6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bağlılık yükümlülüğünü ihlal eden ortağın çıkma talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/792 E. 2018/474 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Ortaklıktan çıkma talebine dayanak yapılan haklı sebep, davacı ortağın kendi bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışından (şirketle aynı faaliyet alanında, aynı adreste rakip bir şirket kurup yönetmesi) kaynaklanıyorsa ve davalı tarafın şirket faaliyetlerine yönelik işlemlerde bulunamaması bu davranışın sonucu ise, davacı kendi kusurundan kaynaklanan durumu haklı sebep olarak ileri süremez; bu, TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırıdır. Davadan sonra meydana gelen olaylar (örneğin diğer tarafın da rakip şirket kurması) o davanın konusu olamaz, ayrı bir davaya konu edilebilir; dava açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanır.

Ele alınan sorunlar

Ortaklıktan çıkma talebinin haklı sebep koşulu ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık → ret

İddia: Davacı, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesinin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, bilirkişi raporunda davalıdan kaynaklı nedenlerle ortaklık yapısının sürdürülemeyeceğinin belirtildiğini ve bu hususun haklı neden olarak kabul edilerek çıkma talebinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 638/2 uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Davacının, ortaklığından çıkmak istediği şirketle aynı faaliyet alanında aynı adreste ayrı bir şirket kurduğu anlaşılmaktadır. Davadan sonra davalı ortağın da aynı faaliyet alanında ayrı bir şirket kurmuş olması, ancak yeni ve ayrı bir davanın konusu olabilecek bir husustur; her dava açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanır. Davacı ortağın, davalının müdür ve ortağı olduğu şirketle aynı faaliyet alanında aynı adreste başka bir şirket kurup yöneticisi olmak suretiyle bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı ortak ve müdürün şirket faaliyetine yönelik işlemlerde bulunmasının bu durum nedeniyle engellendiği, bu itibarla ortaklıktan çıkmaya dayanak yapılan nedenlerin davacının kendi sorumluluğu altında bulunan nedenler olduğu, davacının kendi oluşturduğu sonuçlara dayanarak hak iddia etmesinin TMK 2. maddesine aykırı olduğu kabul edilmiştir. TMK 2 uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz. İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinde ve kanunun olaya uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ortaklıktan çıkma davasında, çıkma talebine dayanak gösterilen haklı sebebin davacının kendi bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışından kaynaklanması halinde bu sebebin TMK 2 çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması sayılacağı ve davadan sonra oluşan olayların o davanın konusu edilemeyeceği yönünden BAM'ın bölgesel ve ikna edici nitelikte bir değerlendirmesini içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkma haklı sebep bağlılık (sadakat) yükümlülüğü hakkın kötüye kullanılması dürüstlük kuralı ayrılma akçesi kar payı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 638/2 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — 4721 sayılı TMK 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/792

KARAR NO 2018/474

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/04/2017

NUMARASI 2016/224 E.-2017/286 K.

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018 (26/05/2018 yazım tarihli )

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalının 11.05.2015 tarihinden itibaren 10.000-TL şirket sermayesinin 1/2 hissesinin müvekkiline 1/2 hissesinin davalıya ait olduğunu, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin ana sözleşme kapsamında davalıda bulunması nedeniyle şirket faaliyetleri sonucunda elde edilen kazancın ilgili banka hesaplarında davalının hüküm ve tasarrufu altında tutulduğunu ve müvekkiline kazanç payının ödenmediğini, bu nedenle Beyoğlu ... Noterliğinin 09.02.2016 tarih .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkiline kâr payının ödenmesi ve şirketten ayrılma talebinin davalıya bildirildiğini ancak davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini beyanla, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payı ile birlikte ayrılma akçesinin müvekkiline ödenmesini ve bunun sonucunda TTK md.636/3 gereğince müvekkilinin şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karar duruşmasında talebinin davacının şirketten çıkmasına izin ve şirket hisse bedelinin dağıtılmamış kar payları ile birlikte ödettirilmesi olduğunu ifade etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili ile davacının 28.11.2014 tarihinde şirketi kurarak çalışmaya başladıklarını ve sadece bir-iki kez makine ve yedek parça üreterek sattıklarını, müvekkilinin 2015 yılının Kasım ayından bugüne kadar şirketin kurulu olduğu ve üretimin yapıldığı işyerine davacının katı tutumu karşısında kavga çıkmaması için giremediğini, davacının aynı adreste neredeyse aynı olan bir unvanla yeni bir şirket kurduğunu ve ortak olunan malzemeleri kullanarak aynı ürünleri üreterek sattığını sonradan öğrenildiğini, davacının 17.11.2015 tarihinde dava dışı ortağı ... ile birlikte “.... ve Dış Tic. Ltd. Şti.” kurduğunun anlaşıldığını, davacının müvekkili ile kurmuş oldukları şirkete ve müvekkiline haksız rekabet içerisinde olduğunu, davacı ile müvekkilinin bir araya gelmesi mümkün olmadığından herhangi bir şirket toplantısı yapılamadığını ve bu sebeple kar payı dağıtımının da yapılamadığını, müvekkili şirketin kar etmediğini, bu durumdan davacının sorumlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının şirketin faaliyet adresinde benzer ünvanla şirket kurduğu ,sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ,hiç kimsenin kendi kusurundan istifade edemeyeceği ,şirketin kar payı dağıtma kararı almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, müvekkilinin dava konusu şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesinin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu,bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 3-a maddesinde davalıdan kaynaklı nedenlerden ötürü şirketin ortaklık yapısının devam ettirilmesinin mümkün olmadığı ve bu hususun haklı neden kabul edilerek şirketten çıkma taleplerinin kabul edilebileceği yönündeki mütaalaya mahkemece itibar edilmediğini, yerel mahkeme kararının gerekçesinde taraflar arasında anlaşmazlık bulunduğu kabul edilmiş olmasına karşın çıkma taleplerinin kabul edilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama sonucuna müvekkilinin şirketteki hisse bedeli ile şirketteki esas sermayesine uyan ayrılma akçesini ayrıca müvekkilinin bugüne değin ödenmemiş kar payı bedeli ile kendisine ödenmesini ve bunun sonucunda dava konusu şirketten çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

6102 sayılı TTK'nın 638/2. Maddesine göre her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Davacı vekilinin son duruşmadaki beyanı karşısında davanın haklı sebeplere dayanan ortaklıktan çıkma talebi ile bununla bağlantılı olarak hissesinin karşılığının, ödenmeyen kar paylarıyla birlikte ödettirilmesine ilişkindir.

Davacının 17/11/2015 tarihinde ortaklığından çıkmak istediği şirketle aynı faaliyet alanında aynı adreste ayrı bir şirket kurduğu, davalı ortağın da davadan sonra davalı şirketin faaliyet alanında ayrı bir şirket kurduğu anlaşılmaktadır. Davadan sonra meydana gelen hadiseler ancak yeni ve ayrı bir davanın konusu olabilir.

Her dava açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanır. Davacı ortağın davalı müdür ve ortağı olduğu şirket adresinde şirketle aynı faaliyet alanında aynı adreste başka bir şirket kurup yöneticisi olmak suretiyle bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı ortak ve müdürün şirketin faaliyetine yönelik işlemlerde bulunmasını engellediği bu durumda şirket ortaklığından çıkmaya dayanak yapılan nedenlerin davacının sorumluluğu tahtında olan nedenler olduğu, davacının kendi oluşturduğu sonuçlara dayanarak hak iddia etmesinin TMK'nın 2. Maddesine aykırı olduğu kabul edilmek durumundadır. 4721 sayılı TMK'nın 2. Maddesine göre: herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasına hukuk düzeni korumaz. İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinde ve kanunun olaya uygulanmasında isabetsizlik olmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/260736 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3629 E. 2019/5167 K. · Onandı

Sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ortak çıkma isteminde bulunamaz

Gerekçe özeti

Şirketin faaliyet adresinde benzer unvanla şirket kurarak sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ortak, kimse kendi kusurundan yararlanamayacağı için bu duruma dayanarak şirketten çıkma ve ayrılma akçesi isteyemez; ayrıca şirket kâr payı dağıtma kararı almadıkça ortağın istenebilir bir kâr payı alacağı doğmaz.

Emsal değeri

Ortağın kendi sadakat ihlaline dayanarak çıkma isteminde bulunamayacağı ve dağıtım kararı olmadan kâr payı istenemeyeceği yönünden emsaldir; Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: sadakat yükümlülüğü şirketten çıkma ayrılma akçesi kâr payı dağıtım kararı kimse kendi kusurundan yararlanamaz

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/3629 E.  ,  2019/5167 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/04/2017 tarih ve 2016/224 E - 2017/286 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2017/792 E. - 2018/474 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalının 11.05.2015 tarihinden itibaren 10.000.-TL şirket sermayesinin 1/2 hissesinin müvekkiline 1/2 hissesinin davalıya ait olduğunu, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin ana sözleşme kapsamında davalıda bulunması nedeniyle şirket faaliyetleri sonucunda elde edilen kazancın ilgili banka hesaplarında davalının hüküm ve tasarrufu altında tutulduğunu ve müvekkiline kazanç payının ödenmediğini, bu nedenle ...57. Noterliğinin 09.02.2016 tarih 03426 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkiline kâr payının ödenmesi ve şirketten ayrılma talebinin davalıya bildirildiğini ancak davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini beyanla, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payı ile birlikte ayrılma akçesinin müvekkiline ödenmesini ve bunun sonucunda TTK md.636/3 gereğince müvekkilinin şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş.

Davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının şirketin faaliyet adresinde benzer unvanla şirket kurduğu, böylelikle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, hiç kimsenin kendi kusurundan istifade edemeyeceği,şirketin kâr payı dağıtma kararı almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09/09/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.