6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gizli ayıplı araçta sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkının kullanımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/612 E. 2019/1133 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Satın alınan bir malda, teslim sırasında olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ve sonradan tekrarlayan arızalarla kendini gösteren bir kusur bulunuyorsa, bu kusur gizli ayıp niteliğindedir; ihbar yükümlülüğü teslimdeki kısa sürelerle değil, ayıbın ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirimle yerine getirilmiş sayılır. Arızanın yetkili servis müdahalelerine rağmen giderilememesi ve malın beklenen faydayı sağlayamaması hâlinde alıcı, TBK 227. madde uyarınca sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanarak bedel iadesi talep edebilir. Satım bedeli belirli olan alacaklara ilişkin ayıp davaları belirsiz alacak davasına konu edilemez; ancak dava ıslah yoluyla kısmi dava niteliğinde genişletilmişse ve bu genişletme garanti/zamanaşımı süresi içinde kalıyorsa talep geçerlidir.

Ele alınan sorunlar

Aracın gizli ayıplı olup olmadığı ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği → ret

İddia: Davalılar; araçtaki uyarı ışıklarının arıza teşkil etmediğini, giderilemeyen bir arıza bulunmadığını, bilirkişi incelemesinin teknik ekipman kullanılmadan gözle yapıldığını, kullanım kaynaklı arıza olup olmadığının tespit edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 23. madde uyarınca malın ayıbı teslim sırasında açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde inceleyip ayıp ortaya çıkarsa bildirimde bulunmalıdır; TBK 223. madde uyarınca olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıplarda ise ayıbın sonradan öğrenilmesi hâlinde hemen bildirim yeterlidir. Konusunda uzman bilirkişilerden alınan denetime elverişli ve birbiriyle uyumlu raporlara göre aracın motor ve EPC arıza uyarı ışıklarının yanması nedeniyle yetkili servise defalarca başvurulduğu, arızanın giderilemediği, aracın kat ettiği mesafe ve yaşının kendi segmentindeki taşıt ömrüne göre oransal olarak çok düşük olduğu, arızanın üretimden kaynaklandığı ve satın alma anında tespitinin mümkün olmadığı sabit olduğundan bu ayıp gizli ayıp niteliğindedir. Gizli ayıplarda ihbar yükümlülüğü, teslimdeki 2 ve 8 günlük sürelerle değil, ayıbın ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirim yapılmasıyla yerine getirilir; davacının arıza ortaya çıktıkça aracı servise götürmesi ve servisin arızayı gidermemesi üzerine noter ihtarnamesi göndermesi bu yükümlülüğü karşılamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme (bedel iadesi) seçimlik hakkının kullanılabilirliği → ret

İddia: Davalılar; bedel iadesi kararının TMK 2. madde uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirket aleyhine doğacak zarar ile davacı yararına doğacak fayda arasında orantısızlık bulunduğunu, kullanım süresi ve kat edilen mesafe göz önüne alınarak sebepsiz zenginleşmeye yol açılacağını, ücretsiz onarım veya bedel indirimi seçimlik haklarının tercih edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 227. madde uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkını da içeren seçimlik haklara sahiptir. Arıza ve ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı, bu şekilde aracın kullanılmasının mümkün olmadığı ve arızanın giderilememesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının haklı olduğu anlaşıldığından, TBK 227. madde uyarınca sözleşmeden dönme ile bedel iadesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bedel iadesi talebinin ıslah yoluyla ileri sürülmesi, belirsiz alacak davası niteliği ve zamanaşımı → ret

İddia: Davalı ... vekili; dava dilekçesinde bedel iadesi talebi bulunmadığından bu talebin ıslahla ileri sürülemeyeceğini, muvafakatlerinin olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, ıslah talebinin de zamanaşımına uğradığını ve belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Araç satım bedeli belli olduğundan ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönülerek bedel iadesine yönelik davalar belirsiz alacak davasına konu edilemez. Davacı tarafından dava dilekçesinde dava açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmediği gibi yargılama sırasında ıslah dilekçesi sunulması ile davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Aracın 19.07.2012 tarihinde satın alındığı, ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı definde bulunulmadığı ve davanın 21.04.2014 tarihinde 2 yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kararın gazetede ilan edilmesi talebi → ret

İddia: Davacı vekili; araçtaki ayıbın aracın kullanılmasını tamamen engellediğini belirterek kararın en az 3 gazetede ilan edilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı şirketin tüketici vasfı bulunmadığından davacı vekilinin hükmün ilanı gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İlan talebinin reddi nedeniyle karşı taraf lehine vekalet ücreti takdiri → ret

İddia: Davalı ... vekili; davacının ilan talebinin reddi kararı nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İlan talebi hükmün feri niteliğinde bulunduğundan, bu isteğin reddi halinde karşı yan lehine vekalet ücreti takdir edilmesi söz konusu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tekrarlayan ve giderilemeyen araç arızalarının gizli ayıp olarak nitelendirilmesi, gizli ayıplarda ihbar yükümlülüğünün ayıbın ortaya çıktığı anda derhal bildirimle yerine getirilmiş sayılması ve ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirme/bedel iadesi taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp seçimlik haklar sözleşmeden dönme ihbar yükümlülüğü belirsiz alacak davası ıslah zamanaşımı kısmi dava

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 227TBK 223 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/612

KARAR NO 2019/1133

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/12/2017

NUMARASI 2014/1072 Esas 2017/1060 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2019

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Volkswagen marka, 2012 model aracı, davalı satıcı ...A.Ş'den 19/07/2012 tarihinde 82.962-TL bedelle satın aldığını, 20/07/2012 tarihinde ise aracı 1.593,68- TL ilave bedel ödeyerek nano diamond ve güvenlik cam filmi ile kaplattığı,davalı ....A.Ş.'nin aracın ithalatçısı olduğunu, aracın 14/08/2012 tarihinde 733 km'de motor uyarı ikaz lambası yanarak ve tekleyerek arıza verdiğini, 29/08/2012 tarihinde 1233 km'de motor uyarı ikazı ve epc ikaz görseli yanarak tekleme yaparak arızalandığını, 10/09/2012 tarihinde 1712 km'de üçüncü kez ve 10/09/2012 tarihinde 2509 km'de dördüncü kez arızalandığını, arızanın onarıma rağmen tekrar ettiğini,yeni aracın motor revizyonunun yapılmak zorunda kalınacak kadar ayıplı olduğunu, aracın satın alındığı davalı ...

yetkilisi ile sorunun uzlaşarak çözülmesi amacıyla görüşülmeye çalışıldığını,aracın alınarak aradaki farkın müvekkili tarafından ödenmesi koşulu ile yeni bir araç satılması önerisini dahi reddettiğini, bunun üzerine 10/02/2014 tarihinde ihtarname ile sebebinin sorulduğunu ancak bu ihtara cevap alınamadığını,bunun üzerine aracın rutine dönen arızasını takip eden ilk arızada müvekkili şirket yetkilisinin aracını başka servise götürdüğünü, burada süreci anlatarak artık sürüş güvenliği olmadığına inandığı aracı vererek yerine başka bir araç alma önerisini tekrarladığını, kendisinden aracın ayıplı olmadığı yolunda taahhüt imzalanması istendiğini, davalı ... aracı ikinci el olarak dahi almayı reddettiğini, ...

Tic A.Ş'nin ise hilafı hakikat bir beyan ile kayıtsız şartsız bila sorumluluk içeren bir taahhüt imzalatarak ikinci el işlemi yapılmak istenmesinin bir yıla yakın zaman sulhen çözüm arayan müvekkili şirket için dahi kabul edilebilir olmadığını, davanın hukuki temelini Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un oluşturduğunu beyanla aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde araçta değer kaybı nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsiline, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ....A.Ş vekili ; davacı tarafın aracı 1,5 yılda yaklaşık 27.000 km civarında uzun mesafeler kat ederek kullandığını, araçtan faydalandığını, davacı yanın aracını yılda yaklaşık 20.000 km gibi iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından birini kullanmasının ön koşulunun aracın ayıplı olması ve araçtan faydalanamama olduğunu,davacının aracını halihazırda kullandığını,aracın 19/07/2012 tarihinde trafiğe çıkmış olup, 11/03/2014 tarihindeki son servis girişine göre 25.445 km yol kat ettiğini, aracın toplam 10 adet servis girişi bulunduğunu, bunlardan birinin yıllık bakım talebi diğerlerinin ise çeşitli servis ihtiyaçları ve uyarı ikaz lambaları için gerçekleştiğini, araçta tespit edilemeyen, çözülemeyen, giderilemeyen bir arıza söz konusu olmadığını, kendi kendini kontrol sisteminin çalıştığını, araca garanti hizmeti verildiğini, araçta herhangi bir imalattan kaynaklanan problem, kusur kapsamlı bir onarım veya gizli ayıbın söz konusu olmadığını, davacı yanın aracı kullanmaya devam ettiğini, değişim talebinin müvekkili için ağır sonuçlar doğuracağını, araçta varsa değer kaybı miktarının tespit edilmesinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ....Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinde;

huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın aracı bir buçuk yılda 27.000 km katederek yani Türkiye ortalamasının üstünde bir km ile kullandığını, davacı yanın araçtan faydalanmaya devam etmekte olup araç mevcut hali ile hizmet vermeyi sürdürmekte olduğundan davacının gerek değişim gerekse değer kaybı taleplerinde haksız olduğunu, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın ilk şikayeti ile müşteri memnuniyeti de gözetilerek araçta gerekli işlemlerin garanti kapsamında yerine getirildiğini, araçta giderilmeyen mevcut bir arıza olmasının söz konusu olmadığını, davacı yanca araçta bulunan görsel uyarı sisteminin çalışmasının arıza olarak netilendirilmiş olup bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanın aracın servise giriş çıkış tarih ve iddiaları noktasında da araç servis geçmişinin dilekçe ekinde yer aldığını, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın iddialarının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi aracın teknik durumunun, kullanımı engellemeyecek nitelikte olduğu ve bunlara dayanılarak değişim talebinde bulunulmasının özellikle,dürüstlük kuralının düzenlendiği TMK'nun 2.

maddesi uyarınca hukuken korunabilir olmadığının açık olduğunu, davacının ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme şeklindeki diğer seçimlik haklarını kullanması gerekliliğinin gözden kaçmaması gerektiğini ve eğer davacı iddiaları doğru kabul edilir ise değişimden ziyade ücretsiz onarım ve bedel indirimi yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile aracın değişim halininin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı zarar ile davacı lehine doğuracağı fayda arasında orantısızlık bulunduğunu, davacının kullanım süresinin uzunluğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının esasen sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bu nedenle davacının aracın iadesi talebinin reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; TTK 23/1-c madde ve TBK 223.madde düzenlemesine göre araçta bulunan arıza gizli ayıp niteliğinde olduğundan davacının söz konusu ayıbı teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde değil ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, arızanın ortaya çıktığı tarihte davacının aracı servise götürdüğü, servis tarafından arıza giderilemediğinden davacının davalılara Noter ihtarı tebliğ ederek ihbarda bulunduğu, bu şekilde ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği ve davalıların bu yöndeki itirazlarının yersiz olduğu, ayıp nedeniyle davacının aracı kullanmasının mümkün olmadığı ve davalılara daha önce aracın misli ile değiştirilmesi yönünde ihtar göndermesine rağmen davalıların bu talebi karşılamamış olmaları sebebiyle seçimlik haklarından bedel iadesi talebinin haklı olduğu ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı gerekçesiyle ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, davacı tarafından araç için ödenen bedelin iade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya, aracın ise davacı tarafından davalılara iadesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davalı .....A.Ş. vekili;davacının aracını yılda yaklaşık 20.000 km gibi Türkiye ortalamasının oldukça üzerindeki mesafelerde kullandığını, araçtan faydalandığı,aracın toplam 10 adet servis girişi bulunduğunu, bunlardan 1 adedinin yıllık bakım talebi, diğerlerinin çeşitli servis ihtiyaçları ve uyarı ikaz lambaları için gerçekleştiğini, giderilemeyen bir arıza söz konusu olmadığını, bilgilendirme ve kontrol amaçlı görsel uyarı sisteminin çalışmasının arıza olarak nitelendirildiğini, bilirkişi raporunun gözleme dayalı olup, araç üzerinde kapsamlı inceleme yapılmadığını, varolduğu iddia edilen sorunların kullanım veya ürün kaynaklı olup olmadığının tespit edilmediğini,bedel iadesi kararının MK 2’de belirtilen iyiniyet kurallarına da aykırı olduğunu, değer kaybının tespiti gerektiğini, aracın takyidatsız olarak teslimi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı .....A.Ş. vekili; dava dilekçesinde bedel iadesi talebi bulunmayan davacının ıslah ile talepte bulunamayacağını, muvafakatlerinin de olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, ıslah talebinin de zamanaşımına uğradığını, ayrıca belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının aracı 27.000 km kullandıktan sonra işbu davayı açtığını,bilirkişilerce teknik ekipman kullanmadan gözle muayene yapıldığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, uyarı lambasının bir arıza olmadığını, araca garanti kapsamında hizmet verildiğini, kullanım kaynaklı bir arıza olup olmadığının dahi tespit edilmediğini, zira araca yetkili servisler dışında müdahale edilmiş olduğunun davacının dava dilekçesinde itiraf ettiğini, bedel iadesi kararının MK 2.maddesi uyarınca da hukuken korunabilir olmadığını, kararın müvekkili şirket aleyhine doğuracağı zarar ile davacı lehine doğuracağı fayda arasında orantısızlık bulunduğunu, öte yandan davacının kullanımında olduğu süre göz önünde bulundurularak kullanım bedelinin BK 229.maddesi gereği indirim yoluna da gidilmediğini, araçta yaşanan değer kaybının göz önüne alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının ilan talebinin reddi kararı nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3- Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; araçtaki ayıbın aracın kullanılmasını tamamen engellediğini,kararın en az 3 gazetede yayınlanması talebine dair hüküm kurulmadığını belirterek kararın ilanına karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; satın alınan aracın ayıplı olduğu iddasıyla sözleşmedan dönme ve aracın satıcısı ve ithalatçısı olan davalılardan bedel iadesi istemine ilişkindir.Davacının 19/07/2012 tarihli fatura ile 2012 model .... marka aracı 82.962- TL bedel karşılığında davalı ....A.Ş. 'den satın aldığı, 2 yıl süreli garanti belgesini satıcı ve diğer davalı .....A.Ş 'nin aracın ithalatcısı olarak imzaladığı görülmüştür.6098 sayılı TBK'nın Satım sözleşmesinde alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesinde; “satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı;1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” hükmü düzenlenmiştir. TTK.

23. maddesi uyarınca; malın ayıplı olduğu teslimi sırasında açıkça belli ise alıcı (2) gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra (8) gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK. 223. maddesi uyarınca; alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir;

bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Uyuşmazlık ;Davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığı, davaya konu aracın gizli ayıplı olup olmadığı ve davacının sözleşmeden dönerek bedel iadesi seçimlik hakkını kullanıp kullanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Araç satım bedeli belli olduğundan ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönülerek bedel iadesine yönelik davalar belirsiz alacak davasına konu edilemez. Davacı tarafından dava dilekçesinde dava açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmediği gibi yargılama sırasında da dava da ıslah dilekçesi sunulması ile kismı dava olarak açıldığı ,davaya konu aracın 19.07.2012 tarihinde satın alındığı, ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı defiinde bulunulmadığı, davanın 21.04.2014 tarihinde 2 yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, UYAP üzerinden alınan araç trafik tesçil bilgilerinden araç kaydı üzerinde dain mürtehin kaydı ve başka takyidat bulunmadığı, konusunda uzman bilirkişilerden alınan denetime elverişli birbiri ile uyumlu raporlara göre aracın motor ve EPC arıza uyarı ışıklarının yanması ilk arızası için yetkili servis başvurulduğu, defalarca servise girmesine rağmen ilk arızanın halen devam ettiği, aracın kat ettiği mesafe ve yaşının kendi segmenti de değerlendirildiğinde motor ve taşıt ömrü açısından oransal olarak çok düşük olduğu, arızanın üretimden kaynaklandığı, alındığı esnada bu ayıbın tespiti mümkün olmadığı bu nedenle ayıbın gizli ayıp olduğu , arıza ve ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı, bu şekilde aracın kullanılmasının mümkün olmadığı ve araçtaki arızanın giderilememesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında haklı olduğu bu nedenle mahkemece TBK 227 maddesi uyarınca sözleşmeden dönme ile bedele iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı şirketin tüketici vasfı olmadığından davacı vekilinin hükmün ilanı gerketiğine yönelik istinaf sebebi yerinde olmadığı gibi hükmün ferisi niteliğinde bulunan bu isteğin reddi halinde karşı yan lehine vekalet ücreti takdir edilmesi sözkonusu olmadığından davalı ....AŞ vekilinin bu konuda ki istinaf sebebi yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; istinaf nedenleri yerinde görülmeyen tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gerekli 44,40- TL istinaf karar harcının; davacı tarafından peşin yatırılan 1.416,80- TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.372,40-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Davalılardan alınması gereken 5.667,13- TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan 2.833,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.833,53- TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydına,Davacı ve davalı .... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268980 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3233 E. 2021/6928 K. · Onandı

Giderilemeyen gizli ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılıp bedel iadesine hükmedilmesi

Gerekçe özeti

Satımdan sonra ortaya çıkan ve giderilemeyen gizli ayıp nedeniyle araçtan beklenen fayda sağlanamıyorsa, ihbar yükümlülüğünü (noter ihtarıyla) yerine getirip misli ile değiştirme talebi karşılanmayan alıcı, seçimlik haklardan bedel iadesini isteyebilir. Dava iki yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içinde açılmış ve ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı def'i ileri sürülmemişse zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.

Emsal değeri

Giderilemeyen gizli ayıpta ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve karşılanmayan değişim talebi üzerine bedel iadesine hükmedilebilmesi ile ıslahtan sonra açıkça ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin dikkate alınmaması bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: gizli ayıp ayıba karşı tekeffül seçimlik haklar bedel iadesi misli ile değiştirme ihbar (derhal bildirim) yükümlülüğü zamanaşımı def'i

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/3233 E.  ,  2021/6928 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.12.2017 tarih ve 2014/1072 E. - 2017/1060 K. sayılı kararın davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2018/612 E. - 2019/1133 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı Altur Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Volkswagen marka, 2012 model aracı davalı Altur Otomotiv A.Ş'den 19/07/2012 tarihinde 82.962.- TL bedelle satın aldığını, 20/07/2012 tarihinde ise aracı 1.593,68 TL ilave bedel ödeyerek nano diamond ve güvenlik cam filmi ile kaplattığı, davalı Doğuş Otomotiv A.Ş.'nin aracın ithalatçısı olduğunu, aracın 14/08/2012 tarihinde 733 km'de motor uyarı ikaz lambası yanarak ve tekleyerek arıza verdiğini arızanın değişik tarihlerde 4 sefer daha tekrarlandığını yeni aracın motor revizyonunun yapılmak zorunda kalınacak kadar ayıplı olduğunu, aracın bedel farkı ödenmesi koşulu yenisiyle değiştirilmesi önerisinin reddedildiğini, davalı Altur'un aracı ikinci el olarak dahi almayı reddettiğini, davanın hukuki temelini Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un oluşturduğunu ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde araçta değer kaybı nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsiline, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini aracın 82.962,00 TL olan bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi olarak ıslah etmiştir.

Davalı Doğuş Otomotiv A.Ş vekili; davacı tarafın aracı 1,5 yılda yaklaşık 27.000 km civarında uzun mesafeler kat ederek kullandığını, araçtan faydalandığını, davacı aracın iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından birini kullanmasının ön

koşulunun aracın ayıplı olması ve araçtan faydalanamama olduğunu, davacının aracını halihazırda kullandığını, aracın 19/07/2012 tarihinde trafiğe çıkmış olup, 11/03/2014 tarihindeki son servis girişine göre 25.445 km yol kat ettiğini, aracın toplam 10 adet servis girişi bulunduğunu, bunlardan birinin yıllık bakım talebi diğerlerinin ise çeşitli servis ihtiyaçları ve uyarı ikaz lambaları için gerçekleştiğini, araçta tespit edilemeyen, çözülemeyen, giderilemeyen bir arıza söz konusu olmadığını, kendi kendini kontrol sisteminin çalıştığını, araca garanti hizmeti verildiğini, araçta imalattan kaynaklanan herhangi bir problem, kusur kapsamlı bir onarım veya gizli ayıbın söz konusu olmadığını, davacının aracı bu süreçte kullanmaya devam ettiğini, değişim talebinin müvekkili için ağır sonuçlar doğuracağını, araçta varsa değer kaybı miktarının tespit edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Altur Otomotiv A.Ş vekili; huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın aracı bir buçuk yılda 27.000 km katederek yani Türkiye ortalamasının üstünde bir km ile kullandığını, davacı yanın araçtan faydalanmaya devam etmekte olup araç mevcut hali ile hizmet vermeyi sürdürmekte olduğundan davacının gerek değişim gerekse değer kaybı taleplerinde haksız olduğunu, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın ilk şikayeti ile müşteri memnuniyeti de gözetilerek araçta gerekli işlemlerin garanti kapsamında yerine getirildiğini, araçta giderilmeyen mevcut bir arızanın olmadığını, davacı yanca araçta bulunan görsel uyarı sisteminin çalışmasının arıza olarak neticelendirilmiş olup bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın iddialarının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi aracın teknik durumunun, kullanımı engellemeyecek nitelikte olduğu ve bunlara dayanılarak değişim talebinde bulunulmasının dürüstlük kuralı uyarınca hukuken korunabilir olmadığı, davacının ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme diğer seçimlik haklarını kullanması gerekliliğinin gözden kaçmaması gerektiğini ve eğer davacı iddiaları doğru kabul edilir ise değişimden ziyade ücretsiz onarım ve bedel indirimi yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, kaldı ki aracın değişim halinin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı zarar ile davacı lehine doğuracağı fayda arasında orantısızlık bulunduğunu, davacının kullanım süresinin uzunluğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacının aracın iadesi talebinin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK 23/1-c madde ve TBK 223. madde düzenlemesine göre araçta bulunan arıza gizli ayıp niteliğinde olduğu davacının söz konusu ayıbı ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, arızanın ortaya çıktığı tarihte davacının aracı servise götürdüğü, servis tarafından arıza giderilemediğinden davacının davalılara Noter ihtarı tebliğ ederek ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği ve ayıp nedeniyle davacının aracı kullanmasının mümkün olmadığı, davalılara daha önce aracın misli ile değiştirilmesi yönünde ihtar göndermesine rağmen talebi karşılanmamış olması nedeniyle seçimlik haklarından bedel iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, davacı tarafından araç için ödenen bedelin iade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya, aracın ise davacı tarafından davalılara iadesine karar verilmiştir.

Karara karşı ayrı ayrı davalı vekilleri ile davacı vekili katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu aracın 19.07.2012 tarihinde satın alındığı, ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı defi’inde bulunulmadığı, davanın 21.04.2014 tarihinde 2 yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, konusunda uzman bilirkişilerden alınan denetime elverişli birbiri ile uyumlu raporlara göre aracın motor ve EPC arıza uyarı ışıklarının yanması ilk arızası için yetkili servise başvurulduğu, defalarca servise girmesine

rağmen ilk arızanın halen devam ettiği, aracın kat ettiği mesafe ve yaşının kendi segmenti de değerlendirildiğinde motor ve taşıt ömrü açısından oransal olarak çok düşük olduğu, arızanın üretimden kaynaklandığı, alındığı esnada bu ayıbın tespiti mümkün olmadığı,ayıbın gizli ayıp olduğu, arıza ve ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı, bu şekilde aracın kullanılmasının mümkün olmadığı ve araçtaki arızanın giderilememesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında haklı olduğu gerekçeleriyle mahkemece TBK'nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme ile bedele iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş davalılar vekillerinin istinaf başvuruları ile davacı şirketin tüketici vasfı olmadığından hükmün ilanı gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde olmadığı gibi hükmün fer’isi niteliğinde bulunan bu isteğin reddi halinde karşı yan lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davalı Altur Otomotiv AŞ.

vekilinin bu konudaki istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş vekili ile davalı Altur Otomotiv San. ve Tic. A.Ş vekili temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.833,57 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müteselsilen alınmasına, 07/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, satın alınan araçta maddi ayıp nedeniyle satıcıya karşı ayıp hükümleri, garanti verene karşı ise garanti sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan aynen iade veya bedelde indirim talebine ilişkindir.

2- Somut olayda, davaya konu araçta satımdan sonra ortaya çıkan maddi ayıp bulunduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ayıp ve garanti sözleşmesi nedeniyle süresinde ihbarda bulunulduğu ve dava açıldığı konusunda Daire çoğunluğu ile aramızda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

3- Daire çoğunluğu tarafından davanın kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalıların istinaf isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına dair görüşlerine katılmıyorum. Şöyle ki;

4- 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.

5- Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G).

6- Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise, tüketicinin kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126).

7- Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez.

8- Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesiyle ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmaz ise “araçta ayıp nedeniyle oluşan değer kaybının tazminini” talep etmiştir. Her ne kadar hüküm tarihi itibariyle ayıplı aracın aynen yenisiyle değiştirilmesi mümkün değil ise de, ayıp nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının tazmini mümkün olup bu talep semenin tenzili talebi mahiyetindedir.

9- Davacı vekili yargılama sırasında ıslah dilekçesi vererek, yenilik doğurucu seçimlik hakkını “sözleşmeden dönme ve satım bedelinin iadesi” olarak değiştirmesi yukarıda açıklanan ilkeler ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları doğrultusunda mümkün olmadığı ve davalı tarafın da hukuka aykırı şekilde yapılan ıslaha muvafakati olmadığı halde, ıslah talebi doğrultusunda karar veren İlk Derece Mahkemesi ve buna karşı istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını doğru bulmadığımdan ve bozma kararı verilmesi gerektiğini düşündüğümden, kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.