Acenteye izafeten taraf değişikliği ve rücuen tazminat davasında husumet
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/592 E. 2018/208 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Rücuen tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Taşıma Hukuku mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir acentenin, taşıyıcısı olan ana firma ile aynı faaliyet adresini kullanan grup şirketi olması ve davacıyla yazışmalarında asıl taşıyıcı gibi hareket etmesi halinde, davanın önce acenteye karşı açılıp sonradan asıl taşıyana izafeten yöneltilmesi, HMK 124/3-4. madde kapsamında maddi hataya dayalı ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir taraf değişikliği sayılır; sorumluluktan kaçınmak amacıyla farklı unvanlı grup şirketlerinin kullanılması TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Rücuen tazminat davalarında hak düşürücü süre, üst taşıyıcının hasar bedelini icra yoluyla ödediği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ele alınan sorunlar
HMK 124 kapsamında taraf değişikliği ve pasif husumet → ret
İddia: Davalı, taşıyıcının acentesi olduğunu, acenteye doğrudan dava açılamayacağını, HMK 124'teki şartların oluşmadığını ve taraf değişikliği talebinin geçersiz olduğunu, bu nedenle pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Konişmentoya göre taşıyıcı ile davalı acentenin faaliyet adresleri aynıdır ve bu firmaların grup firmaları olduğu, ayrı tüzel kişiliklere sahip olmakla birlikte ticari ilişkilerinde farklı unvanlı şirketlerini kullanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmalarının TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılacağı kabul edilmiştir. Acentenin davacıyla yazışmalarında (örneğin hasar bildiriminde) asıl taşıyıcı gibi hareket etmesi de yanılmada etkili olmuştur. Davanın doğrudan acenteye açılması mümkün olmamakla birlikte müvekkiline izafeten acenteye karşı dava açılması mümkündür. Bu nedenle acente olduğu anlaşılan davalının asıl taşıyıcıya izafeten dava açılmasını temin eden taraf değişikliğinin, HMK 124/3-4. madde anlamında maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan, davalının yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı bir taraf değişikliği olduğu kabul edilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Taşımanın kapsamı (kara taşımasının dahil olup olmadığı) → ret
İddia: Davalı, sadece deniz taşıması işini üstlendiğini, hasarın kara taşıması sırasında meydana geldiğini, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: 11 Kasım 2009 tarihli yazışmada teklifin deniz navlunu, baf, primaj ve son taşımayı dahil ederek verildiği anlaşıldığından kara taşımasının da taahhüde dahil olduğu, davalının bu yöndeki savunmasının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Rücu davasında hak düşürücü sürenin başlangıcı → ret
İddia: Davalı, 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesi uyarınca taşıyanın sorumluluğunun malların tesliminden veya teslim edilmesi icap eden tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin rücu davaları ve taşıyıcılar arasındaki davalar için de aynı şekilde uygulanması gerektiğini, davanın bu süre geçtikten sonra açıldığını öne sürmüştür.
Gerekçe: Davacı akdi taşıyan, davalı ise alt taşıyan olup, mahkeme kararıyla sorumluluğuna hükmedilen üst taşıyıcının tazmin ettiği hasar tutarını alt taşıyıcısından rücuen talep edebileceği kabul edilmiştir. Davacı aleyhine sigorta şirketi tarafından yapılan icra takibi sonucunda ödeme 26/03/2015 tarihinde yapılmış olup, davanın ödeme tarihinden itibaren 6762 sayılı TTK'nın 1262/1. maddesine göre süresinde açıldığı kabul edilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Grup şirketlerinin acente sıfatıyla hareket ederek sorumluluktan kaçınma çabalarının TMK 2. madde kapsamında değerlendirilmesi ve bu durumda acenteye açılan davanın asıl taşıyana izafeten HMK 124 kapsamında geçerli bir taraf değişikliği sayılması yönünden; ayrıca rücu davalarında hak düşürücü sürenin ödeme tarihinden başlatılması yönünden bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Rücuen tazminat davasında, alt taşıyıcıya karşı açılan davada hak düşürücü süre, üst taşıyıcının hasar bedelini icra takibi sonucu ödediği tarihten itibaren işlemeye başlar; bu tarihten itibaren dava süresinde açılmışsa hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz.
- Dava şartı
- pasif husumet
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
HMK 124 taraf değişikliği↗ pasif husumet↗ acente↗ TMK 2 hakkın kötüye kullanılması↗ rücuen tazminat↗ hak düşürücü süre↗ kombine taşıma↗ alt taşıyıcı-üst taşıyıcı ilişkisi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2017/592
KARAR NO 2018/208
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/04/2017
NUMARASI 2015/308 Esas 2017/119 Karar
DAVA
Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/03/2018
Davanın kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalının fiili taşıyıcı olduğu, ... gemisinde tır ile taşınan emtianın davalıya ait araçların park ettiği tır parkında çıkan yangın sonucu zayi olduğunu, zayi olan müvekkili şirket müşterisine ait malların hasar bedelinin tazmini amacıyla İstanbul 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarihli kararı ile müvekkilinin 132.799- TL asıl alacak bedeli üzerinden tazminat ödemesine karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17450 sayılı kararı ile onandığını, müvekkili tarafından davalının sorumlu olduğu taşımadan dolayı İst... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına 26/03/2015 tarihinde 239.905-TL ödendiğini, davalının fiili taşıyan olup, TTK nun 888.maddesi gereğince sorumlu olduğunu belirterek icra dosyasına ödenen 239.905- TL'nin 26/03/2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, taşıma işleminin müvekkilinin acentesi olduğu ... tarafından tanzim edilen 20/11/2009 tarihli konişmento kapsamında yapıldığını, 6762 sayılı TTK'nun 119 ve 6102 sayılı TTK nun 105.maddesi gereğince acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, huzurdaki davanın haksız fiilden kaynaklanan hasar iddiasına dayandığını, haksız fiilden dolayı acenteye dava açılmasının mümkün olmadığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve süresinde davanın açılmadığını, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyanın dava konusu olayda sadece deniz taşıması işini üstlendiğini, iddia olunan hasarın kara taşıması sırasında meydana gelmiş olduğundan dolayı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının HMK 124 gereği taraf değişikliği talebi kabul edilerek davalının ... AŞ ye izafeten açıldığının kabulü ile taşımayı üstlenmesi nedeniyle sorumlu olduğu, emtianın tır parkında yanması nedeniyle zayi olduğu, mahkemenin 2011/144 Esas 2014/232 Karar sayılı kararı ile hükmedilen tazminatın İst. .. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasında davacı tarafından 26.3.2015 tarihinde 239.905-TL ödendiğini, TTK'nun 1067 ve 1262 maddeleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren davanın süresinde açıldığı,davanın kabulü ile 239.905-TL nin davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, 12/04/2015 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili, davalının taşıyıcının acentesi olduğunu, acenteye dava açılamayacağını pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği, HMK'nun 124. maddesinde yazılı şartların oluşmadığını ve taraf değişikliği taleplerinin geçerli olmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını zira 6762 sayılı TTK'nun 1067.mnaddesi uyarınca taşıyanın sorumluluğunun malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin rücu davaları için geçerli olduğunu, taşıyıcılar arasındaki davalarla da aynı şekilde uygulanması gerektiğini davalının olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusur veya sorumluluğun bulunmadığını öne sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı vekili tarafından ilk olarak dava,Davalı ...ye karşı husumet yöneltilerek açılan davada davacı vekilinin HMK 124 gereği asıl taşıyan ... AŞ ye izafeten açıldığı yönünde taraf değişikliği talebinde bulunulmuş ,Mahkemece istem yerinde görülerek davanın taşıyan ... Denizcilik'e ...Konteyner Taşımacılık AŞ)izafeten açıldığı kabul edilmiştir..
Davanın dayanağını oluşturan taşımaya ilişkin 20/11/2009 tarihli konişmentoda davacı yükleten, ... Denizcilik ve Nakliyat A.Ş ise taşıyan konumunda olup, taşımanın kombine taşıma olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan 20/11/2009 tarih ve... no.lu fatura, dava konusu taşımaya ilişkin olup, davalı ...tarafından emtianın yüklenmesine ilişkin giderleri içermektedir. Bu faturada acentelikten bahsedilmemektedir. Aynı tarihli 127058 no.lu fatura ise deniz ihracat navlunu açıklamasıyla düzenlenmiş olup, davalı tarafından faturada taşıyıcı ...adına acentesi sıfatıyla tanzim edilmiş olduğu yazılıdır.
Konişmentoya göre taşıyıcı... firması ile ...firmalarının faaliyet adreslerinin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki beyanlarda ... ve ... firmalarının grup firmaları olup, ayrı tüzel kişiliklere sahip oldukları anlaşılmakla birlikte grup firmalarının ticari ilişkilerinde her bir safhada farklı unvanlı şirketlerini kullanmaları ve sorumluluktan kurtulmak için kendilerinin taraf olmadıkları yönündeki savunmaları TMK'nın 2. Maddesi kapsamında kabul edilmelidir. Zira hakkın kötüye kullanılmasını hiçbir hukuk düzeni korumaz. Bunun dışında acentenin davacıyla yaptığı işlemler ve yazışmalarda asıl taşıyıcı (örneğin 14.1.2010 tarihli hasar bildirimi) gibi hareket etmesinin de yanılmada etkili olduğu kabul edilmelidir.
Davanın doğrudan acenteye açılması mümkün olmamakla birlikte müvekkiline izafeten acenteye karşı dava açılması mümkündür. Taraflar arasındaki yazışmalar kapsamında yargılama sırasında ortaya çıkan durum kapsamında acente olduğu anlaşılan davalının (...Denizcilik ve Nakliyat A.Ş) asıl taşıyıcıya ...Konteyner Taş.A.Ş -Eski Unvanı ...Denizcilik Nak ve E.Ş) izafeten dava açılmasını temin yönünde HMK 124/3-4. Maddesi anlamında maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir taraf değişikliği olduğu ve davalının yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı kabul edilmelidir.
Davaya yol açan olayın 12/01/2010 tarihinde ...Tır Park sahasında gerçekleştiği dosyadaki evraktan anlaşılmaktadır. Davalı vekili ,savunmalarında yalnızca deniz taşıma kısmını taahhüt ettiklerini kara taşıma kısmını taahhüt etmedikleri savunmalarını ileri sürmüş ise de 11 november 2009 tarihli yazışma iletaşımanın "teklife deniz navlunu ,baf,primaj, ... son taşıma dahil "olarak verilmiş olup , kara taşımasının da içinde olduğu ,davalının bu savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yüklenen emtiayı alıcısına teslim edememiş, çıkmış olan yangın da mücbir sebep sayılmamış ve İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarih ve 2011/114 E-2014/232 K sayılı kararı ile (o davada davalı konumunda olan) davacının sorumluluğuna hükmedilmiştir.
Davacı aleyhine sigorta şirketi tarafından yapılan takip sonucu da ödeme 26/03/2015 tarihinde yapılmış olup;davanın ödemeden itibaren 6762 sayılı TTK'nın 1262/1maddeye göre davanın süresinde açıldığı kabul edilmelidir.
Davacı, akdi taşıyan ve davalı alt taşıyan olduğuna göre mahkeme kararıyla sorumluluğuna hükmedilen üst taşıyıcının tazmin ettiği hasar tutarını, alt taşıyıcısından rücuen talep edebileceği ve tazminata yol açan olayda taşıyıcının dolayısıyla davalının İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarih ve 2011/114 E-2014/232 K sayılı dosyasında sorumlu olduğunun tahakkuk ettiği kabul edilmelidir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın tarafları ve sıfatlarının doğru olarak belirlenip, uyuşmazlığın çözümü için gerekli delillerin usulüne uygun toplandığı, varılan sonucun dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmış olmakla istinaf başvurusunun reddi doğrultusunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 16.387,91 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.096,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.290,94-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 33- TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/03/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261921 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi