6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Denkleştirme tazminatında hakdüşürücü süre yalnız o talebe ilişkindir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2365 E. 2020/728 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalHak düşürücü süreusul emsali

Davacının nitelemesi: Denkleştirme (Portföy) Tazminatı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme (portföy) tazminatı için TTK 122/4'te öngörülen 1 yıllık hakdüşürücü süre, dava açma süresi değil tazminat talebinin ileri sürülmesi için öngörülmüş bir süredir ve yalnızca denkleştirme tazminatı talebine uygulanır; sözleşmenin feshine bağlı diğer alacak ve manevi tazminat taleplerine bu hakdüşürücü süre uygulanamaz. Ayrıca yabancı dilde sunulan sözleşme ve ihtarname gibi belgelerin Türkçe tercümesi (HMK m.223) dosyada bulunmadan, talebin süresinde ileri sürülüp sürülmediği ve hakdüşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilemez; bu eksiklik giderilmeden hakdüşürücü süre nedeniyle ret kararı verilemez.

Ele alınan sorunlar

TTK 122/4 hakdüşürücü süresinin kapsamı ve niteliği → kabul

İddia: Davacı vekili, hakdüşürücü sürenin gönderilen ihtarname ile korunduğunu ve dava dilekçesindeki hususların ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması, müvekkilin acentenin bulduğu müşteriler sayesinde sözleşme sonrasında da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin bu nedenle ücret talep hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirmenin hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde istenebilir. Aynı maddenin 4. fıkrasındaki 1 yıllık süre, kanunda dava açılmasından değil tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiğinden, dava açma süresi değil tazminat talebinin ileri sürülmesi için öngörülmüş bir hakdüşürücü süre olarak anlaşılmalıdır. TTK 122/4'te öngörülen hakdüşürücü süre yalnızca portföy (denkleştirme) tazminatı talebine ilişkindir; davalının sözleşmenin feshine bağlı diğer taleplerinin de hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı dilde belgelerin tercümesinin eksikliği ve hakdüşürücü sürenin fiilen değerlendirilememesi → kabul

Gerekçe: HMK'nın 223. maddesi gereğince yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan tarafın tercümesini de mahkemeye sunması gerekir; mahkeme de kendiliğinden veya talep üzerine resmî tercüme isteyebilir. Davacı vekilinin dayandığı belgelerin Türkçe tercümesi dosyada mevcut olmadığından ve mahkemece de istenilmediğinden, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği ihtarname ile 1 yıllık süre içinde talebini ileri sürüp sürmediği hususu incelenememiştir. Bu nedenle delil olarak dayanılan sözleşme, ihtarname tercümesi ve tebliğ evrakı istenilerek davalıya portföy tazminatına yönelik bir talep yöneltilip yöneltilmediği belirlenmeli, hakdüşürücü sürenin geçip geçmediği bu şekilde tespit edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 122/4'teki 1 yıllık sürenin niteliği (dava açma süresi değil, talebin ileri sürülme süresi olan hakdüşürücü süre) ve bu sürenin yalnızca denkleştirme (portföy) tazminatı talebiyle sınırlı olup diğer alacak/tazminat taleplerini kapsamadığı yönündeki tespit açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK 122/4 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerekir; bu süre dava açma süresi değil, tazminat talebinin ileri sürülmesi için öngörülmüş bir hakdüşürücü süredir ve yalnızca denkleştirme tazminatı talebine ilişkindir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı hakdüşürücü süre acentelik sözleşmesi TTK 122/4 yabancı dilde belge tercümesi (HMK 223)

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 1026102 sayılı TTK 1226102 sayılı TTK 122/46102 sayılı TTK 134 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 223

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2365

KARAR NO 2020/728

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/02/2018

NUMARASI 2017/926 Esas - 2018/102 Karar

DAVA

Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/09/2020

Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01/05/2012 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 1. maddesinde belirtildiği üzere müvekkilinin ... satışları Marmara bölge distribütörü olarak atandığını, sözleşmede belirlenen tüm satış kotalarına ortaya konulan üstün çabayla ulaşıldığını, ancak davalının müvekkiline yönelik ihmali, baskı ve zorlamaları nedeniyle sözleşmenin 07.03.2016 tarihinde feshedilmek zorunda kalındığını, müvekkili tarafından davadan önce davalıya gönderilen 12.10.2016 tarihli ihtarname nedeniyle TTK.nın 122/4. maddesinde düzenlenen hakdüşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, 200-euro karşılığı 840-TL yatırım bedeli, 200-euro karşılığı 840-TL müvekkili tarafından oluşturulan fakat yararlanılamayan işlerin bedeli, 300-euro karşılığı 1.260- TL 2016 yılı kar kaybı, 100-euro karşılığı 420- TL manevi tazminat, 100-euro karşılığı 420-TL portföy tazminatı ve 100-euro karşılığı 420- TL stok bedeli olmak üzere toplam 1.000-euro karşılığı 4.200-TL tazminatın sözleşme ilişkisinin sona erdiği 07/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 6102 sayılı TTK'nun 122/4. maddesi gereğince denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça 07/03/2016 tarihinde feshedildiği, dolayısıyla davanın 1 yıllık hakdüşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; hakdüşürücü sürenin müvekkili tarafından gönderilmiş olan ihtarname ile korunduğunu, dava dilekçelerinde izah etmiş oldukları hususların mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, 6102 sayılı TTK.nın 102 ve devamı maddelerinde düzenlenen acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme (portföy) tazminatı ile sözleşmenin feshi nedeniyle davalıya yöneltilen kar kaybı ,stok zararı vs diğer alacak ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça denkleştirme istemi olarak tanımlanan, doktrinde de genel olarak portföy tazminatı olarak da ifade edilen bu tür tazminat, mülga 6762 sayılı TTK'da açıkça düzenlenmemiştir.

Ancak anılan kanunun 134. maddesinde; muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecbur olduğu, müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminatın acenteye verileceği hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre ise, acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla;

müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Aynı maddenin 4. fıkrası gereğince denkleştirme istem hakkı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hakdüşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğunun yasal düzenlemede açıklanmadığı;

maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği, sebebinin de hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması olarak gösterildiği, bu hususun uygulamaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kanunda dava açılmasından söz edilmeyip tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiği hususu dikkate alındığında, 1 yıllık sürenin dava açılması için değil, tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hakdüşürücü süre olarak anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir. HMK.'nın 223. maddesinde; "(1) Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır. (2) Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmî tercümesini de isteyebilir." denilmektedir.

Dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin dayandığı belgelerin türkçe tercümesinin dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilince sunulmayan delillerin türkçe tercümeleri mahkemece de istenilmemiştir. Ancak davacı vekili ;dava dilekçesinde 07.03.2016 tarihindeki fesihten sonra 12.10.2016 tarihinde davalıya ihtarname gönderilerek 1 yıllık süre içerisinde denkleştirme ve diğer alacak taleplerinin ileri sürüldüğünü beyan etmektedir. Tercüme ve tebliğ evrakı sunulmadığından bu husus incelenememiştir. Yukarıda yazılı esaslar dahilinde delil olarak dayanılan sözleşme , ihtarname tercümesi ve tebliğ evrakı istenilerek davalıya portföy tazminatına yönelik bir talep yöneltilip yöneltilmediği belirlenerek hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenmelidir.

TTK 122/4 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre portföy tazminatı taleplerine ilişkindir.Davalının sözleşmenin feshine bağlı diğer taleplerinin de hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla; öncelikle portföy tazminatına yönelik hakdüşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenerek ,tarafların gösterdikleri deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2018 Tarih 2017/926 Esas - 2018/102 Karar sayılı hükmün HMK'nun 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 75-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/09/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/266867 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.