6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bonoda soyutluk ilkesi ve anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1204 E. 2021/1595 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo senedi niteliğindeki bono, temel ilişkiden bağımsız soyut bir borç ilişkisi ifade eder; senetle borç altına giren kişi borçlu olmadığını veya senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır, aksi halde menfi tespit talebi reddedilir. Ayrıca bononun zorunlu unsurları arasında şirket kaşesi bulunmadığından, kaşe olmaksızın yalnızca yetkili kişinin imzasının bulunması senedi geçersiz kılmaz; imza sayısı ve konumuna göre kişinin hangi sıfatla (temsilci/avalist) sorumlu olduğu belirlenir.

Ele alınan sorunlar

Bono bedelinin ödenmediği/borç ilişkisinin bulunmadığı iddiası ve ispat yükü → ret

İddia: Davacı vekili, senette şirket kaşesi bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu bir ilişki bulunmadığını, senetteki nakden kaydının bunu teyit ettiğini, davalının müvekkiline para verdiğini ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade eder. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir; bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse borçlu olmadığını iddia ediyorsa bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, gerçekte borçlu olunmadığını iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir; bu hususta davacı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Senette şirket kaşesinin bulunmaması ve imza sayısının/niteliğinin belirlenmesi → ret

İddia: Davacı vekili, senette müvekkili şirketin kaşesi bulunmadığını ve senedin şirket adına tanzim edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bononun incelenmesinde keşidecinin davacı şirket, lehtarının davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından avalist olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve kefil (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan kişinin keşide tarihi itibariyle davacı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 776. maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğduğundan, atılan imzaların iki tanesinin şirket adına, diğerlerinin şahsen avalist olarak atıldığının kabulü gerekir. TTK'nın 776. maddesinde düzenlenen senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmaması senedi geçersiz kılmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kambiyo senedinde soyutluk ilkesinin ispat yükünü senedi imzalayana yüklemesi ve şirket kaşesinin bulunmamasının bononun zorunlu unsurları arasında olmadığından senedi geçersiz kılmaması bakımından genelleştirilebilir bir kural içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedi bono soyutluk (mücerretlik) ilkesi menfi tespit aval açığa bono ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 776 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1204

KARAR NO 2021/1595

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/02/2019

NUMARASI 2017/710 Esas 2019/179 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/11/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ...5 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senedine ilişkin haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak davalının müvekkilinin kayıtlarında hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek, takip nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı şirket temsilcisi ... tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 vade tarihli, 110.000-TL bedelli kambiyo senedinin borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine aval verdiğini, senedi düzenleyen avalist ve şirket yetkilisinin senedi şirket defterlerine kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden mücerret olup imzaların istiklali prensibi gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava konusu senet üzerinde nakden kaydının bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil ibraz edilmediği, yine davacı tarafça bononun sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; senette müvekkili şirketin kaşesi bulunmadığı gibi taraflar arasında borç doğurucu bir ilişki bulunmadığını, senetteki nakden kaydının da bu hususu teyit ettiğini, davalının müvekkiline para verdiğini ispat etmesi gerektiğini, senedin şirket adına tanzim edilmeyip ilgili kısımlarının sonradan doldurulduğunu, bilirkişi raporu ile de haklılıklarının ortaya konulduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, müvekkilinin gerçekte borçlu olmadığını iddia eden davacının, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerekmektedir.

Takip ve dava konusu bononun incelenmesinde;

18. 08.2015 keşide, 07.03.2016 ödeme tarihli ve 110.000-TL bedelli bononun keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından avalist olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve kefil (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan ...'in keşide tarihi itibariyle davacı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Bono üzerinde senet borçlusu şirketin unvanı açıkça yazılı olup, şirket yetkilisi ... tarafından senet metninin keşideci ve kefil kısımlarına ikişer olmak üzere toplam dört imza atılmıştır. TTK’nın 776. maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğmaktadır.

Bu nedenle atılan imzaların iki tanesinin şirket adına, diğerlerinin de şahsen avalist olarak atıldığının kabulü gerekmektedir. TTK'nın 776. maddesinde düzenlenen senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmaması ise senedi geçersiz kılmaz. Yine açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı borçlu, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Ancak bu hususta davacı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf sebebleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/234112 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1002 E. 2023/4393 K. · Onandı

Şirket kaşesi bulunmayan, yetkilisince imzalanan bononun geçerliliği ve açığa bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı

Gerekçe özeti

Şirket unvanı yazılı olup yetkilisince imzalanan bonoda, zorunlu unsur olmayan şirket kaşesinin bulunmaması senedi geçersiz kılmaz; TTK 776 gereği sorumluluk tek imzayla doğar. Açığa bono düzenlenebilir ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlu bu iddiasını yazılı delille ispatla yükümlüdür.

Emsal değeri

Şirket kaşesi olmayan bononun geçerliliği ve açığa bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında ispat yükünün borçluda olduğu yönünden emsal.

Kavramlar: bono menfi tespit aval açığa senet anlaşmaya aykırı doldurma ispat yükü şirket kaşesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/1002 E.  ,  2023/4393 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1204 Esas, 2021/1595 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/710 E., 2019/179 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından İstanbul 23. İcra Dairesinin 2017/13185 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senedine ilişkin haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak davalının müvekkilinin kayıtlarında hiçbir alacağının bulunmadığını ileri sürerek, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket temsilcisi N.Ş. tarafından 18.08.2015 tanzim, 07.03.2016 vade tarihli, 110.000,00 TL bedelli kambiyo senedinin borca karşılık tanzim edilerek şirket temsilcisinin şirketi lehine aval verdiğini, senedi düzenleyen avalist ve şirket yetkilisinin senedi şirket defterlerine kaydetmemesinin aradaki borç ilişkisini etkilemeyeceğini, senet alt ilişkiden mücerret olduğunu, imzaların istiklali prensibi gereği senette imzası bulunan her borçlunun senetteki borcun tamamı ve ferilerinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet üzerinde nakden kaydının bulunduğu, dolayısıyla davacının senet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir delil ibraz edilmediği, yine davacı tarafça bononun sonradan doldurulduğu iddia edildiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senette müvekkili şirketin kaşesi bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu bir ilişki bulunmadığını, senetteki nakden kaydının da bu hususu teyit ettiğini, davalının davacıya para verdiğini ispat etmesi gerektiğini, senedin şirket adına tanzim edilmeyip ilgili kısımlarının sonradan doldurulduğunu, bilirkişi raporu ile de haklılıklarının ortaya konulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.08.2015 keşide, 07.03.2016 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı olduğu, bononun ayrıca davacı şirket yetkilisi tarafından avalist olarak da imzalandığı, bono üzerinde davacı şirket unvanı yazılı olup şirket kaşesinin bulunmadığı, ancak şirket yetkilisi tarafından keşideci ve kefil (avalist) kısımlarına atılmış dört imza bulunduğu, bonoyu imzalayan ...'in keşide tarihi itibariyle davacı şirket yetkilisi olup, bono üzerinde senet borçlusu şirketin unvanının açıkça yazılı olduğu, şirket yetkilisi tarafından senet metninin keşideci ve kefil kısımlarına ikişer olmak üzere toplam dört imza atıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereği bonoda sorumluluk tek imza ile doğduğu, senedin zorunlu unsurları arasında yer almayan şirket kaşesinin bulunmamasının senedi geçersiz kılmayacağı, açığa bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacı borçlunun, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.