6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borca batık şirkette tasfiye memurunun sunduğu bilanço ve alacak mahsup raporunun genel kurulca kabulü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/301 E. 2021/341 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

İlgili mesele: ◆ Finansal tablo/bilanço tasdikinin dürüst resim ilkesine aykırılığı

Gerekçe özeti

TTK 376(3) uyarınca borca batık durumdaki bir şirkette, iflas kararı verilmeden önce şirket borçlarının alacaklıları alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul eder ve bu beyanın gerçekliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanırsa, yönetim kurulunun (ya da tasfiye sürecinde tasfiye memurunun) iflas başvurusunda bulunma zorunluluğu ortadan kalkar; ortakların alacaklarının geçmiş yıllar zararına veya eksilen sermayenin tamamlanmasına mahsup edilmesi suretiyle şirketin borca batıklıktan çıkarılmasına yönelik genel kurul kararları, bu koşullar bilirkişi raporuyla doğrulandığı takdirde hukuka uygundur ve iptal edilemez.

Ele alınan sorunlar

Ara dönem bilanço ve envanterin onaylanmasına ilişkin (2 no'lu) kararın iptali istemi → ret

İddia: Finansal raporların ve bilançonun gerçeği yansıtmadığı, kaydi değerlerin esas alınıp rayiç değerlerin dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 348. madde ve TTK 548(1). madde uyarınca tasfiye memuru göreve başlar başlamaz şirketin tasfiye başlangıcındaki durumunu inceleyerek, gerekirse uzmanlara başvurmak suretiyle malvarlığı ve finansal durumu gösteren bir envanter ile bilanço düzenleyip genel kurulun onayına sunmakla yükümlüdür. Genel kurul bu madde gereği hazırlanan ara dönem bilançosu ve envanteri görüşüp oylayarak kabul etmiştir; bilirkişi incelemesinde bilançonun gerçeğe aykırı düzenlendiğine ilişkin davacı iddiaları doğrulanmamıştır. Bu nedenle 2 no'lu kararın iptali isteminin reddinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tasfiye memurunun ortak alacaklarının zarara mahsubuna ilişkin raporunun kabulüne dair (3 no'lu) kararın iptali istemi → ret

İddia: Borca batık şirket hakkında tasfiye memurunun TTK 542/1-c uyarınca iflas istemesinin zorunlu olduğu, böyle bir öneri raporu hazırlayamayacağı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Şirketin borca batık olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır; tasfiye memuru, davacı dışındaki ortakların alacaklarının geçmiş yıllar zararından mahsubu halinde şirketin borca batıklıktan kurtulabileceği yönünde bir rapor hazırlamış, bu rapor genel kurulda davacının red oyu dışındaki ortakların oyuyla kabul edilmiştir. Davacı rayiç değerlere göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kaydi ve rayiç değerlere göre ayrı ayrı yapılan değerlendirmede şirketin her iki değerlendirmeye göre de borca batık olduğu anlaşılmaktadır. Ortakların şirkete olan alacaklarının toplam borcun büyük kısmını oluşturduğu ve raporun bilirkişi raporuyla doğrulandığı tespit edilmiştir. TTK 376. madde kapsamında tasfiye memurunun böyle bir rapor hazırlayamayacağı ileri sürülmekte ise de, borca batık şirketin ortakların muvafakatiyle borçluluk durumunun düzeltilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle 3 no'lu kararın iptali isteminin reddinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ortak alacaklarının eksilen sermayenin tamamlanmasında kullanılmasına dair (4 no'lu) kararın iptali istemi ve TTK 376/3 kapsamında iflas başvurusu zorunluluğu → ret

İddia: Borca batık durumdaki şirket için genel kurulun iflas başvurusu dışında bir karar alamayacağı, tasfiye memurunun TTK 542/1-c uyarınca bilanço çıkararak şirketin iflasını istemesinin zorunlu olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 376(2) uyarınca son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermelidir; aksi halde şirket kendiliğinden sona erer. TTK 376(3) uyarınca borca batık durumda yönetim kurulu iflas bildiriminde bulunmakla yükümlüdür; meğerki iflas kararı verilmeden önce, açığı karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın gerçekliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun; aksi halde bilirkişi incelemesi başvurusu iflas bildirimi sayılır. Somut olayda şirketin 30.04.2017 tarihi itibarıyla hem kaydi hem rayiç değerlere göre borca batık olduğu, ancak ortakların 70.000.000 TL alacağının geçmiş yıllar zararlarından mahsubu sonrasında 31.12.2017 tarihi itibarıyla şirketin borca batık olmaktan çıktığı bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Yasal düzenlemeden anlaşıldığına göre iflas bildiriminde bulunulduktan sonra dahi iflastan kurtulma imkânı tanınmış olduğundan, alınan karar ile şirketin borca batıklıktan çıktığı ve ortakların davacının da yararına olacak şekilde alacaklarının zarara mahsup edilmesini kabul ettikleri anlaşılmakla, 4 no'lu kararın da iptali koşulları bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 376/3 kapsamında borca batık şirkette ortakların alacaklarının sıra sonuna alınmasını (rücu/tabi olma beyanı) yazılı olarak kabul etmeleri ve bunun bilirkişi raporuyla doğrulanması halinde iflas başvurusu zorunluluğunun ortadan kalktığı ve bu yönde alınan genel kurul kararlarının iptal edilemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer borca batıklık/tasfiye süreçlerinde emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali borca batıklık tasfiye memuru ara dönem bilançosu sermayenin tamamlanması alacağın sırasının diğer alacaklılardan sonraya konulması iflas bildirimi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 348TTK 376(2)TTK 376(3)TTK 542/1-cTTK 548(1) · H.MK. — H.MK. 353(1)b-1H.MK. 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/301

KARAR NO 2021/341

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/11/2018

NUMARASI 2017/870 Esas-2018/1260 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/03/2021

Davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin 05.07.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu karar ile şirketin 30.03.2017-30.04.2017 tarihleri arasındaki finansal tablolarının kabul edildiği, 3 nolu karar ile tasfiye memuru raporunun tasdik edildiğini, 4 nolu karar ile ortaklardan ...

70. 000.000- TL alacağının eksilen sermayenin tamamlanması amacı ile kullanılmasının kabul edildiğini,davalı şirketin İstanbul 3.ATMnin 2016/676 esas sayılı dosyasından alınan rapor ile borca batık olduğunun tespit edildiğini , genel kurulda bu nedenle fesih ve tasfiye kararı alınamayacağını, tasfiye kararı alınacağı kabul edilse dahi tasfiye memurunun TTK 542/1-c maddesi gereğince şirketin iflasını istemesinin zorunlu olduğunu,tasfiye memurunun olağanüstü genel kurulda rapor hazırlayarak borca batıklıktan kurtarmak için önerilerde bulunduğunu ve şirket tarafından sermayenin artırılmasına karar verildiğini , finansal rapor ve tabloların eksik ve davalı şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını belirterek 05.07.2017 tarihinde olağanüstü genel kurulda alınan 2,3,4 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;davacının davasını İstanbul 3. ATM nin 2016/666 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporundaki borca batıklık tespitine dayandırdığını,alınan kararın sermaye artırım kararı olmadığını, sermayenin tamamlanması kararı olduğunu,TTK 376/3 maddesi gereğince iflasın son çare olarak kabülü gerektirdiğini, ayrıca 376/3 maddesi gereğince alacaklıların alacakları hakkındaki beyanları ile şirketin iflasını önlemek üzere özel bir düzenleme geterildiğini,borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları , alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını kabul ederse iflas için başvuru zorunluluğunun ortadan kalkacağını, şirket sermayesinin 66.000.000-TL, 30.03.2017 tarihli bilançoya göre pasifinin- 114.881.295-TL olup,ortaklara olan borçlardan kaynaklandığını,şirket alacaklısı olan ortaklardan ...

A.Ş, ... alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını kabul ettiklerini, ortakların alacaklarının öncelikli olarak şirket zararlarının kapatılmasında kullanılması ,üçünü şahıslara olan borçların bitiminden sonra kalan bakiye olursa alacaklarının dikkate alınması , aksi takdirde eksilen sermayenin tamamlanmasında kullanılmasını beyan ettikleri , üçüncü kişilere borcu bulunmadığını,İst. .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasındaki borcunda genel kuruldan önce ödendiğini,tasfiye dönemi işleri için olağanüstü genel kurul toplantısı kararı alındığını,davacının iptal istemleri için somut bir gerekçe göstermediğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;tasfiye memurunun TTK nun 348.maddesi uyarınca tasfiye bilançosu hazırlamakla yükümlü olduğu ,TTK 376/3 maddesinde şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul ettikleri ve bu hususun mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olması halinde iflas talebi ile mahkemeye müracaatda bulunmaya gerek olmadığı,somut olayda alacaklı ortaklar alacaklarını azalan sermayeye eklenmesini kabul ettikleri, bilirkişi raporunda bu durumun doğrulandığı gibi , ortakların alacaklarını eksilen sermayenin tamamlanması amacı ile kullanılmasına muvafakat etmelerinde yasal bir engelde bulunmadığı,TTK 376/3 maddesinin mahkemeye başvuru zorunluluğunu ortadan kaldıracak bir yeniliği içerdiği,her üç kararında iptal koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;davalı şirketin içinin boşaltıldığını,borca batıklığın tespitinde bilirkişi raporunda kaydi değerlerin esas alındığını ,esasen gerçek değerlerin esas alınması gerektiğini, demirbaşların değeri aslında şirkettin malvarlığında bulunmayıp kaydi ve rayiç değerin aynı 543.663,20-TL olarak gösterildiğini,duran ve dönen varlıkların (0) değerinde olduğunu,finansal raporların gerçeği yansıtmadığını,borca batık şirket hakkında TTK 542/1-c maddesi gereğince tasfiye memurunun bilanço çıkararak şirketin iflasını istemesinin zorunlu olduğunu ,tasfiye memurunun şirketi iflastan kurtaracak öneride bulunamayacağını belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalı şirketin 05.07.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan 2,3,4 nolu kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirket hakkında 30.03.2017 tarihli genel kurulda tasfiye kararı alındığı, kararın iptali için İst.

8. ATM nin 2017/433 esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiği kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.2 nolu karar ile 30.3-30.4.2017 tarihleri arası bilançonun onaylanmasına karar verilmiştir.TTK nun 348.maddesi uyarınca ; TTK nun 548(1)maddesi uyarınca tasfiye memuru göreve başlar başlamaz ,şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu inceleyerek ,gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak ,şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenleyerek genel kurulun onayına sunması gerekmektedir.Genel kurul tarafından bu madde gereği ara dönem bilançosu ve envanter görüşülerek oylanarak kabul edilmiş olup bilirkişi tarafından bilançonun gerçeği aykırı düzenlendiğine ilişkin davacı iddiaları doğrulanmamıştır.2 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur.Tasfiye memuru borca batık olduğunda ihtilaf bulunmayan davalı şirketin alacaklıları olan davacı dışındaki ortakların alacaklarının geçmiş yıllar zararından mahsubu halinde şirketin borca batıklıktan kurtulabileceği yolunda bir rapor hazırlayarak genel kurul tarafından görüşülmesini istemiştir.

3 nolu karar ile bu rapor müzakere edilmiş ve genel kurul bu raporu yine davacının red oyu dışında ki ortakların oyu ile kabul etmiştir.Davacı rayiç değerlere göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmekte ise de ,kaydi ve rayiç değerlere göre ayrı ayrı yapılan değerlendirmede şirketin borca batık olduğu anlaşılmaktadır.YK Başkanı ... kendi adına ve ... A.Ş ile ... vekaleten,diğer ortaklar ... vekaleten ... tarafından şirketin toplam borcu 116.478.108,24- TL den 114.881.295-TL lik kısmı ortaklara borçlar olmakla şirkete mali destek sağlanacağından raporu kabul ettikleri ,raporun bilirkişi raporu ile doğrulandığı anlaşılmaktadır. TTK nun 376.maddesi tasfiye memuru tarafından böyle bir rapor hazırlanamayacağı ileri sürülmekte ise de ;

borca batık şirketin ortakların muvafakatı ile borçluluk durumunun düzeltilmesine yasal bir engel bulunmadığından 3 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Davalı şirketin 30.04.2017 tarihi itibarı ile özkaynaklarının kaydi değerlere göre -88.973.701,24- TL rayiç değerlere göre -65.090.568,88- TL olduğu ve hem kaydi hemde rayiç değerlere göre şirketin borca batık olduğu, 31.12.2017 tarihi itibarı ile öz kaynaklarının +2.431.944,27- TL olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin finansal tablosunun TMS rına uygun olarak tutulduğu aktif ve pasifinin kaydi ve rayiç değerlere göre belirlendiği, 30.04.2017 tarihinde şirket borca batık olduğu halde ortakların şirketten olan alacaklarının 70.000.000-TL nin geçmiş yıllar zararlarından mahsubu sonrasında şirketin 31.12.2017 tarihi itibarı ile borca batık olmadığı tespit edilmiştir.TTK Madde 376(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin,.. alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde,YK, durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun.

Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur."hükmünü haizdir.4 nolu karar ile davacı dışındaki ortakların 70.000.000-TL alacağının eksilen sermayenin tamamlanmasında kullanılması alacaklı ortaklar tarafından kabul edilmiştir.Davacı tarafından genel kurulun böyle bir karar alamayacağı, borca batık durumda iken iflas başvurusu dışında bir seçeneğinin olmadığı ileri sürülmüş ise de,yasal düzenlemeden anlaşıldığına göre iflas kararı verilmeden ,yani bildirimde bulunulduktan sonra dahi ,iflastan kurtulma imkanı tanındığından,alınan karar ile şirketin şirketin borca batıklıktan çıktığı, ortakların davacının da lehine olacak şekilde alacaklarının zarara mahsup edilmesini kabul ettikleri anlaşılmakla 4 nolu kararın da iptal koşulları bulunmamaktadır.Davacı vekilinin şirketin iflasının istenmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle istinaf sebebleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.MK.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/03/20

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/238092 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.