6102TTK Türk Ticaret Kanunu

SMS ile fiyat artışının başka firmaya dayandırılması haksız rekabet oluşturmadı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1944 E. 2022/104 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir işletmenin, hizmet maliyetindeki artışı bu artışa neden olan üçüncü kişi/kurumu belirterek müşterilerine bildirmesi; bildirilen artışın gerçek olması ve bildirimin ölçüsüz veya amacını aşan bir nitelik taşımaması halinde, TTK 55/1-a-1 anlamında yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bir kötüleme açıklaması sayılmaz ve haksız rekabet oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Davalı bankanın gönderdiği SMS'in TTK 55/1-a-1 kapsamında haksız rekabet (kötüleme) oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı vekili; davalının gerçeğe aykırı ve yanıltıcı biçimde, posta ücretlerindeki artışı PTT'ye mal ederek müvekkili şirket hakkında olumsuz imaj yarattığını, bunun itibar kaybına yol açan haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: TTK 54/1 ve 54/2 uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır; bu genel ilkenin uygulanabilmesi için önce TTK 55'te sayılan özel hallerden birinin bulunup bulunmadığına bakılır, ancak bu hallere girmeyen davranışlar için genel hüküm (54/2) uygulanır. TTK 55/1-a-1 anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada başkasının şahsı, emtiası, iş ürünleri, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında sözlü/yazılı/resimli bir açıklama bulunmalı ve bu açıklama yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olmalıdır. Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan açıklamadır; açıklama gerçek ise haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklama, muhatabın hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamadır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olduğu halde ölçüsüz biçimde ve amacını aşarak olumsuz intiba yaratan açıklamadır; gerçek olsa da amacı aşan açıklamalar bu şekilde haksız rekabet teşkil edebilir. Bir açıklamanın yanlış olup olmadığının ölçütü gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı; yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olup olmadığının ölçütü ise açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabı tarafından nasıl algılandığıdır. Somut olayda davacı PTT'nin tekel konumunda olduğu ve gönderi ücretlerinin gerçekten artırıldığı taraflar arasında tartışmasızdır; bu artışın mevzuat gereği BTK veya PTT kararıyla uygulanmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Davalı banka, müşterileriyle yaptığı sözleşmeler gereği hizmet maliyetindeki artışı müşterilerine yansıtma hakkına sahiptir ve artışın nedeninin posta hizmetindeki artıştan kaynaklandığını bildirmesi, gereksiz yere incitici bir beyan olarak kabul edilemez. Hizmetin temel maliyetinin davacının gönderi ücretinden oluştuğu ve davacının tekel konumunda bulunduğu gözetildiğinde, SMS içeriği haksız rekabet teşkil etmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, TTK 55/1-a-1 kapsamındaki kötüleme unsurlarının (yanlış, yanıltıcı, gereksiz yere incitici açıklama) tanımlanması ve gerçek olan bir açıklamanın maliyet artışının nedenini üçüncü kişiye atfetmesinin haksız rekabet oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmesi, benzer maliyet yansıtma bildirimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet kötüleme yanlış açıklama yanıltıcı açıklama gereksiz yere incitici beyan dürüstlük kuralı tekel konumu

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54/1TTK 54/2TTK 55/(1)-a-1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1944

KARAR NO 2022/104

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/04/2019

NUMARASI 2018/64 Esas -2019/387 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından müşterilerine gönderilen SMS ile; müvekkili şirketin posta gönderi ücretlerinde artış yaptığı belirtilerek, bu artışa bağlı olarak kredili mevduat hesabı ekstre gönderim ücretlerinin 31 Aralık tarihinden itibaren 1,94-TL olarak güncelleneceği bilgisi verildiğini, davalı tarafından ekstre gönderim ücretinde yapılan artışın gerekçesinin, müvekkili şirketi tarafından posta gönderi ücretlerine yapılan zam olduğu yönünde bilgilendirme yapıldığını, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 3/1-dd bendinde yer alan temel ücret tanımında yurt içi en düşük ağırlıktaki gönderi ücretinin BTK tarafından belirleneceğinin hüküm altına alındığını,bahsedilen artışın da BTK kararına istinaden gerçekleştirildiğini, söz konusu kararda temel ücretin 2-TL olarak belirlenmesine rağmen, davalı tarafından bildirilen miktarın da 1,94-TL olarak temel ücret artışıyla yeknesaklık arz etmediğini, davalının, müvekkili şirket fiyatları hakkında yanıltıcı bilgi vererek dürüstlük kuralına aykırı bir ticari ileti göndererek haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin men'i ile ortaya konulan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili banka tarafından müşterilerine iletilen 30/11-01/12/2017 tarihli SMS nedeniyle davacı tarafın müvekkili bankaya rahatsızlığını bildirmesi sonucunda müvekkilinin 05/12/2017 tarihinde SMS metnini güncelleyerek davacının adına yer vermediğini, müvekkili bankanın eyleminin, yasal yükümlülüğü gereği müşterilerine SMS ile bilgilendirme yapmaktan ibaret olduğunu, davacı tekel konumunda olduğundan dava konusu kredili mevduat hesabı ekstre gönderiminin de davacı aracılığıyla gerçekleştirmek zorunda olduğunu, davacının da faaliyette bulunduğu pazarda tekel konumu sabit olmakla PTT ifadesinin SMS metninde yer almasının haksız rekabet eylemi teşkil etmeyeceğini, müvekkili banka tarafından 3.

kişilere yapılan ödemelerin müşterilerine yansıtılmasının mevzuat hükümlerinden kaynaklanan bir hak olduğunu, ücret değişikliklerinin bildirilmesinin de yasal yükümlülük olduğunu, müvekkili bankanın haksız rekabet teşkil eden, dürüstlük kuralına aykırı bir eylemi bulunmadığını, davacı ile müvekkili bankanın aynı sektörde faaliyet gösteren şirketler olmadığını, davacının kendi sektöründe temel konumunda olduğunu, bu nedenle rekabete aykırı eylemden söz edilemeyeceğini, davacının kötüleme eylemini kanıtlayamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tarafların rakip olmadıkları, davacının fiyatlarında oluşan artışın gerçek olduğu, davalının göndermiş olduğu SMS'te davacının "iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarda kötülemek, gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak" gibi dürüstlük kuralına aykırı bir davranış bulunmadığı, davacının gönderilerde oluşan fiyat artışının (2-TL) altında (1,94-TL) bir artıştan bahsedildiği hususları dikkate alındığında, davalının fiyat artışının davacıdan kaynaklandığını belirten SMS nedeniyle haksız rekabet eyleminde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; dava konusu SMS nedeniyle haksız rekabete ilişkin tüm iddiaları göz ardı edilerek haksız rekabet eyleminin bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna dayanarak oluşturulan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının gerçeğe aykırı ve yanıltıcı mahiyetteki, müvekkili şirket hakkında olumsuz imaj ve algı yaratarak müşterilerine yollayacağı hesap ekstrelerine ilişkin posta ücretlerinin artışını PTT'ye mal etmesi,bilinçli olarak yanlış ve yanıltıcı davranarak PTT aleyhine olumsuz tavır sergilenmesiyle itibar kaybına yol açtığı tartışmasız olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 54/(1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır.

Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. TTK’nin 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır.Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 55. maddesinde sayılan hallerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hallerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hallerine tam olarak uymuyorsa veya bu hallerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dahil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki TTK’nin 54/2 maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.

TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. "6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır.

Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır.Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır.

Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama;TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. Bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır.

Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir."(Yargıtay HGK nun 2017/2475 esas ,2021/246 karar sayılı 11.3.2021 tarihli emsal ilamı ) Haksız rekabet iddiasına konu davalı tarafından müşterilerine gönderilen SMS metni, "... PTT'nin posta gönderim ücretlerinde yaptığı artışa bağlı olarak kredili mevduat hesabı ekstre gönderi ücretleri 31 Aralık 2017'den itibaren 1,94-TL olarak güncellenecektir...." şeklindedir. PTT'nin yurt içi en düşük ağırlıktaki haberleşme gönderi ücretinin ise 2-TL olarak güncellendiği tarafların kabulündedir. Sonuçta davacı PTT tekel konumunda olup, gönderi ücretlerinin de artırıldığı açık olmakla, bu artışın mevzuat gereği BTK veya PTT'nin kararıyla uygulanmasının bir önemi yoktur.

Davalı banka, müşterileri ile imzaladığı sözleşmeleri gereği, hizmet maliyetindeki artışı müşterilerine yansıtma hakkına sahip olduğu gibi,hizmet bedelinde yaptığı artışın sebebinin posta hizmetinde yapılan artışın neden olduğunu bildirdiği , ücretlerindeki artışın müşteriye bildirilmesi gereksiz yere incitici beyan olarak kabulü mümkün görülmemiştir.Söz konusu hizmetin temel maliyeti davacının gönderici ücreti olduğu ,davacının da tekel hakkı bulunduğu gözönüne alındığında SMS içeriğinin haksız rekabet teşkil etmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine,dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde oy birliğiyle karar verildi.25/01/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/232316 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2219 E. 2023/6374 K. · Onandı

Hizmet maliyeti artışının kaynağını bildiren SMS'nin haksız rekabet oluşturmaması

Gerekçe özeti

Bir teşebbüs, sözleşmeleri gereği hizmet maliyetindeki gerçek artışı müşterilerine yansıtabilir ve bu artışın tekel konumundaki tedarikçinin ücret artışından kaynaklandığını bildirmesi, gereksiz yere incitici veya yanıltıcı beyan sayılmadığından haksız rekabet oluşturmaz.

Emsal değeri

Hizmet maliyetindeki gerçek artışın kaynağını müşteriye bildirmenin haksız rekabet oluşturmayacağına ilişkin (bölgesel/ikna edici) değerlendirme, Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: haksız rekabet dürüstlük kuralı tekel gereksiz yere incitici beyan

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2219 E.  ,  2023/6374 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1944 Esas, 2022/104 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/64 E., 2019/387 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müşterilerine SMS ile davacı şirketin posta gönderi ücretlerinde artış yaptığını bu artışa bağlı olarak kredili mevduat hesabı ekstre gönderim ücretlerinin 31 Aralık tarihinden itibaren 1,94 TL olarak güncelleneceği bilgisi verildiğini, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun (6475 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (dd) bendinde yer alan temel ücret tanımında yurt içi en düşük ağırlıktaki gönderi ücretinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından belirleneceğinin hüküm altına alındığını, bahsedilen artışın da BTK kararına istinaden gerçekleştirildiğini, söz konusu kararda temel ücretin 2,00 TL olarak belirlenmesine rağmen, davalı tarafından bildirilen miktarın da 1,94 TL olarak temel ücret artışıyla yeknesaklık arz etmediğini, davalının, müvekkili şirket fiyatları hakkında yanıltıcı bilgi vererek dürüstlük kuralına aykırı bir ticari ileti göndererek haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin men'i ile ortaya konulan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka tarafından müşterilerine iletilen 30.11-01.12.2017 tarihli SMS nedeniyle davacı tarafın müvekkili bankaya rahatsızlığını bildirmesi sonucunda müvekkilinin 05.12.2017 tarihinde SMS metnini güncelleyerek davacının adına yer vermediğini, müvekkili bankanın eyleminin, yasal yükümlülüğü gereği müşterilerine SMS ile bilgilendirme yapmaktan ibaret olduğunu, davacı tekel konumunda olduğundan dava konusu kredili mevduat hesabı ekstre gönderiminin de davacı aracılığıyla gerçekleştirmek zorunda olduğunu, davacının da faaliyette bulunduğu pazarda tekel konumu sabit olmakla Posta Telgraf Teşkilatı (PTT) ifadesinin SMS metninde yer almasının haksız rekabet eylemi teşkil etmeyeceğini, müvekkili banka tarafından 3 üncü kişilere yapılan ödemelerin müşterilerine yansıtılmasının mevzuat hükümlerinden kaynaklanan bir hak olduğunu, ücret değişikliklerinin bildirilmesinin de yasal yükümlülük olduğunu, müvekkili bankanın haksız rekabet teşkil eden, dürüstlük kuralına aykırı bir eylemi bulunmadığını, davacı ile müvekkili bankanın aynı sektörde faaliyet gösteren şirketler olmadığını, davacının kendi sektöründe temel konumunda olduğunu, bu nedenle rekabete aykırı eylemden söz edilemeyeceğini, davacının kötüleme eylemini kanıtlayamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olay dikkate alındığında tarafların rakip olmadıkları, davacının fiyatlarında oluşan artışın gerçek olduğu, davalının göndermiş olduğu SMS'de davacının "iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarda kötülemek, gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak" gibi dürüstlük kuralına aykırı bir davranış bulunmadığı, davacının gönderilerinde oluşan fiyat artışının (2,00 TL) altında bir (1,94 TL) artıştan bahsedildiği hususları dikkate alındığında davalının fiyat artışının davacıdan kaynaklandığını belirten SMS nedeniyle haksız rekabet eyleminde bulunmadığı sonucuna varılarak davalının fiyat artışının davacıdan kaynaklandığını belirten SMS nedeniyle haksız rekabet eyleminde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu SMS nedeniyle haksız rekabete ilişkin tüm iddiaları göz ardı edilerek haksız rekabet eyleminin bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna dayanarak oluşturulan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının gerçeğe aykırı ve yanıltıcı mahiyetteki, müvekkili şirket hakkında olumsuz imaj ve algı yaratarak müşterilerine yollayacağı hesap ekstrelerine ilişkin posta ücretlerinin artışını PTT'ye mal etmesi, bilinçli olarak yanlış ve yanıltıcı davranarak PTT aleyhine olumsuz tavır sergilenmesiyle itibar kaybına yol açtığı tartışmasız olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haksız rekabet iddiasına konu davalı tarafından müşterilerine gönderilen SMS metninin, "... PTT'nin posta gönderim ücretlerinde yaptığı artışa bağlı olarak kredili mevduat hesabı ekstre gönderi ücretleri 31 Aralık 2017'den itibaren 1,94 TL olarak güncellenecektir...." şeklinde olduğu, PTT'nin yurt içi en düşük ağırlıktaki haberleşme gönderi ücretinin ise 2,00 TL olarak güncellendiğinin tarafların kabulünde olduğu, sonuçta davacı PTT'nin tekel konumunda olup, gönderi ücretlerinin de artırıldığı açık olmakla, bu artışın mevzuat gereği BTK veya PTT'nin kararıyla uygulanmasının bir önemi olmadığı, davalı bankanın müşterileri ile imzaladığı sözleşmeleri gereği, hizmet maliyetindeki artışı müşterilerine yansıtma hakkına sahip olduğu gibi, hizmet bedelinde yaptığı artışın sebebinin posta hizmetinde yapılan artışın neden olduğunu bildirdiği, ücretlerindeki artışın müşteriye bildirilmesinin gereksiz yere incitici beyan olarak kabulünün mümkün olmadığı, söz konusu hizmetin temel maliyetinin davacının gönderici ücreti olduğu, davacının da tekel hakkı bulunduğu gözönüne alındığında SMS içeriğinin haksız rekabet teşkil etmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, haksız rekabetin men'i talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.