6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Senede bağlanmamış çıplak payın devrinde alacağın temliki hükümlerinin uygulanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2517 E. 2020/20 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)kaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Senede veya ilmühabere bağlanmamış, bedeli ödenmiş çıplak anonim şirket payının devri, alacağın temliki hükümlerine (TBK 184, TBK 14/1) tabidir ve yazılı şekil şartına bağlıdır. Devir belgesi üzerinde tahrifat yapılmış olması sözleşmeyi bütünüyle geçersiz kılmaz; HMK 207(1) uyarınca tahrif edilen kısımlar geçersiz sayılır ve belgenin orijinal (tahrif edilmemiş) hâli esas alınarak devrin kapsamı belirlenir. Asıl davada ileri sürülebilecek bir savunma niteliğindeki hususun (hisse devrinin hükümsüzlüğü) ayrı bir dava ile ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunmaz; bu husus dava şartı olarak re'sen gözetilir ve eksikliği hükmün kaldırılıp yeniden hüküm kurularak (davanın hukuki yarar yokluğundan reddi şeklinde) düzeltilir.

Ele alınan sorunlar

Senede bağlanmamış (çıplak) payın devrinde uygulanacak hükümler → kabul

İddia: Asıl davada davacı ..., belgenin içeriğine göre %4 hissenin %2'sinin kendisine devredildiğinin kabulü gerektiğini, hükmün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Gerekçe: Anonim şirketlerde payın devri için payın senede bağlanmış olması şart değildir; hisse senedi çıkarılmamışsa pay çıplak paydır ve çıplak pay da serbestçe devredilebilir, ancak devre ilişkin kanuni ve iradi sınırlamalar burada da geçerlidir. TTK'da çıplak payın devrine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, çıplak pay genel hükümlere göre yazılı devir anlaşması ile devredilir. Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olup temlik ile çıplak pay devralana geçer; TBK 184 uyarınca yazılı şekil şartı vardır. Senede bağlanmamış çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu yargı uygulamasında genel olarak kabul görmüştür; TBK 184/1'e göre alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır ve TBK 14/1 gereği borç altına girenin imzası bulunmalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tahrifatlı devir belgesinin geçerliliği ve orijinal (tahrif edilmemiş) kısmın esas alınması → kısmi kabul

İddia: Davacı, belgede %2 ibaresinin aslında %4, %1 ibaresinin de %2 olarak anlaşılması gerektiğini, bunun bir hatanın düzeltilmesi olduğunu ileri sürmüştür; davalı ise düzeltmenin kendisi tarafından yapılmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Düzenlenen bir sözleşme üzerinde tahrifat yapılması sözleşmenin bütünüyle geçersiz sayılmasını gerektirmez; tahrifat yapılan kısımlar geçersiz sayılır. HMK 207(1) uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa inkâr halinde göz önünde tutulmaz; bu husus senedin geçerliliğine ve anlamına etkili nitelikte görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir. Belgenin değişiklik yapılmadan önceki orijinal hâli esas alınarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Davacının hisse oranının %2 değil %4 olarak anlaşılması gerektiği iddiasını doğrulayan, kendi beyanından başka delil bulunmamaktadır; oysa davalının taraflar arasındaki oy eşitliğini sağlayan hisseleri daima üzerinde bulundurduğu ve %2 hissenin davacı lehine oy eşitliğinin bozulmaması için gerekli olduğu gözetildiğinde bu iddia dinlenebilir değildir. Ancak %2 hissenin %1'inin devredilmek üzere sözleşme imzalandığı davalının kabulündedir; tahrif edilen kısımlar dikkate alınmasa da davalının %1 hisseyi devretmek üzere belgeyi imzaladığını kabul ettiğinden %1 hissenin davacıya geçerli bir devir sözleşmesiyle devredildiğinin kabulü gerekir. Bedelin ödenip ödenmediği bu davanın konusu değildir; sözleşmede nominal değer üzerinden devir öngörülmüştür ve bedel ödenmediği iddiası ayrı dava açmaya engel değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen İstanbul 11. ATM 2015/335 esas sayılı davada hukuki yarar dava şartı → kabul

İddia: Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ..., asıl davanın reddedilmesi halinde birleşen davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davanın reddi yerine bu şekilde hüküm kurulması ve vekalet ücretinin kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Birleşen dava, hisse devrinin tescili talebinden sonra açılmış olup nispi harca tabi bir davadır; hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğü, asıl davada savunma olarak ileri sürülebilecek bir husus olduğundan bu hususun ayrı bir dava ile ileri sürülmesinde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. HMK 114(1)-h gereği hukuki yarar dava şartıdır. Mahkemece geçerli bir hisse devri olup olmadığının öncelikle asıl davada inceleneceği gözetildiğinde, birleşen davanın açılmasında hukuki yarar yoktur. İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, ancak yeniden yargılamayı gerektirir bir eksiklik bulunmadığından hüküm kaldırılarak, re'sen incelenmesi gereken dava şartına ilişkin eksiklik olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Birleşen İstanbul 6. ATM 2015/336 esas sayılı davada nispi vekâlet ücretine itiraz → ret

İddia: Birleşen dava davacısı ..., davanın reddine ilişkin hükmün esasını istinaf etmemiş, ancak aleyhine hükmedilen nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava, dava değeri gösterilerek nispi harca tabi olarak açılmış bir davadır; davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Senede bağlanmamış çıplak anonim şirket payının devrinde alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağına ve tahrifatlı devir belgelerinde tahrif edilmemiş orijinal kısmın esas alınacağına dair BAM'ın kendi muhakemesiyle kurduğu özgün gerekçe; ayrıca asıl davada savunma olarak ileri sürülebilecek hususun ayrı davayla ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunmadığına ilişkin tespit bakımından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Asıl davada savunma olarak ileri sürülebilecek hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğü hususunun ayrı bir dava ile ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunmadığından, hukuki yarar dava şartı (HMK 114(1)-h) yokluğu nedeniyle bu davanın reddi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çıplak pay alacağın temliki yazılı şekil şartı hisse senedi/ilmühaber senette tahrifat hukuki yarar dava şartı nispi vekalet ücreti pay defterine tescil

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 184/1TBK 14/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 207(1)HMK 114(1)-h

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2517

KARAR NO 2020/20

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/05/2018

NUMARASI 2015/301 Esas- 2018/439 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2020

İlk derece mahkemesince verilen hükmün asıl dava davacısı birleşen dosya davalısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVADA DAVA

Davacı vekili 06/12/2012 tarihi itibariyle davalı şirkette ... ve çocuklarının %48,96, ... ve çocuklarının %48,96, ...'un %2,08 pay sahibi olduğunu, bu tarihte her iki ortağın kardeşleri ...'a kendi paylarından 0,96 pay vermeyi kararlaştırdıkları, toplam 1.92 payın karşılığı 312.000- TL'nin davacı tarafından davalı ...'e verildiği ve ... şirket hesaplarına intikal ettirdiği, buna göre pay durumlarını %48+48+ 4 halini aldığı, şirketi her iki kardeş münferiden temsil ve ilzam etmekte iken 16/12/2013 tarihinde her üç ortağın şirket merkezinde toplanarak %4 payı ... ve ... devretmesine karar aldıklarını, bu halde paylar eşit olacağından münferit yetki uygulamasından vazgeçerek müşterek imzaları ile temsil ve ilzama karar alındığı, yapılan anlaşma gereği olarak davalı ...'in 16/12/2013 tarihinde şirket YK.na dilekçe vererek %2 hissenin %1'ini ...

devrediyorum şeklinde beyanda bulunduğunu, bunun sebebinin davalı ...'in hisselerinin %2 olduğunu hatırlaması olduğu, bunun üzerine davalı ...'in %4'ün yarısı %2'si şeklinde beyanını düzelttiği ve şirketin devri halinde çıkabilecek masraflar hususunda avukatından görüş istendiği, daha sonra davalı ...'in %4 payının %3'lük kısmını ...'un oğlu ... bağışladığı bilgisine ulaşıldığını, payların bedelinin davacı tarafından karşılanması, ancak ... parayı davacıya iade etmemesi, daha sonra davalı ...'in payının her iki paydaşa eşit olarak devretmesine karar alınması ve devir belgesinde hissenin %2'sini n%1'ini ifadesini kullanması ve akabinde müşterek imzaya geçilmesi nedeniyle davalı ...'in %4 hissenin yarısını ...'a devrettiğinin anlaşılması gerektiğini, %2 hissenin davacıya devir işleminin yapılmasına ve pay defterine işlenmesine, %4 payın ...

devredilen %3'lük kısmının %1'lik hissenin iptaline ve davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAPLAR

1-Davalı ... vekili ; şirketin 16/12/2013 tarihine kadar münferit imza ile temsil edildiği, şirketin durumunun kötüye gitmesi nedeniyle bu tarihte müşterek imzaya geçilmesine karar verildiği, davacının bu toplantıdan önce müvekkiline gelerek; %4'lük hissenin %2'lik kısmının kendisine satılması şartıyla bu toplantıya katılıp karara imza atacağını, aksi takdirde toplantıya katılmayacağını beyan ettiğini, kardeşler arasında tartışma yaşanmaması için %2 payının sadece %1'lik kısmının kendisine satabileceğini beyan ettiğini ve bu belgeyi toplantı öncesinde müvekkiline imzalattırdığını, pay bedellerini müvekkiline ödemediğini, daha sonra müvekkilinin bu belgenin iadesini istediyse de davacının yırttığını söylediğini, davacının %2'lik paya talip olması üzerine davalı ...'in vekili olarak kendisine müracaat ettiğini, vergi hesaplaması yapıldığını, 28/01/2014 tarihli e- posta mesajında davacının satın almak istediği 1.300 adet payın satın alınması halinde hangi maliyete katlanması gerektiğini araştırdığını, eğer 16/12/2013 tarihinde hisseleri zaten satın almış ise daha sonraki tarihli e posta mesajında görüş bildirim hususu neyle ilgili olduğunun düşünülmesi gerektiğini, şirket YK nun 24/01/2015 tarihinde toplanarak şirketin gayri faal duruma getirilmesi hususunda karar alındığını, bu toplantıda davacının pay devrine ilişki hiçbir beyanda bulunmadığını, ihtilaf üzerine davacının keşide ettiği 28/01/2014 tarihli ihtarnamenin incelenmesinde de;

davalı ...'in 2.600 pay sahibi olduğunu açıkça ifade ettiğini, eğer 16/12/2013 tarihinde bu payları devralmış olsaydı %1 karşılığı 650 pay ilavesi suretiyle 24.350 adet payı olduğunu, hatta %2 karşılığı 1.300 pay ilavesi suretiyle 25.000 pay sahibi olduğunu ifade etmesi gerektiğini, ...'un şikayeti üzerine davacı karakolda verdiği ifadesinde; müvekkiline kendisine vermeyi taahhüt ettiği %2'lik hisseyi ona vermediği şeklinde beyanda bulunduğu, %2 lik payların ... ait olduğunun İst.

7. Aile Mahkemesi'nin 2014/151 Değişik iş sayılı dosyasına açılan davada ikrar ettiğini, yine 09/06/2014 tarihinde açılan davada da; .... 'in %4 hissesi olduğunu ikrar ettiğini, bu belge ile satın aldığını ileri sürdüğü %1'lik payı aslında hiçbir zaman almadığını, bu paya ilişkin olarak hiçbir bedel ödemediğini, daha sonra bu belgeyi yırttığını söylediyse de %2'lik kısmının %4, %1'lik kısmı da %2 olarak değiştirdiğini, üzerinde el ile düzeltmeler yaptığı belgeye istinaden anlamsız yorumlar yaparak dava açtığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı şirket vekili; ... tarafından 16/12/2013 tarihinde davacıya devrettiği ileri sürülen paylar konusunda şirket YK na bilgi verilmediği ve bu konuda ilk kez 16/12/2015 tarihinde davacının hak iddiasında bulunduğu, davacının ibraz ettiği belgenin üzerine elle yapılan düzeltmeler nedeniyle kabul görmediği, hissedarlar arasındaki ihtilafın yasal yollarla çözülmesi gerektiği, davanın yönetim kurulu kararından önce açılmış olması nedeniyle şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Birleşen İstanbul 11. ATM 2015/335 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekili; şirketin 16/12/2013 tarihinde toplanarak şirketin temsil ve ilzamı hususunda müşterek imzaya geçilmesi hususunda davalıyı ikna edebilmek için %4 hissesinden %2'yi talep etmesi nedeniyle %2 payından sadece %1'lik kısmını satabileceğini beyan ettiği, %1'lik payı almaya ikna olan davacının bu paydan sadece %1'lik kısmının devredildiğine dair hazırlattığı yazıyı toplantı öncesinde ... imzalattığını ve toplantıya girdiğini, ancak davalının ödeme sözünü verdiği pay bedellerini ödemediğini, %2'lik paya sahip olması nedeniyle doğabilecek vergilerin hesaplanarak ... 28/01/2014 tarihinde gönderildiği, eğer daha evvel hisseleri devraldıysa bu araştırmayı neden yaptığını, açılan davalarda ...

2600 payı olduğunu kabul ettiğini, davalının üzerinde tahrifat yaptığı ve hükümsüz hale gelen belge ile şirket paylarını ele geçirmesinin mümkün olmadığını beyan ederek 16/12/2013 tarihli pay devri belgesinin hükümsüz olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 6. ATM 2015/336 sayılı dosyasında; davacı ...; şirket paydaşı ...'un asıl dosyada davacı ...'a şirketin %1 hissesini devrettiğinin iddia edildiği, ana sözleşmenin 11. maddesinde hisse senetlerinin devrinin düzenlendiğini, hisselerin sermaye arttımı ve sair senetlerle iktisabı veya el değiştirmesi bahse konu olduğunda durumun evvela hemen ödenmiş hisse senedi iktisabına hak kazanan A serisi maliklerine bildirileceği, müracaat edenler arasında iktisabına hak kazandıkları ödenmiş hisse senedi miktarı esas tutulmak suretiyle tevdi ve tevzi edileceğini, A grubu hisse sahibi davacı ...'in imtiyazlı paya sahip olduğu, TTK'nın 478. maddesi uyarınca davacıya "Öneriye muhattap olma hakkı verdiğini, bu rüçhan hakkının şirkette payını satmak isteyen paydaşların paylar öncelikli olarak şirketin A grubu hissedarlarına önermesi ve bu hissedarların hisseleri satın almadan öncelikli olma hakkına sahip olduğu, müvekkili ...

20/02/2015 tarihinde haberdar olduğu, iş bu pay devrine karşı esas sözleşmede belirtilen süre içerisinde itirazi kayıt koyduğu ve bu paylara aynı şekilde talip olduğunu ihtarında bildirdiğini, davacının da pay devralan ... de A grubu hissedar olması nedeniyle davacının satılarak devredilen payların en azından yarısını alma hakkına haiz olduğunu, %1 payın devrine ilişkin belgenin iptali ile pay devrinin hükümsüzlüğünü, belgenin hüküm ifade etmesi halinde de devre konu payların en az yarısının A grubu imtiyaz pay sahibi müvekkili adına" tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "anonim şirkette sermayenin paylara bölündüğü, bunların nama ve hamile yazılı olabileceği, pay defterinden takip edildiği, payların devredilebilir nitelikte olup pay devrinin nama veya yazılı olmasına veya hisse senedine bağlanmış olmasına ya da ilmühaberden çıkarılmış olmasına göre farklılık arz ettiği, pay sahibi sıfatının kazanılması için öncelikle geçerli bir devir bulunması gerektiği, yazılı paylar yönünden devrin zilyetlik ile gerçekleştiği, ilmuhabare bağlı payların ise ve pay defterinden takip edilen payların yazılı bir alacak temlikine bağlı olduğu, pay defterine kayıt ile değil geçerli bir devir sözleşmesi ile kazanıldığı, esas sözleşmenin 8. maddesinde hisse senetlerinin hamile yazılacağı şekilde bir düzenleme olduğu, bu durumda davacının bu belge dışında davalıya pay devri karşılığında yapılan bir ödeme veya dayanağın olması gerektiği, yeterli olmadığı, ...'un geçerli bir pay devri bulunması halinde ön alım hakkının incelenebileceği, ...'un açtığı davada ise, pay bedelinin karşılığının ödenip ödenmediği yer alan diğer belgelerden eklenerek açılan her 3 davanın da geçerliliğinin iddia ve itirazların tartışılması için oluşturulan karar için bir bedel bulunmadığı tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki ilişki ve çekişmeleri gösterir kayıtlar ile asıl davaya konu devredilmiş gerçek bir pay devri olmadığı, bağış yönünden ise iptali istemi artık yönetim kurulu toplantısında pay defterine işlenmiş olduğu, irade sakatlığından bahsedilemeyeceği, ön alım hakkının şirketi devri talepleri bağlayacağı, davacı tarafından dava dosyalarına verilen beyanlardan eldeki belgenin tarihinden daha sonraki tarihlerde davalı ...'in 2.600 payı bulunduğunu kabul ettiği, bu nedenle davacı ...

yönünden devrin gerçekleşmediği yolunda ikrarları bulunduğu, gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Birleşen dava davacısı ... vekili; davanın reddi kararına karşı itirazları olmasa da birleşen 2015/336 esas sayılı dosyada bu kararda aleyhlerine 13.150- davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin yüksek olduğu, davacının talepleri nediniyle bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, maktu ücret takdirine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ...; ...'un %4 lük payının %1 lik kısmının kendisine devri için çok büyük baskı yaptığını, müvekkili hakkında dava açılması üzerine huzurdaki davayı ...'un pay devri talebi üzerine zorunlu kaldığından açtığını, ...'un davasının reddedilmesi durumunda mahkemenin birleşen davada konusuz kalan dava hakkında hüküm kurmaya yer olmadığına karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı kararın davanın reddi ile hükmün değiştirilerek davanın konusuz kaldığından bir karar verilmesine yer olmadığına bu durumda masraf ve avukatlık ücretinin değiştirilerek kararın onanmasına, baskı nedeniyle bu dava açmak zorunda kaldığından hükmolunan avukatlık ücretinin hükümden çıkartılmasına, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.3-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...

vekili; belgenin içeriğinden ... A.Ş'de bulunan %2 nissenin %1 ini ...'a nominal değerinde devir ediyorum, gerekli kararı alarak pay defterine işlenmesini talep ediyorum" alacağın temliki bakımından kanunda öngörülen yazılı temlik sözleşmesi beyanı geçerli bulunduğu, temlik beyanının yazılı şekilde yapılması gerekli ve yeterli olduğundan ayrıca temerrüd edenin kabulüne ihtiyaç olmadığı, bu sebeple tahrifat yapıldığı iddiasının devir sözleşmesini hükümsüz hale getirmediği, %4 hissenin %2 sinin davacıya devredildiğini kabulü gerektiği, ...'un %3 oranındaki payını ... bağışlamasının hukuken geçerli olmadığını, bağışlama tarihinde ...'un mülkiyetinde bulunan 1.300 adet hisse bakımından geçerli olabileceği, bu sebeple kendisinin olmayan bir hisseyi bağışlayamayacağı gözetilerek %2 lik hissenin davacı ...

adına pay defterine tesciline, hükmün kaldırılarak davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Anonim şirketlerde payın devri için payın senede bağlanmış olması şart değildir.Sahip olunan payı temsil etmek üzere; hisse senedi çıkarılmamış olması halinde ,sahip olunan pay senede bağlanmamış demektir.Çıplak pay senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebilir. Ancak payın serbestçe devredilebileceğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri hakkında TTK da özel bir düzenleme mevcut değildir.Çıplak pay genel hükümlere göre yazılı devir anlaşması ile devredilebilir. Alacağın temliki ,tasarrufi bir işlem olduğundan,temlik ile çıplak pay devralana geçer.Alacağın temlikinde olduğu gibi yazılı şekil şartı vardır.Bedeli ödenmiş çıplak payın devri ,TBK 184 gereği yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile gerçekleşir.

(AŞ'lerde Hisse Senetlerinin devri. .... yüksek lisans tezi)Davaya konu davalı anonim şirket hisselerinin bedeli ödenmiş çıplak pay olduğu ,senet veya ilmühabere bağlanmadığı yapılan bilirkişi incelemesi ve tarafların kabulünden anlaşılmaktadır. Senede bağlanmamış çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabii olduğu hususu yargı uygulamasında genel olarak kabul görmüştür. Alacağın temlikine ilişkin TBK nun 184/1 maddesinde alacağın devrinin geçerliliği,yazılı şekilde yapılmasına bağlanmıştır.TBK nun 14/1.maddesinde ise yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.Davacı tarafça hisse devir sözleşmesi olduğu ileri sürülen ...

AŞ yönetim kuruluna hitaben yazılmış olan 16.12.2013 tarihli belge de ...'un ... AŞ deki %2 hissesinden %1 ini nominal değer üzerinden ...'a devrettiği ,payların adına yazılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen pay devrine ilişkin yazılı belge üzerinden payını devrettiği ileri sürülen davalı tarafından kabul edilmeyen düzeltmeler yer aldığı, söz konusu belgenin alacağın temliki ile öngörülen şekle uygun olmadığı, davacı tarafından pay devrini ispatlamak üzere üzerinde değişiklik yapılması ve davalı tarafından kabul edilmeyen 16/12/2013 tarihli geçerliliği tartışmalı bu belge dışında davalıya pay devri karşılığında yapılan bir ödeme veya söz konusu devir, bağış niteliğinde ise bağışı ispatlayan belge sunulmadığı ,dosyaya ibraz edilen söz konusu belge payın devrinin gerçekleştiğinin ispatının yeterli olmadığı yolundaki bilirkişi görüşü mahkemece benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı ...'un 16/12/2013 tarihi itibariyle davalı şirkette %4 oranında hissesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Davalı ... devre dayanak olarak davacı ... tarafından gösterilen 16/12/2013 tarihli belgedeki imzayı ikrar etmektedir. Davalı ... bu belgeyi şirket yönetiminde münferit imza hususunda karar alınabilmesini temin etmek ve esasen %4 hissenin %2 hissesine davacının talip olması nedeniyle %1 hissenin devri amacıyla imzalayıp davacıya verdiğini kabul etmektedir. ... tarafından ... A.Ş. Yönetim Kuruluna başlıklı belgenin incelenmesinde .... A.Ş'de bulunan %2 hissenin %1'ini ...'a (TC No:) Nominal değerinde devir ettiği gerekli kararın alınarak pay defterine işlenmesini talep ettiği yazılıdır.

Esasen başlangıçta %2 'lik hissenin %1 inin devredildiğine dair belgenin düzenlendiği, davacının da kabulündedir.Ancak bunun bir hatadan ibaret olduğunu ,...'un hatırlayamadığı hisse oranının %4 olduğunu daha sonra hatırlayarak %2 nin %4, %1 i de %2 olarak düzelttiğini davacı beyan etmektedir. Davalı ...'de bu düzeltmenin kendisi tarafından yapılmadığını savunmaktadır. Bu düzeltme el ile yapıldığı ve belgeyi imzalayan ... tarafından düzeltilen kısımların imzalanmadığı açıktır. O halde, belgenin üzerinde değişiklik yapılmadan evvelki orjinal halinin esas alınarak davanın çözümü gerekmektedir.Davacı ... her ne kadar ...' in hisselerini %2 olarak hatırladığını bu sebeple %2 olarak düzenlenen devir beyanının %4 olarak anlaşılması gerektiğini ileri sürmekte ise de bu iddiayı doğrulayan davacının iddialarından başka bir delil dosyada bulunmaktadır.

Aksine davalı ... taraflar arasında ki oy eşitliğini sağlayacak hisseleri daima üzerinde bulunduran kişi olduğundan hisse miktarını hatırlamaması nedeniyle %2 ibaresinin %4 olarak anlaşılması gerektiğine ilişkin iddianın dinlenebilirliği yoktur. %2 hisse davacı lehine oy eşitliğinin bozulmaması için gereklidir.Ancak %2 hissenin %1 hissesi devredilmek üzere sözleşme imzalandığı davalı ...'in kabulündedir. O halde belgenin tahrif edilen kısımları dikkate alınmasa da davalı ... %1 hisseyi devretmek üzere bu belgeyi imzaladığını kabul ettiğinden %1 hissenin davacı ...'ye geçerli bir devir sözleşmesiyle devredildiğinin kabulü gerekmektedir. Bedelin ödenip ödenmediği bu davanın konusu değildir.

Sözleşme de nominal değer üzerinden devredileceği yazılıdır.Davalı ... hisse devir bedellerinin ödenmediğini ileri sürmekte ise de bu konuda dava açmasına engel olmayıp ,davacı ... de davalı ...'e gönderilen 312.000- TL bedelin davalıya bu amaçla ödendiğini ileri sürmektedir.Düzenlenen bir sözleşme üzerinde tahrifat yapılması sözleşmenin bütünüyle geçersiz sayılmasını gerektirmez. Tahrifat yapılan kısımları geçersiz sayılır. HMK 207-(1) Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğini ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir.

%1 hissenin devrine ilişkin irade beyanı her iki tarafın kabulünde olduğu, ancak el ile düzeltilen kısımlar davalı ... tarafından itiraza uğradığından davalı ...'in %4 hissesinin %1 ini davacıya devir ettiği anlaşılmakla, yönetim kurulunun bu devrin pay defterine tescili talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı ...'in halen üzerinde bulunan %1 hissesinin davalı adına olan hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Birleşen İstanbul 6. ATM 2015/336 esas sayılı dosyasında; davacı ... vekili tarafından davanın reddine ilişkin hüküm esası yönünden istinaf edilmemiş ise de ;aleyhine hükmedilen nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği nedeniyle hükmü istinaf etmiştir.Dava değeri gösterilerek nispi harca tabii bir dava açılmış olup ;

davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.Yazılı nedenlerle birleşen dosya davacı vekili ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı ... tarafından İstanbul 11. ATM 2015/335 Esas sayılı dosyasında açılan hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tesbiti ile iptali talepli davanın da asıl dava reddedildiğinden konusuz kaldığından bahisle hüküm istinaf edilmiş ise de ;davacı dava değeri göstererek elde ki davayı açmış olup birleşen dava ile belgenin hükümsüzlüğü ileri sürüldüğünden nispi harca tabii bir davadır. Hisse devrinin tescili talebinden sonra açılmıştır.Asıl dava da savunma olarak ileri sürülebilecek hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğüne ilişkin davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.

HMK 114(1)-h gereği hukuki yarar dava şartıdır.Mahkemece geçerli bir hisse devri olup olmadığı öncelikle incelenecek olduğundan bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından davalı ...'in istinaf başvurusunun kabuluyle hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm verilmek suretiyle re'sen incelenmesi gereken dava şartına ilişkin bir eksiklik olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı ...'un hisse devri nedeniyle hisselerin adına tescili talebi maktu harçla açılmış ve harç tamamlanmadan davaya bakıldığı anlaşılmakla Dairemizce bu eksiklik giderilmiş,davacı tarafça davaya konu %2 hissenin nominal değeri üzerinden eksik harç tamamlanmıştır.Yukarıda açıklanan sebeblerle davacı ...'un "%2 payın adına kayıt ve tescili talepleri yerinde değil ise de;

... adına kayıtlı bulunan %1 hisseyi iktisap ettiğinden davalı ... adına kayıtlı bulunan %1 hissenin davacı ... adına kayıt ve tesciline ,fazlaya dair isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden hükmün kaldırılmasına ,asıl ve birleşen davada yeniden hüküm verilerek,hükmün bütünlüğü sağlanmak üzere ,kesinleşen kısımlar tekrar edilmek suretiyle asıl davada davanın kısmen kabulune,birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ,kesinleşen ... tarafından açılan birleşen davanın reddine ilişkin hükmün tekrarına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Asıl davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulune; Birleşen İstanbul 11. ATM 2015/335 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulune , birleşen İstanbul 6 ATM nin 2015/336 esas sayılı dosya yönünden davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b/1 gereği esastan reddine , İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/301 esas 2018/439 Karar sayılı 14/05/2018 tarihli hükmün asıl dava ve birleşen İstanbul 11. ATM 2015/335 Esas sayılı dosyasında verilen hükümlerin HMK'nın 353(1)-b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, 1-"Asıl davanın kısmen kabulü ile, davalı ... adına kayıtlı bulunan davalı ... San. Tic. A.Ş' deki 130.000-TL sermaye bedelli %1 paya tekabül eden 650 hissenin davacı ...'a devredildiğinin tesbitine , davalı şirket pay defterinde davacı adına kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine, 2-Birleşen İstanbul 11.

ATM'nin 2015/335 esas sayılı dosyasında ... tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ,3-Birleşen İstanbul 6 ATM nin 2015/336 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan davanın reddine,Asıl davada;İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;Alınması gereken 8.880,30-TL den davacı tarafça peşin yatırılan 4.467,85-TL harcın mahsubu ile 4.412,45-TL harcın asıl dosya davalılarından müteselsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 4.499,65-TL peşin harcın asıl dosya davalılarından müteselsilen tahsiliyle davacı ...'a ödenmesine ,Davacı vekili için takdir olunan 16.300- TL nispi vekalet ücretinin asıl dosya davalılarından müteselsilen tahsiliyle davacı ...'a ödenmesine ,Davanın reddolunan kısmı üzerinden hesaplanan 16.300-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...

ve davalı .....AŞ ne ödenmesine, Davacı ... tarafından yapılan 1.500- TL bilirkişi ücreti, 160,50- TL tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 1.760,50- TL yargı giderinin red ve kabul oranı nazara alınarak 880- TL'sinin asıl dava davalılarından alınarak davacı ...'a verilmesine, Davalı ... tarafından yapılan 140- TL yargı giderinin red ve kabul oranı nazara alınarak 70- TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Birleşen 11. Asliye Tic. Mah. 2015/335 E.sayılı davada;ilk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 54,90-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 2.220,08-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 2.165,18-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı ...'a iadesine, Davacı ...

tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği takdir olunan 3.400-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a ödenmesine, Birleşen 6. Asliye Tic. Mah. 2015/356 E. sayılı davada;ilk derece yargılamasına ilişkin olarak ,Alınması gereken 54,90-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 2.220,08-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 2.165,18-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargılama giderinin üstünde bırakılmasına, Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden lehine AAÜT gereği 13.150- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak birleşen dosya davalılarına ödenmesine,"İstinaf yoluna başvuran asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı ...

tarafından yatırılan 303,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

İstinaf yoluna başvuran birleşen dava davacısı ...'dan alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın birleşen dava davacısı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/01/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/269705 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1368 E. 2022/662 K. · Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Hukuku etkilenecek üçüncü kişi taraf gösterilmeden esasa girilememesi

Gerekçe özeti

Bedeli ödenmiş çıplak pay, yazılı temlik beyanının devralana verilmesiyle devredilir; sonradan el ile yapılıp imzalanmayan düzeltmeler dikkate alınmaz, belgenin orijinal hâli esas alınır ve tahrifat yalnızca ilgili kısmı geçersiz kılar. Bölünemez nitelikteki iptal/hükümsüzlük isteminde, verilecek karardan hukuku etkilenecek üçüncü kişi taraf gösterilmeden esasa girilemez; dava eksik hasımla açılmışsa taraf teşkili sağlanmalıdır. Asıl davada savunma olarak ileri sürülebilecek hükümsüzlük iddiasının ayrı dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmaz.

Emsal değeri

Hukuku etkilenecek üçüncü kişi taraf gösterilmeden bölünemez iptal isteminde esasa girilemeyeceği ve savunma olarak ileri sürülebilecek hükümsüzlük iddiasının ayrı davada hukuki yarar taşımadığı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: çıplak pay devri temlik beyanı taraf teşkili / eksik hasım mecburi dava arkadaşlığı hukuki yarar tahrifat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1368 E.  ,  2022/662 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.05.2018 tarih ve 2015/301 E. - 2018/439 K. sayılı kararın asıl davada davacı ... vekili, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı davada davacı ... vekili, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/356 Esas sayılı davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kısmen kabulüne-reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/2517 E. - 2020/20 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı Mamsan Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davacı-birleşen İstanbul 11.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı davada davalı ... vekili ile asıl davada davalı-birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı davada davacı ... vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2022 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalı ... vekili Av. ... ile davalı-birleşen davada davacı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, 16.12.2013 tarihinde davalı şirketin ortağı davalı ...’in şirkete bir dilekçe vererek %2 hissesinin %1’ini müvekkiline devrettiğini ifade ettiğini, burada ...’in kendi hissesini %2 olarak hatırlaması nedeniyle kastının hisselerinin yarısını devretmek olduğunu, davalı ...’in avukatının devre konu 1.300 hisseden söz ettiğini, müvekkilinin 16.02.2015 tarihli ihtarnamesi ile ...’in pay devrine ilişkin dilekçenin gereğini yapılmasını istediğini, bu esnada davalı ...’in şirketteki %4 hissesinden %3’ünü ...’ın oğlu ...’e bağışladığı bilgisine ulaşıldığını, bir sözleşmenin içeriğinin belirlenmesinde tarafların ortak iradelerinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek davalı ...’in, davalı şirketteki %4 hissesinin yarısı olan %2 hissesinin müvekkiline devrinin yapılmasını, bu devrin şirket pay defterine işlenmesini, davalı ...’in dava dışı ...’e bağışladığı %3 payinden %1’lik kısmının iptalini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili, Mamsan Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin ticari faaliyetinin kötüye gitmesi vb. nedenlerle temsilin münferit imzadan müşterek imzaya geçirilmesi yönünde plan yapıldığını, davalının müvekkiline ait %4 hisseden %2’sini devralmak kaydıyla bu karara katılacağını söylediğini, hisselerini satmayı düşünmeyen müvekkilinin kardeşler arasında tartışma yaşanmaması ve şirketin kötüye gitmesinin durması için ancak %1’lik payı satmaya razı olduğunu, davalının %1 payın devredildiğine dair yazıyı müvekkiline imzalattığını, bunun üzerine davalının müşterek imzaya geçme kararını onayladığını, ancak pay bedelini ödemeyince müvekkilinin de devre ilişin yazıyı istediğini, davalının yazı üzerinden tahrifat yaptığını, böylece geçersiz hale gelen yazıyı imha ettiğini söylediğini, ayrıca davalının çeşitli zamanlarda müvekkilinin %4 payını açıkça ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Asıl davada davalı Namsan Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.

Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davadaki iddia ve savunmalarını tekrarla 16.12.2013 tarihli pay devrinin hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir.

Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/356 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, davalı ...’nin 16.02.2015 tarihli ihtarnamesinde davalı ...’e ait olan %4 hisseden %2’sini adına pay defterine kaydını istediğini, müvekkilinin hisse senetlerinin A grubu içinde kaldığını, ana sözleşmenin 11. maddesine göre imtiyazlı paya sahip olduğunu, imtiyazlı payların müvekkiline “öneriye muhatap olma hakkı” verdiğini, A grubu hissedarın hisseleri öncelikle olarak alma hakkı olduğunu ileri sürerek 16.12.2013 tarihli pay devrinin hükümsüzlüğünün tespitini, 16.12.2013 tarihli belgenin satışa ilişkin hüküm doğurması halinde bu belge ile devredilen miktardaki payların en az yarısının nominal bedel karşılığında müvekkili A grubu imtiyazlı pay sahibi ...

adına şirket pay defterine işlenmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/356 Esas sayılı dosyasında davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Asıl davanın davacısı ... vekili, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı dosyasında davacısı ... vekili, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/356 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, bedeli ödenmiş çıplak payın devrinin TBK’nın 184. maddesi gereği yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile gerçekleşeceği, davaya konu davalı anonim şirket hisselerinin bedeli ödenmiş çıplak pay olduğunun senet veya ilmühabere bağlanmadığının yapılan bilirkişi incelemesi ve tarafların kabulünden anlaşıldığı, davacı tarafça hisse devir sözleşmesi olduğu ileri sürülen Mamsan A.Ş. yönetim kuruluna hitaben yazılmış olan 16.12.2013 tarihli belgede ...'un “şirketteki %2 hissesinden %1’ini nominal değer üzerinden ...'a devrettiği, payların adına yazılmasını” talep ettiği, ...'un 16.12.2013 tarihi itibariyle davalı şirkette %4 oranında hissesi bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı ...’in devre dayanak olarak davacı ...

tarafından gösterilen 16.12.2013 tarihli belgedeki imzayı ikrar ve bu belgeyi şirket yönetiminde münferit imza hususunda karar alınabilmesini temin etmek ve esasen %4 hissenin %2 hissesine davacının talip olması nedeniyle %1 hissenin devri amacıyla imzalayıp davacıya verdiğini kabul ettiği, başlangıçta %2'lik hissenin %1’inin devredildiğine dair belgenin düzenlendiği, davacının da kabulünde olduğu, ancak “bunun bir hatadan ibaret olduğunu, ...'un hatırlayamadığı hisse oranının %4 olduğunu daha sonra hatırlayarak %2’nin %4, %1’i de %2 olarak düzelttiğini” davacının söylediği, davalı ...'in de bu düzeltmenin kendisi tarafından yapılmadığını savunduğu, bu düzeltmenin el ile yapıldığı, belgeyi imzalayan ...

tarafından düzeltilen kısımların imzalanmadığı, o halde, belgenin üzerinde değişiklik yapılmadan evvelki orjinal halinin esas alınarak davanın çözümünün gerektiği, davacı ...’nin her ne kadar “...'in hisselerini %2 olarak hatırladığını, bu sebeple %2 olarak düzenlenen devir beyanının %4 olarak anlaşılması gerektiğini” ileri sürmekte ise de bu iddiayı doğrulayan davacının iddialarından başka bir delilin sunulmadığı, ancak %2 hissenin %1 hissesi devredilmek üzere sözleşme imzalandığının davalı ... tarafından kabul edildiği, o halde belgenin tahrif edilen kısımları dikkate alınmasa da davalı ...’in %1 hisseyi devretmek üzere bu belgeyi imzaladığını kabul ettiğinden %1 hissenin davacı ...'ye geçerli bir devir sözleşmesiyle devredildiği, bedelin ödenip ödenmediğinin bu davanın konusu olmadığı, sözleşme üzerinde tahrifat yapılmasının sözleşmenin bütünüyle geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği, sadece tahrifat yapılan kısımları geçersiz sayılacağı, birleşen İstanbul 6.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/356 Esas sayılı dosyasında; bu dosya davacısı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı ... tarafından İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında açılan hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tesbiti ile iptali talepli davanın da asıl dava reddedildiğinden konusuz kaldığından bahisle hüküm istinaf edilmiş ise de, davacının dava değeri göstererek davayı açtığı, birleşen dava ile belgenin hükümsüzlüğü ileri sürüldüğünden nispi harca tabii bir dava olduğu, hisse devrinin tescili talebinden sonra açıldığı, asıl dava da savunma olarak ileri sürülebilecek hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğüne ilişkin davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı, HMK’nın 114(1)-h maddesi gereği hukuki yararın dava şartları arasında yer aldığı, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacı ...

vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulune, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/356 Esas sayılı dosyası yönünden davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)b/1 maddesi gereği esastan reddine, asıl dava ve birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında verilen hükümlerin HMK'nın 353(1)-b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalı ... adına kayıtlı bulunan davalı Mamsan Gıda San. Tic. A.Ş.'deki 130.000.- TL sermaye bedelli %1 paya tekabül eden 650 hissenin davacı ...'a devredildiğinin tesbitine, davalı şirket pay defterinde davacı adına kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine, birleşen İstanbul 11.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında ... tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/356 Esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl davanın davacısı, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 sayılı dosyanın davalısı ... vekili, asıl davanın davalısı, birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasının davacısı ... vekili, asıl davanın davalısı Mamsan Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince “davalı ... adına kayıtlı bulunan davalı şirketteki %1 paya tekabül eden 650 hissenin davacı ...'a devredildiğinin tesbiti ile davalı şirket pay defterinde davacı adına kayıt ve tesciline” yönelik esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, asıl davada dava konusu paylardan davanın kabulüne ilişkin %1 paya yönelik davalılar vekillerinin ve birleşen İstanbul 11.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/335 Esas sayılı dosyasında taraf vekillerinin tüm temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.

2- Asıl davada reddedilen %1 paya yönelik olarak Dairemizce yapılan incelemede ise; davacı, davalı ...’un şirkette bulunan %4 hissesinin yarısı olan %2 hissesinin davacıya devri ile şirket pay defterine işlenmesini, davalı ...’un dava dışı ...’a bağışladığı %3'lük kısmından %1’lik kısmının iptalini istemiştir. Davacının, hem davalı ...’in %2 hissesinin davacıya devri ile pay defterine kaydedilmesi, hem de 22.01.2015 tarihli 1.950 adet payını şirket ortaklarından dava dışı ...’a bağışlamasına ilişkin işlemin iptali istemi gözetildiğinde verilecek karar davada taraf olmayan ...’un da hukukunu etkileyeceğinden, hukuku etkilenecek ortak işbu davada taraf olarak yer almaksızın, uyuşmazlığın sonuçlandırılıp bir karar verilmesi mümkün değildir.

Dava, eksik hasımla açılmıştır. Bu itibarla mahkemece, davacı tarafa, hukuku etkilenecek olan ... hakkında dava açmak üzere mehil verilip, belirtilen dava ikame edildikten ve işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın eksik hasımla görülüp işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre asıl davada davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılar vekillerinin dava konusu paylardan kabul edilen %1 paya yönelik ve birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı dosyasında taraf vekillerinin tüm temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.439,22 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalılar Mamsan Gıda San.

ve Tic. A.Ş ile ...'dan müteselsilen alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 28,10 TL harcın temyiz eden birleşen 2015/335 Esas sayılı dava yönünden-davalı ...'a iadesine, 26/01/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava hisse devrinin pay defterine kaydı ile hisse devrinden sonra dava dışı kişiye yapılan hisse bağışının iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili asıl davada özetle davalı ...’in davalı şirkette toplam %4 paya sahip olduğunu, davalının sahip olduğu bu %4 payın %2’sini müvekkiline %2’sini ise birleşen davada davacı kardeşi ...’a devrettiğini böylece davalı ...’in davalı şirkette hiçbir payı kalmadığını, ancak kendisinin devraldığı hissenin pay defterine işlenmediğini, daha sonra davalı ...’in sahip olduğu toplam %4 payın %3’ünü dava dışı ...’e bağışladığını iddia ederek kendisine devredilen %2 payın pay defterine kaydına, dava dışı ...’e bağışlanan %3 payın %1’lik kısmının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili asıl davada özetle müvekkilinin davacıya, sahip olduğu %4 payın sadece %1’lik kısmını devrettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili asıl davada davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı ...’un davalı şirkette toplam %4 pay sahibiyken bu payların %2’sini davacıya %2’sini ise birleşen davanın davacısı kardeşi ...’a devrettiği akabinde de yine aynı paylar için dava dışı ... ile bağışlama sözleşmesi yaptığı hususunda sayın çoğunluk ile aramızda görüş farklılığı yoktur. Sayın çoğunluk ile görüş farklılığına düştüğümüz husus davada hasım gösterilmeyen ve dava sonunda verilecek karardan hukuku etkilenecek olan ...’e hangi usul ile davalı sıfatı kazandırılacağı noktasında toplanmaktadır.

Davacının, hem davalı ...'in %2 hissesinin davacıya devri ile pay defterine kaydedilmesi, hem de 25.01.2015 tarihli 1.950 adet payını (3/4 pay) dava dışı ...'a bağışlamasına ilişkin işlemin iptali istemi gözetildiğinde verilecek karar davada taraf olmayan ...'un da hukukunu etkileyeceğinden, hukuku etkilenecek olan adı geçenin işbu davada taraf olarak yer almaksızın, uyuşmazlığın sonuçlandırılıp bir karar verilmesi mümkün değildir. Bu noktada sayın çoğunluk; mahkemece davacı tarafa hukuku etkilenecek olan ... hakkında dava açmak üzere mehil verilip, belirtilen dava ikame edildikten sonra işbu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilip taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması görüşündedir.

Anayasanın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesine göre; Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu bağlamda davacının da işbu davayı açması anayasal hakkı olduğu gibi, davada adil bir şekilde yapılacak yargılama sonucunda bir karar verilmesini mahkemeden isteme hakkı da hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Ancak sayın çoğunluk görüşünde de vurgulandığı üzere bu davanın sonuçlandırılabilmesi için davalıdan başka bir kimsenin daha davalı tarafta bulunması zorunlu ise bu durumda, nasıl hareket edilecektir?

Mahkemece davacıyı yeni bir dava açmaya zorlamak mümkün müdür? HMK'nın tasarruf ilkesi başlıklı 24. maddesi karşısında bu sorunun cevabı kuşkusuz ki olumsuz olacaktır. Zira hukuk sistemimizde ve HMK sistematiğinde davacıyı dava açmaya zorlar şekilde, "dava açmak ve açılan davanın mevcut dava ile birleştirilmek üzere süre vermek" şeklinde bir usul öngörülmemiştir. Tam aksine HMK'nın 24/2. maddesi böyle bir usulû açık bir şekilde yasaklamıştır. HMK'nın 24/2 maddesine göre "Kanunda açıkça belitilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz" dolayısıyla davacıya dava açmak üzere süre vermek mümkün değildir.

Bu durumda dava dışı ... taraf sıfatını hangi usul ile kazanacaktır?

Bu sorunun cevabını mecburi dava arkadaşlığını düzenleyen HMK’nın 59. maddesi vermektedir. Söz konusu maddeye göre “Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.”

Gerçekten de somut uyuşmazlıkta iptal istemi (hükümsüzlüğün tespiti istemi) bölünebilir nitelikte olmadığından, davanın bu hukuki ilişkinin bütün taraflarına karşı açılması bir zorunluluktur. Zira sayın çoğunluğun da kabulünde olduğu üzere dava sonunda verilecek hüküm iptali istenen hukuki işlemin bütün taraflarının hukukunu etkileyecektir.

Hal böyle olunca iptali istenen hukuki işlemin tarafı olan ... hasım gösterilmeden açılmış olan eldeki bu davayı eksik hasımla açılmış bir dava olarak yorumlamak gerekir. Eksik hasımla açılan davayı ise bu şekliyle sonuçlandırmak mümkün değildir. Anayasanın 36. maddesi gereğince davacının bu dava sonucunda bir karar verilmesini talep hakkı da göz önünde bulundurulduğunda yapılması gereken iş HMK’nın 59. maddesinde düzenlenen mecburi dava arkadaşlığının işbu davada var olduğu kabul edilip hukuki işlemin tarafı olan ...’a dava dilekçesi ve tüm dosya örneği ile birlikte duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılıp adı geçenin bu şekilde davaya dahil etmek olduğundan HMK sistematiğinde bulunmayan bir usul ile tasarruf ilkesini ihlal neticesini doğuracak şekilde davacıyı dava açmaya zorlayan sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.