6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Trene binerken düşme sonucu yaralanmada zamanaşımı ve tazminat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/799 E. 2018/165 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemlerinde, kaza tarihinde yürürlükte olan eBK 60. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresi esas alınır; dava veya ıslah bu süre içinde yapılmışsa zamanaşımı def'i reddedilir. Yolcunun hareket halindeki trene binmeye çalışırken ağır kusurlu davranışı bulunsa da, işletmenin tren-peron arası boşluğu tehlike oluşturacak ölçüde geniş bırakması işletme kusuru sayılır ve kusur oranına göre maddi tazminata hükmedilir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, sosyo-ekonomik durum ve zararın ağırlığı birlikte değerlendirilmeli; davacının ağır kusuru manevi tazminatın indirilmesini gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Zamanaşımı def'i → ret

İddia: Davalı vekili, taraflar arasında taşıma akdi bulunmadığından BK 60. madde gereği 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 72. madde uyarınca tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olduğu, kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan eBK 60. madde uyarınca ise 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup, kazanın 23.06.2012 tarihinde meydana geldiği, davanın 17.10.2012 tarihinde açıldığı, kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçmeden dava açıldığı, davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası hükümlerine göre açıldığı anlaşılmakla gerek dava gerekse ıslah edilen kısım açısından zamanaşımı def'i yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Maddi tazminat hesabı ve kusur oranı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının hareket halindeki trene binme girişimi nedeniyle %100 kusurlu olduğunu, maddi tazminat hesabının fahiş olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, SGK'dan ödeme alıp almadığının araştırılmadığını, asgari geçim indiriminin esas ücrete dahil edilmesinin yerinde olmadığını, faiz oranı, başlangıcı ve nevi bakımından da kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının %60 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği Adli Tıp raporuyla sabit olup, davalı idarenin tren ile peron arasında 28 cm'lik boşluk bulunması, bu aralığın olağandan geniş ve yolcular için tehlike oluşturacak düzeyde olması nedeniyle işletme kusuru mahiyetinde olduğu ve %10 oranında kusurlu bulunduğu, davacının ise olay anında alkollü olduğu ve tren durmadan, kapı açılmadan trene binmeye çalışması nedeniyle %90 oranında kusurlu bulunduğu; davacının SGK'lı olmadığı, sünger ustası olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmadığı, bu nedenle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı; aktüerya uzmanından alınan raporun Yargıtay uygulamalarına uygun bulunduğundan bu rapor esas alınarak maddi tazminatın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Tazminat istemine ticari bir iş olan taşıma sözleşmesi konu olduğundan kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinde de isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat miktarının fahiş olduğu iddiası → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, manevi tazminat tayin edilirken tarafların sosyo-ekonomik durumları, olayın oluş şekli ve kusur durumu gözetilerek miktarın belirlenmesi gerektiğini, hükmedilen tutarın fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 56. madde hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak takdir edeceği manevi tazminat tutarının adalete uygun olması gerekir; bu tazminat bir ceza olmayıp zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı amaçlayan özgün bir niteliğe sahiptir. Hakimin takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması gerekir. İlk Derece Mahkemesi talep edilen 50.000-TL manevi tazminatın tümünü kabul etmiştir; ancak kazanın meydana gelmesinde, kapıları kapanmakta olan hareket halindeki trene binmeye çalışan davacının birinci derecede ağır kusuru nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acı, yaralanmanın ağırlığı, tarafların kusur durumu, konumu, olayın oluş şekli ve sosyo-ekonomik durumu nazara alınarak manevi tazminat 20.000-TL olarak taktir edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Taşıma sözleşmesinden doğan cismani zarar tazminatlarında zamanaşımı süresinin kaza tarihindeki eBK 60. maddeye göre belirlenmesi ve işletmenin peron-tren arası boşluğu nedeniyle işletme kusurunun kabulü, ayrıca yolcunun ağır kusurunun manevi tazminatın indirilmesine yol açması yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemlerinde, kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan eBK 60. madde uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; TBK 72. madde ise genel olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörmektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı belirsiz alacak davası işletme kusuru destekten yoksun kalma tazminatı manevi tazminat kusur oranı avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 72TBK 56 · 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — eBK 60 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 107 · MK — MK 4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/799

KARAR NO 2018/165

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/06/2017

NUMARASI 2014/627 Esas 2017/483 Karar

DAVA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/03/2018

Davanın kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait trende yolcu olarak bulunduğunu, 23.06.2012 günü Kanarya Tren istasyonda trene binerken peron ile tren arasındaki boşluğa düştüğünü ve sakat kaldığını, müvekkilinin kaza geçirdiği sırada 34 yaşında olduğunu ve sağ el parmaklarından ikisini kaybettiğini sol elinin ise kullanamaz hale geldiğini ve tedavisinin halen devam ettiğini beyanla; davanın kabulü ile 50.000-TL manevi, 10.000-TL maddi tazminatının olay tarihi olan 23.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 21.8.2017 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 32.230,93- TL ye çıkartarak eksik harcı ikmal etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tren henüz durmamışken görgü tanıklarının ifadesiyle ileri derecede alkollü olmasının da etkisiyle, sarı güvenlik çizgisini ihlal ederek trene binmeye çalıştığını, ancak dengesini kaybetmek suretiyle tren ile peron arasına düştüğünü, trenlerde kapılarda sıkışmayı önleyici sistem olduğunu, ayrıca acil durum freni bulunduğunu ve hareket halindeki trene binmenin TCDD İşletme Nizamnamesinin 19. maddesine göre yasak olduğunu ve trenin kamera kayıtlarında iki kişinin ikazlarına ve kendisini tutmaya çalışmalarına rağmen davacının dengesini kaybederek tren ile peron arasına düştüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, alınan bilirkişi raporları, Adli Tıp kurumunun maluliyet oranına ilişkin raporu, İTÜ Ulaştırma Kürsüsünden seçilen bilirkişilerden alınan kusur oranına ilişkin rapor, Nöroloji uzmanından alınan alkol raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının olay anında alkollü olduğu tren durmadan ve kapı açılmadan trene binmek istemesi üzerine tren ile bekleme arasındaki boşluğa düşerek Adli Tıp Kurumu raporuna göre %60 oranında malul olduğu ve %90 oranında da kusurlu bulunduğu, davalı TCDD'nin tren ile bekleme arasında 28 cm gibi bir mesafe(boşluk) bırakması nedeniyle insanların araya düşebileceği ve yaralanacağı bir mesafe olması nedeniyle %10 oranında kusurlu olduğu, ancak davalının söz konusu mesafeyi bırakmasaydı yaralanmanın olmayacağını, aktüerya uzmanının hesaplamalarına göre maddi zararın 32.230,93-TL olduğu, yine davalı idarenin zamanında tedbir almamakla kazanın oluşumuna sebep olması, demir yolu taşıma işini yapan tacir konumda olması nedeniyle manevi zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir.,

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili davacının hareket halinde bulunan trene binme girişimi esnasında kazanın oluştuğunu, davacının olayda %100 kusurlu olduğunu, maddi tazminat hesabının fahiş olduğunu, asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği varsayımı ile hesaplama yapılabileceğini bunun yapılmadığını, zararın hesaplama yöntemininde hatalı olduğunu, SGK dan ödeme alıp almadığının araştırılmadığını, aktif çalışma yaşam süresi içinde hesaba katılan “asgari geçim indirimi” bedelinin de esas ücrete dahil edilerek hesaplanmasının yerinde olmadığını, faiz oranı,başlangıcı ve nevi bakımından da kararın hatalı olduğunu, manevi tazminat tayin edilirken tarafların sosyo ekonomik durumları,olayın oluş şekli ve kusur durumuı gözetilerek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, BK 60.

maddesi gereğince taraflar arasında taşıma akdi olmadığından davanın 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu davanın zamanaşımına uğradığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

İstinafa hüküm trene binmeye çalışırken yararalanan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.TBK 72.madde de: tazminat isteminin ; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan eBK nun 60.madde uyarınca da 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup ;kazanın 23.6.2012 tarihinde meydana geldiği davanın açıldığı tarihin ise 17.10.2012 tarihi olduğu kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçmeden dava açıldığı ,davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası hükümlerine göre açıldığı anlaşılmakla gerek dava ,gerekse ıslah edilen kısım açısında zamanaşımı defii yerinde bulunmamaktadır.

Davacının 23.06.2012 tarihinde geçirmiş olduğu tren kazası nedeniyle %60 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme sürecinin 3 ay süreceği 01.12.2014 tarihli adli Tıp 3. İhtisas dairesinin raporuyla sabittir. Yine kaza olayında davalı idarenin tren ile peron arasında 28 cm lik boşluk bulunması bu aralığın olağandan geniş olması ve yolcular için tehlike oluşturacak düzeyde olması nedeniyle işletme kusuru mahiyetinde olduğu ve %10 oranı da TCDD'nin kusurlu bulunduğu davacının ise olay anında alkollü olduğu, henüz tren durmadan kontrolsüz olarak kapı açılmadan trene binmeye çalışması nedeniyle %90 oranında kusurlu bulunduğu, davacının SGK'lı olmadığı singerci ustası olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmadığı ,bu sebeble asgari ücret üzerinden ücrete hak kazanacağı kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, aktüerya uzmanından alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun bulunduğundan maddi tazminat bakımından bu rapor nazara alınarak davanın maddi tazminat bakımından kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Tazminat istemlerine ticari bir iş olan taşıma sözleşmesi sözkonusu olduğundan kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

22. 06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

İlk Derece Mahkemesi davacı tarafça talep olunan 50.000-TL manevi tazminat tümüyle kabul edilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Kazanın meydana gelmesinde ; kapıları kapanmakta olan , hareket halindeki trene binmeye çalışan davacının 1.derecede ağır kusuru ile gerçekleşmesi nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup hakkaniyete uygun bulunmadığından manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabuluyle kararın kaldırılmasına;

zarara uğrayan kişinin çektiği acı, yaralanmanın ağırlığı ,tarafların kusur durumu, tarafların konumu olayın oluş şekli sosyo-ekonomik durumu nazara alınarak tayin ve taktir edilen 20.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 07/06/2017 Tarih 2014/627 Esas- 2017/483 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

Maddi tazminat isteminin kabulune ;"32.230,93- TL maddi tazminatın 23/06/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,

Manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 20.000-TL manevi tazminatın 23/06/2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine"

İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 3.567,89- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 286,20-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.281,69- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 307,35-TL peşin harçlar ile 3.000-TL bilirkişi ücreti ve 333,95-TL yargı gideri olmak üzere 3.333,95-TL'nin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.120-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından yapılan 144,90-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 53-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanınüzerinde bırakılmasına,

Davacı vekili için takdir olunan maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 3.867,71- TL ,manevi tazminat için 2.400- TL olmak üzere nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Red edilen manevi tazminat talebi yönünden A.A.Ü.T. 10/2 maddesi gereği 2.400- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, "

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.024,65 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261963 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2085 E. 2019/3736 K. · Onandı

Temyiz sınırı davacı yönünden reddedilen tutara göre belirlenir

Gerekçe özeti

Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz sınırı, temyiz eden davacı yönünden onun talebine göre reddedilen tutar üzerinden belirlenir ve bu tutar HMK 362/1-a ile Ek 1 uyarınca hüküm tarihinde geçerli sınırın altındaysa karar o taraf bakımından kesindir; kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay da karar verebilir. Esasa ilişkin olarak: taşıma sırasında meydana gelen bedensel zarar davası kaza tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde ve HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmışsa, ıslahla artırılan kısım bakımından da zamanaşımı def'i yerinde görülmez; hareket hâlindeki trene kontrolsüz biçimde binmeye çalışan yolcu ağır kusurlu sayılırken, taşıyıcı düşmeye elverişli boşluk bırakmakla kusurludur; zarar görenin ağır kusuru manevi tazminatın hakkaniyete uygun biçimde indirilmesini gerektirir; taşıma sözleşmesi ticari iş olduğundan tazminata avans faizi uygulanır.

Emsal değeri

Temyiz sınırının temyiz eden yönünden reddedilen tutara göre belirlenmesi, belirsiz alacak davasında ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımı def'inin dinlenmemesi ve zarar görenin ağır kusurunun manevi tazminatın takdirine etkisi bakımından; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: temyiz kesinlik sınırı belirsiz alacak davası ıslah zamanaşımı def'i müterafik kusur maluliyet manevi tazminatın takdiri hakkaniyet avans faizi taşıyıcının sorumluluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/2085 E.  ,  2019/3736 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/06/2017 tarih ve 2014/627 E. - 2017/483 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 01/03/2018 tarih ve 2017/799-2018/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait banliyö trenine 23.06.2012 tarihinde binerken peron ile tren arasındaki boşluğa düşerek sağ el parmaklarından ikisini kaybettiğini, sol elinin ise kullanamaz hale geldiğini, tedavisinin halen devam ettiğini, taşıyıcının kazaları önlemekle ilgili her türlü tedbiri almakla sorumlu olduğunu, davacının kaza tarihinde tekstil sektöründe usta singerci olarak çalıştığını ve günlük en az 60,00 TL yevmiye aldığını, kaza sebebiyle yaşam boyu sakat kaldığı gibi, meslekte kazanma gücünü tamamen yitirdiği ileri sürerek 50.000.-TL manevi, şimdilik 10.000.-TL maddi tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, maddi tazminat talebini 21.03.2017 tarihinde ıslah edip 22.230,93 TL artırmak suretiyle 32.230,93 TL'sına yükseltmiştir.

Davalı vekili, davacının ileri derecede alkollü olarak güvenlik çizgisini ihlal ederek tren henüz durmadan trene binmeye çalıştığını, dengesini kaybetmek suretiyle tren ile peron arasına düştüğünü, kusurun tamamen davacıda olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının olay anında alkollü olduğu, tren durmadan ve kapı açılmadan trene binmek istemesi üzerine tren ile bekleme yeri arasındaki boşluğa düşerek sakatlanmasında Adli Tıp Kurumu raporuna göre %60 oranında maluliyet oluştuğu ve %90 oranında da kusurlu bulunduğu, davalı TCDD'nin tren ile bekleme yeri arasında 28 cm gibi bir mesafe (boşluk) bırakması nedeniyle insanların araya düşebileceği ve yaralanacağı bir mesafe olması nedeniyle %10 oranında kusurlu bulunduğu, aktüerya uzmanının hesaplamalarına göre maddi zararın 32.230,93 TL, yine davalı idarenin zamanında tedbir almamakla kazanın oluşumuna sebep olması, demir yolu taşıma işini yapan tacir konumda olması nedeniyle manevi zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, toplam 32.230,93 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, kazanın 23.6.2012 tarihinde meydana geldiği davanın 17.10.2012 tarihinde kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçmeden açıldığı, davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası hükümlerine göre açıldığından dava ve ıslah edilen kısım açısından zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, davacının olay anında alkollü olarak henüz tren durmadan kontrolsüz şekilde kapı açılmadan trene binmeye çalışması nedeniyle %90 oranında kusurlu bulunduğu, davacının SGK'lı olmadığı singerci ustası olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmadığı, aktüerya uzmanından alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun bulunduğu, tazminat istemlerine ticari bir iş olan taşıma sözleşmesi kapsamında kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinde isabetsizlik bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde kapıları kapanmakta olan hareket halindeki trene binmeye çalışan davacının 1.derecede ağır kusuru bulunduğu nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğu ve hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Bakırköy 3.

Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 07/06/2017 Tarih 2014/627 Esas- 2017/483 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, 32.230,93-TL maddi tazminatın 23.06.2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 20.000,00 TL manevi tazminatın 23.06.2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine karar vermiştir.

Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1-HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 41.530,00 TL'dir. Davada davacının talebine göre reddedilen manevi tazminat tutarı 30.000,00 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) no'lu açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.675,92 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.