Menfi tespit davasında ispat yükü ve temlikin geçerliliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/601 E. 2019/73 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Temlik Alacağına Dayalı İcra Takibi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Menfi tespit davasında, dava öncesinde icra dosyasına yapılan tahsilatın infaz edilip edilmediği (alacaklıya ödenip ödenmediği) açık değilse ve davacı istirdat talebinde bulunmadığını beyan etmişse dava, istirdat davasına dönüşmüş sayılmaz; menfi tespit davası olarak incelenmelidir. İvazsız temlikte, borçlunun temlikten haberdar edilmemiş olması, sehven temlik edene ödeme yapılmadığı sürece temlikin geçerliliğine etki etmez. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı davalıya aittir; alacaklı, faturaya dayalı alacağını ve malların teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlamak zorundadır; bu husus gözetilmeden ve gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma sebebidir. Ayrıca davalılardan birinin mirası reddettiği ileri sürülmüşse, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği ve buna göre davalı sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulamaz.
Ele alınan sorunlar
Davanın hukuki niteliği ve hukuki yarar (menfi tespit mi istirdat mı) → kısmi kabul
Gerekçe: Menfi tespit davalarında dava açılmadan önce borç tamamen ödenmişse davada hukuki yarar bulunmaz; yargılama sırasında borcun kısmen veya tamamen ödenmesi halinde ise ödenen kısım yönünden ıslaha gerek olmaksızın dava istirdat davasına dönüşür. Somut olayda icra dosyasında dava öncesinde taşınmaz satışından tahsilat yapıldığı görülmüş ise de, dava ve karar tarihi itibariyle icra dosyasının infaz edildiğine (tahsil edilen paranın alacaklıya ödendiğine) dair bir bilgi bulunmadığı, satış süreciyle ilgili davaların devam ettiği ve davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davada istirdata yönelik bir talebinin olmadığını açıkça beyan ettiği görüldüğünden, davanın menfi tespit davası olduğunun ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Temlikin geçerliliği ve borçluya bildirim yapılmamasının etkisi → ret
İddia: Davacı, temlik senedinin şeklen geçersiz olduğunu ve kendisine temlik bildirilmediğini ileri sürerek asıl davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Dava konusu adi yazılı temlik belgesi incelendiğinde, temlik edenin dava konusu faturalara ilişkin bakiye alacağını davalıya ivazsız olarak temlik ettiği görülmüş olup temlikin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Davacının takip öncesinde temlikten haberdar edilmemiş olması temlikin geçerliliğine etki etmez; bu husus yalnızca davacı tarafça sehven temlik edene ödeme yapılmış olması halinde önem taşır, somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklı davalıya ait olması ve eksik inceleme → kabul
İddia: Davacı, faturaların kendisine tebliğ edilmediğini, faturaya itiraz edilmemesinin borcun kabulü anlamına gelmeyeceğini ve borcunu ispatlaması gerekenin davalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı davalıdadır. Somut olayda davacının temlik edenle aralarında ticari ilişki olduğunu kabul ettiği veya faturaların bedellerini ödediği yönünde bir beyanına dosya kapsamında rastlanılmamıştır. İcra takibi faturaya dayalı olduğundan, davalının faturaya konu malların davacıya teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Davalı, temlik eden ile davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ve davacının vergi kayıtlarının celbini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince temlik eden ve davacıya ait ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve davalının tüm delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinde yanılgıya düşülerek ve eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalılardan birinin mirası ret nedeniyle taraf sıfatının bulunup bulunmadığı → kabul
Gerekçe: Asıl dava davalıları hakkında sunulan mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği, buna göre davalı sıfatlarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak alacaklı davalıya ait olduğu Yargıtay 19. Hukuk Dairesi emsal kararına atıfla vurgulanmış; ayrıca ivazsız temlikte borçluya bildirim yapılmamasının temlikin geçerliliğine etki etmeyeceği ve dava öncesi kısmi tahsilatın davanın niteliğini otomatik olarak istirdata çevirmeyeceği yönündeki tespitler, benzer uyuşmazlıklarda BAM'ın bölgesel ikna edici içtihadı olarak değerlendirilebilir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Menfi tespit davasında hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ istirdat davası↗ hukuki yarar↗ temlik (alacağın devri)↗ ivazsız temlik↗ ispat yükü↗ mirasın reddi↗ taraf sıfatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/601
KARAR NO 2019/73
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/07/2017
NUMARASI 2015/27 E.- 2017/540 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİH 13/07/2017
NUMARASI 2015/27 Esas- 2017/540 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/01/2019
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükümde asıl davaya yönelik hükmün, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı asil ile asıl dava davalıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
ASIL DAVA
Davacı ..., davalının temlik senedine ve 3 adet faturaya dayalı olarak kendisi hakkında icra takibi başlattığını, ancak kendisinin alacağını temlik edene söz konusu faturalara ilişkin herhangi bir bocunun olmadığını, faturalardan haberdar olmadığını, ayrıca temlik senedi de şeklen geçersiz olup kendisine temlike ilişkin bilgi verilmediğini, davalının alacak iddiasını ispatlaması gerektiğini ileri sürerek söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP
Davalılar vekili, alacağını temlik edenin faturaya konu malları davacıya teslim ettiğini, ancak davacının faturalara yasal sürede itiraz etmediği gibi borcunu ödemediğini, gerekli görülmesi halinde temlik edenin ticari defterlerinin incelenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı ..., dava dışı ... tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibinde kendisine İİK 89/1-2-3 ihbarnamelerinin gönderildiğini ve taşınmazı üzerine haciz konulduğunu, daha sonra ihale ile üçüncü şahsa satıldığını, ancak kendisinin takip borçlusu ve aynı zamanda oğlu olan davalıya borcunun olmadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP Davalı ..., davacı iddialarının doğru olduğunu, davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava menfi tespit davası olarak açılmış ise de satış parasının 28/01/2014 tarihinde icra veznesine yatırılmış olması nedeniyle talebin istirdat olarak kabul edildiği, davalının takibe konu alacağı 02/02/2010 tarihli temlik senedi ile temlik aldığı, davacının temlik senedinin geçersiz olduğu yönündeki iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kendisi ve dava dışı temlik eden arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiği, ancak bu ticari ilişki nedeniyle düzenlenen takibe konu faturaları ödediğini, iade ettiğini, faturaları kabul etmediğini, bu faturalar nedeniyle temlik alan davalıya borcu olmadığını ileri sürdüğü, asıl davanın sübuta ermediği, birleşen davada ise davalının davayı kabul ettiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı-bir. d.davalısı istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda kendisinin ticari ilişkiyi kabul ettiğinin belirtildiğini, ancak kesinlikle böyle bir kabulünün olmadığını, aksine temlik edenle ticari ilişkisi olmadığını belirttiğini, faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, faturaların tebliğ dahi edilmediğini, faturaya itiraz edilmemesinin borcun kabul anlamına gelmeyeceğini belirterek asıl davaya ilişkin hükmün kaldırılmasını ve asıl davanın kabulünü istemiştir.
Asıl dava davalıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine ilişkin kararın doğru olduğunu, ancak tazminat koşulları oluşmasına rağmen tazminata hükmedilmemesinin doğru olmadığını, zira dosyada icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiğini belirterek asıl davanın tazminat yönünden kaldırılmasını ve davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, faturaya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine, birleşen dava ise İİK 89.maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı kendisinin takibe konu faturalar nedeniyle temlik eden ...’a bir borcu olmadığını, faturalardan haberdar olmadığını, temlikin geçersiz olduğunu ve kendisine haber verilmediğini ileri sürerek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise davacının borçlu olduğunu, temlikin geçerli olduğunu savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, taraflarca sadece asıl davaya ilişkin karar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Menfi tespit davalarında davadan önce borç tamamen ödendiyse menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama sırasında borcun kısmen veya tamamen ödenmesi halinde ödenen kısım yönünden ıslaha gerek olmaksızın davanın istirdat davasına dönüştüğünün kabulü gerekir.
Somut olayda ilk derece mahkemesince icra dosyasında dava öncesinde tahsilat yapılması nedeniyle davanın istirdat davası olduğu kabul edilmiş ve icra dosyasında dava öncesinde borca yetecek tutarda taşınmaz satışı tahsilatı yapıldığı görülmüş ise de, dava ve karar tarihi itibariyle icra dosyasının infaz edildiğine(dosyaya giren paranın alacaklı tarafça tahsil edildiğine) dair bilgiye rastlanılmadığından, ayrıca satış süreciyle ilgili davaların devam ettiği anlaşıldığından ve davacı 28/12/2016 tarihinde sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde açıkça iş bu davada istirdata yönelik bir talebi olmadığını beyan ettiğinden, davanın menfi tespit davası olduğunun, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerekir.
Dava konusu 02/02/2010 tarihli adi yazılı temlik belgesi incelendiğinde, dava dışı ...’un dava konusu faturalara ilişkin bakiye alacağını davalıya ivazsız olarak temlik ettiği görülmüştür. Temlikin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Davacının takip öncesinde temlikten haberdar edilmemiş olması temlikin geçerliliğine etki etmez, yalnızca davacı tarafça sehven temlik edene ödeme yapılmış olması halinde önemi bulunmaktadır, somut olayda da böyle bir durum söz konusu değildir.
Öte yandan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı davalıdadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 28/11/2018 tarihli 2018/589 E., 2018/6161 K. sayılı emsal kararı) Somut olayda davacının temlik edenle aralarında ticari ilişki olduğunu kabul yönünde veya faturaların bedellerini ödediği yönünde bir beyanına dosya kapsamında rastlanılmamıştır. İcra takibi faturaya dayalı olduğundan davalının faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Nitekim davalı, temlik eden ile davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, ayrıca davacının vergi kayıtlarının celbini talep etmiştir.
O halde ilk derece mahkemesince asıl davada, temlik eden ... ve davacıya ait ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve davalının tüm delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinde yanılgıya düşülerek ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, asıl dava davalıları ... hakkında sunulan mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği, buna göre davalı sıfatlarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadan karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı asilin istinaf başvusunun kabulü ile, asıl davaya yönelik hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine iadesine, kararın mahiyetine göre asıl dava davalıları vekilinin istinaf başvurusu hakkında şimdilik karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı asilin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2017 Tarih 2015/27 Esas- 2017/540 Karar sayılı asıl davaya yönelik hükmünün HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"
Kararın mahiyetine göre asıl dava davalıları vekilinin istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
İstinaf yoluna başvuran asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı asil tarafından yatırılan toplam 257,50-TL istinaf karar harcının ve asıl dava davalıları vekili tarafından yatırılan 31,40-TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 24/01/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272214 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi