6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibi genel kurul kararının iptalini isteyemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2043 E. 2022/367 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Anonim şirket genel kurul kararının iptalini talep edebilmek için, toplantıda hazır bulunan pay sahibinin karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekir; çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilanı edilmemesi veya yetkisiz kişilerce oy kullanılması gibi istisnai haller dışında muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibi ilgili kararın iptalini isteyemez. Esas sözleşmede yönetim kurulunun asgari üye sayısına ilişkin hüküm bulunsa da, 6102 sayılı TTK'nın 359. maddesi ile bu asgari sayı kaldırılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince esas sözleşme değişikliği yapılmamışsa TTK hükümleri uygulanır; bu nedenle tek kişilik yönetim kurulu seçimi hukuka aykırı değildir. Ayrıca, bir pay sahibinin vasisi olan kişinin aynı zamanda şirkette kendi adına da pay sahibi olması, kısıtlı adına kullanılan oyla ilgili tek başına menfaat çatışması oluşturmaz; TMK 426/2 kapsamında temsil kayyımı gerektiren bir hal bu durumdan doğmaz.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulunun tek kişiden oluşturulmasına ilişkin kararın esas sözleşmeye/kanuna aykırılığı → ret

İddia: Davacı, esas sözleşmenin 7. maddesinde yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşacağının düzenlendiğini, TTK'daki asgari sayının esas sözleşmeyle azaltılamayacağını, bu nedenle tek kişilik yönetim kurulu seçiminin esas sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirketin esas sözleşmesinin 7. maddesinde yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşacağı düzenlenmiş, ancak sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 359. maddesinde yönetim kurulunun bir veya birden fazla üyeden oluşabileceği hüküm altına alınmıştır. 6103 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince, esas sözleşmede değişiklik yapılmaması halinde esas sözleşmedeki hüküm yerine 6102 sayılı TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu durumda davalı şirket genel kurulunda bir kişilik yönetim kurulu üyesi seçimine karar alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vasinin kısıtlı adına oy kullanmasının menfaat çatışması nedeniyle butlanı → ret

İddia: Davacı, kısıtlı ...'in vasisi ...'in kendisinin de şirkette ortak olması nedeniyle kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunduğunu, temsil kayyımı atanmadan veya vesayet makamından izin alınmadan kullanılan oyların hükümsüz olduğunu, bu butlan halinin resen dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 4721 sayılı TMK'nın 426/2. maddesi uyarınca, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı tayini gerekmektedir. Somut olayda vasinin kendisinin de şirkette ortak olması ve kısıtlı oylarıyla birlikte kendi adına da oy kullanması menfaat çatışması bulunduğunun kabulüne elverişli değildir. Bu nedenle davacı vekilinin, alınan kararın batıl olduğu yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İptal davası açabilmek için muhalefet şerhi koşulunun yerine getirilip getirilmediği → ret

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerine göre iptal davası açabilmek için, toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibinin bu şartı yerine getirmesi gerekir; çağrının usulüne uygun yapılmaması, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi, yetkisiz kişilerin oy kullanması gibi hallerde ise muhalefet şerhine gerek yoktur. Somut olayda davacı ortak genel kurula asaleten katılmış ve gündemin 6. maddesindeki yönetim kurulu üye seçiminde aday olmuş, ancak davacı tarafından muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, bu husus yazılı olarak da bildirilmemiştir. Kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma veya muhalefet şerhi bulunmadığından, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan karara muhalif kalma koşulu yerine getirilmemiştir. Bu durumda davacının, yönetim kurulu üye seçimine ilişkin dava konusu kararın iptalini talep etmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın; (i) muhalefet şerhinin genel kurul kararının iptali davası açabilmenin bir dava şartı olduğu ve (ii) TTK 359 ile esas sözleşmedeki asgari yönetim kurulu üye sayısı şartının kanunen değiştiği yönündeki tespitleri, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davası açabilmek için, toplantıda hazır bulunan ve karara olumsuz oy veren pay sahibinin bu muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması gerekir; bu koşul yerine getirilmemişse dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi yönetim kurulu üye sayısı esas sözleşme değişikliği vasi/kısıtlı temsili menfaat çatışması temsil kayyımı dava şartı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 446TTK 447TTK 359 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 426/2 · 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6103 sayılı Kanun 22 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2043

KARAR NO 2022/367

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2019

NUMARASI 2018/570 Esas 2019/494 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/03/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 45.787 payın sahibi olduğunu, davalı şirketin 03/04/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararda müvekkilinin toplantıda hazır bulunarak olumsuz oy kullandığını, söz konusu kararın ..., ..., ... ve ...'in 328.150 adet ret oyuna oyuna karşılık diğer pay sahiplerinin 311.850 adet kabul oyu ile kabul edildiğini, genel kurul toplantısında ...'in tek kişilik yönetim kuruluna seçilmesine dair karar oy çokluğu ile alınmışsa da söz konusu kararın şirketin esas sözleşmesinin 7. maddesine aykırılık içerdiğini, şirket esas sözleşmesinde şirket yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşabileceğinin düzenlendiğini, ancak genel kurul toplantısında esas sözleşmede belirlenen asgari sayının altında yönetim kurulu oluşturulmasına karar verildiğini, TTKnda yönetim kurulu üye sayısı, toplantı ve karar alma yeter sayılarının esas sözleşmeyle azaltılması mümkün değilken ağırlaştırılmasının mümkün olduğunu belirterek, davalı şirketin 03/04/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; toplantıdaki muhalefet şerhinde bu konuda bir itiraz yer almadığından davacının dava açma hakkı olmadığını, olağan genel kurul toplantısında alınan kararların esas sözleşmeye ve kanunun emredici hükümlerine uygun olduğunu, şirketin ana sözleşmesinde yönetim kurulunun üç üyeden oluşacağına dair hüküm bulunduğunu, 6102 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ana sözleşmede değişiklik yapılmadığını, 6102 sayılı yasanın 359. maddesine göre yönetim kurulunun bir veya birden fazla üyeden oluşabileceğini, 6103 sayılı yasanın 22. maddesi gereğince ana sözleşmede değişiklik yapılmaması halinde esas sözleşmedeki hüküm yerine 6102 sayılı TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağını, bu nedenle şirketin esas sözleşmesindeki yönetim kuruluna ilişkin hükmün kanuni düzenleme ile "bir veya birden daha fazla kişiden oluşan" olarak değiştirildiğini, yönetim kurulunun bir kişiden oluşmasının tamamen yasal olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının genel kurul toplantısında iptal konusu yapılan karara ilişkin bir muhalefetinin bulunmadığı, çağrının usulüne göre yapılmaması, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi durumlarında muhalefete gerek yok ise de, bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ileri sürülmediği gibi, tüm pay sahiplerinin toplantıya katıldığı dikkate alındığında bu şartın da gerçekleşmediği, butlan ve yokluk hallerinde de muhalefet şerhi gerekmemekte ise de; usule ilişkin kurallara uymamak ancak hakkın esasını etkileyebilecek nitelikte ise butlan hükümleri uygulanacak olup, tüm pay sahiplerinin toplantıya katıldığı, genel kurul toplantısının ilan edildiği, genel kurul toplantı tutanağında karara bağlanan esas sözleşme değişikliği her ne kadar ilan edilmemiş ise de, tüm pay sahiplerinin katıldığı dikkate alındığında bunun hakkın özünü etkileyecek usulü bir eksiklik niteliğinde olmadığı, ayrıca yönetim kurulu üye sayısının 3'ten 1'e indirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği kararının TTK'nın 421/1.

maddesindeki nisaba uygun olarak alındığı, davacının bu davayı açabilmesi için muhalefet şerhi gerekmekte olup, genel kurul toplantısında iptali talep edilen karara ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığı, yönetim kurulu üye sayısının, esas sözleşmede bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olmayıp, buna rağmen esas sözleşmeye eklenmiş ise, sonradan kanun ile yönetim kurulu asgari sayısı azaltılsa bile esas sözleşmede bulunan yönetim kurulu üye sayısının kanunen değiştirilmiş olduğu görüşünün kabul görmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemenin, yönetim kurulu atama iradesini hatalı olarak esas sözleşme değişikliği olarak değerlendirdiğini, gündemin esas sözleşme değişikliğine ilişkin olmayıp yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olduğunu, TTK'nın yürürlüğe girmesiyle değişen hükümlerin, sadece yeni TTK'ya aykırı olan ve yürürlük tarihi itibariyle 1 yıl içinde şirketler tarafından değiştirilmeyen maddeler olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın şirket yönetim kurullarının tek kişiden oluşması hakkında emredici bir hükmünün bulunmadığını, müvekkilinin genel kurul toplantısında diğer gündem maddelerinde olduğu gibi yönetim kurulu seçimine ilişkin de olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiğini, ...'in şahsına ait oy ile birlikte hukuka aykırı olarak kısıtlı ...

adına vesayeten kullandığı %21,70 oy oranı ile toplamda %51,13 oy oranını fiilen kullandığını, davalı şirket esas sözleşmesinde açıkça yönetim kurulunun şirket pay sahiplerinden en üç kişi ile teşekkül ettirileceğinin düzenlendiğini, alınan kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı tutanağında müvekkili adına 6. maddeye karşı muhalefet şerhi ibaresi yazılmamışsa, bunun toplantı başkanlık divanı tarafından sehven yazılmamasından kaynaklandığını, müvekkilinin kendisinin de yönetim kurulu üyeliğine atanması için verdiği beyan, söz konusu oylama için vermiş olduğu olumsuz oylar ile karara muhalefet ettiğinin belirli olduğunu, metinde müvekkilinin oylamada olumsuz oy kullandığının görüldüğünü, iptali istenen kararın, kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunan vasi tarafından oy kullanılması dolayısıyla da hükümsüz olduğunu, ...'in %21,70 oranında pay sahibi olup, İstanbul 13.

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/106 esas 2015/195 karar sayılı kararıyla vesayet altına alınarak vasi olarak eşi ...'in atandığını, vasi ... de davalının %29,43 oranında ortağı olduğundan, kısıtlı ile aralarında menfaat çatışması bulunduğunu, ...'in genel kurulda temsil edilebilmesi ve adına oylarının kullanılabilmesi için temsil kayyımı atanması yahut en azından vesayet makamından izin alınması gerektiğini, temsil kayyımı atanmadan veya vesayet makamından izin alınmadan TMK'nın vesayet hükümlerine aykırı olarak yapılan temsil, oy kullanma başta olmak üzere tüm işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, vasinin ortaklıktan kaynaklarının haklarını kendi menfaatine, kısıtlının aleyhine kullandığını, temsil kayyımının atanması gerekmesine rağmen temsil kayyımı atanmadan aralarında menfaat çatışması olan vasinin kısıtlı adına genel kurula katılarak oy kullanmasının hükümsüz olduğunu, bu butlan halinin resen dikkate alınmasının gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 03.04.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üye seçimine ilişkin 6 numaralı kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Davaya konu 6 numaralı genel kurul kararı davalı şirkete yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olup, yapılan oylama sonucunda şirketin tek kişilik yönetim kurulundan teşekkül ettirilmesine, yönetim kurulu üyeliğine ...'in 238.150 ret oyuna karşılık 311.850 kabul oyu ile seçilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşacağı düzenlenmiş, sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 359. maddesinde ise yönetim kurulunun bir veya birden fazla üyeden oluşabileceği hüküm altına alınmıştır. 6103 sayılı yasanın 22. maddesi gereğince, ana sözleşmede değişiklik yapılmaması halinde esas sözleşmedeki hüküm yerine 6102 sayılı TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, bu durumda davalı şirketin genel kurulunda bir kişilik yönetim kurulu üye seçimine karar alınmasında hukuka aykırılık yoktur. Dava konusu genel kurulda 119.350 oya sahip ..., kendisine vasi olarak atanmış olan eşi ... tarafından temsil edilmiş olup, dava konusu yönetim kurulu üye seçiminde vasi tarafından kendi payları ile birlikte kısıtlı adına da kabul oyu kullanıldığı anlaşılmaktadır.

4721 sayılı TMK'nın 426/2. maddesi uyarınca, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı tayini gerekmektedir. Somut olayda vasinin kendisinin de şirkette ortak olması ve kısıtlı oylarıyla birlikte kendi adına da oy kullanması menfaat çatışması bulunduğunun kabulüne elverişli değildir. Bu nedenle davacı vekilinin, alınan kararın batıl olduğu yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. Somut olayda; davacı ortak genel kurula asaleten katılmış ve gündemin 6. maddesindeki yönetim kurulu üye seçiminde aday olmuş, ancak davacı tarafından muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, ayrıca bu husus yazılı olarak da bildirilmemiştir.

Kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma veya muhalefet şerhi bulunmadığından, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan karara muhalif kalma koşulu yerine getirilmemiştir. Bu durumda alınan karar yönünden davacının, yönetim kurulu üye seçimine ilişkin dava konusu kararın iptalini de talep etmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen karar gerekçe yönünden kaldırılması gerekmiş olup,yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2019 Tarih 2018/570 Esas 2019/494 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Dava şartı yokluğundan davanın REDDİNE" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70-TL ilam harcının davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 44,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/03/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/231384 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3407 E. 2023/5581 K. · Onandı

Muhalefet şerhi yoksa iptal davası açma hakkı doğmaz

Gerekçe özeti

Genel kurul toplantısına asaleten katılan pay sahibi, iptalini istediği karara muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyan koydurmamışsa iptal davası açma hakkı doğmaz ve dava dava şartı yokluğundan reddedilir; bu hâlde ayrıca re'sen gözetilecek bir butlan sebebi de bulunmuyorsa esasa girilmez.

Emsal değeri

Muhalefet şerhi bulunmamasının genel kurul kararının iptali davasında dava açma hakkını ortadan kaldırdığı ve davanın esasa girilmeden dava şartı yokluğundan reddedileceği yönündeki benimsenen tespit açısından emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı butlan dava açma hakkı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/3407 E.  ,  2023/5581 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2043 Esas, 2022/367 Karar

DAVA TARİHİ 21.06.2018

HÜKÜM

Dava şartı yokluğundan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/570 E., 2019/494 K.

Taraflar arasındaki genel kurul karar iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 03.04.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararda müvekkilinin toplantıda hazır bulunarak olumsuz oy kullandığını, genel kurul toplantısında Berrin Üretmen'in tek kişilik yönetim kuruluna seçilmesine dair karar oy çokluğu ile alınmışsa da söz konusu kararın esas sözleşmenin (7.) maddesine aykırılık içerdiğini, şirket esas sözleşmesinde şirket yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşabileceğinin düzenlendiğini, ancak genel kurul toplantısında esas sözleşmede belirlenen asgari sayının altında yönetim kurulu oluşturulmasına karar verildiğini ileri sürerek genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; toplantıdaki muhalefet şerhinde bu konuda bir itiraz yer almadığından davacının dava açma hakkı olmadığını, olağan genel kurul toplantısında alınan kararların esas sözleşmeye ve kanunun emredici hükümlerine uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul toplantısında iptali talep edilen karara ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gündemin esas sözleşme değişikliğine ilişkin olmayıp yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olduğunu, müvekkilinin genel kurul toplantısında diğer gündem maddelerinde olduğu gibi yönetim kurulu seçimine ilişkin de olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiğini, davalı şirket esas sözleşmesinde açıkça yönetim kurulunun şirket pay sahiplerinden en üç kişi ile teşekkül ettirileceğinin düzenlendiğini, alınan kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı tutanağında muhalefet şerhi ibaresi yazılmamışsa, bunun toplantı başkanlık divanı tarafından sehven yazılmamasından kaynaklandığını, metinde müvekkilinin oylamada olumsuz oy kullandığının görüldüğünü, iptali istenen kararın, kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunan vasi tarafından oy kullanılması dolayısıyla da hükümsüz olduğunu, kısıtlı ile aralarında menfaat çatışması bulunduğunu, bu butlan halinin resen dikkate alınmasının gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının genel kurula asaleten katıldığı ancak gündemin 6 ncı maddesine muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunmadığı, bunun dışında butlan sebeplerinin de söz konusu olmadığı, ancak ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe yönünden kaldırılması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin toplantıya katılıp karara muhalif kaldığını beyan ettiğini, muhalefet şerhinin yazılı olmamasının Başkanlık Divanının hatasından kaynaklandığını, dava açma hakkının elinden alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı şirketin 03.04.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üye seçimine ilişkin 6 numaralı kararının iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının dava açma hakkının olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445, 446, 447 ve 359 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.