6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse aidiyeti iddiasının tanıkla ispat edilememesi ve haklı sebep yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/885 E. 2018/740 K. · · İlk derece: Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi

TazminatdiğerTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Karşı Dava (Hisse Aidiyetinin Tespiti, Ortaklıktan Çıkarma) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kayıtlı hak sahipliğinin aksini iddia eden taraf, dava değerine göre yazılı belge ile ispat yükü altındadır; bu husus tanık beyanıyla ispatlanamaz. Şirket ortaklarının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebinde, başka bir davanın bekletici mesele yapılması ancak o davanın sonucu eldeki davanın çözümünü doğrudan etkiliyorsa mümkündür. Mülkiyet iddiasına dayalı ve nispi harca tabi bir talebin reddi halinde, davalı taraf lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; maktu ücret takdiri hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Hissenin davacıya ait olduğu iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, davalı adına kayıtlı %80 hissenin aslında davacıya ait olduğunu, bu hususta mutabakat bulunduğunu, tanık ifadelerinin doğru değerlendirilmediğini ve tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı adına kayıtlı hisselerin aslında davacıya ait bulunduğu iddiası, kayıtlı durumun aksini iddia ettiğinden ve uyuşmazlığın miktarına göre yazılı belge ile ispatı gerekmektedir. Davacının bu yolda bir ispat vasıtası bulunmamaktadır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı, gerçek kişilerin sorumluluklarını tüzel kişiliğin arkasına gizleme çabalarının giderilmesine ilişkin olup somut olayda uygulanması gereken bir kavram değildir. Davanın konusu davalının şirketteki hisseyi davacıya devretmekle yükümlü olup olmadığının belirlenmesi olup, bu husus tanık beyanlarına dayandırılmak istenmişse de HMK 200 vd. uyarınca tanıkla ispat mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket ortaklarının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebi ve bekletici mesele istemi → ret

İddia: Davacı vekili, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin başka bir dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 640/3 maddesi gereği ortaklıktan çıkarma istemi haklı sebebin bulunması koşuluyla şirkete tanınmış bir haktır. Bekletici mesele yapılması istenen dosyanın konusu, o dosyada davalı olan tarafın şirketten alacağının bulunmadığının tespitine yönelik olup, bu dava eldeki davanın (ortaklıktan çıkarma istemi açısından) sonuçlandırılmasına dayanak tutulacak nitelikte değildir; zira belirtilen dava eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı istinaf başvurusunun genel değerlendirmesi → ret

Gerekçe: İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesine göre istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılmak durumundadır. Davacı tarafın istinaf nedenleri yerinde olmayıp, verilen karar esas yönünden dosya içeriğine, usul ve yasaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vekalet ücretinin nispi mi maktu mu takdir edileceği → kabul

İddia: Davalılar vekili, 800.000-TL dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, davalıya ait %80 oranındaki payın 800.000-TL nominal değere sahip olduğunu ve bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açtığından, davacının mülkiyet iddiası nispi harca tabidir ve harç 800.000-TL üzerinden ikmal edilmiştir. Bu istem bakımından dava reddedildiğine göre, davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kayıtlı hisse sahipliğinin aksinin iddiasında ispat yükü ve tanıkla ispat yasağı ile şirket ortaklığından haklı sebeple çıkarma talebinde bekletici mesele koşulunun ne zaman oluşacağına ilişkin değerlendirmeler yönünden emsal niteliği taşımaktadır; ayrıca mülkiyet iddiasına dayalı nispi harca tabi taleplerin reddi halinde vekalet ücretinin nispi esasa göre takdir edilmesi gerektiği yönündeki tespiti bakımından da yol göstericidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıkla ispat yasağı tüzel kişilik perdesinin aralanması haklı sebeple ortaklıktan çıkarma bekletici mesele nispi vekalet ücreti nispi harç

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 640/3 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 200 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/885

KARAR NO 2018/740

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI 2014/958 Esas- 2017/839 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/06/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Dava, ... Tic. Ltd. Şti'nin ... aleyhine açtığı ve başlangıçta Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/293 esas sayılı dosyasında görülen tazminat davasında davalı konumunda olan ...'ın .... Ltd. Şti, ... ve ... aleyhine açtığı karşı dava olup, karşı davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilerek(2014/50) bağımsız bir dava olarak görülen dava da: Davacı vekili, müvekkili ile davalılar ... ve ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, taraflar arasında muhtelif mahkemelerde muhtelif davalar bulunduğunu, şirket ortağı olan ...'a ait %80 hissenin devir taahhüdü kapsamında müvekkiline ait olduğunu belirterek söz konusu hissenin davacı ...'a aidiyetinin tespitine, ayrıca şirket ortakları olan ....ve ...'ın haklı nedenle şirketten çıkartılmasına ve bu talepleri kabul edilmediği takdirde terdidli olarak da davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile müvekkilinin ortaklık payının kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacı ile müvekkillerinin davalı şirkette ortak olduklarını, taraflar arasında çeşitli davaların bulunduğunu, davacı tarafın karşı dava dilekçesinde talep etmiş olduğu istemlerin hiçbirinin yasal dayanağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece şirket ortağı ...'ın % 80 oranındaki hissesinin davacıya devredeceği yönünde herhangi bir taahhüdün bulunmadığı, ayrıca davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek nitelikte haklı bir nedenin mevcut olmadığı, davacının şirketi yönettiği dönemde gerekli sadakat ve özeni göstermeyerek şirketi zarara uğrattığı yönündeki teknik veriler ve yorumlar içeren bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle Bakırköy 6.ATM 2012/216 - 537 EK sayılı kesinleşen ilamına göre davacı tarafın kusurlu davranışlar nedeniyle şirketi zarara uğrattığı, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde kendisinin kusurlu olduğu ve davalıların şirket ortaklığından çıkartılmasını gerektirir herhangi bir kusurlarının kanıtlanamamış olduğu gerekçeleriyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin feragat nedeniyle reddine, bunların dışındaki sair taleplerin ise sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin nazara alınmamış olmasının hatalı olduğunu, Bakırköy 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/950 Esas sayılı dosyasının bekletici sorun yapılması gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, Bakırköy 6. Ticaret Mahkemesinin davacının şirketteki yöneticilik görevinden azline ilişkin 2012/216 E-201/537 K Sayılı kararının eldeki davanın sonuçlandırılmasına elverişli olmadığını, tanık ifadelerinin doğru değerlendirilmediğini, yerel mahkeme kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2-İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili, yerel mahkeme tarafından tesis edilen, 04/10/217 tarih ve 2014/958 Esas-2017/839 Karar sayılı ilamında,800.000-TL dava değeri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürerek kararın kaldırılmasını ve lehlerine 800.000-TL değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacının talepleri ve dayanakları ; davalılardan ... adına kayıtlı bulunan %80 hissenin aslında kendisine ait olduğunu bu hususta mutabakat bulunduğunu ,Maliye okulundan mezun olduktan sonra kendi işini kurduğunu ,iş başarısız olursa leasing firmalarıyla başı derde girmesin diye şirketin %80 hissesinin davalı baba ...'a verildiğini ,%10 un da o sırada yurt dışında bulunan diğer davalıya verildiğini ,şirketin mevcut haline gelmesi için gece gündüz çalıştığını ,kazancını ailesiyle paylaştığını kurulan işin tamamen müvekkiline ait bir proje olduğunu ,tamamen güvene dayalı olarak hisselerin davalı üzerinde gözüktüğünü karşı davalı ...'ın işyerine gelerek makam odasını balyozla basması hususları ve geçimsizlik hususları,sahte imza ile ortaklar kurulu kararı alınması gibi sebeblerin haklı sebeb oluşturduğu, davalıların şirketten çıkartılmasına karar verilmesi bu talepleri kabul görmediği takdirde terditli olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiş ilerleyen aşamalarda fesih ve tasfiye talebinden feragat edilmiştir.Davacının, davalı ...

Toprak'ın sahibi olduğu şirketin %80 hissesinin kendisine (davacıya) ait olduğunu ispatlayacak bir delili yoktur. Davalı ... adına kayıtlı hisselerin aslında davacıya ait bulunduğu uyuşmazlığın miktarına ve mevcut kayıtlı durumun aksi iddia edildiğine göre yazılı belge ile ispatı gerekmektedir.Davacının bu yolda bir ispat vasıtası bulunmamaktadır.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı, gerçek kişilerin sorumluluklarını tüzel kişiliğin arkasına gizleme çabalarının giderilmesi olup, dava konusu somut olayda uygulanması gereken bir kavram değildir.Davanın konusu davalı ...'ın şirketteki % 80 hissesini davacıya devretmekle yükümlü olup olmadığının belirlenmesi gerektiği bu yoldada tanık beyanlarına dayanmakta ise de esasen tanıkla ispatında HMk 200 vd.uyarınca mümkün bulunmamaktadır.%80 hissenin davacıya ait olduğu iddiası ispatlanmadığından reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır.

Davacının diğer istemi şirketin %90 hissesine sahip davalıların şirketten çıkarılmasına ilişkindir.TTK nun 640/3 maddesi gereği bu konuda istemde bulunma hakkı haklı sebebin bulunması koşuluyla şirkete tanınmıştır. Bekletici mesele yapılması istenen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/950 E sayılı dosyasının sonucunun dahi bu davanın (bu istem açısından) sonuçlandırılmasına dayanak tutulması mümkün olmadığına göre istinaf başvurusu yerinde değildir. Zira Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/950 esas sayılı davanın konusunun o dosyada davalı konumunda olan ...'ın ...Ltd. Şti 'den alacağının bulunmadığının tespitine yönelik olduğu, bu haliyle belirtilen davanın, eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

İstinaf incelemesi HMK.'nın 355. maddesine göre istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılmak durumundadır. Davacı tarafın istinaf nedenleri yerinde olmayıp, verilen karar, esas yönünden dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Elde ki davada davacı davalı ...'ın %80 oranındaki payı 800.000-TL nominal değere sahip olup bu hisselerin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açtığı,davacının mülkiyet iddiası nedeniyle nispi harca tabi bulunduğundan 27/12/2013 tarihinde 800.000-TL üzerinden harcın ikmaline karar verilmiş olup harcında ikmal edildiği ; bu istem bakımından dava yerinde görülmeyerek reddedildiğine göre davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Davalıların istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğundan mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak taleple bağlı kalınarak ,800.000-TL dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2- Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2017 Tarih 2014/958 Esas- 2017/839 Karar sayılı hükmün vekalet ücreti takdirine ilişkin 5. Bendinin HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

Kararın 5. Bendinin "Davalılar vekili için takdir olunan 45.950- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine,

Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harcın mahsubuna ,bakiye 4,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına.

İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan 31,40- TL istinaf harcının istek halinde yatırana iadesine,

İstinaf yoluna başvuran davalılar ... ve ... tarafından yatırılan 31,40- TL istinaf harcının istek halinde yatırana iadesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261161 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4973 E. 2020/2421 K. · Bozuldu

İstinaf kabulünde salt vekâlet ücretini düzeltmek, esas hakkında yeniden hüküm yerine geçmez

Gerekçe özeti

Bölge adliye mahkemesi bir istinaf başvurusunu kabul ettiğinde, HMK 353/1-b-2 uyarınca ilk derece kararını kaldırıp esas hakkında yeniden hüküm kurmak zorundadır; ilk derece hükmünün yalnızca bir bendini (ör. vekâlet ücreti) kaldırıp düzeltmekle yetinmesi usule aykırıdır ve bu hüküm kuruluş hatası re'sen bozmayı gerektirir.

Emsal değeri

İstinaf kabulünde bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp esas hakkında yeniden hüküm kurması gerektiği, salt bir bendi düzeltmenin yeterli olmadığı yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: istinaf başvurusunun kabulü esas hakkında yeniden hüküm re'sen bozma vekâlet ücreti

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/4973 E.  ,  2020/2421 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/10/2017 tarih ve 2014/958 E.- 2017/839 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/06/2018 tarih ve 2017/885 E. - 2018/740 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalılar...ve ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, taraflar arasında muhtelif mahkemelerde davalar bulunduğunu, şirket ortağı olan ...'a ait %80 hissenin devir taahhüdü kapsamında müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, söz konusu hissenin müvekkiline aidiyetinin tespitine, ayrıca şirket ortakları olan...ve ...'ın haklı nedenle şirketten çıkartılmasına ve bu talepleri kabul edilmediği takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile müvekkilinin ortaklık payının kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında fesih ve tasfiye talebinden feragat etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının kendilerine ödenmesi yönündeki talebin feragat nedeniyle, bunlar dışındaki sair taleplerin ise sübuta ermediğinden reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2017 Tarih 2014/958 Esas- 2017/839 Karar sayılı hükmün vekalet ücreti takdirine ilişkin 5. Bendinin HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına; kararın 5. Bendinin "Davalılar vekili için takdir olunan 45.950- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

(1) Dava, limited şirket fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir.

Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ''Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2017 Tarih 2014/958 Esas- 2017/839 Karar sayılı hükmün vekalet ücreti takdirine ilişkin 5. Bendinin HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına; kararın 5. Bendinin "Davalılar vekili için takdir olunan 45.950- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine, '' şeklinde karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü üzerine ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece vekalet ücreti yönünden hüküm tesisi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.

(2) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.