6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acenteye izafeten taraf değişikliği ve rücuen tazminat davasında husumet

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/592 E. 2018/208 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Rücuen tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Taşıma Hukuku mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir acentenin, taşıyıcısı olan ana firma ile aynı faaliyet adresini kullanan grup şirketi olması ve davacıyla yazışmalarında asıl taşıyıcı gibi hareket etmesi halinde, davanın önce acenteye karşı açılıp sonradan asıl taşıyana izafeten yöneltilmesi, HMK 124/3-4. madde kapsamında maddi hataya dayalı ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir taraf değişikliği sayılır; sorumluluktan kaçınmak amacıyla farklı unvanlı grup şirketlerinin kullanılması TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Rücuen tazminat davalarında hak düşürücü süre, üst taşıyıcının hasar bedelini icra yoluyla ödediği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Ele alınan sorunlar

HMK 124 kapsamında taraf değişikliği ve pasif husumet → ret

İddia: Davalı, taşıyıcının acentesi olduğunu, acenteye doğrudan dava açılamayacağını, HMK 124'teki şartların oluşmadığını ve taraf değişikliği talebinin geçersiz olduğunu, bu nedenle pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Konişmentoya göre taşıyıcı ile davalı acentenin faaliyet adresleri aynıdır ve bu firmaların grup firmaları olduğu, ayrı tüzel kişiliklere sahip olmakla birlikte ticari ilişkilerinde farklı unvanlı şirketlerini kullanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmalarının TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması sayılacağı kabul edilmiştir. Acentenin davacıyla yazışmalarında (örneğin hasar bildiriminde) asıl taşıyıcı gibi hareket etmesi de yanılmada etkili olmuştur. Davanın doğrudan acenteye açılması mümkün olmamakla birlikte müvekkiline izafeten acenteye karşı dava açılması mümkündür. Bu nedenle acente olduğu anlaşılan davalının asıl taşıyıcıya izafeten dava açılmasını temin eden taraf değişikliğinin, HMK 124/3-4. madde anlamında maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan, davalının yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı bir taraf değişikliği olduğu kabul edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Taşımanın kapsamı (kara taşımasının dahil olup olmadığı) → ret

İddia: Davalı, sadece deniz taşıması işini üstlendiğini, hasarın kara taşıması sırasında meydana geldiğini, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: 11 Kasım 2009 tarihli yazışmada teklifin deniz navlunu, baf, primaj ve son taşımayı dahil ederek verildiği anlaşıldığından kara taşımasının da taahhüde dahil olduğu, davalının bu yöndeki savunmasının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rücu davasında hak düşürücü sürenin başlangıcı → ret

İddia: Davalı, 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesi uyarınca taşıyanın sorumluluğunun malların tesliminden veya teslim edilmesi icap eden tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin rücu davaları ve taşıyıcılar arasındaki davalar için de aynı şekilde uygulanması gerektiğini, davanın bu süre geçtikten sonra açıldığını öne sürmüştür.

Gerekçe: Davacı akdi taşıyan, davalı ise alt taşıyan olup, mahkeme kararıyla sorumluluğuna hükmedilen üst taşıyıcının tazmin ettiği hasar tutarını alt taşıyıcısından rücuen talep edebileceği kabul edilmiştir. Davacı aleyhine sigorta şirketi tarafından yapılan icra takibi sonucunda ödeme 26/03/2015 tarihinde yapılmış olup, davanın ödeme tarihinden itibaren 6762 sayılı TTK'nın 1262/1. maddesine göre süresinde açıldığı kabul edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Grup şirketlerinin acente sıfatıyla hareket ederek sorumluluktan kaçınma çabalarının TMK 2. madde kapsamında değerlendirilmesi ve bu durumda acenteye açılan davanın asıl taşıyana izafeten HMK 124 kapsamında geçerli bir taraf değişikliği sayılması yönünden; ayrıca rücu davalarında hak düşürücü sürenin ödeme tarihinden başlatılması yönünden bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Rücuen tazminat davasında, alt taşıyıcıya karşı açılan davada hak düşürücü süre, üst taşıyıcının hasar bedelini icra takibi sonucu ödediği tarihten itibaren işlemeye başlar; bu tarihten itibaren dava süresinde açılmışsa hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz.
Dava şartı
pasif husumet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
HMK 124 taraf değişikliği pasif husumet acente TMK 2 hakkın kötüye kullanılması rücuen tazminat hak düşürücü süre kombine taşıma alt taşıyıcı-üst taşıyıcı ilişkisi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 124HMK 124/3-4 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2 · 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı TTK 10676762 sayılı TTK 1262/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 888

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/592

KARAR NO 2018/208

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/04/2017

NUMARASI 2015/308 Esas 2017/119 Karar

DAVA

Tazminat (Rücuen Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/03/2018

Davanın kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalının fiili taşıyıcı olduğu, ... gemisinde tır ile taşınan emtianın davalıya ait araçların park ettiği tır parkında çıkan yangın sonucu zayi olduğunu, zayi olan müvekkili şirket müşterisine ait malların hasar bedelinin tazmini amacıyla İstanbul 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarihli kararı ile müvekkilinin 132.799- TL asıl alacak bedeli üzerinden tazminat ödemesine karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17450 sayılı kararı ile onandığını, müvekkili tarafından davalının sorumlu olduğu taşımadan dolayı İst... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına 26/03/2015 tarihinde 239.905-TL ödendiğini, davalının fiili taşıyan olup, TTK nun 888.maddesi gereğince sorumlu olduğunu belirterek icra dosyasına ödenen 239.905- TL'nin 26/03/2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taşıma işleminin müvekkilinin acentesi olduğu ... tarafından tanzim edilen 20/11/2009 tarihli konişmento kapsamında yapıldığını, 6762 sayılı TTK'nun 119 ve 6102 sayılı TTK nun 105.maddesi gereğince acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, huzurdaki davanın haksız fiilden kaynaklanan hasar iddiasına dayandığını, haksız fiilden dolayı acenteye dava açılmasının mümkün olmadığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve süresinde davanın açılmadığını, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyanın dava konusu olayda sadece deniz taşıması işini üstlendiğini, iddia olunan hasarın kara taşıması sırasında meydana gelmiş olduğundan dolayı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının HMK 124 gereği taraf değişikliği talebi kabul edilerek davalının ... AŞ ye izafeten açıldığının kabulü ile taşımayı üstlenmesi nedeniyle sorumlu olduğu, emtianın tır parkında yanması nedeniyle zayi olduğu, mahkemenin 2011/144 Esas 2014/232 Karar sayılı kararı ile hükmedilen tazminatın İst. .. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasında davacı tarafından 26.3.2015 tarihinde 239.905-TL ödendiğini, TTK'nun 1067 ve 1262 maddeleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren davanın süresinde açıldığı,davanın kabulü ile 239.905-TL nin davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, 12/04/2015 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili, davalının taşıyıcının acentesi olduğunu, acenteye dava açılamayacağını pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği, HMK'nun 124. maddesinde yazılı şartların oluşmadığını ve taraf değişikliği taleplerinin geçerli olmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını zira 6762 sayılı TTK'nun 1067.mnaddesi uyarınca taşıyanın sorumluluğunun malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin rücu davaları için geçerli olduğunu, taşıyıcılar arasındaki davalarla da aynı şekilde uygulanması gerektiğini davalının olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusur veya sorumluluğun bulunmadığını öne sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili tarafından ilk olarak dava,Davalı ...ye karşı husumet yöneltilerek açılan davada davacı vekilinin HMK 124 gereği asıl taşıyan ... AŞ ye izafeten açıldığı yönünde taraf değişikliği talebinde bulunulmuş ,Mahkemece istem yerinde görülerek davanın taşıyan ... Denizcilik'e ...Konteyner Taşımacılık AŞ)izafeten açıldığı kabul edilmiştir..

Davanın dayanağını oluşturan taşımaya ilişkin 20/11/2009 tarihli konişmentoda davacı yükleten, ... Denizcilik ve Nakliyat A.Ş ise taşıyan konumunda olup, taşımanın kombine taşıma olduğu anlaşılmaktadır.

Dosyada bulunan 20/11/2009 tarih ve... no.lu fatura, dava konusu taşımaya ilişkin olup, davalı ...tarafından emtianın yüklenmesine ilişkin giderleri içermektedir. Bu faturada acentelikten bahsedilmemektedir. Aynı tarihli 127058 no.lu fatura ise deniz ihracat navlunu açıklamasıyla düzenlenmiş olup, davalı tarafından faturada taşıyıcı ...adına acentesi sıfatıyla tanzim edilmiş olduğu yazılıdır.

Konişmentoya göre taşıyıcı... firması ile ...firmalarının faaliyet adreslerinin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki beyanlarda ... ve ... firmalarının grup firmaları olup, ayrı tüzel kişiliklere sahip oldukları anlaşılmakla birlikte grup firmalarının ticari ilişkilerinde her bir safhada farklı unvanlı şirketlerini kullanmaları ve sorumluluktan kurtulmak için kendilerinin taraf olmadıkları yönündeki savunmaları TMK'nın 2. Maddesi kapsamında kabul edilmelidir. Zira hakkın kötüye kullanılmasını hiçbir hukuk düzeni korumaz. Bunun dışında acentenin davacıyla yaptığı işlemler ve yazışmalarda asıl taşıyıcı (örneğin 14.1.2010 tarihli hasar bildirimi) gibi hareket etmesinin de yanılmada etkili olduğu kabul edilmelidir.

Davanın doğrudan acenteye açılması mümkün olmamakla birlikte müvekkiline izafeten acenteye karşı dava açılması mümkündür. Taraflar arasındaki yazışmalar kapsamında yargılama sırasında ortaya çıkan durum kapsamında acente olduğu anlaşılan davalının (...Denizcilik ve Nakliyat A.Ş) asıl taşıyıcıya ...Konteyner Taş.A.Ş -Eski Unvanı ...Denizcilik Nak ve E.Ş) izafeten dava açılmasını temin yönünde HMK 124/3-4. Maddesi anlamında maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir taraf değişikliği olduğu ve davalının yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı kabul edilmelidir.

Davaya yol açan olayın 12/01/2010 tarihinde ...Tır Park sahasında gerçekleştiği dosyadaki evraktan anlaşılmaktadır. Davalı vekili ,savunmalarında yalnızca deniz taşıma kısmını taahhüt ettiklerini kara taşıma kısmını taahhüt etmedikleri savunmalarını ileri sürmüş ise de 11 november 2009 tarihli yazışma iletaşımanın "teklife deniz navlunu ,baf,primaj, ... son taşıma dahil "olarak verilmiş olup , kara taşımasının da içinde olduğu ,davalının bu savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yüklenen emtiayı alıcısına teslim edememiş, çıkmış olan yangın da mücbir sebep sayılmamış ve İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarih ve 2011/114 E-2014/232 K sayılı kararı ile (o davada davalı konumunda olan) davacının sorumluluğuna hükmedilmiştir.

Davacı aleyhine sigorta şirketi tarafından yapılan takip sonucu da ödeme 26/03/2015 tarihinde yapılmış olup;davanın ödemeden itibaren 6762 sayılı TTK'nın 1262/1maddeye göre davanın süresinde açıldığı kabul edilmelidir.

Davacı, akdi taşıyan ve davalı alt taşıyan olduğuna göre mahkeme kararıyla sorumluluğuna hükmedilen üst taşıyıcının tazmin ettiği hasar tutarını, alt taşıyıcısından rücuen talep edebileceği ve tazminata yol açan olayda taşıyıcının dolayısıyla davalının İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2014 tarih ve 2011/114 E-2014/232 K sayılı dosyasında sorumlu olduğunun tahakkuk ettiği kabul edilmelidir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın tarafları ve sıfatlarının doğru olarak belirlenip, uyuşmazlığın çözümü için gerekli delillerin usulüne uygun toplandığı, varılan sonucun dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmış olmakla istinaf başvurusunun reddi doğrultusunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 16.387,91 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.096,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.290,94-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 33- TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261921 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2572 E. 2019/4190 K. · Onandı

Rücu davasında süre tazminatın ödendiği tarihten işler

Gerekçe özeti

Taşımayı fiilen üstlenen kişi, emtianın taşıma sürecinde zayi olmasından doğan zarardan sorumludur ve taşıyan sıfatıyla tazminatı ödeyen kişi ödediği tutarı ondan isteyebilir. Rücu isteminde TTK 1067 ve 1262 uyarınca süre, tazminatın fiilen ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yanlış tarafa yöneltilen davada HMK 124 uyarınca taraf değişikliği talebi kabul edilerek yargılamaya doğru taraf yönünden devam edilebilir.

Emsal değeri

Fiili taşıyanın sorumluluğu ile rücu isteminde sürenin ödeme tarihinden başlaması bakımından; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: fiili taşıyan rücu hak düşürücü süre zamanaşımının başlangıcı taraf değişikliği acente husumet

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/2572 E.  ,  2019/4190 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 10/04/2017 tarih ve 2015/308 E. - 2017/119 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/592-2018/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının fiili taşıyıcı olduğu, Roza A gemisinde tır ile taşınan emtianın davalıya ait araçların park ettiği tır parkında çıkan yangın sonucu zayi olduğunu, zayi olan müvekkili şirketin müşterisine ait malların hasar bedelinin tazmini amacıyla açılan davada İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli kararı ile müvekkilinin 132.799.- TL asıl alacak bedeli üzerinden tazminat ödemesine karar verildiğini, kararın Dairemizin 2014/17450 E. 2015/2624 K. sayılı kararı ile onandığını, bunun üzerine müvekkilince İstanbul 34. İcra Dairesinin 2010/15234 E. sayılı dosyasına 26.03.2015 tarihinde 239.905.- TL ödeme yaptığını, davalının fiili taşıyan olup zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkili tarafından icra dosyasına ödenen 239.905.- TL'nin ödeme tarihi olan 26.03.2015’den itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, taşıma işleminin müvekkilinin acentesi olduğu Emes Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından 20.11.2009 tarihli konişmento kapsamında yapıldığını, 6762 sayılı TTK'nın 119. ve 6102 sayılı TTK'nun 105. maddesi gereğince acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, huzurdaki davanın haksız fiilden kaynaklanan hasar iddiasına dayandığını, haksız fiilden dolayı acenteye dava açılmasının mümkün olmadığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve süresinde davanın açılmadığını, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyanın dava konusu olayda sadece deniz taşıması işini üstlendiğini, iddia olunan hasarın kara taşıması sırasında meydana gelmiş olduğunu ve bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının HMK’nın 124. maddesi gereği taraf değişikliği talebi kabul edilerek davanın Arkas Konteyner Taşımacılık A.Ş’ye izafeten açıldığının kabulü ile davaya devam olunduğu, taşımayı fiilen üstlenmesi nedeniyle Arkas Konteyner Taşımacılık A.Ş’nin emtianın tır parkında yanarak zayi olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/144 E. - 2014/232 K. sayılı kararı ile hükmedilen tazminatın İstanbul 34. İcra Dairesinin 2010/15234 E. sayılı takip dosyasında davacı tarafından 26.03.2015 tarihinde 239.905.- TL olarak ödendiği, TTK'nın 1067. ve 1262. maddeleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren davanın hak düşürücü süre veya zamanaşımına uğramaksızın süresinde açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 239.905.- TL’nin davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye göre kendisini temerrüde düşürdüğü tarih olan 12.04.2015’den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 12.290,94 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/06/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastdan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.