İpotekte kefalet hükümleri uygulanmaz, hatır ipoteği senede karşı tanıkla ispat edilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2475 E. 2020/1261 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
İpotek, kefaletten ayrı bir teminat türü olup şahsi değil ayni sorumluluk doğurur; ipotek veren kredi sözleşmesinin tarafı veya kefili değilse, ipotek belgesi kefalete ilişkin hüküm içermiyorsa kefalet hükümleri (TBK 584 dahil) ipoteğe uygulanamaz ve eşin rızası şartı aranmaz. Ayrıca ipotekli taşınmaz aile konutu niteliğinde değilse bu şart bakımından da eş rızası gerekmez. İpoteğin hatır için verildiği iddiası resmi senede karşı tanıkla ispat edilemez. İcra takibinde taraf/borçlu olarak gösterilmeyen kişinin o takibe ilişkin menfi tespit davası açmakta hukuki yararı/aktif dava ehliyeti bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
İpoteğin kefalet niteliğinde olup TBK 584 uyarınca eş rızası gerektirip gerektirmediği → ret
İddia: Davacılar, ipoteğin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğunu, TBK 584 gereği eşin yazılı rızası bulunmadıkça kefalet kurulamayacağını, ipotek verenin şirket hissedarı olmayıp menfaati bulunmadığını ve iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TMK 881 uyarınca mevcut veya doğması kesin/olası herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir. Kefalet şahsi bir güvence niteliğinde olup ipotekte ise taşınmaz mal ile güvence verilmesi söz konusudur; bu nedenle kefalet hükümlerinin ipoteğe uygulanması mümkün değildir. Davacı ipotek veren, maliki olduğu taşınmazı dava dışı asıl kredi borçlusu lehine kayıtsız şartsız ipotek vermiş olup, genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kullandırılan kredilerin de kefili değildir. Genel Kredi Sözleşmesi ve icra dosyaları incelendiğinde davacının sözleşmelerin tarafı olmadığı ve kefaletinin bulunmadığı, ipotek resmi senetlerinin de kefalete ilişkin hiçbir hüküm içermediği sabittir. Davacının sorumluluğu şahsi olmayıp ipotek verilen taşınmazın satış bedeliyle sınırlı ayni sorumluluktur. Ortada kefalet bulunmadığından kefaletin geçersizliğine ilişkin iddialar dinlenemez. Ayrıca dava konusu taşınmaz tapu kaydına göre fabrika ve arsası niteliğinde olup aile konutu olmadığından, kefalet de bulunmadığından eşin rızasını gerektiren hiçbir hukuki işlem mevcut değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hatır ipoteği iddiasının tanıkla ispatı ve tanık deliline başvuru talebinin reddi → ret
İddia: Davacılar vekili, tanık deliline başvurulmasına rağmen bu delilin gerekçesiz reddedildiğini ve delillerinin toplanmadığını, ipoteğin hatır ipoteği olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İpotek belgesi ilam niteliğinde belgelerden olup resmi senettir. İpoteğin hatır için verildiği iddiası ipotek hakkı sahibine karşı ileri sürülemez; HMK'nın 200, 201 ve 204. madde hükümleri gereğince senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi uygulanır. Bu nedenle yerel mahkemenin tanık dinlenmesi talebinin reddine ilişkin kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra takibinde taraf olmayan ipotek verenin davasında hukuki yarar/aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı → ret
Gerekçe: İcra takibinde taraf olarak dahi gösterilmeyen ve iş bu dava ile ilgisi bulunmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından, yerel mahkemenin bu durumu doğrular nitelikte vermiş olduğu karar usul ve esas yönünden hukuka uygundur. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İpotek ile kefaletin hukuki niteliği bakımından ayrımı ve TBK 584'teki eş rızası şartının kefalet bulunmayan ipoteklere uygulanamayacağı yönündeki gerekçe, benzer hatır ipoteği/eş rızası itirazlarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar/aktif dava ehliyeti (icra takibinde taraf olmayan ipotek veren yönünden)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ipotek↗ kefalet↗ hatır ipoteği↗ aile konutu↗ TBK 584↗ menfi tespit↗ aktif dava ehliyeti↗ senede karşı senetle ispat↗ ayni sorumluluk↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/2475
KARAR NO 2020/1261
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/06/2018
NUMARASI 2017/988 Esas - 2018/652 Karar
DAVA
Menfi Tespit, İpoteğin Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/12/2020
Davanın reddine ilişkin hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili ; müvekkili ...'un dava dışı borçlu ...A.Ş. tarafından ... A.Ş DES Sanayi Sitesi Şubesi'nden kullanılan kredinin teminatını oluşturmak üzere Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, ... Ada, ... Parselde adına kayıtlı taşınmazına, 26/06/2013 tarihli 1.000.000-TL ve 18/08/2014 tarihli 770.000-TL bedelli ipotek konduğunu, ipoteğin hatır ipoteği niteliğinde olduğunu, müvekkili ...'un kullanılan kredilere geçerli şahsi kefaleti bulunmadığını, müvekkili davacı ...'un ise, davacı ...'un eşi olduğunu ve ipoteğe rızasının bulunmadığını, dava dışı ... A.Ş. borcunu ödemediği için asıl borçlu ile beraber müvekkili ... hakkında da ipotek veren sıfatıyla İstanbul ... İcra Dairesi tarafından ... Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 657.303,05-TL alacak miktarı üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin söz konusu tebligattan hiç bir şekilde haberdar olmadıklarını, müvekkiline ait taşınmazın Çerkezköy İcra Dairesinin ...
Tal. dosyası üzerinden satışı gerçekleştirilip, davalı tarafından alacağa mahsuben satın alındığını, ancak eşin rızasının bulunması gerektiğine dair 6098 sayılı TBK.'nun 584. maddesine aykırı bulunması nedeniyle, borca kefalet niteliğindeki ipotek işleminin yok hükmünde olduğunu belirterek, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takibine konu borç nedeni ile müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine, taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına,kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkili davacılara verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili ; davacı/borçluların tüm iddiaları asılsız olup, müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacının icra takibinden haberi olmadığına dair, bilgisi olmadığına dair beyanlarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik ve gerçek dışı olduğunu, davacı ... kredi borçlarının kefili olmayıp, ipotek veren 3. kişi olarak maliki olduğu taşınmaz üzerine isteyerek ve bilerek kayıtsız şartsız bir değil, iki adet ipotek tesis ettirdiğini, kandırıldığına, hatır ipoteği verdiğine dair iddialarının asılsız olduğunu, davacı ... ile müvekkili banka arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle bu davacı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesini, ayrıca dava konusu ipotekli taşınmaz fabrika vasıflı olup, aile konutu da olmadığını belirterek, davacıların haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; ipotek veren davalı ... yönünden, ipoteğin geçerli olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir halin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, ipotek veren ... olup, ... takipte de borçlu olarak gösterilmemiş olup, bu nedenle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden dava şartı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvurusunda; usule ilişkin olarak, tanık deliline başvurulmasına rağmen bu delilin gerekçesiz bir şekilde reddedildiği ve delillerinin toplanmadığını, esasa ilişkin olarak da, müvekkili ...'un şirket hissedarı olmadığını, ipotek vermekte herhangi bir menfaati bulunmadığını, şirketin borca batık olduğunun kendisinden gizlenerek iradesinin fesada uğratıldığını, ipotek verirken diğer müvekkili olan eşi ...' un muvafakatinin alınmadığını, TBK' nın 584. Maddesi gereğince eşlerin yazılı rızası bulunmadıkça kefil olunamayacağını, ipotek sözleşmesinin açık bir şekilde kefalet sözleşmesi niteliği taşıdığını, bu hususta Yargıtay Kararı olduğunu bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkini talep etmiştir.
GEREKÇE; Davacılar vekili; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında müvekkillerinin ipotek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile söz konusu ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. 4721 sayılı TMK. madde 881; "Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir." hükmüne amirdir. Kefalet, şahsi bir güvence niteliğinde olup ipotekte ise taşınmaz mal ile güvence verilmesi söz konusudur. Dolayısıyla kefalet hükümlerinin anılan madde gereğince ipoteğe uygulanması mümkün değildir. Somut olayda; Davacı ..., maliki olduğu taşınmazı dava dışı asıl kredi borçlusu lehine kayıtsız şartsız ipotek vermiş olup, asıl kredi borçlusu ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kullandırılan kredilerin de kefili değildir.
Dosya içeriğinde mevcut Genel Kredi Sözleşmesi ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E. sayılı dosyaları incelendiğinde, davacı ipotek maliki ...'un asıl kredi borçlusu ... A.Ş. ile imzalanan işbu sözleşmelerin tarafı olmadığı ve kullandırılan kredilere de kefaletinin bulunmadığı, kaldı ki, belirtilen ipoteklerin tesisine ilişkin ipotek resmi senetleri de incelendiğinde, ipoteklerin dava dışı asıl kredi borçlusuna kullandırılan kredilerin teminatını oluşturduğu, davacının kefil olduğuna dair hiç bir hüküm içermediği de sabittir. Davacı ...'un takiplere konu kredi borcundan sorumluluğu şahsi sorumluluk olmayıp, ipotek vermiş olduğu taşınmazın satış bedeli ile sınırlı olmak kaydı ile ayni sorumluluk teşkil etmektedir.
Bu bağlamda ortada kefalet bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğuna ilişkin iddiaların da dinlenilmesi mümkün değildir. Ayrıca, dava konusu taşınmazın tapu kayıtları uyarınca "fabrika ve arsası" niteliğinde olduğu da sabit olup, ortada kefalet bulunmadığından ve ipotekli taşınmazın da niteliği gereği aile konutu olmadığından eşin rızasını gerektirir hiçbir hukuki işlem de bulunmamaktadır. İpotek belgesi ilam niteliğinde belgelerden olup, resmi senettir. İpoteğin hatır için verildiği iddiası, ipotek hakkı sahibine karşı ileri sürülemeyeceği gibi HMK' nın 200., 201. ve 204. madde hükümleri açık olup, senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi gereğince yerel mahkemenin tanık dinlenmesi yönündeki talebin reddine ilişkin kararında isabetsizlik yoktur.
Dosya kapsamına göre; İpotek veren ... olup, ... takipte de borçlu olarak gösterilmemiştir. Bu itibarla, ipotek veren ... yönünden ipoteğin geçerli olduğu, kaldırılması talebinin reddi gerektiği, icra takibinde taraf olarak dahi gösterilmeyen ve iş bu dava ile ilgisi bulunmayan ...'un ise, aktif dava ehliyeti olmadığından yerel mahkemenin de bu durumu doğrular nitelikte vermiş olduğu karar usul ve esas yönünden hukuka uygundur. Davacılar vekilinin hükme yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin yatırılan 35,90- TLnin mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, davalı tarafça karşılanan 32,50-TL posta masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
01/12/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/265093 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi