6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şartın tacir olmayan işçi yönünden tenkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/631 E. 2018/127 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TazminatdiğerKesin

★ Emsal

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

İş akdi sona erdikten sonrası için düzenlenen rekabet yasağı sözleşmelerinde, sözleşmenin kurulduğu tarihten sonra iş akdinin sona erdiği tarihte yürürlükte olan TBK hükümleri uygulanır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işçinin, işverenin önemli müşteri çevresine veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrılmasından sonra yasaklı sürede rakip faaliyette bulunmasının işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunması yeterlidir; işverenin fiilen zarar görmüş olması şartı aranmaz. İşçinin bir şirkete ortak olması ona tacir sıfatı kazandırmaz; bu nedenle cezai şarttan TBK 182/3 uyarınca tenkis yapılabilir. Ancak yapılacak tenkis, cezai şartı fiilen ortadan kaldıracak ölçüde olmamalı; tarafların ekonomik durumu, alacaklının zararı, borçlunun sağladığı yarar ve kusur derecesi gibi ölçütler gözetilerek hakkaniyete uygun bir oranda sınırlı tutulmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve davalının cezai şarttan sorumluluğu → ret

İddia: Davalı vekili; davacının davalının faaliyeti nedeniyle zarara uğramadığının tespit edildiğini, müvekkilinin davacının portföyündeki şirketle çalışmasının davacının bu şirketle olan faaliyetini durdurduğu anlamına gelmediğini ve işçi aleyhine tek taraflı hükümler getirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Taraflar arasındaki iş akdi ve rekabet yasağı hükmü 2008 tarihli olsa da, sözleşmede rekabet yasağının iş akdinin sona ermesinden sonrası için düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 28.2.2014 tarihi itibarıyla uyuşmazlığa TBK'nın 444 ve 445. maddeleri uygulanır. TBK 444 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işverenin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmemiş veya işçinin haksız feshetmemiş olması, işçinin iş akdi devam ederken işyerinin önemli müşteri çevresi veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrıldıktan sonra yasaklı sürede rakip işyerinde çalışması veya bu tür bir faaliyeti icra etmesi ile önceki işyerinde edindiği bilgileri kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunması yeterlidir; ayrıca fiilen zarar görülmüş olması şartı aranmaz. TBK 445/2 uyarınca hakimin rekabet yasağını süre/kapsam yönünden sınırlama yetkisi, işverenin karşı edim yüklenmiş olması haline özgü olup işverenin karşı edim yüklenmemiş olması sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Somut olayda davalı, işten ayrıldıktan kısa süre sonra aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir şirket kurup davacının müşterileriyle iş ilişkisine girmiş ve bu faaliyeti davacının faaliyet alanı içindeki İstanbul'da yürütmüştür; bu nedenle rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği ve cezai şarttan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının tacir sıfatı taşımaması nedeniyle cezai şartta tenkis yapılabilmesi → ret

İddia: Davacı vekili; davalının tacir olmasına rağmen cezai şartta indirime gidilmesinin TTK 22. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 22. maddesi uyarınca cezai şarttan tenkis hükmü tacir hakkında uygulanamaz ise de, davalının şirket ortağı olması ona tacir sıfatı kazandırmayacağından, somut olayda TBK'nın 182/3. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunmaktadır; bu nedenle davacının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şart miktarının tenkisinin ölçüsü → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili; ilk derece mahkemesinin yaptığı indirimin fahiş olduğunu, davacının zarar görmemesinin indirim sebebi sayılmasıyla birlikte zarar görmenin cezai şartın tayininde esas alınmamasının çelişkili olduğunu belirterek kararın kaldırılıp davanın tümüyle kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların ekonomik durumları, borçlunun ödeme gücü, alacaklının asıl borcun ifası halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcuna aykırı davranışıyla sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. İlk derece mahkemesinin bu hususları dikkate alarak hakkaniyete uygun miktarda indirime gitmesi gerekirken cezai şartı ortadan kaldıracak şekilde indirim yapması, sözleşmeyle kararlaştırılan hükmü ortadan kaldırır nitelikte görülmüş; tenkis tutarının çok fazla olduğu kabul edilerek hüküm bu yönüyle kaldırılmış ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek cezai şarttan takdiren somut olaya özgü %60 oranında indirim yapılmak suretiyle 15.720-TL cezai şarta hükmedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Karar, işten ayrılan işçinin şirket ortağı olmasının onu tacir sıfatına kavuşturmayacağı ve bu nedenle TBK 182/3 uyarınca cezai şarttan tenkis yapılabileceği yönündeki tespiti ile rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işverenin fiilen zarar görmüş olması şartının aranmadığı yönündeki tespiti bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır; ayrıca cezai şartı fiilen ortadan kaldıracak ölçüde tenkisin hukuka aykırı olduğu tespiti de emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart tenkis tacir sıfatı TBK 444 TBK 445 TBK 182/3 TTK 22

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 445/2TBK 182/3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 22 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6101 Sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/631

KARAR NO 2018/127

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/02/2017

NUMARASI 2014/1075 Esas 2017/143 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/02/2018

Davanın kısmen kabulune ilişkin hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin müvekkil şirket nezdinde 18/02/2008 ile 28/02/2014 tarihleri arasında müvekkilinin ticari sırlarına ve müşterilerine vakıf olan işe alım uzmanı sıfatıyla çalıştığını, aralarındaki hizmet sözleşmesi uyarınca iş ilişkisi sona erdikten 18 ay içerisinde doğrudan ya da dolaylı olarak müvekkili şirketin ülke sınırları içerisinde faaliyet gösterdiği illerden herhangi birinde aynı sektörde aynı pozisyonda çalışmasının yasak olduğunu, aksi halde bir yıllık brüt ücreti tutarında cezai şart kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra dava dışı ... ile beraber ....Ltd Şti isimli şirket kurarak aynı sektörde faaliyete başladığını, böylelikle rekabet yasağına aykırı davrandığını belirterek sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin gerek 18 ay süreli olması gerekse de Türkiye'nin hemen hemen her yerinde faaliyet göstermesi karşısında davacı şirketin getirdiği kısıtlamanın kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin davacı bünyesinde ticari sır sayılabilecek hiçbir bilgisine sahip olmadığını, buna sahip olabileceği pozisyonda da çalışmadığını, zira müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin müşteri, ünvan ve adres bilgilerinden ibaret olduğunu, bunların da üçüncü şahısların internet ortamında herkesin kullanımına açık olduğunu, kaldı ki müvekkilinin ortağı olduğu firmayla davacı firmanın alanlarının birbirinden çok farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince; toplanan delillere göre, davalı ...’ün 28.2.2014 tarihinde işten ayrıldığını, davalının iş ilişkisi sona erdikten sonra rekabet etmeme yasağına aykırı hareket ederek aynı iş kolunda faaliyet gösteren 7.3.2014 tarihinde sicile tescil edilen....Ltd. Şti.'ni kurduklarını, rekabet yasağı sözleşme süresinin 18 ay coğrafi olarak da şirketin Türkiye sınırları içinde faaliyet gösterdiği bütün iller olarak belirlendiğini, davalının davacı ile Aynı faaliyet alanı olan İstanbul'da aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirket kurduğu ve faaliyete başladığı, cezai şartın uygulanması için davacının aynı alandaki faaliyet nedeniyle zarar görme şartı bulunmadığını faaliyet göstermesinin yeterli olduğunu, talep edilen cezai şartın miktarının fahiş olduğunu 39.300-TL'lik cezai şarttan BK 161/son maddesi gereğince tarafların ekonomik durumu, zarar göz önüne alınarak takdiren hakkaniyet gereğince indirim yapılarak kalan 4.000-TL cezai şartın ödenmesinin uygun olduğu , bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; davalı tacir olmasına rağmen cezai şartta indirime gidilmesinin TTK 12.maddesine aykırı olduğunu, indirimin fahiş olarak yapıldığını, davacının zarar görmemesinin indirim sebebi sayılmakla birlikte zarar görmenin cezai şartın tayininde esas alınmamasının çelişkili olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı vekili; davacının müvekkilinin faaliyeti nedeniyle zarara uğramadığı tespit edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacının portföyünde olan şirketle çalışmasının bu şirketin davacı ile olan faaliyetini durdurduğu anlamına gelmediğini, ayrıca Yargıtay uygulamalarına göre işçi aleyhine sözleşme ile tek taraflı hükümler getirilmesinin hatalı olduğunu bu nedenle bile davanın reddi gerektiğini belirterek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Rekabet yasağı içeren sözleşmenin 2008 tarihinde imzalandığı ve davalının 28.2.2014 tarihinde işten ayrıldığı anlaşılmaktadır.6101 Sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki iş akdi ve buna ekli rekabet yasağı hükmü 18.02.2008 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 28.2.2014 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve 445.

maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir.

TBK 444 maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

TBK 445/2 maddesinde yer alan “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklindeki düzenlemede, rekabet yasağına ilişkin hüküm karşısında şayet işverenin de bir karşı edim yüklenmiş olması halinde, rekabet yasağının aşırı hükümlerinin süre ve coğrafi alan bakımından sınırlanmasında sadece hakime takdir yetkisi verilmiş olup, işveren tarafından böyle bir karşı edimin yüklenilmemiş olması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olacağı anlamına gelmeyecektir.

18. 2.2008 tarihli İş sözleşmenin rekabet etmeme başlıklı maddesinde: işten ayrıldıktan sonra 18 ay içinde doğrudan veya dolaylı olarak ,ticari faaliyet konusu dahilinde bir işletmede doğrudan veya dolaylı olarak personel ,ortak,hissedar ,yönetici ,müdür veya danışman olarak çalışmayaacğı ve bu hükme aykırı davarınışın bir yıllık brüt ücreti tutarında cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir.davalının 07.03.2014 tarihinde aynı iş kolunda faaliyet gösteren ...Ltd. Şti.'ni kurarak davacının müşterileri ile iş ilişkisi içine girdiği ve faturalar kestiği,rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiği faaliyeti davacının faaliyet alanı içinde bulunan İstanbul ili sınırlarında yaptığı anlaşılmakla davalının cezai şarttan sorumlu olduğu, mahkemenin davalıyı Cezai şarttan sorumlu tutmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

TTK'nın 22. maddesi uyarınca ceza-i şarttan tenkis hükmü tacir hakkında uygulanamaz ise de davalının şirket ortağı olması ona tacir sıfatını kazandırmayacağından somut olayda TBK'nın 182/3. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunduğundan bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bir olayda cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumları, borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

İlk Derece Mahkemesinin ceza-i şart miktarını tayin ederken bu hususları dikkate alınarak hakkaniyete uygun miktarda indirime gitmesi gerekirken ceza-i şartı ortadan kaldıracak şekilde indirim yapılması ,sözleşmeyle kararlaştırılan hükmü ortadan kaldırır nitelikte görülmüş ,tenkis tutarı çok fazla olduğundan hüküm bu yönü ile kaldırılarak yukarıda yazılan ilkeler nazara alınarak ceza-i şarttan takdiren somut olaya özgü %60 oranında indirim yapılması suretiyle tayin ve taktir edilen 15.720-TL ceza-i şartın 11.07.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2017 Tarih 2014/1075 Esas 2017/143 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Takdiren %60 oranında tenkis yapılarak 15.720- TL cezai şartın 11/07/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin tenkis nedeniyle reddine" İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak :

Alınması gereken 1.073,83- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 671,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 402,68- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan 696,35- TL peşin harçlar ile 1.788- TL bilirkişi ücreti ve 141- TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.929- TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı vekili için takdir olunan 2.180-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davanın kısmen reddi tenkis nedeniyle olduğundan bu kısım nedeniyle davalı yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, "

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Davalıdan tahsili gereken 273,24 -TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 70- TL nin mahsubu ile bakiye 203,24- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 68,31- TL peşin istinaf harcının istek halinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.a gereği kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/02/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261854 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.