6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/867 E. 2015/13773 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Zamanaşımı
['818/137']
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletsiz iş görme mutlak butlan ilk itiraz butlan sözleşmenin iptali zamanaşımı defi i̇i̇k 257 haksız eylem davanın açılmamış sayılması ticari faiz derdestlik açılmamış sayılma haksız fiil görevsizlik kararı geçersizlik ıslah yetkisizlik kararı maddi tazminat ilan fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 125BK 137 · FSEK — FSEK 54

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı tarafça derdestlik ilk itirazında bulunulmuş ise de, bu itiraza konu teşkil eden davanın 22.03.2002 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, söz konusu davanın taraflarının ve dava konusunun işbu dava ile aynı olduğu, anılan davanın başka bir dava ile birleştirildiği ve daha sonra görevsizlik kararı verildiği, derdestlik itirazına konu teşkil eden birleşen dosya yönünden herhangi bir gönderme talebi olmadığından, gönderilen mahkemece 29.05.2008 tarihinde birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, işbu davanın ise 28.05.2008 tarihinde açıldığı, birinci davanın usule ilişkin nihai bir kararla sonuçlanması ve kanundan dolayı açılmamış sayılmasına karar verilmesi karşısında derdestlik itirazının yerinde görülmediği, kaldı ki yargılama sırasında da bu kararın kesinleştiği, ilk dava ile zamanaşımının kesildiği, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, mülga 818 sayılı BK'nun 137. maddesinde öngörülen iki aylık ek sürenin varlığı ve davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalının zamanaşımı itirazının da yerinde bulunmadığı, davacı kurumun sözleşme tarihindeki başkanı ile davalı şirket arasında düzenlenen 01.11.1995 tarihli sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit bulunduğu, bu durumda söz konusu sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu, eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların davacı da bulunduğu, davalı tarafından sözleşmeye konu Türkçe sözlüğün internet ve CD ortamında üretiminin, çoğaltılmasının ve satışının 5846 sayılı Kanun'un 54. maddesi karşısında yasal olmadığı, mali hakkı devre yetkili kişiden devralınmadığı için hüsniyet sahibi olsa bile davalının bu iktisabının korunamayacağı, kaldı ki davalının da iyi niyetli olmadığı, zira davacı kurum başkanının tek başına bu devri yapmaya yetkisinin olmadığını bilebilecek durumda bulunduğu, davalının sözleşmeye konu faaliyeti nedeniyle elde ettiği karın vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde davacıya devrinin uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 01.11.1995 tarihli sözleşmenin iptaline, davalının elektronik ortamda Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğe vaki müdahelesinin men'ine, CD üretiminin durdurulmasına, davalıda ticari amaçlı bulundurulan disklerin davacıya iadesine, 257.956,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki 01.11.1995 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun taraflar arasında görülerek kesinleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/94-127 E.,K. sayılı ilamı ile ortaya çıkmış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali, müdahalenin önlenmesi ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalı tarafça davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulmuş olup mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve HMUK'un 193/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilen ilk dava ile zamanaşımının kesildiği, mülga 818 sayılı BK'nun 137. maddesinde öngörülen iki aylık ek sürenin varlığı ve davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı, ıslaha yönelik zamanaşımı definin ise davalının internet sitesinde halen davaya konu sözlüğün mali hakları kendisine aitmiş gibi ilan ve reklam yaptığı, bu haliyle ihlal devam ettiğinden zamanaşımı süresinin işlemeyeceği gerekçesiyle yerinde görülmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme doğru değildir. Öncelikle belirtmek gerekir ki mülga 818 sayılı BK'nun 137. maddesi ancak davanın reddi halinde uygulanabilecek bir madde olup somut olayda olduğu gibi davanın açılmamış sayılması halinde alacaklıya ek bir süre kazandırmaz. Öte yandan, mülga 818 sayılı BK'nun 125. maddesinde düzenlenen aksine hüküm olmadığı takdirde her davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması hali sözleşmeye dayalı alacaklar için söz konusudur. Oysa, mahkemece, davalı ile davacı kurumun eski başkanı arasında imzalanan 01.11.1995 tarihli sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu tespit edilmiş olup esasen bu husus taraflar arasında görülerek kesinleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile de sabit bulunmaktadır. Diğer taraftan, ıslah ile artırılan miktara yönelik zamanaşımı defi yukarıda açıklandığı gibi, internet sitesinde davalının tecavüzünün devam etmesine dayandırılmış ise

de, dosyaya davacı tarafından sunulan internet sayfası çıktıları, herhangi bir incelemeye tabi tutulmamış, söz konusu çıktıların davalıya ait internet sayfasından alınıp alınmadığı, burada yer alan ürünlerin dava konusu ürün olup olmadığı ve bu ürüne yönelik tecavüzün devam edip etmediği bilişim konusunda uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmemiştir. O halde, mahkemenin bu gerekçesi de yerinde olmamıştır. Bu itibarla mahkemece, söz konusu esere ilişkin mali haklara baştan itibaren sahip olmayan davalının eylemi nedeniyle açılacak tazminat davasında, FSEK'in 68. maddesine dayalı bir talep de olmadığından aynı Kanun'un 70. maddesi atfıyla haksız fiile ilişkin hükümler uygulanacağından, zamanaşımı süresinin de buna göre değerlendirilmesi ve şayet davalının haksız eyleminin devam ettiğinin usulünce tespiti halinde zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde tazminat talebi yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4115 E. 2023/5697 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı ['818/137'] · Sözleşmenin İptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15008 E. 2012/690 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2015/867 E.  ,  2015/13773 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ........MAHKEMESİ

TARİHİ 16/09/2014

NUMARASI 2008/186-2014/189

Taraflar arasında görülen davada ........Mahkemesi’nce verilen 16/09/2014 tarih ve 2008/186-2014/189 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/12/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. G.. B.. Bozkurt ile davalı şirket yetkilisi ikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............ tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili kurumun eski başkanı ile davalı şirket arasında 01.11.1995 tarihinde gerek kağıt ortamında gerekse elektronik ortamda Türkçe sözlük hazırlanması işinin yürütülmesi ve sürekli hale getirilmesi konulu bir sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmenin müvekkili kurumun tabi olduğu mevzuata uyulmadan imza altına alındığını, dolayısıyla baştan itibaren herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürerek söz konusu sözleşmenin iptaline, davalının müdahalesinin önlenmesine, CD üretiminin durdurulmasına, davalıda bulunan disklerin müvekkiline teslimine, şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.05.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 257.956,19 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin söz konusu sözleşmede öngörülen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu hususun davacı kurumun da bilgisi dahilinde olduğunu, davacının tüm iddialarının dayanaksız bulunduğunu, müvekkilinden anılan sözleşmeye dayalı olarak tahsilat yapan davacının, sözleşmeden haberdar olmadığını ileri sürmesinin iyiniyetle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı tarafça derdestlik ilk itirazında bulunulmuş ise de, bu itiraza konu teşkil eden davanın 22.03.2002 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, söz konusu davanın taraflarının ve dava konusunun işbu dava ile aynı olduğu, anılan davanın başka bir dava ile birleştirildiği ve daha sonra görevsizlik kararı verildiği, derdestlik itirazına konu teşkil eden birleşen dosya yönünden herhangi bir gönderme talebi olmadığından, gönderilen mahkemece 29.05.2008 tarihinde birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, işbu davanın ise 28.05.2008 tarihinde açıldığı, birinci davanın usule ilişkin nihai bir kararla sonuçlanması ve kanundan dolayı açılmamış sayılmasına karar verilmesi karşısında derdestlik itirazının yerinde görülmediği, kaldı ki yargılama sırasında da bu kararın kesinleştiği, ilk dava ile zamanaşımının kesildiği, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, mülga 818 sayılı BK'nun 137.

maddesinde öngörülen iki aylık ek sürenin varlığı ve davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalının zamanaşımı itirazının da yerinde bulunmadığı, davacı kurumun sözleşme tarihindeki başkanı ile davalı şirket arasında düzenlenen 01.11.1995 tarihli sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit bulunduğu, bu durumda söz konusu sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu, eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların davacı da bulunduğu, davalı tarafından sözleşmeye konu Türkçe sözlüğün internet ve CD ortamında üretiminin, çoğaltılmasının ve satışının 5846 sayılı Kanun'un 54. maddesi karşısında yasal olmadığı, mali hakkı devre yetkili kişiden devralınmadığı için hüsniyet sahibi olsa bile davalının bu iktisabının korunamayacağı, kaldı ki davalının da iyi niyetli olmadığı, zira davacı kurum başkanının tek başına bu devri yapmaya yetkisinin olmadığını bilebilecek durumda bulunduğu, davalının sözleşmeye konu faaliyeti nedeniyle elde ettiği karın vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde davacıya devrinin uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 01.11.1995 tarihli sözleşmenin iptaline, davalının elektronik ortamda Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğe vaki müdahelesinin men'ine, CD üretiminin durdurulmasına, davalıda ticari amaçlı bulundurulan disklerin davacıya iadesine, 257.956,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki 01.11.1995 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun taraflar arasında görülerek kesinleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/94-127 E.,K. sayılı ilamı ile ortaya çıkmış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali, müdahalenin önlenmesi ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalı tarafça davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulmuş olup mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve HMUK'un 193/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilen ilk dava ile zamanaşımının kesildiği, mülga 818 sayılı BK'nun 137. maddesinde öngörülen iki aylık ek sürenin varlığı ve davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı, ıslaha yönelik zamanaşımı definin ise davalının internet sitesinde halen davaya konu sözlüğün mali hakları kendisine aitmiş gibi ilan ve reklam yaptığı, bu haliyle ihlal devam ettiğinden zamanaşımı süresinin işlemeyeceği gerekçesiyle yerinde görülmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme doğru değildir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki mülga 818 sayılı BK'nun 137. maddesi ancak davanın reddi halinde uygulanabilecek bir madde olup somut olayda olduğu gibi davanın açılmamış sayılması halinde alacaklıya ek bir süre kazandırmaz. Öte yandan, mülga 818 sayılı BK'nun 125. maddesinde düzenlenen aksine hüküm olmadığı takdirde her davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması hali sözleşmeye dayalı alacaklar için söz konusudur. Oysa, mahkemece, davalı ile davacı kurumun eski başkanı arasında imzalanan 01.11.1995 tarihli sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu tespit edilmiş olup esasen bu husus taraflar arasında görülerek kesinleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile de sabit bulunmaktadır.

Diğer taraftan, ıslah ile artırılan miktara yönelik zamanaşımı defi yukarıda açıklandığı gibi, internet sitesinde davalının tecavüzünün devam etmesine dayandırılmış ise

de, dosyaya davacı tarafından sunulan internet sayfası çıktıları, herhangi bir incelemeye tabi tutulmamış, söz konusu çıktıların davalıya ait internet sayfasından alınıp alınmadığı, burada yer alan ürünlerin dava konusu ürün olup olmadığı ve bu ürüne yönelik tecavüzün devam edip etmediği bilişim konusunda uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmemiştir. O halde, mahkemenin bu gerekçesi de yerinde olmamıştır. Bu itibarla mahkemece, söz konusu esere ilişkin mali haklara baştan itibaren sahip olmayan davalının eylemi nedeniyle açılacak tazminat davasında, FSEK'in 68. maddesine dayalı bir talep de olmadığından aynı Kanun'un 70. maddesi atfıyla haksız fiile ilişkin hükümler uygulanacağından, zamanaşımı süresinin de buna göre değerlendirilmesi ve şayet davalının haksız eyleminin devam ettiğinin usulünce tespiti halinde zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde tazminat talebi yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/232477600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.