6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fatura alacağına dayalı itirazın iptali davasında hak düşürücü süre ve ispat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/669 E. 2021/700 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı, İİK m.67 uyarınca ödeme emrine vaki itirazın alacaklıya usulünce tebliğ edildiği tarihtir; borçlunun tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin icra mahkemesi kararının alacaklıya tebliğ edilmiş olması, itiraza dair açık bir bilgi içermiyorsa alacaklının itirazdan usulüne uygun haberdar edildiği anlamına gelmez ve süre bu tarihten işlemeye başlamaz. Fatura bedeli alacağında mal teslimi, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmasa bile, sevk irsaliyesi imzasız olsa dahi başka bir teslim belgesi ve dosya kapsamındaki delillerle (örn. SGK kayıtları) ispatlanabilir; borçlunun teslim belgesindeki imzaya itiraz ve imza incelemesi talebinde bulunmaması halinde bu husus istinaf nedeni olarak kabul edilmez. Alacaklının ticari defterlerinde sonradan yapılan, ödemeye dayanmayan kayıt düzeltmeleri, ispatlanmış fatura alacağını sona erdirmez.

Ele alınan sorunlar

İtirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı → ret

İddia: Davalı, ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin icra mahkemesi kararının kesinleştiği tarih itibariyle itirazın alacaklıya öğrenilmiş sayılması gerektiğini, davanın bu tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK m.67'de itirazın iptali davası açma süresinin ödeme emrine vaki itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş olup, bunun dışında harici öğrenme gibi başka bir yol öngörülmemiştir. Davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin yaptığı şikayet başvurusu sonucunda icra mahkemesince verilen kararda davalı borçlunun itirazı ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Tebliğ tarihinin düzeltilmesi, davalı borçlunun icra takibine mutlaka itiraz edeceği anlamına gelmeyeceğinden, bu kararın davacı alacaklıya tebliğ edilmiş olması, davalının icra takibine itirazından usulüne uygun bir şekilde haberdar edildiği anlamına gelmez. Bu durumda davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığını kabul etmek gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı → ret

İddia: Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının alacağı TBK m.146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup icra takibi bu süre içerisinde açılmış, zamanaşımının kesildiği takip tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık süre de geçmediğinden davalının zamanaşımının gerçekleştiğine dair istinaf nedeninde isabet bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Malın teslim edildiğinin ispatı ve sevkiyat belgesindeki imzanın davalı çalışanına aitliği → ret

İddia: Davalı, sevk irsaliyesinin teslim alan kısmının imzasız olduğunu, sevkiyat satış formundaki imzanın davalı şirket çalışanına ait olduğunun ispatlanmadığını, imza ve yazı incelemesi yapılmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında imza bulunmamakla birlikte, aynı tarihli 'sevkiyat satış formu' başlıklı belgede faturada belirtilen miktarda ürünün ... imzasına teslim edildiği belirtilmektedir. Taraflar arasında aynı tarihli başkaca bir alım satım bulunmadığından bahse konu formun takip konusu fatura ile ilgili olduğu sonucuna varılmaktadır. SGK'dan gelen yazı cevabından, formda ismi ve imzası bulunan kişinin davalı nezdinde ilgili tarihten önce çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalı, çalışanına ait imzayla ilgili yargılama sırasında imza itirazı ve imza-yazı incelemesi yapılmasına dair açık bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin çalışana ait imza ve yazı incelemesi yapılmasına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ticari defterlerdeki sonraki kayıt düzeltmelerinin fatura alacağına etkisi → ret

İddia: Davalı, bilirkişi raporunda tespit edilen cari hesap düzeltmeleri ve kayıtlar dikkate alınmadan, sehven yapıldığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında TTK m.94 anlamında yazılı şekilde yapılmış geçerli bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı sadece dava konusu tek faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunduğundan, değerlendirme bu fatura çerçevesinde yapılmalıdır. Fatura içeriği mal teslim olgusunun ispatlanması ve davalının fatura bedelini ödediğini ispat edememesi karşısında, bu faturadan dolayı davacının davalıdan alacaklı olduğunu kabul etmek gerekir. Davacının ticari defterlerinde sonradan yapılan ve ödemeye dayanmayan kayıt ve düzeltmeler, davacının bahse konu faturadan kaynaklanan alacağını sona erdirmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İtirazın iptali davasında hak düşürücü sürenin başlangıcı bakımından, ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin icra mahkemesi kararının alacaklıya tebliğinin, itirazdan haberdar olma anlamına gelmediği yönündeki tespit ile mal teslim ispatının imzasız irsaliye yerine başka delillerle sağlanabileceği yönündeki değerlendirme, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Fatura alacağına ilişkin itirazın iptali davasında alacak, TBK m.146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir; zamanaşımı, süresi içinde açılan icra takibi ile kesilir ve takip tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık sürenin geçmemesi gerekir.
Hak düşürücü süre
İtirazın iptali davası, İİK m.67 uyarınca ödeme emrine vaki itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır; bu sürenin başlangıcı için harici öğrenme gibi başka bir yol kanunda öngörülmemiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali hak düşürücü süre zamanaşımı ispat yükü sevk irsaliyesi cari hesap sözleşmesi ticari defter

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 146 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 94 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/669

KARAR NO 2021/700

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/11/2018

NUMARASI 2017/198 Esas 2018/1069 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/05/2021

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki neticesinde müvekkilinin 30/09/2012 tarih ve ... nolu fatura düzenlediğini, ayrıca bu faturaya yönelik sevk irsaliyesi de düzenlendiğini, müvekkilinin davalıdan faturadan kaynaklı 08/12/2012 takip tarihi itibariyle 10.612,68-TL alacağının bulunduğunu fatura bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalının takibe, borca ve ferilerine itiraz ederek durdurduğunu, yapılan itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının müvekkili aleyhine başlattığı davaya konu icra takibinin 08/11/2012 tarihinde ikame edildiğini, takibe itirazın 2012 yılında yapıldığını, bu sebeple davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davaya konu fatura ekindeki sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere malların müvekkiline teslim edilmediğini, bu sebeplede müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, alacağın davalıya fatura edildiği, ancak davalı tarafından davacı şirkete ödemede bulunulmadığı, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz üzerine takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava konusu faturaya ait 30.09.2012 tarih ve ... sayılı irsaliyenin ... plaka açıklaması ile teslim eden kısmının imzalı olduğu, sevkıyat satış formu suretinin sunulduğu, 30.09.2012 tarih ve 830 sayılı belgede teslim alan adı soyadı imza bölümünde ... adı ile imza bulunduğu, söz konusu formda taşınan alümyum profilin 1,298- kg. olarak kayda geçtiği, dava konusu 30.09.2012 tarihli fatura ile satışı yapılan alüminyum profilinde 1.298 kg.

olduğu, miktar ve ürün bakımından fatura ile sevkiyat satış formunun eşleştiği, ...'un davalı şirket çalışanı olduğunun sonucuna varıldığı, davacı şirketin dava konusu faturanın da kayıtlı bulunduğu 2012 yılı sonu itibari ile davalı şirketten olan alacak bakiyesinin 11.206,49-TL olmasına rağmen 2013 yılında bu alacak bakiyesinin 8.632,60-TL tutarın cari hesap kaydından çıkartıldığı, bu işlemin sehven yapılmış olduğu, zira bu miktarda bir ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, temerrüt gerçekleşmediğinden işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde;

1- Davacı tarafından başlatılan takipte icra dosyasından tebliğe çıkarılan Örnek No:7 ödeme emrinin usulsüzlüğüne ve iptaline ilişkin 07.12.2012 tarihinde dava açıldığını ve takip dosyasına da 10.12.2012 tarihinde itiraz edildiğini, açılan dava neticesinde İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/882E. ve 2012/2146 sayılı kararı ile şikayetlerinin kabulüne ve tebligatın öğrenme tarihinin 07.12.2012 olarak düzeltilmesine hükmedildiğini, iş bu kararın ... A.Ş.’ye 16.01.2013 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiğini, itirazın iptali davasının 1 yıllık sürede açılması gerekirken 28.02.2017 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını;

2- Davacının tek taraflı olarak tanzim edip sunduğu hiçbir delil mahiyeti taşımayan; teslim eden kısmı imzalı teslim alan kısmında sadece ... adı bulunan kantar fişi, ve sevkiyat satış formundaki miktar ve ürün bedelinin eşleştiğinden bahisle hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca çalışan ...’un imza ve yazı örneği incelemeleri yapılmadan verilen karar eksik olduğunu,inceleme yapılması halinde söz konusu yazı ve imzanın müvekkili şirket çalışanı ...’a ait olmadığının ortaya çıkacağını;

3- Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda “davacı şirketin 2012 yılı sonu itibariyle davalı şirketten olan alacağının 11.206,49.-TL olmasına rağmen, 2013 yılında bu alacak bakiyesinin 8.632,60.-TL tutarından davalı lehine vazgeçerek cari hesapdan çıkartmış olduğu, bu şekilde davalıdan olan alacak bakiyesinin 2.573,89.-TL kaldığı, ancak yeni bir muhasebe fişiyle 8.109,26.-TL tutarın tekrar davalıyı borçlandıracak şekilde kayıt edildiği, davacı şirketin 2016 yılında davalıyı tekrar borçlandırdığı.. davalı şirketin 2012 yılı sonu itibariyle davacıdan 1.199,66.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.” şeklinde tespitlerde bulunulmasına rağmen mahkemenin bu tespitleri dikkate almadan yapılan işlemin sehven yapılmış olduğu gerekçesine dayandırarak hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Davacı, 30/09/2012 tarihli, ... nolu, 10415,15 TL bedelli fatura alacağı ile ilgili 10415,15 TL asıl alacak ve 197,53-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 10.612,68-TL alacak için davalı hakkında ilamsız takip başlatmıştır. Davalı tarafından ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği iddiasıyla İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne yaptığı şikayet başvurusu sonucunda davalı borçlunun tebligatı öğrenme tarihinin 07/12/2012 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmiş olup bu karar davacı alacaklıya da tebliğ edilmek suretiyle 29/01/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı borçlu, itiraz dilekçesini icra dosyasına 10/12/2012 tarihinde sunmuş olup, davacı alacaklıya tebliğ edilen kararda davalının icra takibine itiraz ettiğine dair herhangi bir bilgi yer almamaktadır.

İİK m.67'de itirazın iptali davası açma süresinin ödeme emrine vaki itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş olup, bunun dışında harici öğrenme gibi başka bir yol öngörülmemiştir. Somut olayda, davalı borçlunun ödeme emrinin tebliği tarihinin düzeltilmesine ilişkin yaptığı şikayet başvurusu sonucunda icra mahkemesince verilen kararda davalı borçlunun itirazı ile ilgili herhangi bilgi bulunmamaktadır. Tebliğ tarihinin düzeltilmesi davalı borçlunun icra takibine mutlaka itiraz edeceği anlamına da gelmeyeceğinden bu kararın davacı alacaklıya tebliğ edilmiş olması, davalının icra takibine itirazından usulüne uygun bir şekilde haberdar edildiği anlamına gelmez. Bu durumda davanın 1 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açıldığını kabul etmek gerekir.

Yine davacının alacağı TBK m.146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup icra takibi de bu süre içerisinde açılmış, zamanaşımının kesildiği takip tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık süre de geçmediğinden davalının olayda zamanaşımın gerçekleştiğine dair istinaf nedenlerinde isabet bulunmamıştır. 30/09/2012 tarihli, ... nolu, 10.415,15 TL bedelli faturaya ilişkin 30/09/2012 tarihli ... nolu sevk irsaliyesi düzenlenmiş olup, sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında imza bulunmamaktadır. Buna karşılık 30/09/2012 tarihli "sevkiyat satış formu" başlıklı belgede faturada belirtilen miktarda ürünün ... imzasına teslim edildiği belirtilmektedir. Taraflar arasında aynı tarihli başkaca bir alım satım bulunmadığından bahse konu formun takip konusu fatura ile ilgili olduğu sonucuna varılmaktadır.

SGK'dan gelen yazı cevabından ise teslimat ve satış 30/09/2012 tarihli "sevkiyat satış formu" başlık belgenin teslim alan bölümünde ismi ve imzası bulunan ...'un davalı nezdinde 02/07/2012 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalı, sevkiyat satış formunda müvekkili şirketin kaşesi ve imzası bulunmadığını, bahse konu malın müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürmüş ise de, çalışanı olan ...'un belgede yer alan imzası ile ilgili yargılama sırasında imza itirazı ve ...'a ait imza ve yazı incelemesi yapılmasına dair açık bir talebi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin çalışana ait imza ve yazı incelemesi yapılmasına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacının ticari defterlerinde 2012 yılı sonucunda alacak bakiyesi 11.206,49-TL olarak görünmesine rağmen 2013 yılında bu alacak bakiyesinin 8.632,60-TL tutarlı kısmının cari hesaptan çıkarıldığı, bu işlemden sonra bakiyenin 2.573,89-TL olarak göründüğü, 31/12/2016 tarihinde düzenlenen yeni bir muhasebe fişi ile bu kez davalı şirketin 8.109,26-TL borçlandırıldığı, davacının defterlerinde davacının davalıdan 10.683,15-TL alacaklı olduğu;

davalının ticari defterlerinde ise dava konusu faturanın kayıtlı olmadığı, davalının davacıdan 1.199,66-TL alacak kaydı bulunduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık taraflar arasında TTK m.94 anlamında yazılı bir şekilde yapılmış geçerli cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı sadece 30/09/2012 tarihli, ... nolu, 10415,15 TL bedelli faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunduğundan bu fatura çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere bahsi geçen fatura içeriği mal teslim olgusu ispat edilmesi ve davalının fatura bedelini ödediğini ispat edememesi karşısında bu faturadan dolayı davacının davalıdan alacak olduğunu kabul etmek gerekir. Davacının ticari defterlerinde sonradan yapılan ve ödemeye dayanmayan kayıt ve düzeltmelerin davacının bahse konu faturadan kaynaklanan alacağını sona erdirmeyeceğinden mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca yapılan istinaf incelemesi sonucunda,hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 711,45-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 178- TL harcın mahsubu ile bakiye 533,45-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 28-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/05/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254392 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.