6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari kredide kredi tahsis komisyonunun emsallere göre makul olması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/176 E. 2021/250 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kredi tahsis ücreti/komisyonu iadesi ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Ticari kredi ilişkisinde, sözleşmede açık bir oran/tutar belirtilmeksizin kredi tahsis ücreti/komisyonu alınmışsa, bu tahsilatın hukuka uygunluğu; kredi kullandırıldığı tarihte yürürlükte bulunan Merkez Bankası tebliğine bildirim yapılıp yapılmadığı ve/veya emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek belirlenir. Sözleşme TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce akdedilmişse, genel işlem şartlarına ilişkin TBK hükümleri bu sözleşmeye uygulanamaz; tarafların tacir olması nedeniyle TTK 18 uyarınca basiretli tacir gibi hareket etme zorunluluğu esas alınır.

Ele alınan sorunlar

Ticari kredide alınan kredi tahsis ücretinin/komisyonunun hukuka uygunluğu → ret

İddia: Davacı vekili, ticari kredilerde de komisyon, dosya masrafı gibi adlarla sözleşmeye konulan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiğini, bu bedellerin tahsilinin hukuka aykırı olduğunu ve iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin ilgili maddesinde kullandırılacak krediler nedeniyle komisyon, masraf, hesap işletim ücreti vb. giderlerin tahsil edileceği yazılı olmakla birlikte herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, kredi kullandırıldığı tarihte yürürlükte bulunan 09.12.2006 tarihli 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir; Tebliğin 4. maddesine göre bankalarca faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelik ve sınırları serbestçe belirlenir. Bankacılık teamüllerine göre ilk kredi kullandırımında yapılan istihbarat, haberleşme ve operasyonel işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden kredi tahsis ücreti talep edilebilir. Sözleşmede açık bir tutar/oran bulunmadığında, Merkez Bankasına bildirim yapılıp yapılmadığının araştırılması, bildirim yoksa emsal banka uygulamalarının araştırılması ve alınan komisyonun bunlara göre orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 11. HD kararına atıfla). Somut olayda sözleşmenin TBK'nın yürürlüğe girmesinden (01.07.2012) önce akdedildiği, TBK'nın genel işlem şartlarını düzenleyen 20 vd. maddelerinin bu tarihten önceki sözleşmelere uygulanamayacağı, sözleşmenin ticari niteliği ve tarafların tacir olması nedeniyle TTK 18 uyarınca basiretli tacir gibi hareket etme zorunluluğu bulunduğu gözetilmiştir. 2009-2012 yılları arasında kullandırılan kredi tutarına göre alınan kredi tahsis ücretinin oranının %1'e tekabül ettiği, emsal bankaların ise %3+%3+%2 oranında tahsilat yaptığı anlaşıldığından, alınan tutarın emsallere göre makul olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari kredilerde sözleşmede oran belirtilmeksizin alınan kredi tahsis ücretinin hukuka uygunluğunun, 2006/1 sayılı Tebliğ çerçevesinde Merkez Bankası bildirimi ve emsal banka uygulamaları üzerinden denetlenmesi gerektiği yönünde yol gösterici niteliktedir; ayrıca TBK'nın genel işlem şartları hükümlerinin yürürlük tarihinden önceki sözleşmelere uygulanamayacağı tespiti açısından da emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi tahsis ücreti kredi kullandırma komisyonu genel işlem şartları basiretli tacir emsal banka uygulaması Merkez Bankası tebliği

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 18 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 20

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/176

KARAR NO 2021/250

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/01/2018

NUMARASI 2015/174 Esas-2018/10 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/02/2021

Davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının davalı bankanın Zeytinburnu Şubesinden muhtelif zamanlarda kredi kullandığını, bu kredilerden dolayı davalı bankanın haksız yere banka komisyon ve dosya masrafı adı altında toplam 8.958,24- TL haksız tahsilat yaptığını, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili , davalı bankanın davacıdan alacağı bulunduğundan takas mahsup talebinde bulunduğunu,ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini ,genel kredi sözleşmesi gereğince yapılan tahsilatların hukuka uygun olduğunu, davacının tacir olduğunu, tüketicilere uygulanan mevzuattan yararlanamayacağını, davacının yapılan tahsilatlara ihtirazi kayıt koymadığını,TTK 20 .maddesi gereğince davalının ücret isteme hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ

İlk derece mahkemesince;alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalı bankanın kredi kullandırma aşamalarında kullandırmış olduğu her bir kredinin %1 i nispetinde davacıdan almış olduğu kredi kullandırma ücret ve komisyonlarının bankacılık uygulama ve teamüllerine uyun olduğu fahiş sayılabilecek bir tahsilat bulunmadığı,davalı banka tarafından yapılan kesintilerin ,bankanın internet sitesinde yapılan sorgulama, emsal banka komisyon oranları ve T.C.M.B nin 2006/1 sayılı tebliğine uygun olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar oluşturduğunu, oysa Yargıtay Kararlarında açıkça belirtildiği üzere ticari kredilerde de masrafların bankanın aldığı bu paraları tahsil ettiği tarihten itibaren geri ödenmesi gerektiği,ticari kredilerde de komisyon,ipotek fekki,kredi erken kapatma ücreti,dosya masrafı gibi adlarla kredi sözleşmesine konulmuş hükümlerin yazılmamış sayılacağına ,yazılmamış sayılan bu bedellerin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve iadesi gerekeceğinden ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İstinafa konu uyuşmazlık; ticari kredi kullandırımı sırasında banka tarafından tahsil edilen kredi tahsis komisyon tutarının iadesi istemine ilişkindir.Sözleşmenin 6(1).maddesinde kullandırılacak krediler nedeniyle komisyon,masraf ,hesap işletim ücreti vs giderlerin tahsil edileceğinin yazılı olduğu ,ancak herhangi bir oran yazılı olmadığı görülmektedir. Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı kredi kullandırıldığı tarihte yürürlükte bulunan 09.12.2006 tarihli RG’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir.Tebliğin"Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler" başlıklı 4. maddesinde ;"Bankalarca,...üye işyeri komisyonu hariç faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir."denilmektedir.

Öte yandan, bankacılık teamüllerine göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel vs. gibi işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden "Kredi Tahsis Ücreti" adı altında ücret talep edilebilecektir. Bankalar tarafından alınacak olan komisyonlar bakımından sözleşmede açıkça bir tutar ve oran bulunmadığında, anılan yasal düzenleme gereğince Merkez Bankasına bildirimde bulunulup bulunulmadığının araştırılması, bildirim yapılmamış olması durumunda emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan komisyon bedelinin emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.( Yargıtay 11. H D’nin 30/05/2018 tarihli 2016/11932 E., 2018/4158 K.

sayılı kararı). Somut olayda; dava dilekçesinde açıkça belirtilen tarihlere göre en son kredi tahsis ücreti kesintisinin tarihinin 15.5.2012 tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Kredi sözleşmesinin bir sureti sunulmamış olsa da ;sözleşmenin TBK nun yürürlüğünden evvel akdedildiği anlaşılmaktadır. TBK.'nın genel işlem şartlarını düzenleyen olaya uygulanması gereken 20 vd maddelerinin 1.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği,kanunun yürürlüğe girmesinden önce akdedilmiş sözleşmelere uygulanma imkanı bulunmadığı, sözleşmelerin ticari niteliği ve tarafların tacir olması göz önüne alındığından TTK 18 maddesi hükmüne göre sözleşmeyi imzalayan tarafların basiretli tacir gibi hareket etme zorunluluğu bulunması nedeniyle 2009-2012 yılları arasında kullandırılan 691.600-TL kredi için toplamda 10.196-TL tutarında kredi tahsis ücreti kesintisinin oranının %1 e tekabül ettiği ,emsal bankaların ise (%3+%3+%2 oranında ) olduğu anlaşılmakla emsallere göre makul bir oranda alındığı anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ,davacı vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığı kanaatina varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda H.M.K.'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 25/02/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/239537 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.