Teminat mektubu tazmininde bankanın araştırma yükümlülüğü ve avalist sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2066 E. 2022/472 K. ·
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kambiyo senedinden doğan borç, temel ilişkiden bağımsız soyut bir taahhüttür; aval veren kişi şekle ilişkin noksanlık dışında bu borca itiraz edemez. Avans teminat mektubunda banka, muhatabın avansın ödenmediğine dair usulüne uygun tazmin talebi üzerine, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkideki ihtilafı araştırmadan ödeme yapmakla kusurlu sayılmaz; lehtarın bankaya sunduğu bildirim, ödemenin yapıldığına dair kesin delil niteliğinde kabul edilemez. Ayrıca alacağı kambiyo senedine bağlı olan alacaklı, alacağı rehinle (ipotekle) temin edilmiş olsa da İİK 167 gereği hem kambiyo senedine dayalı hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir; bu durum tahsilde tekerrür yasağına tabidir.
Ele alınan sorunlar
Davacıların (avalistlerin) bonodan doğan sorumluluğuna itiraz edip edemeyeceği → ret
İddia: Davacı gerçek kişiler, takibe konu bononun kambiyo vasfında olmadığını, dolayısıyla avalist olarak nitelendirilemeyeceklerini ve kefil oldukları iddia olunan borcun ödendiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kambiyo senedi niteliğindeki bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade eder. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendini gösterir; borçlu olmadığını iddia eden borçlu bu hususu ispatla yükümlüdür. TTK 702/2 uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir; şekle ilişkin noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Somut olayda keşideci şirket asıl borçlu, diğer davacılar aval veren niteliğinde olup şekle ilişkin bir noksanlık ileri sürülmediğinden, davacıların kefil ve avalistler olarak senedin teminat senedi olduğu iddiasını ileri sürmesi olanaksızdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Avans teminat mektubunun tazmininde bankanın kusurlu davranıp davranmadığı → ret
İddia: Davacılar, avansların hakedişlerle geri ödendiğini davalı bankaya bildirdiklerini, bu bildirime rağmen bankanın araştırma yapmadan tazmin talebini yerine getirerek kusurlu davrandığını, dolayısıyla tazmin tutarı kadar borçlu olmadıklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı banka, yüklenici ile iş sahibi arasındaki ihtilaftan bağımsız olarak avans ödeme borcunu garanti etmiş; muhatap da avans ödemesinin yapılmadığını davalı bankaya bildirmiştir. Bu sebeple usulüne uygun bir tazmin talebi üzerine davalı banka tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Lehtar ile muhatap arasındaki ihtilafın kanuni neticeleri, bankanın ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; davacının davalıya verdiği dilekçenin avansın ödendiğine dair kesin delil niteliğinde belge olarak kabulü mümkün değildir. Muhatap tarafından avansın ödenmediğinin bankaya bildirilmiş olması nedeniyle avans teminat mektupları ile ilgili tazmin yükümlülüğü doğmuş olmakla, davalı bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Aynı alacak için hem kambiyo senedine dayalı hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilmesi → ret
İddia: Davacılar, davalı bankanın kredi sözleşmesi gereğince verilen teminatlardan biri olan senetle ayrıca müvekkilleri aleyhine takip başlatmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehin ile temin edilmiş bir alacağın alacaklısı, kural olarak yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir; ancak poliçe ve emre muharrer senetler ile çekler hakkındaki 167. madde hükmü saklıdır. İİK'nın 167. maddesi uyarınca alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklı, alacağı rehinle temin edilmiş olsa bile haciz yoluyla takipte bulunabilir. Bu nedenle tahsilde tekerrür olmamak üzere kambiyo senedine dayalı ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yoluna birlikte başvurulması yasal olarak mümkündür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Avans teminat mektubunun tazmininde bankanın, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkideki ihtilafı araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ve usulüne uygun tazmin talebi üzerine yapılan ödemenin kusur oluşturmayacağı yönündeki değerlendirme ile kambiyo senedine dayalı takip ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin İİK 45/167 çerçevesinde birlikte yürütülebileceği tespiti bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ istirdat↗ kambiyo senedi↗ soyutluk (mücerretlik) ilkesi↗ aval↗ avans teminat mektubu↗ tazmin talebi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür yasağı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/2066
KARAR NO 2022/472
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
DAVA
Menfi Tespit ve İstirdat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/03/2022
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; davalı banka tarafından İst.
14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkilleri aleyhine 2.000.000- USD bedelli kambiyo senedine dayanılarak 1.137.505.28-usd tutarında icra takibi başlatıldığını, İst.
10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketle dava dışı ... Yapı..A.Ş. arasında Zorlu Center Projesi- "AVM mekanik odalardaki eksik mekanik tesisat imalatların tamamlanması işçiliği" konulu 11.10.2012 tarihli sözleşme ve yine aynı projede "Faz-1 eksik mekanik tesisat imalatların tamamlanması" konulu 27.02.2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından, davalı banka tarafından düzenlenen avans teminat mektuplarının verildiğini,iş sahibinin avans ödemelerinin hak edişler karşılığında geri ödendiğini,müvekkil şirketin toplamda 17.770.983.26- TL fatura kestiğini, 5 numaralı hak edişle birlikte kestiği fatura neticesinde nakit avans kesintisinin sonlandığını, alınan ilk işin bitmiş olması, diğer işin de geçici kabul aşamasına gelmiş olmasına karşın iş sahibinin 13.09.2014 tarih ve 845 sayılı ihtarname ile sözleşmenin haksız olarak fesh ettiğini,davalı bankaya verilen 16.01.2014 tarihli dilekçeyle avans teminat mektuplarının hükümsüz kaldığını, talep halinde ödenmemesine dair kesin delil niteliğindeki belgelerle bildirim yapıldığını, ancak 17.01.2014 tarihinde mektuplar paraya çevrilerek ödeme yapıldığını, davalının 03.03.2014 tarih ve ...
yev. Nolu ihtarname ile borcun ödenmesini talep ettiğini,15.04.2014 tarih ve 5972 yev. nolu ihtar ile talebini tekrarladığını, akabinde kambiyo senedine dayanarak ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını,avans mektupların kesin teminat mektubu niteliğinde olmadığını ve kesin teminat mektupları gibi tazmininin istenemeyeceğini (Yargıtay 15.HD. E. 1988/2318, K.1988/2412 T.23.06.1988 tarihli kararı),tazmin talebi halinde talep edenin öncelikle avansın ödenmediği hususunda bankaya bilgi vermesi gerektiğini, mektup metninin bankaya, avansın ödenmemiş olması halinde araştırma yapmadan tazmin zorunluluğu getirdiğini, davalı bankanın avansın ödenip ödenmediği konusunda araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini,takibe konu kambiyo senedinde şirket dışındaki davacıların avalist olarak yer aldıklarını, müvekkili şirketin hesabından teminat mektubu ödemesi için 400.026,69- TL tahsil edildiğini, bu bedelin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, müvekkilleri aleyhine başlatılan takipler nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili;icra takibine konu bononun, kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, davacı şirket lehine, muhatap ... Yapı. A.Ş.'ye olan borçlarına karşılık 3 adet teminat mektubu verildiğini, teminat mektupları metninden de anlaşılacağı üzere, borcun doğması halinde bankanın, lehtar ile muhatap arasındaki ihtilaflar ve bunun kanuni neticelerini dikkate almadan ödeme yükümlülüğü bulunduğunu,mektuplardan ikisinin avans, 06.03.2013 tarih ve 401495 sayılı mektubun kesin teminat mektubu olduğunu, avans teminat mektuplarında bankanın sorumluluğunun ödenen avansın geri ödenmesi riskini garanti ile sınırlı olduğunu, muhatap tarafından gönderilen 17.01.2014 tarihli tazmin talebinde "avansın geri ödemesi yapılmadığı" denildiğini, dolayısıyla her 3 teminat mektubu için de, müvekkil banka açısından usulüne uygun tazmin talebi doğrultusunda tazmin yükümlülüğü doğduğunu, lehtar ile muhatap arasındaki ihtilafın kanuni neticeleri müvekkili bankanın ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, davacı tarafından kesin delil niteliğindeki belgelerle başvuru yapılmadığını,davacının ihtiyati tedbir başvurusunun İstanbul 4.
ATMnin 2014/20 Değ.İş sayılı ihtiyati tedbir dosyasında red edildiğinden bahsetmediğini,teminat mektuplarının tazmin edilmemesine ilişkin mahkeme kararı veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
Mahkemece;davacı şirket her ne kadar 16.01.2014 tarihinde davalı banka şubesine başvurarak teminat mektuplarına konu avans ödemelerinin hak edişlerle ödendiğini bildirmiş ise de, lehdarın bu talebi teminat mektupları tazminini engelleyecek nitelikte olmadığından lehtar ile muhatap arasındaki ihtilaf davalı bankayı bağlamayacağından lehdarın davacı şirket tarafından davalı bankaya tazmini durduracak bir mahkeme kararı ibraz edilmekçe davalı bankanın teminat mektubunu elinde bulunduran kişiye ödeme yapmakla yükümlü bulunduğu, davalı bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı davacı şirketin alınan avansların ödendiğini ileri sürerek muhataba ödeme yapan bankaya karşı borçlu olmadığı tespitini istemesinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle menfi tesbit ve istirdat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; takiplere konu bononun dayanağı davalı bankanın kusuruyla dava dışı muhatap şirkete yapılan ödeme olduğunu, avans teminat mektuplarına ilişkin müvekkillerinin sorumluluğu, avans bedelinin ödenmiş olması ve ödemenin yapıldığına dair kesin delil niteliğindeki belgelerle davalı bankanın uyarılması ile sona erdiğini, sunulan hukuki mütalaa da davalı bankanın haksız ödeme yaptığını ortaya koyduğunu, avans teminat mektuplarının haksız yere paraya çevrildiğini, davalı bankanın kredi sözleşmesi gereğince verilen teminatlardan biri olan senetle, müvekkilleri aleyhine takip başlatması hukuka aykırı olduğunu,davacı gerçek kişilerin avalist olarak nitelendirildiğini, takibe konu bono kambiyo vasfında olmadığından müvekkillerinin avalist olarak nitelendirilemeyeceğini, kefil oldukları iddia olunan borcun da ödendiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davalı bankanın kusuruyla tazmin ettiği teminat mektupları nedeniyle doğan borcun tahsili için davacılar hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ve mevduat hesabından tahsil olunan paranın istirdadına ilişkindir.Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup, şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Somut davada keşideci davacı şirket bonodan asıl borçlu olarak sorumlu olup gerçek kişi diğer davacılar aval veren niteliğinde olup, şekle ilişkin bir noksanlık da ileri sürülmediğine göre, davacıların kefil ve avalistler olarak senedin teminat senedi olduğu iddiasını ileri sürmesi olanaksızdır. İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konulu senetten dolayı davacıların borçlu bulunmadıklarının tespiti talebi yerinde değildir.
Davacılar, dava dışı işverenden alınan avansların geri ödendiğinin hakedişleriyle belli olduğunu ,tazmin talebini yerine getirmemesi gereken bankanın tazmin talebini yerine getirerek kusurlu davrandığını ileri sürerek tazmin tutarları kadar borçlu bulunmadıklarının tesbitini talep etmiştir.Davalı banka;yüklenici ile iş sahibi arasında ki ihtilafdan bağımsız olarak avans ödeme borcunu garanti etmiş,muhatap da avans ödemesi yapılmadığını davalı bankaya bildirmiştir.Bu sebeble usulüne uygun bir tazmin talebi üzerine davalı banka tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.Bankanın teminat mektubunu tazmin ettiği ve borç miktarı üzerinde ihtilaf olmadığı anlaşılmaktadır. İİK'nın 45. maddesi uyarınca;
rehin ile temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak poliçe ve emre muharrer senetler ile çekler hakkındaki 167. madde hükmü saklıdır. İİK'nın 167. maddesinde alacağı, çek poliçe veya emre muharrer senedin müstenit olan alacaklının alacak rehin ile temin edilmiş olsa bile haciz yoluyla veya borçlu iflasa tabi şahıslardan ise iflas yoluyla takipte bulunabileceği düzenlendiğinden tahsilde tekerrür olmamak üzere kambiyo senedine dayalı ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmaktadır.Eldeki davada,lehtar ile muhatap arasındaki ihtilafın kanuni neticelerinin bankanın ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı,davacının davalıya verdiği dilekçenin avansın ödendiğine dair kesin delil niteliğinde belge olarak kabulünün mümkün olmadığı,muhatap tarafından avansın ödenmediğinin bankaya bildirildiği bu nedenle avans teminat mektupları ile ilgili tazmin yükümlülüğünün doğduğu tespit edilmiş olmakla davalı bankaya rehinli bulunan hesaplardan davalı banka tarafından mevcudun tahsil edilmesinde davalı bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davacıların menfi tesbit ve istirdat taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ;usulüne uygun yapılan tazmin talebi üzerine davalı banka tarafından ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik hükme ilişkin ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş,davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacılardan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL nin mahsubu ile bakiye 36,30- TLnin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/03/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/231112 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi