6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket müdürünün sorumluluğunda doğrudan-dolaylı zarar ayrımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1587 E. 2020/254 K. ·

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün, yasa veya sözleşmeden kaynaklanan görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle şirketin malvarlığının azalması veya kötüleşmesi sonucu şirket alacaklılarının uğradığı zarar, alacaklılar yönünden dolaylı zarar niteliğindedir; şirketin doğrudan zarar görmesi alacaklılar için dolaylı zarar sonucu doğurur. Bu durumda alacaklı, müdür aleyhine sorumluluk davası açabilse de hükmedilecek tazminatın kendisine değil, şirkete ödenmesini talep edebilir; zararın doğrudan kendisine ödenmesini isteyen alacaklının bu davada aktif dava ehliyeti bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Şirket alacaklısının müdür aleyhine açtığı davada zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğu ve aktif dava ehliyeti → ret

İddia: Davacı vekili, davalının haksız fiil teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin doğrudan zarara uğradığını, zararın münfesih durumdaki dava dışı şirket yerine doğrudan zarar gören davacı şirkete ödenmesi gerektiğini, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Olaya, acentelik sözleşmesinin imza ve fesih tarihleri ile aciz vesikasının alındığı tarih itibariyle 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanır. 6762 sayılı TTK'nun 309. maddesi yollamasıyla 336. maddesi gereğince şirket alacaklıları şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir; bunun koşulu, ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin borç veya edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acze düşürmesi üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir; bunun dışında kalan hususlar dolaylı zarar sayılır ve alacaklılar bu durumda ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesini isteyebilir. 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler gereği, limited şirket müdürleri görevlerini gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle oluşan zararlardan ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur; asıl dava hakkı ortaklığa aittir, ancak zarar gören alacaklıların da dava açma hakkı vardır. Müdürün ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi alacaklılar yönünden dolaylı zarar olarak sonuç doğurur ve alacaklı bu durumda hükmedilecek tazminatın kendisine değil ortaklığa ödenmesini isteyebilir. Somut olayda davalı müdürün, tahsil ettiği primleri davacı şirkete intikal ettirmeyerek kendisi lehine menfaat sağlayıp şirketi zarara uğrattığı ileri sürüldüğünden, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı TTK'nun 309. maddesi kapsamında hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesini talep edemeyeceğinden, davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket alacaklısının, şirket müdürü aleyhine açtığı sorumluluk davasında zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespiti ve dolaylı zarar hâlinde alacaklının tazminatın kendisine ödenmesini isteyemeyeceği, aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki alacaklı-yönetici sorumluluk davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Şirket alacaklısının şirket yöneticisi aleyhine açtığı sorumluluk davasında, ileri sürülen zararın dolaylı zarar niteliğinde olması halinde davacının aktif dava ehliyeti bulunmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar dolaylı zarar aktif dava ehliyeti limited şirket müdürünün sorumluluğu sorumluluk davası acze düşürme

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı TTK 3096762 sayılı TTK 3366762 sayılı TTK 556 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1587

KARAR NO 2020/254

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/11/2018

NUMARASI 2014/902 Esas- 2018/1063 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/02/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalının İstanbul Ticaret Sicilinin ... sicilinde kayıtlı ve müvekkili şirketin münfesih acentesi .... Ltd. Şti.'nin yetkili ve hissedarı olduğunu, bahsi geçen şirket aleyhine prim alacakları sebebi ile dava açıldığını ve davanın Beyoğlu 2. ATM'nin 2006/339 esas sayılı dosyası ile lehlerine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, ilamın Beyoğlu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icraya vaz edildiğini ancak şirketin mal varlığı tespit edilemediğinden 326.476,35-TL aciz vesikası alındığını, acente sıfatı ile tahsil edilen primlerin müvekkili şirkete intikal ettirilmediğinden ve bu husus emniyeti suistimal suçunu oluşturduğundan davalı hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/398 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve davalının mahkum olduğunu, davalının şirket yetkilisi ve ortağı olması hasebi ile suç teşkil eden haksız fiil faili olduğundan müvekkili şirketin zararından sorumlu olduğunu belirterek 326.476,35-TL'nin 13/10/2008 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı asil cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen borca itiraz ettiğini, ... A.Ş. tarafından ipotek olarak gösterilen evinin 500.000-TL değerinde iken 180.000-TL'ye satıldığını, bu durumda söz konusu şirketin değil kendisinin mağdur olduğunu ve alacaklı olduğunu, istendiği takdirde ipotek edilen ve satılan evin tapu fotokopisini mahkemeye ibraz edebileceğini belirtmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, iddianın ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu gerekçesiyle TTK'nun 309. maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı ve davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle müvekkili şirketin doğrudan zarara uğradığını ve bu zararın davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, davalının yetkilisi olduğu dava dışı ....ltd.şti aleyhine başlatılan Beyoğlu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde söz konusu şirket hakkında 13/10/2008 tarihinde borç ödemeden aciz vesikası düzenlendiğini, zararın, münfesih durumda olan dava dışı şirket yerine mezkur şirketin alacaklısı konumunda olan ve söz konusu eylemden doğrudan zarar görmüş olan müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini,kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, davaya konu olayda davalı yetkilisi olduğu dava dışı ...

Limited Şirketi adına yapmış olduğu işlemlerle kendisi lehine haksız bir menfaat sağladığını, kararının kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; dava dışı .... Ltd. Şti.'nin yetkilisi olan davalının davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 2. maddesi ile düzenlenen “..a)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse o kanun hükümleri uygulanır.Acentelik sözleşmesinin 05/09/1997 tarihinde imzalandığı ve 07/04/2006 tarihinde feshedildiği 2008 yılında aciz vesikası alındığı anlaşılmakla davaya konu uyuşmazlığa 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanmasının gerekmektedir.6762 sayılı TTK'un 309. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 336'ncı maddesi gereğince, şirket alacaklılarının şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir.Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır.

Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali; üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi göndermesi nedeni ile uygulanması gereken anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler gereği ; yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri bu yüzden oluşan zararlar nedeni ile ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklarına karşı sorumludur.

Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir.Ancak zarar gören alacaklıların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Müdürün ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Alacaklı dolaylı zarar nedeni ile açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Somut olayda davalı müdürün davacı şirketi tahsil ettiği primleri intikal ettirmeyerek kendisi lehine menfaat sağlayarak zarara uğrattığı ileri sürülmüş olup, iddianın ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından TTK'nun 309.maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/245905 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5341 E. 2021/3022 K. · Onandı

Dolaylı zararda ortağın zararı doğrudan kendisine talep edememesi

Gerekçe özeti

Şirketin uğradığı zarar, ortak/pay sahibi yönünden yalnızca dolaylı zarar niteliğindeyse, ortak bu zararın doğrudan kendisine ödenmesini isteyemez; ilgili düzenleme uyarınca ancak zararın şirkete ödenmesi istenebilir. Zararın doğrudan kendisine ödenmesini talep eden ortağın bu talep bakımından aktif dava ehliyeti bulunmadığından dava reddedilir.

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki 'dolaylı zararda ortağın zararın doğrudan kendisine ödenmesini isteyemeyeceği ve bu talep yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı' holding'i üzerinden doğar.

Kavramlar: dolaylı zarar doğrudan zarar aktif dava ehliyeti pay sahibinin dava hakkı zararın şirkete ödenmesi aciz vesikası

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/5341 E.  ,  2021/3022 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2018 tarih ve 2014/902 E. - 2018/1063 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.02.2020 tarih ve 2019/1587 E. - 2020/254 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin münfesih acentesi Ant Sigorta Aracılık Hizm. Ltd. Şti.'nin yetkili ve hissedarı olduğunu ve bu şirket aleyhine acente sözleşmesine dayalı prim alacakları sebebi ile dava açıldığını ve davanın Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/339 Esas sayılı dosyası ile lehlerine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, ilamın Beyoğlu 5. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8558 Esas sayılı dosyası ile icraya vaz edildiğini ancak şirketin mal varlığı tespit edilemediğinden 326.476,35 TL aciz vesikası alındığını, acente sıfatı ile tahsil edilen primlerin müvekkili şirkete intikal ettirilmediğinden ve bu husus emniyeti suistimal suçunu oluşturduğundan davalı hakkında İstanbul 1.

Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/398 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve davalının mahkum olduğunu, bu durumda müvekkilinin zararından emtiyeti suistimal suşundan mahkum olan davalının sorumlu olduğunu belirterek 326.476,35 TL'nin 13/10/2008 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı asil; dava dilekçesinde belirtilen borca itiraz ettiğini, Ak Sigorta A.Ş’ye ipotek olarak gösterilen evinin 500.000.- TL değerinde iken 180.000.- TL'ye satıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; iddianın ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu gerekçesiyle TTK'nın 309. maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı ve davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davalı müdürün, tahsil ettiği primleri şirket hesaplarına intikal ettirmeyerek kendisi lehine menfaat sağlayarak davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasının ileri sürülüş biçimi itibari ile dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından TTK'nın 309. maddesi kapsamında davacının hükmolunacak zararın doğrudan kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.