanından yaklaşık 2 ay önce tesadüfen haberdar olduklarını, davalı bankanın herhangi bir tebligat veya ihtarda bulunmamış olması nedeniyle zamanaşımı savunmasında bulunmaksızın banka hesabında bulunan tutarı ödemesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, ayrıca müvekkili kayıtlarında davacılar murisi adına açılmış bir hesaba rastlanılmadığını, müvekkili işlemlerinin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisine ait hesabın 19.10.1981 tarihinden sonra hareket görmediği ve murisin 23.11.1981 tarihinde vefat ettiği, 3182 sayılı yasanın zamanaşımı maddesini düzenleyen 36.maddesinde bankalara 5.000- TL altındaki tutar için hesap sahiplerine ihbar zorunluluğu getirilmediği, hesabın 19.10.1991 tarihinde zamanaşımına uğradığı ve hesap bakiyesi 2.231,14- TL’nin TC Merkez Bankasına devredildiği, davalı bankanın işlemlerden dolayı herhangi bir kusurunun olmadığı, dolayısıyla davacıların TL hesaptan dolayı davalı bankadan herhangi bir alacak talep haklarının bulunmadığı, ayrıca davacıların murisinin davalı banka nezdinde Amerikan Doları üzerinden açılmış herhangi bir yabancı para hesabının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince 3181 sayılı yasanın 36.maddesi hükmü gereği alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, oysa bu yasanın 01.05.1985 tarihinde yürürlüğe girdiğini, hesap açılış tarihinin ise 1981 olduğunu, bu tarihte yürürlükte olan 7129 sayılı yasanın 31.maddesi uyarınca hesap sahibinin varislerine bildirim yükümlülüğü bulunduğunu ve bu yükümlülüğün miktar ile sınırlı olmadığını, eski kanunla tamamlanmış işlemlerden doğan hakların yeni kanunla ortadan kaldırılamayacağını, kaldı ki hazineye devre ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, murislerinin bankada 1980 yılında açmış olduğu TL ve USD hesapları hakkında bankanın herhangi bir bildirim yapmadığını, bu hesapları tesadüfen öğrendiklerini ileri sürerek hesaplardaki tutarların ödenmesini talep etmiş, davalı ise yasal süreden sonra sunduğu cevap dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca banka kayıtlarında bu yönde bir hesaba rastlanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Ne var ki davacıların murisinin davacılar dışında bir mirasçısının daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan 13.02.2015 tarihli veraset ilamından anlaşılmaktadır.Murisin mirasçılarının bir kısmının davacı olduğu işbu davanın, murisin terekesi adına açıldığının kabulü gerekir.
4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere mirasçıların birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna miras ortaklığı denir. Miras ortaklığının tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti yoktur. Bu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince miras ortaklığının tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçıların da davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda muvafakatının alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar resen nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 02.12.2015 tarihli 2015/5676 E., 2015/12889 K.
sayılı emsal kararı).İlk derece mahkemesinin kabulüne göre ise, davacılar murisinin banka hesabında bulunan ve 19.10.1981 tarihi itibariyle 2.231,14-TL olan tutarın, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih olarak kabul edilen 19.10.1991 tarihi itibariyle ulaştığı tutarın tespiti ile buna göre yasal bildirim sınırının altında olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)a-4 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve dava şartına ilişkin eksiklik tamamlanmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2018 Tarih 2016/1245 Esas 2018/347 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava şartı tamamlanmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,"İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1).a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.
29. 04.2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272263 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi