Deniz taşımasında hak düşürücü süre içinde doğru hasma icra takibi şartı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/110 E. 2021/204 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalHak düşürücü süre
Gerekçe özeti
Deniz yoluyla taşımadan kaynaklanan hasar tazminatı taleplerinde TTK 1188/1 uyarınca öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde taşıyıcıya karşı icra takibi başlatılması, açılan davanın tazminat davası niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın yargı yoluna başvuru şartını yerine getirir. Ancak bu takip, hak düşürücü süre içinde doğru hasma (gerçek taşıyıcıya) yöneltilmemişse, sonradan davanın doğru hasıma yöneltilmesi hak düşürücü süreyi canlandırmaz veya uzatmaz; bu durumda dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Hak düşürücü süre içinde icra takibinin yargı yoluna başvuru sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davacı vekili, taşıyana karşı 1 yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibi yapıldığını, davanın itirazın iptali talepli açılmamış olmasının hak kaybına yol açacak şekilde yorumlanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 1188/1 gereğince hasar kaynaklı tazminat istem hakkı, teslim tarihinden itibaren bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Yerleşik yargı uygulamasında, hak düşürücü süre içerisinde taşıyıcıya karşı icra takibi başlatılması halinde de yargıya başvuru şartı gerçekleşmiş sayılır; açılan davanın tazminat davası olması bu sonucu etkilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, takibin hukuksal etkisinden faydalanılamayacağı yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Teslim tarihinden itibaren bir yıl içerisinde icra dairesine müracaat edilmesi halinde TTK 1067 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde mahkemeye müracaat şartı gerçekleşmiş olur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yanlış hasım gösterilerek başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreyi koruyup korumadığı → ret
Gerekçe: İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin borçlusunun davalı şirket olmadığı anlaşılmıştır. Teslim tarihi itibariyle zararın tazmininin hangi kişi veya şirketten istenebileceği hususunun belli olduğu kabul edilmelidir. Hak düşürücü süre içinde başlatılacak takibin doğru hasım gösterilmek suretiyle başlatılmaması halinde, davacının yeniden ek bir süre kazanması mümkün değildir; daha sonra davanın doğru hasıma yöneltilmesiyle hak düşürücü sürenin uzayacağının kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde bulunmamış ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Taşıma hukukunda hak düşürücü süre içinde başlatılan icra takibinin yargı yoluna başvuru şartını yerine getirdiğine, ancak takibin doğru hasma yöneltilmemesi halinde bu korumadan yararlanılamayacağına ilişkin BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu değerlendirme, benzer taşıma/tazminat uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TTK 1188/1 gereğince, taşımadan kaynaklanan hasar tazminatı istem hakkı, eşyanın taşıyan tarafından teslim edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer; bu süre içinde taşıyana (doğru hasma) karşı icra takibi başlatılması da yargı yoluna başvuru şartını yerine getirir, ancak takip yanlış hasma yöneltilmişse süre korunmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak düşürücü süre↗ gemi ve yük alacaklılığı↗ rücuen tazminat↗ icra takibi ile yargı yoluna başvuru↗ doğru hasım↗ TTK 1188↗ TTK 1067↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/110
KARAR NO 2021/204
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/05/2018
NUMARASI 2015/653 Esas - 2018/200 Karar
DAVA
Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/02/2021
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili sigorta şirketi nezdinde ... nolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... firmasının Fildişi Cumhuriyeti -Türkiye taşımasının davalı tarafından üstlenildiğini, taşıma sonrası 07/04/2014 gümrük çıkışını takiben, 20 adet konteyner, içeriği kakao emtiasının ıslak-küflü olduğunun tespit edildiğini, 15/09/2014 tarihinde sigortalıya 5.375,46-TL ödeme yapıldığını, TTK. M.1472/1 maddesi gereğince halefiyete dayalı işbu rücuen tazminat talebinde bulunulduğunu belirterek, davanın kabulü ile 5.375,46-TL tazminatın 15/09/2014 tarihinden itibaren kısa vadeli avans faiz oranı üzerinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu olaya ilişkin müvekkili şirkete TTK'nun 1185/1 maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde hiç bir şekilde hasar ihbarı yapılmamış olup, mezkur konteynerin davacının sigortalısı tarafından 27/02/2014 tarihinde yine aynı tarihli ordino ile teslim alındığını, konşimentoda yetki-tahkim şartı yer aldığını, konşimentoda bulunan FCL/FCL ve "Shipper's stow, load, count and seal" kaydı gönderileni bağlayıcı olup, bu kayıt çerçevesinde yükün konteynere yüklenmesinden, istifinden ve sayılmasından, mühürlenmesinden yükleyicinin (shipper) sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin hasardan hiç bir surette sorumluluğu bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarını da kabul etmediklerini, iş bu davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, öncelikle hak düşürücü süre, yetki ve zamanaşımı yönünden usulden reddini, esastan ise, müvekkili şirketin kusurlu ve sorumlu olmaması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava konusu taşımanın konteyner taşıması şeklinde organize edildiği, davalı tarafından temin edilen konteynerlere yükleme yapıldıktan sonra, varma yerinde de 27/02/2014 tarihinde ordino verilerek malın çekilmesine izin verildiği, deniz taşıma sürecinin 27/02/2014 tarihinde dolduğu, ancak 07/04/2014 tarihinde tahliyenin gerçekleştirilebildiği, konteyner boşaltması anında hasarın tespiti halinde hak düşümü süresinin bu andan başlatılmasını haklı gösterdiği, teslimin 07/04/2014 tarihinde yapıldığının kabul edildiği, bu sebeple TTK' nun 1188/1 madde ve fıkrası gereğince en geç 07/04/2015 tarihine kadar yargılama sürecine girilmesi gerekeceği, 18/03/2015 tarihinde İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünde takip yapıldığı, ancak davanın tazminat davası olarak açıldığı ve söz konusu takibin hukuksal etkisinden faydalanılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvurusunda; taşıyana karşı 1 yıllık hak düşürücü süre içinde yargı yoluna başvurulmuş ve ilamsız icra takibi yapılmış olup, bu nedenle davanın itirazın iptali talepli açılmamış olmasının talep hakkının kaybı sonucuna vardırılacak mahiyette amacına aykırı yorumlanmasından kaynaklı hatalı değerlendirme içeren esas mahkemesi kararının kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacı ... şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. TTK. Madde 1188/1 gereğince; hasar kaynaklı her türlü tazminat istem hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşmektedir. Aynı hükmün 2. Fıkrasında ise; söz konusu sürenin eşyanın taşıyan tarafından teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Yerleşik yargı uygulamasında hak düşürücü süre içerisinde taşıyıcıya karşı icra takibi başlatılması halinde de yargıya başvuru şartı gerçekleşmiş sayılmaktadır.Açılan davanın tazminat davası olması da sonucu etkilememektedir.
İlk derece mahkemesinin takibin hukuksal etkisinden faydalanılamayacağı gerekçesi yerinde değildir.Teslim tarihinden itibaren bir yıl içerisinde icra dairesine müracaatta bulunulması halinde TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde mahkemeye müracaat şartı gerçekleşmiş olur.(Yargıtay 11 HD nin 2014/9094 esas-201415985 karar sayılı 20.10.2014 tarihli ilamı) İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünde ... tarihinde başlatılan söz konusu takibin borçlusunun davalı şirket olmadığı (...) olduğu anlaşılmaktadır. Teslim tarihi itibariyle zararın tazminini hangi kişi veya şirketten isteyebileceği hususunun da belli olduğunun kabulü gerektiği, bu süre içinde başlatılacak takibin doğru hasım gösterilmek suretiyle başlatılmaması halinde davacının yeniden ek bir süre kazanmasının mümkün olmadığı, daha sonrasında davanın doğru hasıma yöneltilmesi ile söz konusu hak düşürücü sürenin bu şekilde uzayacağının kabulünün de mümkün olmadığı gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/02/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/238530 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi