Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6566 E. 2014/12947 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ kâr payı dağıtımı↗ dolandırıcılık↗ komisyon↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ yetki↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının ödediği paranın davalı şirketin uhdesine geçtiği yönünde verinin olmadığı, sunulan belgelere göre de davacının davalının değil, dava dışı K... […]A.'ya ait hisse senetlerinin maliki olduğu, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, K.. A..'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Ayrıca davacının delili olan SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları, K... […]A. için tayin edilen kayyumlar tarafından yazılan mektup mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere 818 sayılı BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları, kayyum mektuplarının somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmesi, davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14101 E. 2013/13213 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yetki · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · vade · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve davalının hukuki durumunun ve «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının kasıtlı olarak ve hukuka aykırı «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile, bedeli ödemesinin borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerinin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi ve ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğu, bu nedenle de davacının şirket ortağı sıfatı kazandığı, «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının da nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalı tarafından huk …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya «ibraz» edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · ba formu · hisse senedi · pay defteri · vade · anonim şirket · ek tasfiye · taahhütname
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya «ibraz» edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · vade · anonim şirket · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... 'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nun 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ’ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» ... no’lu üye olarak toplam 400 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 2,00 TL’den toplam 800 TL nominal değerle kayıtlı olduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Benzer bu karardaMarkı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya «ibraz» edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · vade · taahhütname · taşıyan
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını «taşıyan» altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı «defter» kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ....329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin dinlenmesini …
Tarım ve Sanayi A.Ş ’ye ortak olduğu, ...de ortaklar «pay defterinde» ... no’lu üye olarak toplam 600 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı ...,00 TL’den toplam 1.200 TL nominal değerle kayıtlı olduğu, ...
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8061 E. 2014/1560 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yetki · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlerin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · vade · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaİnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 1.560 TL nominal değerde 260 adet hisse sahibi bulunduğu, bu kayıtlara rağmen 25.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise toplam 260 hisseye karşılık 20.345 DM değer yazılı olduğu, davacının şirket ortağı olması nedeniyle TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesini isteyemeyeceği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek ger …
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu, şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18163 E. 2014/5007 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yetki · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K...
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · tasdik kararı · hile · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i
Benzer bu kararda… nal değerli 2400 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 263.250 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL nominal değeri olan 1720 adet hissenin, yine K.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, tüm bu hususların yanında davacının daval …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10947 E. 2014/5006 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yetki · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · tasdik kararı · hile · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i
Benzer bu kararda… minal değerli 220 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 26.605 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL TL nominal değeri olan 120 adet hissenin, yine K..
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6245 E. 2013/6683 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yetki · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMarkı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Holding A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 600,00 TL nominal değerde 300 adet hisse sahibi bulunduğu, bu «kayda» rağmen davacının ortaklık durum belgesinde 280 hisseye karşılık 21.910 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin ...'nın 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği, ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nın 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · emniyeti suistimal · uzamış ceza zamanaşımı · sorumluluk davası · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · hile · ek prim
Benzer bu karardaHolding A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 600,00 TL nominal değerde 300 adet hisse sahibi bulunduğu, bu «kayda» rağmen davacının ortaklık durum belgesinde 280 hisseye karşılık 21.910 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin ...'nın 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği, ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nın 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...Ş.'nin ortağı bulunduğu, «hamiline» yazılı hisse senetlerini üçüncü kişilerden alan davacının devren iktisap yoluyla davalı şirkete ortak olduğu, paranın ödünç olarak verildiğinin ispat edilemediği, ...'nın 329. ve 405. maddelerindeki açık düzenlemeler karşısında davacının ödediği paranın iadesini isteyemeyeceği, davalı şirketlerin yöneticelerinin haklarında açılan ceza davalarından beraat ettikleri, bu kapsamda davalı yöneticinin hangi işlem ve eyleminin ...'nın 336. maddesine ne şekilde aykırılık oluşturduğunun ispat edilemediği gibi, «sorumluluk davası» açma sürelerinin de geçirildiği, davacının diğer davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6566 E. , 2014/12947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/11/2013
NUMARASI 2013/92-2013/104
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2013/92-2013/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "faizin haram olduğu" kavramından hareketle "kar payı" dağıtımı yaptığını ileri sürerek yurtdışında yaşayan vatandaşlardan para topladığını, toplanan paraların şirketin resmi kayıtlarına alınmadığını, aslında gizli bankacılık faaliyetinin yapıldığını, müvekkilinden parayı tevdi alan şirket kurucu ortağı ve temsilcisi İbrahim Kılıç'ın, "verdikleri parayı her zaman geri çekebileceklerini, şirkete para yatırıldığını ispat etmeye yönelik ortaklık durum belgesi ve K.. A..'ne ait hisse senetlerini sonradan teslim edeceklerini, paralarını geri almak istediklerinde, hisse senetlerinin şirketçe geri alınması karşılığında ödemelerin temsilcilik adresinde yapılacağını, işleyecek olan sözde kâr payının anapara üzerinden Alman Markı bazında %25 olarak belirlendiğini, dindar ve güvenilir olan Kombassan'ın en iyi yatırım olduğunu" söylediğini, müvekkilinin A.
K.. isimli şahsa 50.069 DM karşılığı 25.600 Euro elden ödeme yaptığını, A. K..'ın İ.K..'a ait kartvizit üzerine kendi ismini yazarak teslim aldığını, 5656 no'lu makbuzu düzenlediğini, 22.05.2002 tarihinde müvekkilinin, şirketten, sözde hisse senetleri yenilenmesinin gerçekleşeceğini belirten ve bu sebeple de makbuzun aslını isteyen bir mektup aldığını, müvekkilinin makbuz orijinalini gönderdiği ve sözde hisse senetlerini aldığını, müvekkiline hisse başı birim fiyatı 97,79 DM ve tanesi 10 Euro'ya tekabül eden hisseler verildiğini, davalının yapmış olduğu sözleşmenin esaslı unsuru olan hisse senetlerinin şirketçe temellük edilmesi karşılığında sözde kâr payı ödemesinin veya anapara iadesinin yapılacağı en baştan beri kararlaştırıldığını, TTK md.
329 hükmü gereğince bu sözleşmenin mutlak butlanla sakat olduğu, geçerli bir hukuki sebebinin bulunmadığını, davalı şirketin bu yolla sebepsiz zenginleştiğini, davalının gerçek amacının fon (kredi) ihtiyacını karşılamak olduğunu, yasal boşluklar kullanılarak müvekkilinin dolandırıldığını, Lüksemburg şirketinin davalının çıkarlarına hizmet için kurulduğunu, yapılan işlemlerin hileli olduğunu, müvekkilinin iradesinin sakatlanarak haksız eylemin meydana geldiğini ileri sürerek 50.069,00 DM karşılığı 25.600 Euro'nun tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin pay defterine göre taraflar arasında hiç bir ilişkinin bulunmadığını, davacının parasını Lüksemburg merkezli dava dışı K.. A..'ye yatırdığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sunduğu Belgelerdeki imzaların yetkili kişilerce atılmadığını, hak düşürücü sürelerin tamamlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının ödediği paranın davalı şirketin uhdesine geçtiği yönünde verinin olmadığı, sunulan belgelere göre de davacının davalının değil, dava dışı K... […]A.'ya ait hisse senetlerinin maliki olduğu, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, K..
A..'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Ayrıca davacının delili olan SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları, K... […]A. için tayin edilen kayyumlar tarafından yazılan mektup mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere 818 sayılı BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları, kayyum mektuplarının somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmesi, davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101913600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz