6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte faks talimatıyla EFT işlemi: bankanın sorumluluğu ve zımni icazet

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/889 E. 2019/1542 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Banka, vekalet benzeri hizmet sözleşmesi kapsamında yüksek özen borcuyla sorumlu olmakla birlikte, müşterinin kendi çalışanının aynı yöntemle (imza sirkülerine benzer imzalı faks talimatları) gerçekleştirdiği önceki işlemlere itiraz etmeyip sessiz kalması, bu işlemlere zımni icazet verildiği ve bankaya haklı bir güven uyandırıldığı sonucunu doğurur; bu durumda sahte talimatla yapılan sonraki işlemlerden bankaya hafif kusur dahi izafe edilemez. Ayrıca faks talimatı ile işlem yapılmasına ve banka sorumsuzluğuna ilişkin sözleşme hükmü, işlemlerin hızlanması yönünden müşteri lehine olduğundan genel işlem koşulu olarak geçersiz sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Faks talimatı ile işlem yapılmasına ilişkin sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak geçersizliği → ret

İddia: Davacı vekili, genel işlem koşullarının tek tarafı tamamen sorumluluktan kurtaran bir sözleşmede taraflar arasındaki dengeden söz edilemeyeceğini, bu düzenlemenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 25 uyarınca genel işlem koşullarının geçersiz olması için dürüstlük kuralına aykırı olması ve karşı tarafın durumunu ağırlaştırması gerekir. Bankacılık işleminin faks talimatı ile gerçekleştirileceğine ilişkin düzenleme, işlemlerin hızlanması açısından davacı lehine bir düzenlemedir. Davacı lehine yapılan bu düzenlemeyle, güven kuruluşu olan bankanın zaten ağır olan sorumluluğu daha da ağırlaşacağından, bunun dengelenmesi amacıyla sözleşmenin ilgili bendinde bankanın faks talimatını işleme koyduğu durumlarda orijinal metni istememesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağı yönündeki düzenleme dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı niteliğinde sayılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sahte faks talimatıyla yapılan EFT işlemlerinden bankanın sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, davalı bankanın sözleşmeden doğan özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sahte faks talimatlarının aslını istememesi ve takip etmemesi nedeniyle TBK 112 ve 114 gereği kusursuz sorumlu olduğunu, TTK 18/2 ve TMK 2 uyarınca basiretli iş adamı gibi davranması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bankacılık hizmetleri sözleşmesi, hukuki niteliği itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğindedir; TBK 506/2 gereği banka, vekalet verenin haklı menfaatlerini sadakat ve özenle gözetmekle yükümlü olup, devletten aldığı imtiyazla hizmet veren kurum sıfatıyla ortalama bir vekilin özeninden daha yüksek özen göstermekle yükümlüdür ve hafif kusurundan dahi sorumludur; ancak özen borcunun ihlali sayılan hiçbir kusurlu fiilinin bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda, davacı şirketin eski çalışanı tarafından 11.12.2012-01.10.2015 tarihleri arasında 49 adet işlemle, çoğu faks talimatı yoluyla, çıplak gözle imza sirkülerindeki örnek imzalara benzer imzalı, şirket antetli ve kaşeli talimatlarla EFT/havale gönderilmiştir. Bu işlemlerden davacı şirket sadece ilgili kişiye yapılan işlemlere itiraz etmiş, benzer yöntemle yapılan diğer işlemlere itiraz etmemiştir; bu durum davacının söz konusu işlemlere zımnen (örtülü olarak) icazet verdiğini ve davalı bankaya işlemlere itiraz etmeyeceği hususunda haklı bir güven uyandırdığını göstermektedir. Ayrıca ceza mahkemesi dosyasında, sanık şirket çalışanının kabul ve ikrarı uyarınca, imzaları davacı tarafından inkar edilmeyen faks talimatlarındaki imzaların dolandırıcılık suçunu oluşturacak şekilde hileyle sağlandığı tespit edilmiştir. Davacının kendi çalışanının ağır kusurlu hukuka aykırı davranışı nedeniyle uğradığı zarardan, imza sirkülerindekilerle aynı imzayı taşıyan talimatları işleme koyan davalı bankanın sorumlu tutulması ve hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talebi hakkında karar verilmemesi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının iddialarının hiçbir yasal ve fiili dayanağı bulunmadığını ileri sürerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının, davalı banka hakkında yapılan takipte haksız ya da kötüniyetli olduğu dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığından, yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebi hakkında ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi ve gerekçede değerlendirme yapılmaması doğru bulunmamıştır; bu nedenle hüküm kaldırılarak davanın ve yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Bankanın faks talimatıyla yapılan işlemlerden sorumluluğu ve müşterinin önceki benzer sahte işlemlere sessiz kalarak zımni icazet vermesinin bankanın kusurunu ortadan kaldırması yönünden emsal niteliktedir; ayrıca faks talimatına ilişkin sorumsuzluk kayıtlarının genel işlem koşulu olarak geçersizlik denetimine tabi tutulması bakımından da yol göstericidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet benzeri isimsiz sözleşme özen borcu genel işlem koşulu zımni icazet kusursuz sorumluluk kötüniyet tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 506/2TBK 25TBK 112TBK 114 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 18/2 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/889

KARAR NO 2019/1542

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/11/2017

NUMARASI 2016/174 Esas 2017/897 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/12/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan ........ nolu hesabından usulsüz olarak çekilen paralar nedeniyle zarara uğratıldığını, zararın tazmini için İstanbul ....İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine icra takibi açıldığını, davalı bankanın takibe ve fer’ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirketin eski çalışanı ... bankaya gönderilen talimatlar üzerine kes-yapıştır yöntemiyle talimat içeriğini değiştirdiğini, bu şekilde sahte talimat düzenlemek suretiyle şirketle alakası olmayan ... ... Bankası nezdindeki TR.... nolu hesabına 772.701,86-TL tutarında peyderpey EFT işlemi gerçekleştirdiğini, eski çalışanı hakkında İstanbul C.

Savcılığına 2015/124858 sayılı Hz. Dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın Salıpazarı Şubesinde usulsüz işlemler 20.02.2013 -01.10.2015 döneminde gerçekleştirildiğini, bu işlemlerin dayanağı 47 adet faks talimatının aslı davalı bankaca istenilmeyip takip edilmediğini, müvekkili tarafından DRT Bağımsız ve Denetim şirketine yaptırılan inceleme sonucunda sahte faks talimatı ile yapılan işlemler sonucunda müvekkilinin toplam 772.701,86-TL zarara uğratıldığını, Kadıköy ....Noterliğinin 08.10.2015 tarih ve ... yev.no.lu ihtarı ile müvekkilin uğradığı zararın giderilmesi talep edildiğini ancak olumlu bir yanıt alınamadığını belirtilerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde; davacı şirketin eski çalışanı ... tarafından gerçekleştirilen işlemlerin muhatabının bu şahıs olması gerektiğini, davacı şirketin TBK 66 m. göre çalışanını kontrol etmeyerek zarara sebebiyet verdiğini, davacı kasasından çıkan 772.701,86- TL gibi yüksek meblağdan habersiz olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işlemlere örtülü yada açık icazet verdiğini, davacı ile 30.12.1997 tarihinden itibaren çalışmaya başlanıldığını, işlemleri yapan eski davacı çalışanı ...’ın 2008 yılından itibaren çalışmaya başladığını, davacı şirketin 2014 yılında 2.316 defa EFT işlemi gerçekleştirdiğini 11.12.2012-01.10.2015 aralığında ... isimli şahsın ... Bankası nezdindeki hesabına 47 defada toplam 772.337-TL para transferi yaptığını, bu işlemlerinin tamamının faksla iletilen talimatla yapıldığını, ayrıca internet bankacılığı şubesi üzerinden ise 3 defada 4.189- TL işlem yapıldığını, böylece toplam işlem bedelinin 776.526- TL olduğunu, müvekkilinin yaptığı işlemlerin davacının bilgisi ve açık talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, işlemlerin mevzuata ve yasalara uygun olduğunu belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı yanca istenilmesi durumunda her zaman orijinal banka hesap ekstresinin davalı bankadan istenilip içeriklerinin tetkik edilebileceği, diğer yandan hesapların internet bankacılığına tanımlı olması nedeniyle hesap bakiyelerinin 7/24 saat görüntülenip içeriklerinin davacı yanca incelenebileceği ve rutin aralıklarla yazdırılan hesap cüzdanındaki bilgilerle hesap içerik ve bakiyelerinin kontrol edilebileceği, dosya içeriğine göre hesap ekstresi alındığı ve hesap cüzdanlarını yazdırmış olduğu, öte yandan davacı şirketin ticari defter ve kayda tabi olduğu, yine belirli aralıklarla YMM ve/veya bağımsız denetçiler kanalıyla hesaplarının tetkik edilip rapor düzenletme yükümlülüğü bulunduğu, aynı zamanda sigorta şirketinin kendi denetleme kurulunun bulunduğu, genel kurullarda yönetimin ibra edildiği nazara alındığında, faks talimatlarıyla yapılan işlemlerden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, diğer yandan usulsüz işlemler öncesi ve sonrasında benzeri talimatlarla bir çok işlemin daha gerçekleştirilmiş olduğu, davacı aleyhine delil niteliğindeki veri nazara alındığında, mevcut delil durumuna göre davalı bankaya atfedilebilecek herhangi bir müterafik kusurdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, 1-Davalı bankanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davranarak davacıya zarara uğrattığını,davalı bankanın Salıpazarı şubesi nezdinde, sahte talimatlar ile EFT işlemleri gerçekleştirildiğini, usulsüz EFT işlemlerinin dayanağı 47 adet faks talimatının aslının davalıya ulaşmadığını ve davalıca bunların takip edilmediğini, Bankacılık Kanunu gereği belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davrandığını, talimat asıllarını muhafaza etmediğini, talimat asıllarının istenmesine rağmen takibinin yapılmadığını ve 11/10/2012 tarihinden itibaren 3 yıl boyunca bu usulsüz işlemlere devam edildiğini, davalı banka personeli ... ile ... arasındaki samimi ilişki sebebiyle takibin yapılmadığını, davalı çalışanlarının kurumsal nitelikten uzak, talimatsız ve onaysız işlem yapıldığını, mahkemenin bu hususu değerlendirmediği, sahte bir talimat sonucu 3.kişiye ödeme yapan bankanın kendi malvarlığından ödeme yaptığının kabul edileceği ve müşteriye karşı borçlu kalmaya devam edeceği, genel işlem koşullarının tek tarafı tamamen sorumluluktan kurtardığı bir sözleşmede sözleşmenin taraflar arasındaki dengesinden söz edilemeyeceğini, 2-İlk derece mahkemesinin tüm sorumluluğu haksız bir şekilde müvekkiline yüklediğini,TBK 112.maddesi gereği bankaların sözleşmeden kaynaklanan veya bu kapsamda değerlendirilen borçlarını, hiç yada gereği gibi yerine getirmemeleri halinde, kendilerine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, aynı kanunun 114.maddesi gereği genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olduğunu, kanundan doğan kusursuz sorumluluğunun sözleşme ile kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalının TTK 18/2.

Maddesi uyarınca basiretli bir işadamı gibi davranması gerektiği, TMK 2.maddesi gereği koruyucu nitelikte bir özen borcu olduğunu, 3-Davalı bankanın tabi olduğu BDDK’nun mevzuatına aykırı hareket ederek müvekkilinin zararının artmasına yol açtığını, sistemler üzerinde yeterli iç kontrollerin tesisinin YKnun sorumluluğunda olduğunu, söz konusu hatanın 1-2 kez kontrolünün sağlanması veya daha sonradan iç denetim ile tespitinin halinde zarar bu kadar artmayacak iken 47 adet talimat aslının kontrolü sağlanmayarak zararın bu boyutlara gelmesine imkan sağlandığını, 4-Mahkemenin eksik incelemede bulunan ve hatalı hukuki tespitlere yer veren bilirkişi raporunu hükme esas aldığı, rapora karşı itirazların göz önüne alınmadan hüküm verildiğini, bilirkişi raporunda, bankaların iç işleyişi, BDDK’nun düzenlemelerinin göz önüne alınmadan sadece davalı delillerine dayanılarak sübjektif tespitlerde bulunduğunu, çıplak gözle dahi sahte olduğu anlaşılan faks talimatlarının sahte olmadığına hükmettiğini,davalının ağır kusurlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın istinaf taleplerinin reddi ile mahkeme kararının aynen korunmasına, dava konusu olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığı ve davacının ileri sürdüğü iddiaların hiçbir yasal ve fiili dayanağı bulunmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait mevduat hesabından davacının bilgisi ve izni dışında yapılan işlem sonucunda uğranılan oluşan maddi zararın tazmini amacıyla başlatılan ica takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK.md.506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların , ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden, daha yüksek derecede özen göstermekle yükümlü olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur.

Vekil (banka) ancak, özen borcunu ihlali sayılan hiçbir kusurlu fiilinin bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.Taraflar arasında imzalanan ticari hizmetler sözleşmesi kapsamında davacı şirkete vadesiz ticari mevduat hesabı açılmış ve işlemler bu hesap üzerinden yapılmıştır.Uyuşmazlık : Davacı çalışanın davacının davalı banka ait mevduat hesabından davacının bilgisi ve izni dışında yaptığı işlem sonucunda oluşan maddi zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır,Taraflar arasında imzalanan ticari hizmetler sözleşmesi kapsamında davacı şirkete vadesiz ticari mevduat hesabı açılmış ve işlemler bu hesap üzerinden yapılmıştır. TBK hükümlerine göre genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılabilir.

Aynı Kanun'un 25. maddesi uyarınca, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Bu düzenlemeye göre, genel işlem koşullarının geçersiz olması için, dürüstlük kuralına aykırı olması ve karşı tarafın durumunu ağırlaştırması gerekir.Bankacılık işleminin faks talimatı ile gerçekleştirileceği sözleşmede kararlaştırılmış olup,bankacılık işleminin faks ile yapılmasına yönelik düzenleme işlemlerin hızlanması yönünden davacı lehine bir düzenlemedir. Davacı lehine yapılan bir düzenleme ile güven kuruluşu olan bankanın ağır olan sorumluluğu daha da ağırlaşacağından bu durumun dengelenmesi açısından ticari hizmet sözleşmesinin 291/e bendinde banka faks talimatını isleme koyduğu durumlarda orijinal metni istememesi nedeniyle hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz şeklindeki düzenleme dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı niteliğinde sayılmayacağınan ,davacı vekilinin düzenlemenin genel işlem koşulu içeren hükümleri nedeniyle geçersiz olduğu yönündeki istinaf sebep ve gerekçeleri yerinde görülmemiştir.Somut olayda davacı şirketin eski çalışanı ...

tarafından dava dışı ... adına11.12.2012 -01.10.2015 tarihleri arasında farklı tarihlerde 49 adet işlem dahilinde toplam 774.030,86 -TL tutarında EFT/havalesi gönderilmiş , bu işlemlerden 3 adedi kurumsal ınternet bankacılığı şubesi üzerinden gerçekleştirilmiştir.Faks talimatı ekindeki ödeme listelerinde yüzlerce gerçek ya da tüzel kişiye eş zamanlı olarak EFT havalesi gönderilmiş , davacı şirket bu işlemlerden sadece ... gönderilen EFT havalesine itiraz etmiş ve diğer şahıslara yapılan EFT işlemlerine itiraz etmemiştir. Davacı şirketin 3. şahıslara olan ödemelerinin tamamına yakınını EFT/havale işlemleri yoluyla davacı şirketin antetli ve logolu kağıdı üzerinde yazılı ,şirketin kaşesinin basılı ve şirket yetkilileri tarafından imzalı ve üzerindeki imzalar ile davacı şirketi temsil ve ilzama yetkililerinin imza sirkülerindeki örnek imzalar çıplak gözle birbirleriyle benzeyen faks talimatları ile gerçekleştirmiştir.Davacı eski çalışanı ...'ın aynı yöntemle yaptığı işlemlere itiraz etmeyerek, bu işlemlere sessiz kalarak zımnen (örtülü olarak) icazet verdiği ve ayrıca bu işlemlere itiraz etmeyerek yapılan işlemlere itiraz etmeyeceği hususunda davalı bankaya haklı bir güven uyandırdığı sonuç ve kaatine varılmıştır.

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/ 170 E -2018/124 K sayılı kararlı dosyasında sanık şirket çalışanının kabul ve ikrarı uyarınca davacı tarafından imzaları inkar edilmeyen faks talimatlarındaki imzaların dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasını gerektirecek şekilde hileyle sağlanmış olduğunun da tespit edilmesi karşışında davacının kendi çalışanının ağır kusurlu hukuka aykırı davranışları nedeniyle uğranılan zarardan , davacı ile davalı banka arasında süregelen talimatla havale yapılma işleminde, imza sirkülerindekilerle aynı imzayı taşıyan dava konusu talimatları işleme koyması nedeniyle davalı banka sorumlu tutulması ve hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün değildir.

(Yargıtay 11. HD nin 12/03/2015 tarih 2014/11979 -esas 2015/3382 Karar, 05/04/2016 tarih 2015/7897-esas ve 2016/3670-karar,01.03.2010 tarih 2008/10406esas-2010/2306 karar sayılı emsal ilamları )Açıklanan nedenlerle mahkemece davalı bankanın dava konusu usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinden dolayı kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak davacı , davalı banka hakkında yapılan takipte haksız is de kötüniyetli olduğu dosya kapsamında delillerle ispatlanamadığından yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş ve gerekçede de bu konuda değerlendirme yapılmaması doğru bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına, davanın ve yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/174 Esas-2017/897 Karar sayılı ve 09/11/2017 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE, Davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gerekli 44,40-TL harcın ; davacı tarafından peşin yatırılan 9.434,17-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 9.389,77- TL'nin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 23-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 45.195,43-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/270975 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5191 E. 2021/4913 K. · Onandı

Faks talimatıyla yapılan usulsüz EFT'lerde zımni icazet ve bankanın sorumluluğu

Gerekçe özeti

Ticari hizmet/mevduat sözleşmesinde bankacılık işlemlerinin faks talimatıyla yapılabileceği ve bankanın orijinal metni istemeden faks talimatını işleme koymasından sorumlu tutulamayacağı kararlaştırılmışsa, bu düzenleme işlemleri hızlandırıp müşteri lehine olduğundan TBK 25 anlamında dürüstlük kuralına aykırı haksız genel işlem koşulu sayılmaz. Müşteri, kendi çalışanının uzun süre aynı yöntemle yaptığı talimatlı EFT işlemlerine itiraz etmeyip sessiz kalarak zımni icazet verip bankada haklı güven uyandırmışsa ve zarar müşterinin kendi çalışanının hile/dolandırıcılık içeren ağır kusurlu davranışından doğmuşsa, imza sirkülerindeki imzayı taşıyan talimatları işleme koyan bankaya hafif kusur dahi yüklenemez; banka usulsüz işlemlerden sorumlu tutulamaz.

Emsal değeri

Faks talimatıyla işlem öngören sözleşmede müşterinin zımni icazeti ve zararın müşterinin kendi çalışanının ağır kusurundan doğması halinde bankanın sorumlu tutulamayacağı yönünde emsal değer taşır.

Kavramlar: genel işlem koşulu (TBK 25) zımni icazet haklı güven bankanın özen yükümlülüğü faks talimatı müterafik kusur kötüniyet tazminatı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/5191 E.  ,  2021/4913 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.11.2017 tarih ve 2016/174 E. - 2017/897 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2018/889 E. - 2019/1542 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı banka nezdindeki hesabından davacı eski çalışanının sahte EFT talimatlarıyla 20.02.2013 -01.10.2015 döneminde usulsüz olarak dava dışı bir şahsa 772.701,86-TL aktardığını, davalı banka tarafından talimat asıllarının istenmesi halinde bu usulsüzlüğün tespit edileceğini, davalının üstüne düşen objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve davalıya gönderilen ihtara rağmen ödenmeyen bu bedelin tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirketin eski çalışanı tarafından gerçekleştirilen işlemlerden dolayı husumetin bu şahsa yöneltilmesi gerektiğini, davacı şirketin TBK'nun 66. maddesine göre çalışanını kontrol etmeyerek zarara sebebiyet verdiğini, davacının kasasından çıkan 772.701,86 TL gibi yüksek meblağdan habersiz olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işlemlere örtülü yada açık icazet verdiğini, davalı bankanın davacı ile 30.12.1997 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, işlemleri yapan eski davacı çalışanın 2008 yılından itibaren çalışmaya başladığını, 11.12.2012-01.10.2015 aralığında davacı eski çalışanın dava dışı ... isimli şahsın başka bankadaki hesabına 47 defada toplam 772.337,00TL para transferi yaptığını, bu işlemlerinin tamamının faksla iletilen ve genelde aynı yetkili kişilerin imzasına havi talimatla yapıldığını, ayrıca internet bankacılığı şubesi üzerinden ise üç kez işlem yapıldığını, davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre yaptığı işlemlerin davacının bilgisi ve açık talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka ile davacı arasında geniş kapsamlı vadesiz mevduat hesapları ile internet bankacılığı şubesi işlemleri bulunduğu, davalı banka nezdinde bulunan hesaplar üzerinden bir çok işlem yapılmasına ve 3. Şahıslara olan ödemelerinin çoğunun hep faks talimatları ile EFT/havale işlemleri yoluyla gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, bunlardan davacının muhasebesinde eski çalışanı tarafından yapılan aynı andaki EFT işlemlerinden sadece dava dışı ...’a yapılan işlemlere itiraz edildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre faks talimatı asıllarının takibinin zorunlu olmadığı ve ihtiyari olduğu, davacının kurumsal internet bankacılığı olduğundan hesaplarını sürekli denetleme imkanı olduğu gibi bağımsız denetim kurumlarıncada bu süreçte hesapların incelendiği ancak usulsüzlük konusunda da tespit yapılmadığı, davalı bankaca davacının bildirdiği faks telefonu üzerinden yapılan işlemlerin kesin delil niteliğinde sayılacağının taahhüt ve kabul edildiği nazara alındığında sözleşme kurallarına göre davacı şirketin faks talimatına itibar edilerek davalı bankanın işlem yapma yetkisi bulunduğu ve davalı bankaya atfedilebilecek herhangi bir müterafik kusurdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge adliye mahkemesince,taraflar arasında imzalanan ticari hizmetler sözleşmesi kapsamında davacı şirkete banka nezdinde açılan vadesiz ticari mevduat hesabı üzerinden işlem yapıldığı, TBK hükümlerine göre genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılabileceği ancak TBK’nun 25. maddesi uyarınca, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağının hüküm altına alındığı, bu düzenlemeye göre, bankacılık işleminin faks talimatı ile gerçekleştirileceği sözleşmede kararlaştırılmış olup,bankacılık işleminin faks ile yapılmasına yönelik düzenleme, işlemlerin hızlanması yönünden davacı lehine olduğu, bu düzenleme ile güven kuruluşu olan bankanın ağır olan sorumluluğu daha da ağırlaşacağından bu durumun dengelenmesi açısından akdedilen ticari hizmet sözleşmesinin 291/e bendi ile “..banka faks talimatını işleme koyduğu durumlarda orijinal metni istememesi nedeniyle hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.” şeklindeki düzenlemenin dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı niteliğinde sayılmayacağı, davacının, eski çalışanı tarafından uzun süreçte aynı yöntemle yaptığı tüm talimatlı EFT işlemlerine itiraz etmeyip, sessiz kalarak zımnen (örtülü olarak) icazet verdiği ve ayrıca bu işlemlere itiraz etmeyerek yapılan işlemlere itiraz etmeyeceği hususunda davalı bankaya haklı bir güven uyandırdığı,İstanbul 18.

Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava ile davacının sanık olan eski çalışanının kabul ve ikrarı uyarınca davacı tarafından imzaları inkar edilmeyen faks talimatlarındaki imzaların dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasını gerektirecek şekilde hileyle sağlanmış olduğunun da tespit edilmesi karşışında davacının kendi çalışanının ağır kusurlu,hukuka aykırı davranışları nedeniyle uğranılan zarardan ve davacı ile davalı banka arasında süregelen talimatla havale yapılma işleminde, davacı şirketin imza sirkülerindeki aynı imzayı taşıyan dava konusu talimatları işleme koyması nedeniyle davalı bankanın sorumlu tutulması ve hafif kusur dahi izafe edilmesinin kabul edilemeyeceği, mahkemece davalı bankanın dava konusu usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinden dolayı kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak davacının davalı banka hakkında başlattığı takipte haksız ise de kötüniyetli olduğu dosya kapsamında delillerle ispatlanamadığından yasal koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmeyip gerekçede de bu konuda değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın ve yasal koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.