Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15744 E. 2013/960 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç ikrarı↗ vekalet sözleşmesi↗ sözleşmeden doğan dava↗ ikrar↗ komisyon↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı komisyon adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda B.K’nun 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakimin görevi olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki tespitinin doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında mevcut sözleşmelerden doğan davacı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek ikrar edilmiş olduğunu, bu nedenle zamanaşımı süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir borç ikrarı niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5947 E. 2013/12893 K.
Ortak:vekalet sözleşmesi · komisyon · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı «komisyon» adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca «vekalet sözleşmesi» hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda B.K’nun 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakim …
… delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan alacakların 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu yönündeki tespitinin doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların …
Davacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek «ikrar» edilmiş olduğunu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir «borç ikrarı» niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı «komisyon» adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca «vekalet sözleşmesi» hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda BK’nın 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakim …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2305 E. 2015/686 K.
Ortak:borç ikrarı · ikrar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek «ikrar» edilmiş olduğunu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir «borç ikrarı» niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı «komisyon» adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca «vekalet sözleşmesi» hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda B.K’nun 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakim …
… delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan alacakların 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu yönündeki tespitinin doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların …
Benzer bu karardaMahkemece, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce "davacı tarafça 22.11.2000 tarihli yazı ile davalının davaya konu borcun varlığını kabul ettiğinin beyan edilerek zamanaşımı süresinin kesildiği ve dolayısı ile davalının borcunu bir senetle «ikrar» etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürdüğü, bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir «borç ikrarı» niteliğinde olup olmadığının belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak 22.11.2000 tarihli belg …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15744 E. , 2013/960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.09.2010 tarih ve 2008/688-2010/489 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.01.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 02.05.1997 tarihli ihracata yönelik imalat ve satış sözleşmesi uyarınca davalının 31.12.1999 tarihi itibariyle 52.066,05 TL borcunun bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istenen 20.000,00 TL yargılama sırasında yapılan ıslah ile artırılarak toplam 52.066,05 TL’nın temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olan olaylar ve ticari ilişkilerin 1992-1997 dönemine ilişkin olduğunu, bu nedenle dava konusu alacağın Borçlar Kanunu 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı komisyon adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda B.K’nun 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakimin görevi olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki tespitinin doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında mevcut sözleşmelerden doğan davacı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek ikrar edilmiş olduğunu, bu nedenle zamanaşımı süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir borç ikrarı niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/251754900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz