Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5947 E. 2013/12893 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet sözleşmesi↗ komisyon↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı komisyon adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda BK’nın 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakimin görevi olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15744 E. 2013/960 K.
Ortak:vekalet sözleşmesi · komisyon · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı «komisyon» adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca «vekalet sözleşmesi» hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda BK’nın 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakim …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı «komisyon» adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca «vekalet sözleşmesi» hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda B.K’nun 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakim …
… delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan alacakların 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu yönündeki tespitinin doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların …
Davacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek «ikrar» edilmiş olduğunu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir «borç ikrarı» niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç ikrarı · sözleşmeden doğan dava · ikrar · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı, davalı tarafından kendilerine gönderilen 22.11.2000 tarihli yazı ile davaya konu borcun varlığının davalı tarafça kabul edilerek «ikrar» edilmiş olduğunu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini, davalının borcunu bir senetle ikrar etmiş olması nedeniyle de zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ileri sürmüştür.Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddialarının incelenerek öncelikle davacının dayandığı 22.11.2000 tarihli yazının Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesinde düzenlenen senetle yapılmış bir «borç ikrarı» niteliğinde olup olmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre davaya konu alacağın anılan madde uyarınca yapılacak inceleme sonucu zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında mevcut «sözleşmelerden doğan» davacı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14993 E. 2016/6666 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü genel kurul · kâr payı · taahhütname · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz · ilan · avans faizi
Benzer bu karardaLastikçilik A.Ş.'nin 11.06.2001 günlü «olağan genel kurul» toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, artırılacak sermayenin 456.000,00 TL'sının şirket ortakları tarafından «taahhüt» edildiği ve 31.12.2001 tarihine kadar nakden ödenmesine karar verildiği, alınan kararların 23.08.2001 tarihli gazetede «ilan» edildiği, usulüne uygun olarak düzenlenen şirket kayıt ve belgelerine göre davalının 36.480,00 TL borçlandırıldığı, davalı «payının» «ibraz» edilen ödeme makbuzları ile kanıtlandığı üzere şirket hesabına ödendiği ve bu ödemenin «defterlerde» yer aldığı, davacının vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca yaptığı ödemeyi davalıdan talep edebileceği, davalının savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, 36.480.00 TL alacağın % 40’ı olan 14.592.00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabul ettiği üzere vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre davacının takipte ancak «yasal faiz» isteyebileceği nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan uyuşmazlıkta takipte «avans faizi» istenmesine imkan verecek şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve hükmün açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın giderilmesi y …
2- Dava, davalının «taahhüt» ettiği sermayenin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle vekaletsiz iş görme hükümlerine göre tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5947 E. , 2013/12893 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.09.2010 gün ve 2008/688-2010/489 sayılı kararı bozan Daire’nin 17.01.2013 gün ve 2011/15744-2013/960 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 02.05.1997 tarihli ihracata yönelik imalat ve satış sözleşmesi uyarınca davalının 31.12.1999 tarihi itibariyle 52.066,05 TL borcunun bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istenen 20.000,00 TL yargılama sırasında yapılan ıslah ile artırılarak toplam 52.066,05 TL’nın temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olan olaylar ve ticari ilişkilerin 1992-1997 dönemine ilişkin olduğunu, bu nedenle dava konusu alacağın Borçlar Kanunu 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece davalının davacı şirkete gördüğü hizmetler karşılığı komisyon adı altında ücrete hak kazandığı, yapmış olduğu işlemlerin iş görme sözleşmesi olarak tasnif edilebileceği, iş görme sözleşmesine de Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda BK’nın 126/4. maddesi hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını belirterek itirazını bu şekilde ileri sürmüş ise de uygulanacak hukuku belirlemenin hakimin görevi olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden ayrı ayrı alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040318100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz