6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tacirler arası satımda gizli ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve tazminat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1782 E. 2022/157 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Tacirler arası satımda satılan malın gizli ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı tespit edilirse, ayıbın üretim hatasından kaynaklanmış olması satıcının TBK 219 uyarınca alıcıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Sözleşmeden dönme halinde iade edilecek satış bedeline, birlikte ifa kuralı gereğince malın satıcıya fiilen iade edildiği tarihten itibaren faiz işletilir, dava tarihinden itibaren faize hükmedilemez. Kısmi dava olarak açılan davada, dava dilekçesinde talep edilmeyen ve dava öncesi ihtarnamede de talep edilmeyen zarar kalemleri yönünden davanın açılması temerrüt oluşturmaz; bu kalemlere ilişkin ıslahla artırılan miktara ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faiz işletilir.

Ele alınan sorunlar

Satıcının gizli ayıptan sorumluluğu ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı → ret

İddia: Davalı, filtrelerin üretiminin, nakliyesinin ve montajının dava dışı üretici firma tarafından yapıldığını, kendisinin sadece satışı gerçekleştirdiğini, üretim hatasından kaynaklanan bir ayıptan malın satıcısı olan kendisinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 23/1-c uyarınca malın ayıbı açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde inceleyip/incelettirip ayıbı satıcıya ihbar etmelidir; diğer durumlarda TBK 223/2 uygulanır. TBK 223 gereği alıcı, satılanı olağan akışa göre gözden geçirip ayıbı uygun sürede bildirmek zorundadır; olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıplarda bu bildirim ayıp anlaşılır anlaşılmaz yapılmalıdır. TBK 227'de sözleşmeden dönme dahil seçimlik haklar düzenlenmiştir. Somut olayda filtreler teslim ve montaj sonrası arızalanmış, davacı mail yazışmalarıyla ve 05.04.2016 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarını süresinde yapmış olup bu husus davalının da kabulündedir. Delil tespiti ve hükme esas bilirkişi raporlarıyla ayıbın kullanımdan değil üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. TBK 219 uyarınca satıcı, satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumludur; ayıbın üretim hatasından kaynaklanması satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak malın iadesi ile bedelinin ve ayıplı ürün nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur; davalının kusursuzluğuna ve üreticinin sorumluluğuna ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmeden dönme halinde faizin başlangıç tarihi → kısmi kabul

Gerekçe: TBK 227/1 uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereğince, ayıplı malın davalıya fiilen iade edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir; ilk derece mahkemesinin dava tarihinden itibaren faize hükmetmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Kısmi davada ıslahla artırılan zarar kalemine faiz başlangıcı ve temerrüt tarihi → kısmi kabul

İddia: Davalı, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bu nedenle ıslahla artırılan alacak kısmına ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava öncesi keşide edilen 05.04.2016 tarihli ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığından ve dava açılırken de ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediğinden, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmaz. Islah ile talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah harcının yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu nedenle 1.000-TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300-TL yönünden ise ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Sözleşmeden dönme halinde faizin, dava tarihinden değil malın fiilen iade edildiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği ve kısmi davada ıslahla artırılan, dava öncesinde talep edilmemiş zarar kalemlerine ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp sözleşmeden dönme seçimlik haklar ayıp ihbarı birlikte ifa kısmi dava ıslah temerrüt avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1-c · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 223/2TBK 227TBK 227/1TBK 219

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1782

KARAR NO 2022/157

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/02/2019

NUMARASI 2016/1300 Esas - 2019/146 Karar

DAVA

Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/02/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020-TL bedelli fatura karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin ... tarafından Ocak 2015 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, teslim işlemi sonrasında üründe sorunlar çıkmaya başladığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen ürünün sorunlarının giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak da zarara girdiğini, davalıya defalarca bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin taahhüt edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine 05.04.2016 tarihli ihtarname ile davalıya ayıp ihbarı yapıldığını, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi gerektiği için delil tespiti yaptırıldığını, bu dosyada yapılan tespitte ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini belirterek, sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine, ayıplı mal nedeniyle uğranılan 1.000-TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH Davacı vekili 31.10.2018 tarihli dilekçesiyle, dava değerini ıslah ederek 173.114,08-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili üretici olmadığından davacının istediği kum filtrelerinin dava dışı üretici ... firmasından alındığını, müvekkilinin ...'ten satın aldığı kum filtrelerini davacıya 139.020-TL bedelle sattığını, kum filtrelerinin üretici firma tarafından davacının işletmesine getirilerek devreye alındığını, davacının ürünlerin sorunlu olduğunu bildirmesi üzerine davacının üretici firmaya yönlendirildiğini, üretici firmanın teknik servis göndermesine rağmen sorunların kısa bir süre sonra tekrarlandığını, sonrasında 2 defa daha tekrar servis gönderilmesine rağmen sorunların tekrarladığını, bunun üzerine üretici firmaya 16.03.2016 tarihinde ihtar keşide ederek satılan malın ayıplı olduğu kabul edilerek tamir edilmesini talep ettiklerini, ancak üretici firmanın ayıbı gidermediğini, ayıp nedeniyle oluşan zarardan üretici ...

firmasının sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı tarafından davacıya 19.09.2014 tarihli fatura ile satışı gerçekleştirilen 4 adet kum filtresinin teslim ve faaliyete geçmesi sonrasında davacının beyanı itibariyle ortaya çıkan çeşitli arızalar neticesinde, gizli ayıp ihbarının her türlü delille ispat edilebilmesi ve gizli ayıp ihbarının da genel zamanaşımı süresine tabi olması hususları ile davacının ayıp bildirimini mail yoluyla yapmış olduğu ve yine dava konusu filtrelere defalarca teknik servis tarafından müdahale edilerek onarıma çalışılması dikkate alındığında; ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığı dolayısıyla da davacının TBK 227 hükmünde yer alan seçimlik haklardan sözleşmeden dönme ve genel hükümlere göre uğradığı zararları talep etme hakkının bulunduğu, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere;

kullanılamaz durumdaki 4 adet kum filtresi bedeli olan 117.814,08- TL, yarılmalar esnasında kaybedilen 250 metreküp tuzlu su kaybı toplam 14.500-TL, yanan ve sökülerek tamire gönderilen pompaların onarım bedeli toplam 11.800-TL ve ayıplı ürünün çıkarılarak yeni filtrelerin yerleştirilmesi için de aynı şekilde duvarın yıkılarak tekrar yapılması bedeli 29.000-TL'nin dava dilekçesi ve ıslah dilekçesindeki talep miktarları dikkate alınarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; müvekkili yalnızca dava konusu kum filtrelerinin kağıt üzerinde satışını yapmış olup, filtrelerin üretiminin dava dışı ... tarafından yapılarak direkt davacı adresine teslim edildiğini, filtrelerin akvaryma taşınması ve montajının ise bizzat davacı tarafından yapılarak montaj işlemlerinin hepsinin ... tarafından onaylandığını, müvekkili filtrelerin üretim sürecine, nakliyesine ve montajına dahil olmadığından, filtrelerdeki gizli ayıplara sebep olmasının mümkün olmadığını, üretici firmanın kontrol yapmasına rağmen tespit edemediği bir ayıptan, malın yalnızca satışını sağlayan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu,davacı işbu davayı kısmi dava olarak açtığından dava konusu alacağa ıslah harcının yatırıldığı tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünün mümkün olmadığını, nitekim somut olayda davacının davayı açmadan önce zararını tespit ettirerek dava dilekçesinde zararını kalem kalem yazdığını, bu nedenle mahkemece ıslahla talep edilen miktara dava tarihinden itibaren avans faizinin işlemesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın gerekçe yönünden eksik olduğunu, zarara üretici firmanın neden olduğu kanıtlanmasına rağmen hangi gerekçeyle zararın müvekkiline yüklendiğinin açıklanmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, tacirler arası satıma konu kum filtrelerinin ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak sözleşmeden dönme ile ayıplı mallar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.

Somut olayda; dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici ...'ten satın alınarak 19.09.2014 tarihli fatura ile KDV dahil 139.020-TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya teslim ve montajının yapıldığı, ancak filtrelerin montajından sonra Eylül 2015 tarihinden itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemeyerek devam ettiği, filtrelerdeki yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli ihtarname ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olduğu, esasen bu hususun davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de filtrelerdeki ayıbın operasyondan kaynaklanmayan ve üretimden kaynaklanan gizli ayıplı olduğu, ayıpların kullanımdan kaynaklanmadığı; ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500-TL+KDV tuzlu su kaybı, 11.800-TL+KDV onarım bedeli ve 29.000-TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300-TL KDV hariç zarara uğradığı tespit edilmiştir. Davalı satıcı olup, TBK'nın 219. maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumludur. Bu kapsamda satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanması da davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Bu nedenle mahkemece davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin müvekkilinin kusuru bulunmadığı,ayıbın üretimden kaynaklandığı,üreticinin kusurunun davalıya neden yükletildiğinin gerekçesinin gösterilmediğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme halinde, birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan 1.000-TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açılmış, 01.11.2018 harç tahsil tarihli ıslah dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değeri ıslah edilmiştir.

Davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmamaktadır. Dava açılır iken de ;ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmemiş,ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilmiştir.Dava açılması ise saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah harcının yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durumda 1.000-TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi , ıslahla artırılan 54.300-TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle ,davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun kabulüne hükmün kaldırılmasına,yapılan hata ve eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yeniden hüküm verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/02/2019 Tarih 2016/1300 Esas 2019/146 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, Davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08-TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının ayıplı mal dolayısıyla zararı olarak hesaplanan 14.500-TL tuzlu su bedeli, 11.800-TL onarım bedeli ve 29.000-TL filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvar bedeli olmak üzere toplam 55.300-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın ıslah ile artırılan 54.300-TL kısmına ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 11.825,42-TL nispi karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.129,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.696,22-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 3.162,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.600-TL bilirkişi ücreti, 148-TL posta ücreti olmak üzere toplam 1.748-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 16.276,84-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 2.939,27-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına , Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/233756 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2892 E. 2023/6671 K. · Onandı

Ayıp üretim hatasından kaynaklansa da satıcının alıcıya karşı sorumluluğu

Gerekçe özeti

Satılanın gizli ayıplı olması halinde satıcı, ayıp üretici firmanın üretim hatasından kaynaklansa dahi TBK 219 uyarınca alıcıya karşı doğan zarardan sorumludur; süresinde ayıp ihbarı yapan alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Sözleşmeden dönmede birlikte ifa kuralı gereği faiz, malın fiilen iade edildiği tarihten; ıslahla artırılan kısımda ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren işletilir.

Emsal değeri

Üretim hatasından kaynaklanan ayıpta satıcının sorumluluğu ve sözleşmeden dönmede faizin fiili iade tarihinden başlaması bakımından yol gösterici.

Kavramlar: gizli ayıp ayıp ihbarı seçimlik haklar sözleşmeden dönme satıcının sorumluluğu birlikte ifa ıslah temerrüt

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2892 E.  ,  2023/6671 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1782 Esas, 2022/157 Karar

HÜKÜM

Yeniden hüküm tesis ile davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1300 E., 2019/146 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli fatura karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin ihbar olunan şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline teslim edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından taahhüt edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli ihtarname ile davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için delil tespiti yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine, ayıplı mal nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 31.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 173.114,08 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbarının süresinde olmadığını, müvekkilinin üretici olmadığını, davacının istediği kum filtrelerinin dava dışı üretici ihbar olunan şirketten alındığını, müvekkilinin ihbar olunan şirketten satın aldığı kum filtrelerini davacıya sattığını, kum filtrelerinin üretici firma tarafından davacının işletmesine getirilerek devreye alındığını, davacının ürünlerin sorunlu olduğunu bildirmesi üzerine, davacının üretici firmaya yönlendirildiğini, üretici firmanın teknik servis göndermesine rağmen sorunların kısa bir süre sonra tekrarlandığını, sonrasında 2 defa daha tekrar servis gönderilmesine rağmen sorunların tekrarladığını, bunun üzerine üretici firmaya 16.03.2016 tarihinde, satılan malın ayıplı olduğu kabul edilerek tamir edilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, ancak üretici firmanın ayıbı gidermediğini, oluşan zarardan üretici firmanın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan seçimlik haklardan, sözleşmeden dönme ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 TL ve ayıplı ürünlerin çıkarılıp yeni ürünleri yerleştirilmesi sebebiyle hesaplanan 29.000,00 TL olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca dava konusu kum filtrelerinin kağıt üzerinde satışını yaptığını, filtrelerin üretiminin dava dışı şirket tarafından yapılarak doğrudan davacı adresine teslim edildiğini, filtrelerin akvaryuma taşınması ve montajının ise bizzat davacı tarafından yapılarak montaj işlemlerinin hepsinin, dava dışı ihbar olunan şirket tarafından onaylandığını, müvekkilinin, filtrelerin üretim sürecine, nakliyesine ve montajına dahil olmadığını, filtrelerdeki gizli ayıplara sebep olamayacağını, üretici firmanın kontrol yapmasına rağmen tespit edemediği bir ayıptan, malın yalnızca satışını sağlayan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın kısmi açıldığını, dava konusu alacağa ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğini, zira davacının davayı açmadan önce zararını tespit ettirerek dava dilekçesinde zararını kalem kalem yazdığını, zarara üretici firmanın neden olduğu kanıtlanmasına rağmen hangi gerekçeyle zararın müvekkiline yüklendiğinin gerekçede açıklanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya ihbar sürelerinin belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli fatura ile KDV dahil 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya teslim edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli ihtarname ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su kaybı, 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, ıslah harcının yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bedeli ve 29.000,00 TL filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvar bedeli olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın ıslah ile artırılan 54.300,00 TL kısmına ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kağıt üzerinde satış yapan müvekkilinin üretici firmadan kaynaklanan gizli ayıptan sorumlu tutulamayacağını, davada öncelikle zararın kaynağı tespit edilerek husumetin buna göre belirlenmesi gerektiğini, davanın davacıya satılan malların garantisini veren dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, zararın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığı kanıtlandığı halde hangi gerekçe ile kusurun müvekkiline yüklendiğinin açıklanmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava taraflar arasındaki satış sözleşmesi sonrası davacıya teslim edilen ürünün ayıplı olduğundan bahisle oluşan zararın tazmini ve sözleşmeden dönerek ürün bedelinin iadesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 219, 223 ve 227 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.