6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muris öldükten sonra yapılan genel kurul kararlarının yoklukla malullüğü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/845 E. 2018/201 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Tazminat (Sorumluluk) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir pay sahibinin ölümünden sonra, ölüm tarihinden itibaren yapılan çağrısız genel kurul toplantılarında ölmüş pay sahibi katılmış gibi kararlar alınmışsa, bu kararlar (eTTK 370, TTK 416 uyarınca) yoklukla malûldür; çağrısız toplantının geçerliliği tüm pay sahiplerinin itirazsız katılımına bağlıdır. Buna karşılık genel kurulda usulüne uygun alınan kararlara karşı TTK 445 uyarınca üç aylık hak düşürücü sürede iptal davası açılmamışsa, kararın yoklukla malul olduğu iddiası da dinlenmez. İbra kararının oylamasında ibra gerçekleşmemiş ve davacı da red oyu kullanmışsa, bu kararın iptalini istemekte hukuki yarar bulunmaz. Şirket yöneticisinin şirketi zarara uğrattığına dayalı sorumluluk davasında, zarar iddiası somutlaştırılmadan ve ispat vasıtası sunulmadan tazminat talebinin kabulü mümkün değildir.

Ele alınan sorunlar

Diğer mirasçının davaya muvafakat vermeden dava şartının sağlanması → ret

İddia: Davalılar vekili, davacının diğer mirasçıyı davaya dahil etmeden yargılama yapıldığını, dahil edilen mirasçının da davada taraf sıfatı kazanmasının mümkün olmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirketteki müteveffaya ait paylar mirasçılarına intikal etmiş olup, davacı dışındaki diğer mirasçı vekaletname ibraz etmek suretiyle davaya katılarak muvafakatini bildirdiğinden tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi koşulu gerçekleşmiş, usuli eksiklik giderilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malullüğü → ret

İddia: Davalılar vekili, davanın kabul edilen kısmına yönelik hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacıların murisi olan pay sahibi 17.09.2011 tarihinde vefat ettiği halde, 28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul toplantılarına katılmış gibi kararlar alınmıştır. Söz konusu kararlar, murisin o tarih itibarıyla ölmüş olması dikkate alındığında eski TTK 370 ve 6102 sayılı TTK 416. maddeleri gereğince yoklukla malûldür. Çağrısız toplantı yapılabilmesi için tüm paydaşların itirazsız katılımı gerektiğinden, murisin katılımı olmaksızın yapılan bu toplantılardaki kararların yoklukla malul olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi tespitinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

24.10.2014 tarihli genel kurul kararının iptali talebi → ret

İddia: Davacılar vekili, 24.10.2014 tarihli genel kurul kararının da yoklukla malul olduğunu, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: 24.10.2014 tarihli genel kurulda alınan kararlarla ilgili olarak TTK 445. maddesine göre karar tarihinden itibaren üç ay içinde dava açılmamış, kararın TTK 446. maddesine aykırılığı da iddia edilmemiştir. İbra oylamasında ibra gerçekleşmemiş ve davacı da red oyu kullanmış olduğundan, bu kararın iptalini istemekte davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Alınan diğer kararlara karşı da süresinde iptal davası açılmadığından, bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğuna dair iddialar yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirketin zarara uğratıldığına dayalı tazminat talebi → ret

İddia: Davacılar vekili, davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığını belirterek şimdilik 15.000 TL'nin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı sorumluluk davası yönünden iddialarını somutlaştırmamış, davalının müteveffanın sağlığında alınan kararlarla ibra edildiği, ölümünden sonra ise şirketi ne şekilde zarara uğrattığına ilişkin ispat vasıtası sunulmamıştır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının eylemi nedeniyle davacıların zarara uğradığı kanıtlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Çağrısız genel kurul toplantısının geçerliliği için tüm pay sahiplerinin itirazsız katılımının şart olduğu ve ölmüş pay sahibinin katılmış gibi gösterilen kararların yoklukla malul sayılacağına ilişkin tespit, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Genel kurul kararının iptali davası, TTK 445. maddesine göre karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır; bu süre içinde açılmayan davada iptal talebi dinlenmez.
Dava şartı
Müteveffanın payının intikal ettiği tüm mirasçıların davaya muvafakat vermek suretiyle birlikte hareket etmesi, İptal davasında hukuki yarar (ibra edilmeyen ve kendisinin red oyu kullandığı kararın iptalinde hukuki yarar bulunmaması)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yoklukla malullük çağrısız genel kurul genel kurul kararının iptali hak düşürücü süre hukuki yarar ibra mirasçıların birlikte hareket etmesi sorumluluk davası

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — e.TTK 370 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 4166102 sayılı TTK 4456102 sayılı TTK 446 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 640/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/845

KARAR NO 2018/201

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/06/2017

NUMARASI 2015/904 Esas 2017/542 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/03/2018

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulune ilişkin hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ...'ın babasının kurucu üye sıfatı sıfatı ile paydaş olduğu ... Ticaret A.Ş.'nin %3 oranındaki sermaye hak ve hissesine sahip bulunduklarını, şirketteki hissesinin değerini öğrenmek istediğini, bu amaçla davalıya ihtarnameler göndermiş olduğunu, davalı şirket yetkilisi , yapılan ihtarnamelere rağmen şirketin defter ve belgelerini incelemesine izin vermedikleri gibi davacıyı şirkete dahi sokmadığını,keşide edilen ihtarnamelerden sonra davalı ..."ın davacının hissesini satın almak istediğini, bu amaçla kendisini toplantıya çağırdığını, ancak anlaşma gerçekleşmediğini, davacının bir çok genel kurul ve ortaklar kurulu toplantılarına davet edilmediğini, davacının usulüne uygun olarak yapılmayan 20.10.2014 tarihli genel kurul toplantısına ilk defa çağrıldığını, bu toplantıda alınan kararlara muhalif olduğunu belirtip red oyu kullandığını bildirerek alınan tüm genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesiniz ,ayrıca şirketin kurulduğu tarihten bu yana tüm bilançoları incelenerek şirketin gerçek mali durumunun tesbit edilerek ,şirket adına alınması gerekirken davalı şirket ortağı adına alınan taşınmazların gelirleri tesbit edilmek suretiyle uğradıkları zararlardan şimdilik toplam 15.000.-TL 'nin öncelikle payları oranında müvekkillerine olmadığı takdirde şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava dilekçesinde ...'ın mirasçısı olarak davacı ... olduğu belirtilmiş olduğunu, ancak ...l'ın tek mirasçısının kendisi olmadığını, daha önce kendilerine gönderilen ihtarnamede mirasçı olarak ... ( murisin eşi) ve...ın kaldığı belirtilmiş olduğunu, bu hususun dava şartı olduğunu, Müvekkilleri ...'ın yetkilisi olduğu .... A.Ş. 1983 yılında Kadakal ailesi tarafından 9 ortakla kurulduğunu, Şirkette en büyük pay sahibi o dönem aynı zamanda da makine mühendisi olan ..olduğunu, ...l'in trafik kazasında hayatını kaybettiğini, en büyük paya sahip ve aynı zamanda teknik ve yönetim anlamında en etkili ortak vefat edince şirketin dar boğaza girdiğini, müvekkillerinin 1987 yılında hisseleri devir aldıktan sonra imalatta kullanılan bütün makinelerin orijinal olması için harekete geçtiğini, Almanya'dan 5 adet en gelişmiş radyatör üretim makinaları aldığını, Türkiye'den ise o dönem kapanan ticari araç üreticisi ...

firmasının radyatör imalat makinalarını 2. el olarak aldığını, bunun yanında üretim ve pazarlama için tüm imkanlar kullanılarak yeni makine ve teçhizatlar satın alındığını, bu nedenle ilk itirazlarının incelenerek bu itirazlarının kabulüne karar verilmesini, müvekkilleri aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesi, toplanan deliller, iddia, savunma, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisi olan ...ın davalı şirkette %3 oranında hissedar olduğu, kendisinin 17.09.2011 tarihinde öldüğü halde şirket tarafından yapılan 28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul toplantılarına katılmış gibi kararlar alındığı, söz konusu kararların murisin o tarih itibarı ile öldüğü dikkate alındığında bu karardan e.TTK 370 ve 6102 sayılı TTK nın 416.maddeleri gereğince yoklukla malûl olduklarının tespitine, dava konusu yapılan 24.10.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı üç aylık yasal sürede dava açılmadığından bu kararlara yönelik talebin ve davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığına ilişkin somut bir delil sunulmadığından bu yöndeki talebin de reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacılar vekili, iptalini talep ettikleri genel kurul kararlarının murisin ölüm tarihi olan 17.09.2011 tarihinden sonra yapılan tüm genel kurul kararları olduğunu, en son yapılan 24.10.2014 tarihli genel kurul kararının da yoklukla malul olduğunu, TMK 640/4 göre mirasçılardan birinin murisin terekesinin korunmasına yönelik olarak tek başına dava açabileceğini, korumadan bütün mirasçıların yararlanacağını, belirterek ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalılar vekili; davacının diğer mirasçı ...'ı davaya dahil ettirmeden yargılama yapıldığını öte yandan davaya dahil edilen mirasçının davada taraf sıfatı kazanmasının mümkün olmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini belirterek davanın kabul edilen kısmına yönelik hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Mahkeme 28.12.2011 ila 11.03.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, davacıların bu hususta muvafakatinin alınmadığı davacıların katılımı olmaksızın yapılan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğu gerekçesi ile kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, 24.10.2014 tarihinde yapılan genel kurul kararına karşı 3 aylık hak düşürücü sürede dava açılmadığından iptal isteminin reddine, yine davalının eylemi nedeniyle şirketin dolayısıyla davacıların zarar gördükleri kanıtlanmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Davalı şirketteki müteveffaya ait paylar mirasçıları olan davacılara intikal etmiş olup ,davacı dışında ki diğer mirasçı vekaletname ibraz etmek suretiyle davaya katılarak davaya muvafakatını bildirdiğinden tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi koşulu gerçekleştiği, ,usulü eksiklik giderilmiş bulunduğundan davacı sıfatına yönelik istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır. Davacıların murisi olan ...ın davalı şirkette %3 oranında hissedar olduğu, kendisinin 17.09.2011 tarihinde vefat ettiği halde yapılan 28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul toplantılarına katılmış gibi kararlar alındığı, söz konusu kararların murisin o tarih itibarı ile öldüğü dikkate alındığında bu karardan e.TTK 370 ve 6102 sayılı TTK nın 416.maddeleri gereğince yoklukla malûl oldukları,çağrısız toplantı yapılabilmesi için tüm paydaşların itirazsız katılımı gerektiğinden ilk derece mahkemesinin her iki toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamakla davalı vekilinin davanın kabul edilen kısmına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Davacılar vekili ise ;

24. 10.2014 tarihli genel kurulda alınan kararlarla ilgili olarak TTK 445. maddesine göre karar tarihinden itibaren 3 ay içinde dava açılmadığı gibi kararın TTK 446. maddesine aykırılığı da iddia edilmediği,ibra oylamasında ise ibranın gerçekleşmediği ,davacının da red oyu kullandığı gözetildiğinde bu kararın iptalini istemekte hukuki yararının olmadığı ,alınan diğer kararlara ise süresinde iptal davası açılmadığı bu sebeble 24.10.2014 tarihli kararında yokluk ile malul olduğuna dair iddiaların yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.Davacı sorumluluk davası yönünden ise iddialarını somutlaştırmamış ,davalının müteveffanın sağlığında alınan kararlarla ibra edildiği ,ölümünden sonra ise şirketi ne şekilde zarara uğrattığıra ilişkin ispat vasıtası sunulmamış olup ;

ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına davalının eylemi nedeniyle davacıların zarara uğradığı kanıtlanamadığından davacının istinaf başvurusuda yerinde olmadığından ;her iki taraf vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı taraftan alınması gereken 35,90- TL harçtan peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davalı taraftan alınması gereken 35,90- TL harçtan davalılar tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davacılar ve davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261918 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3245 E. 2019/4711 K. · Onandı

Ölen ortağın katılmış gösterildiği genel kurul kararlarının yokluğu

Gerekçe özeti

Ölmüş bir ortağın toplantıya katıldığı gösterilerek alınan genel kurul kararları yoklukla malûldür ve bu kararların yokluğunun tespiti süreye bağlı değildir; buna karşılık genel kurul kararlarının iptali istemi üç aylık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir, süre geçtikten sonra açılan dava esasa girilmeksizin reddedilir. Şirketin zarara uğratıldığı iddiası somut delille ispatlanmadıkça buna dayalı istem kabul edilemez.

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan ilk derece gerekçesi, ölen ortağın katılmış gösterildiği genel kurul kararlarının yoklukla malûl sayılması ve iptal isteminin üç aylık hak düşürücü süreye tabi olması bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: genel kurul kararının yokluğu genel kurul kararının iptali hak düşürücü süre toplantıya katılma ispat yükü kâr payı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/3245 E.  ,  2019/4711 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/06/2017 tarih ve 2015/904 E 2017/542 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/845-2018/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davacıların davalı şirketin %3 oranındaki sermaye hak ve hissesine sahip olduklarını, şirketteki hisselerinin değerini öğrenmek istediklerinde şirketin defter ve belgelerinin incelenmesine izin verilmediğini, davacıların murisinin ölümünden sonra davacıların genel kurul ve ortaklar kurulu toplantılarına davet edilmediğini, davacı ...'ın usulüne uygun olarak yapılmayan 20.10.2014 tarihli genel kurul toplantısına ilk defa çağrıldığını, bu toplantıda alınan kararlara muhalif olduğunu, davalı ...'ın şirket hesaplarında usulsüz işlemler yaparak kedni hesabına geçirdiği şirkete ait paralarla taşınmazlar aldığını, şirketin kâr payı dağıtmadığını ileri sürerek şirketin genel kurul kararlarının iptaline, kurulduğu tarihten itibaren şirketin bilanço kârlılığının, gerçek kârlılığının ve şirketin paralarıyla ...adına alınan taşınmazların kira bedellerinin tespit edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 15.000,00 TL'nin davacılar adına payları oranında ödenmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacıların murisi ...'ın davalı şirkette %3 oranında hissedar olduğu, murisin 17.09.2011 tarihinde öldüğü halde şirket tarafından yapılan 28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul toplantılarına katılmış gibi usulsüz kararlar alındığı, 2014 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı, davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığına ilişkin somut bir delil sunulmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile eski TTK 370 ve 6102 sayılı TTK'nın 416.maddeleri gereğince 28.12.2011 ve 11.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/06/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.