Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18511 E. 2013/569 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6183 sayılı kanun↗ kısmi kabul↗ kabul beyanı↗ iş bölümü↗ yargılama gideri↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, davalının kısmi kabul beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, 1.717.696,68 TL'nin, 1.178.709,57 TL'na 31/07/2009 tarihinden, 109.545,28 TL'na 04/09/2009 tarihinden itibaren, 110.747,28 TL'na 01/10/2009 tarihinden itibaren, 111.356,01 TL'na 01/11/2009 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre gecikme zammı uygulanarak davalıdan tahsiline, gecikme zammının faiz niteliğinde bulunduğu ve faize faiz işletilmesi talebinin kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesi ile de davacının gecikme zammına faiz uygulanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının davayı gecikme zammı alacağına avans faizi işletilmesi ile ilgili bölüm dışındaki talepler yönünden davayı kabul etmiş olmasına, davadan sonraki ödemelerin icraca nazara alınacağının tabii bulunmasına ve yargılama giderlerinin dava tarihine göre değerlendirilecek olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, mahkemece kısmen kabul edilen davada hükmolunan harçtan davacının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2687 E. 2019/1684 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet kuralları · kıymet takdiri · objektif iyiniyet · iyiniyet kuralları · gecikme faizi · iyiniyet · pasif husumet yokluğu · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaŞayet bu bedel «taahhüt» senedinin 7-a maddesi gereği «komisyonca» belirlenmişse bu belirlemenin yöntemine uygun olup olmadığı, idarenin kullanım bedelini belirleme hakkını kullanırken «objektif iyiniyet kuralları» içerisinde hareket edip etmediği irdelenmemiş soyut olarak idarenin bildirdiği değer esas alınmıştır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1999 yılına ilişkin ödenmesi gereken tahsis bedelinin 3.050,49 TL'den ödenen 290,60 TL «mahsup» edilerek alacağın 2.759,89 TL olduğunu bildirmişse de, bedelin nasıl bulunduğu taraf, mahkeme ve Yargıtay «denetimine elverişli» olarak açıklanmamıştır.
Dolayısıyla rapor bu haliyle «denetime elverişli» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18511 E. , 2013/569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/07/2010 tarih ve 2009/765-2010/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından verilen iletim hizmetleri karşılığı olarak davalının Eylül 2009 tarihi itibariyle borcunun 1.510.358,57 TL olduğunu ve 2008 - 2009 Haziran dönemine kadar 1.178.709,93 TL ana para tutarına 31/07/2009 tarihi itibariyle KDV dahil 207.338,11 TL gecikme zammı hesaplandığını, hesaplanan bu miktarların ödenmediğini ileri sürerek 1.510.358,58 TL ana para alacağının 1.178.709,93 TL'nin 31/07/2009 tarihinden, ana para alacağının geri kalan 311.648,68 TL'lik bölümünün 2009 yılı Temmuz ayına ait 109.545,28 TL'nin 04/09/2009, 2009 yılının Ağustos ayına ait olan 110.747,28 TL'nin 01/10/2009 ve 2009 yılı Eylül ayına ait 111.356,01 TL'nin 01/11/2009 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51.
maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile davalıdan tahsilini, 1.510.358,57 TL ana paranın 1.178.709,93 TL'lik kısmına 31/07/2009 tarihi itibariyle uygulanan 207.338,11 TL'lik gecikme zammına bu tarihten itibaren merkez bankasının kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faizin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, 22/03/2010 tarihli dilekçesi ile de, dava dilekçesinin talep kısmının 2. bendinde yer alan “gecikme zammı alacağına avans faizi işletilmesi” talebi dışındaki talepleri kabul ettiklerini beyan ederek davanın sonlandırılmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, davalının kısmi kabul beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, 1.717.696,68 TL'nin, 1.178.709,57 TL'na 31/07/2009 tarihinden, 109.545,28 TL'na 04/09/2009 tarihinden itibaren, 110.747,28 TL'na 01/10/2009 tarihinden itibaren, 111.356,01 TL'na 01/11/2009 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre gecikme zammı uygulanarak davalıdan tahsiline, gecikme zammının faiz niteliğinde bulunduğu ve faize faiz işletilmesi talebinin kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesi ile de davacının gecikme zammına faiz uygulanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının davayı gecikme zammı alacağına avans faizi işletilmesi ile ilgili bölüm dışındaki talepler yönünden davayı kabul etmiş olmasına, davadan sonraki ödemelerin icraca nazara alınacağının tabii bulunmasına ve yargılama giderlerinin dava tarihine göre değerlendirilecek olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, mahkemece kısmen kabul edilen davada hükmolunan harçtan davacının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 5. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine “38,10 TL yargılama giderinden takdiren %10 yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer 34,29 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının ödediği peşin ve başvuru harcı toplamı 23.204,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin eklenmesine kararın düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 117,318,85 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/244881100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz