6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız rekabette yaklaşık ispat şartı yerine gelmezse ihtiyati tedbir reddedilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/161 E. 2019/250 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Haksız rekabete dayalı davada TTK 61/1 kapsamında istenen ihtiyati tedbirin koşulları HMK 389 ve 390/3 çerçevesinde değerlendirilir; tedbir talebine konu somut iddiayı (örneğin belirli sosyal medya paylaşımlarını) doğrudan kanıtlamayan, farklı nitelikte deliller (şahıslar arası özel yazışmalar gibi) sunulmuşsa ve talep edilen tedbirin kapsamına giren içerikler açıkça belirlenememişse, davanın esası yönünden yaklaşık ispat şartı yerine gelmemiş sayılır ve tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispat şartının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı vekili, TTK 61/1 uyarınca haksız rekabetin geçici olarak önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, cevap dilekçesinde paylaşımların yapıldığının kabul edildiğini, sunulan tespit dosyasının da paylaşımların davalılar tarafından yapıldığını gösterdiğini, yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini ve talebin davanın esasını etkiler mahiyette olmadığını ileri sürerek ara kararın kaldırılmasını ve tedbire karar verilmesini istemiştir.

Gerekçe: TTK 61/1 uyarınca dava açma hakkını haiz kimsenin talebi üzerine mahkeme, HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine göre haksız rekabetin önlenmesi ve mevcut durumun korunması yönünde tedbir kararı verebilir. HMK 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi hâlinde tedbir kararı verilebilir; HMK 390/3 gereği tedbir talep eden taraf, dayandığı sebebi ve türü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacı tarafça sunulan cep telefonu mesajları ve e-posta yazışmaları şahıslar arası yazışmalar olup sosyal medya paylaşımı niteliğinde değildir; oysa tedbir talebi instagram hesapları üzerinden yapılan paylaşımlara ilişkindir. Ayrıca bazı görsellerin uyarı üzerine kaldırıldığı belirtilmiş olmakla birlikte hangi görsellerin kaldırıldığı açıklanmamıştır. İddia, savunma ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dosyanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Haksız rekabet davalarında TTK 61/1 kapsamında istenen ihtiyati tedbir taleplerinde, sunulan delillerin tedbire konu somut iddiayı (belirli sosyal medya paylaşımlarını) doğrudan kanıtlaması gerektiği; niteliği farklı delillerle (özel yazışmalar) yaklaşık ispatın sağlanamayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet ihtiyati tedbir yaklaşık ispat TTK 61/1 HMK 389 HMK 390/3

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 61/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/161

KARAR NO 2019/250

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/11/2018 (Ara Karar)

NUMARASI 2018/625

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti-Önlenmesi-Tazminat

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/02/2019

İhtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ara kararın ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili şirketin 2014 yılında kurulduğunu ve biyomedikal sektörünün bilinen firmalarından biri haline geldiğini, bu süreçte müvekkilinin ...... ürünlerini piyasaya sürdüğünü ve ürün ile bilinilirliğini fazlasıyla artırdığını, bu ürünün tüm inceleme ve testlerden geçmiş bakanlık onayı ile CE ve ISO belgelerine sahip olduğunu, müvekkili şirketin eski ortakları olan ... ve ...’ın 06/12/2017 tarihinde ortaklıklarını sonlandırdıklarını, ancak ortaklıkları devam ederken müvekkiline rakip olan ve aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin davalı ... tarafından 03/08/2017 tarihinde kurulduğunun anlaşıldığını, ...’ın ise 16/01/2018 tarihinde bu şirkete ortak olduğunu, ayrıca ...’ın müvekkili şirket bünyesinde müdürlüğü devam ederken şahsi banka hesaplarından davalı şirket hesaplarına ödemeler yaparak TTK 613.

ve 626 maddelerinde düzenlenen bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı davrandığının tespit edildiğini, davalılar bu şirketi kurmakla kalmayıp hem şirket aracılığıyla hem de şahsi fiilleriyle TTK 55 vd. maddelerinde düzenlenen şekilde haksız rekabet yarattıklarını, müvekkilinin müşterileri olan doktorlarla iletişime geçerek müvekkili ürünlerini kötülediklerini, sosyal medya hesaplarından müvekkili ürünlerini açıkça ima eder şekilde kötülemeler gerçekleştirdiklerini, görsellerini sundukları bazı paylaşımların müvekkilinin uyarısı ile kaldırıldığını, ayrıca davalıların müvekkilinin tüm müşteri portföyüne, ürün bilgilerine ve fiyat politikalarına hakim olmaları nedeniyle bu bilgileri davalı şirket bünyesinde hukuka aykırı şekilde kullandıklarını, müvekkilinin satış yetkisi olan bir ürünü 3.kişilerden tedarik edip müvekkilinin müşterilerine müvekkili fiyatlarının çok altında satarak haksız rekabet meydana getirmekte olduklarını, davalıların kendi ürünlerini ön plana çıkarma ve müvekkile zarar verme amacı güttüklerini,giderek büyüyen menfaat kaybının ileride telafisi olmayan zararlara sebep olabileceğini ileri sürerek davalıların müvekkili ürününü yanıltıcı ve kötüleyici beyanda bulunmasının ve buna dair sosyal medya hesaplarında içerik yayınlamasının ve doktorlarla kötüleyici ve yanıltıcı beyanların paylaşımının engellenmesi, mevcut içeriklerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve men’ine, şimdilik 1.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacı şirkete ait .... adlı ürünün aslında davacı tarafından üretilen/geliştirilen bir ürün olmadığını, davacının uygunsuz bir CE belgesi ile onay aldığını, bu görselin İrlanda merkezli bir firmanın websitesinden alındığını, İrlanda firmasının da bu ürünü üreticisi olan İtalya merkezli ..... firmasından alarak satışını gerçekleştirdiğini, görselde yer alan kitin hayvan ve bitki dokularını parçalamakta kullanıldığının üreici firma websitesinde de deklare edildiğini, ayrıca bu kitin steril olmadığı yönündeki beyanlarının davacının yetkisiz şekilde isimlendirdiği ...... kitlerini ..... adı altında bakanlık ürün takip sistemine kaydederken etiket ve kullanım klavuzunda da doğrulanmakta olduğunu, davacının asıl amacının müvekkili tarafından Türkiye tek distribütörü olarak satışı gerçekleştirilen İtalyan firması .....

firmasına ait ...... cihazı ve kitlerinin pazarından haksız şekilde pay almaya çalıştığını,.... firmasının davacıya 24/04/2018 tarihli ihtarla patenti ihlal ettiklerine dair ihtar gönderdiğini, .... ürününün davacı tarafından uygunsuz şekilde piyasaya arzedilen tek ürün olmadığını, ayrıca iddia edildiği gibi davalı şirketin davacı şirket yetkilisinden gizli kurulmadığını, 31/07/2017 tarihli ortaklarca yapılan toplantıda müvekkilerinin şirketten ayrılma kararı aldıkları ve protokol imzaladıklarını, müvekkillerinin açacağı şirketi ve satacağı ürünleri bilmesine rağmen uygunsuz bir belgelendirme ile ...... adlı kiti getirip satışa hazırladığını ve müvekkillerinin satışına ciddi bir zarar vermeyi hedeflediğini, müvekkili ...’ın şirket müdürlüğünü sadece resmi kurumlarda şirket işlerini yürütme amacıyla kullandığını, medikal ürünler hakkında bilgi ve tecrübesi olmadığını, müvekkilleri ...

ve ... şahsi hesaplarından yapılan herhangi bir paylaşımın söz konusu olmadığını, müvekkili şirket hesaplarında yer alan paylaşımda ise .... ürününün adının yer almadığını, davacının müşterilerine davacı ürününü kötüleme iddiasının doğru olmadığını, aksine davacının müvekkili ürününün paylaşımını yapan doktorları takip ederek kendi ürününü ucuz fiyattan teklif ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

İlk derece mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ara kararı ile,ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizin 09/11/2018 tarihli 2018/2184 E., 2018/1379 K. sayılı kararı ile, ara kararın gerekçesiz olduğu belirtilerek gerekçesi yazılmak ve tekrar istinaf edilmesi halinde gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş, akabinde ilk derece mahkemesinin 22/11/2018 tarihli ara kararı ile, davanın esasını etkiler mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği ve HMK 389 şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir isteyen/davacı vekili;

1- TTK’nun 61. Maddesi haksız rekabete ilişkin ihtiyati tedbir taleplerini düzenlediğini, hükme göre haksız rekabetin geçici olarak önlenmesi amacıyla TTK m.61/1 ve HMK’nın ilgili hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini,2-Müvekkili ürünleri hakkında hem müşterilerine karşı, hem sosyal medya üzerinden davalı saldırılarının devam etmesi nedeniyle; herkesin ulaşabileceği kamuya açık alanda haksız rekabetin gerçekleşmesi sebebiyle her geçen gün müvekkilinin zararını daha da arttırmakta olduğunu, hukuka aykırılık sebebiyle müvekkilinin haklarının ihlal edildiği ve giderek büyüyen bu menfaat kaybının ileride telafisi olmayan zararlara sebep olabileceğini, 3-Cevap dilekçesinde de bu paylaşımların yapıldığının kabul edildiğini ve dosyaya sunulan Bakırköy 4.

Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/186 D. İş. Sayılı dosyasında yapılan bilirkişi tespitinin de paylaşımların davalılar tarafından yapıldığını gösterdiğini, 4-Yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini ve davanın esasını etkiler mahiyette tedbir talep edilmemekte olduğunu, her halükarda TTK m.61/1 maddesinin davanın sonunda elde edilecek duruma karar verilemeyeceğinin bir istisnasını oluşturduğunu, aksi halde benzer haksız rekabet davalarında davacıların tedbir korumasından mahrum kalacaklarını, benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatların da taleplerinin kabulü gerektiğini göstermekte olduğunu, Yargıtayın yerleşmiş uygulamasının da bu yönde olduğunu (Yargıtay 11. HD.

25. 02.2013 tarih ve 2013/1854 E.-3274 K.) belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Talep, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada, yanıltıcı ve kötüleyici beyanda bulunmanın ve buna dair sosyal medya hesaplarında içerik yayınlamanın engellenmesi, mevcut içeriklerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. TTK’nun 61/1 maddesi “Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.” hükmünü haizdir.HMK'nın 389.

Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; davacı tarafça iddiaya yönelik bir takım cep telefonu mesajları ve e-posta yazışmaları sayfa görüntüleri ile instagram sayfa görüntüleri sunulmuş ise de, cep telefonu mesaj kayıtları ve e-posta kayıtları ile yapılan yazışmalar şahıslar arasında yapılan yazışmalar olup sosyal medya paylaşımları olmadığından davacının tedbir talebinin instagram hesapları üzerinden yapılan paylaşımlara ilişkin olduğu açıktır.

Öte yandan bu görsellerden bazılarının uyarı üzerine kaldırıldığı belirtilmiş, ancak kaldırılan görsellerin hangileri olduğu hususu da açıklanmamıştır. Bununla birlikte iddia, savunma ve dosya kapsamında mevcut tüm deliller dikkate alındığında dosyanın geldiği aşama itibariyle yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 28/02/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/256437 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.