6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devir bedeli alacağında zamanaşımı başlangıcı ve muacceliyet tarihi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2330 E. 2022/1453 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Gerekçe özeti

Limited şirket hisse devrine dayalı alacak talebinde, eTTK 520/son uyarınca noterde yapılmayan devir sözleşmesi ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmediğinden, alacağın muacceliyeti ve buna bağlı zamanaşımı süresinin başlangıcı, geçerli (noterde yapılmış) devir sözleşmesinin tarihine göre belirlenir; harici/geçersiz sözleşmelere dayanılarak muacceliyet tarihinin öne çekilmesi mümkün değildir. Devrin inançlı işlem (emanet) olduğu iddiası, devir sözleşmesi yazılı şekilde yapıldığından aynı kuvvette yazılı delille ispatlanmalıdır; bu ispat sağlanamazsa zamanaşımı def'i geçerlidir. Kısmi davanın süresinde açılması, ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımının işlemesini durdurmaz; ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresi dolmuşsa artırılan kısım zamanaşımına uğrar.

Ele alınan sorunlar

Davalı ... yönünden hisse devir alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı → ret

İddia: Davacı, davalı tarafından tehdit edildiğini, bu nedenle zamanaşımının durduğunu, alacağının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bilirkişi raporuyla alacağın sabit olduğunu ileri sürerek zamanaşımı red kararının hukuka uygun olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan eTTK 520/son maddesine göre payın devrine ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmez; bu nedenle hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih, geçerli hisse devrinin yapıldığı tarihtir. Hisse devir bedeli alacağı mülga BK 126/4 (TBK 147/4) uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Davalı ...'a yapılan 23.3.2009 tarihli noter devri, 27.3.2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla kabul edilip 3.4.2009'da tescil edildiğinden zamanaşımı bu tarihten işlemeye başlar. Davacının hisse devrinin gerçek olmayıp inançlı işlem (emanetçilik) olduğu iddiası, hisse devir sözleşmesi yazılı şekilde yapıldığından aynı kuvvette yazılı belge ile ispatlanmalıdır; böyle bir belge sunulmamıştır. Davacı asilin dilekçesiyle yemin deliline başvurmadığını beyan etmesi ve tanık deliline muvafakat edilmemesi nedeniyle bu iddia kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davalı ... yönünden, kısmi davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup davanın ıslah edilen kısım dahil zamanaşımı nedeniyle reddi isabetlidir; davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı ... yönünden hisse devir alacağının muacceliyet tarihi ve zamanaşımı → ret

İddia: Davalı ... vekili, noterde düzenlenen sözleşmede bedelin eksiksiz alındığının belirtildiğini, harici sözleşmelerin borç ilişkisiyle bağlantısı olmadığını, bilirkişi raporunun çelişkili ve dayanılan emsal Yargıtay kararının somut olaya uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Geçersiz de olsa harici bir sözleşmeyle devir bedelinin ne şekilde ve ne miktarda ödeneceği kararlaştırılmışsa bu hükümler tarafları bağlar; ancak kanunun emredici hükmüne göre taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen, tarafların verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak hisse devir bedeli alacağının muaccel olduğunun kabulü mümkün değildir. Zamanaşımının işlemeye başladığı tarih, davalı ...'ya yapılmış geçerli devir sözleşmesinin tarihi olan 2.2.2011'dir; kısmi dava bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açılmıştır. Ancak davacı, 27.8.2017 tarihinde ıslah ile dava değerini artırmıştır; kısmi dava açılması, alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemez. Islah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi isabetlidir. Kısmi davaya ilişkin ilk 10.000 TL'lik kısım bakımından ise ilk derece mahkemesinin zamanaşımı def'ini reddederek işin esasına girmesi ve bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul etmesi hatalıdır; çünkü maddi olguların kronolojik incelenmesinde, anlaşma belgelerinde davalı ...'nın devraldığı hisselere karşılık ilave bir bedel ödeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Şirket hisse değerinin daha fazla olduğundan hareketle nominal değer ile gerçek değer arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru değildir; anlaşma metinlerinde hisse devrinden sonra davacının davalı ...'den başkaca bir alacağının kalmayacağı yazılıdır. Noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı hissesini devretmiş ve bedelini aldığını ikrar etmiştir; aksine bir delil bulunmadığından kısmi davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vekalet ücretinin hesaplanmasında hata bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, dava değerinin üç katı vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kararın verildiği tarih itibariyle her iki davalı yararına müştereken vekalet ücreti hükmedildiği, yapılan hesaplamaya göre davalı ... bakımından hesaplanan vekalet ücretinin 14.559 TL, her iki davalıya toplam 23.064,28 TL hükmedildiği anlaşılmakla, takdir edilen vekalet ücreti yönünden davacı aleyhine bir fazlalık bulunmamaktadır; ayrıca vekalet ücreti bakımından davalı taraf istinafa gelmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, noterde tasdik edilmeyen limited şirket hisse devir sözleşmelerinin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği ve buna bağlı olarak alacağın muacceliyet tarihinin geçerli devir sözleşmesinin tarihi olduğu yönündeki tespiti ile inançlı işlem iddiasının aynı kuvvette yazılı delille ispatı gerektiği yönündeki gerekçesi, benzer hisse devri uyuşmazlıklarında zamanaşımı başlangıcının belirlenmesi açısından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Limited şirket hisse devir bedeline ilişkin alacak davaları, mülga BK 126/4 (TBK 147/4) uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; süre, geçerli (noterde yapılmış) hisse devir sözleşmesinin muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesi zamanaşımı muacceliyet inançlı işlem kısmi dava ıslah yazılı delille ispat zorunluluğu eTTK 520/son hak düşürücü süre (ikrah)

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — eTTK 520/son · BK — BK 126/4BK 31/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 147/4 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2330

KARAR NO 2022/1453

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/09/2019

NUMARASI 2018/650 Esas - 2019/914 Karar

DAVA

Alacak

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı asıl ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili 6.1.2016 tarihli dava dilekçesi ile , dava dışı ... Ltd Şti'ne ait hisselerin önceleri % 95 inin davacıya ait olduğunu, 30/03/2009 tarihinde ...'a emanetçi olarak hisse devri yapıldığını, %50 hissenin 09/12/2009 tarihinde sözleşme ile ..."ye devrederek satıldığını, 30/01/2011 tarihinde %45 hissenin ...'ya hisse verilmesi hususunda karar alındığını, emanetçi olarak hissesini davalı ...'a devrettiğini, bu devirden de herhangi bir bedel almadığını, daha sonra ailesi, kardeşleri ve ...'in de dahil olduğu yıllar boyu süren ticari çekişmeler sonucu bu yeri protokolle ...'a satarak devrettiğini, protokol gereği şirketin toplam değerinin 4.655.238- TL olduğunu, %50'sinin 2.327.619- TL olduğunu, bu durumda davalıların her birinin 2.327.619 -TLyi ödemekle mesul olduklarını, tehdit ve oyalamalar nedeniyle satış ve devir bedelini bugüne kadar alamadığı gibi, yasal bir borç belgesi de alınamadığını, davalıların bu nedenle sebepsiz yere zenginleştiklerini, fazlaya dair hakları ıslah yolu ile artırma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000'er TL olmak üzere toplam 20.000- TL alacağın ...

için 09/12/2009, ... için 30/01/2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesiyle her iki davalı yönünden taleplerini 147.619- TL ye yükseltmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... vekili , davacının mezkur hisse devrine ait bedeli noterde düzenleme şeklinde yapılan hisse devir sözleşmesinde eksiksiz olarak müvekkilden nakden aldığını beyan ettiğini, anılan hisse devrine ilişkin bedellerini alamadığı ya da eksik aldığı yönündeki idddiasını ancak aynı kuvvetteki bir yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, davacı yazılı delil sunamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, anılan iki adet sözleşmenin esasen davacının müvekkile olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlenmiş olup bu sözleşmelerin yapılan hisse devri sözleşmesinin aksini kanıtlar nitelikte ve kuvvette yazılı bir delil olarak kabulünün mümkün olmadığını,niteliği itibari ile işbu davada tanık dinlenemeyeceğini,davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

2- Davalı ... vekili, davacının taleplerinin zamanaşımı, hakdüşürücü süre ve husumet yönünden de reddi gerektiğini, resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinin aksinin tanıkla ispatının mümkün olmadığını,hisse devir sözleşmesinde devir bedelini tam olarak müvekkilden nakden ve tam olarak aldığını beyan ettiğinden anılan hisse devrine ilişkin emanet yönündeki iddiasını kanun gereği ancak aynı kuvvetteki bir yazılı belge ile ispatlama yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacının tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini , noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılan gerçek hisse satım işlemi ile hisse devir sözleşmesindeki hisselerin bedellerini nakden ve eksiksiz aldığını davacının tevsik ettiğini, aksini veya farklı olduğu iddiasını yine aynı şekilde düzenlenmiş bir başka resmi belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının delillerinde buna ilişkin bir belgesi bulunmadığınndan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ilk olarak 2016/12 esas -2017/660 karar sayılı 26.9.2017 tarihli karar ile , uyuşmazlığın limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşme yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı BK.'nın 126/4 maddesinde, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan ortaklar arasındaki davaların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi tutulduğunu, somut olayda 23/03/2009 ve 02/02/2011 tarihli hisse devir sözleşmelerinde devir bedelinin, nakden ve tamamen alındığının yazıldığı, hisse devrinin inançlı işlem mahiyetinde olduğunun öne sürülmesine rağmen devir sözleşmelerinin aksine dayanılan 09/12/2009 ve 30/01/2011 tarihli protokollerde davalı ...'ın imzası bulunmadığı, protokollerin her ikisinde de hisse devir sözleşmelerine atıf bulunmadığı, 2009 tarihli protokolün ...

soyadlı kişilerin arasındaki mal paylaşımına yönelik olduğu, 2011 tarihli protokolün ise, işletme yönetimine ilişkin hususlar içerdiği, zamanaşımı başlangıcında hisse devir sözleşmelerinin pay defterine kayıt tarihlerinin esas alınmaları gerektiği, 23/03/2009 ve 02/02/2011 tarihli hisse devirlerinin aynı tarihte ortaklar kurulu kararı ile pay defterine tescil edildikleri ve dava tarihi ile tescil tarihi arasında her iki davalı yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın,davacı tarafça istinafı üzerine ;Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesi verilen 2017/893 esas, 2018/579 karar sayılı 17.5.2018 tarihli karar ile "davalı ...'a yapılan hisse devir ve tescil tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK 147/4 .(BK 126/4) gereği zamanaşımının 5 yıl olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu , davalı ...

'ya geçerli bir devir sözleşmesi yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu tarihin 2.2.2011 tarihi olduğu,zamanaşımının bu tarihten itibaren işlemeye başladığı,buna göre dava 06.01.2016 tarihinde açılmış olmakla devir tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı ,davalı ... bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.Kaldırma kararı üzerine mahkemece istinafa konu karar ile " davalı ... yönünden, hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu hususun İstanbul BAM 12.

HD'nin 17/05/2018 tarihli kararı ile de tespit edildiği, dolayısıyla bu davalı yönünden ıslah edilen tutar bakımından da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine , Davalı ... yönünden, Büyükçekmece ... Noterliği'nce düzenlenen hisse devir sözleşmesinden sonra taraflarca düzenlenmiş olan 09/12/2009 ve 30/01/2011 tarihli el yazılı anlaşma tutanağı başlıklı sözleşmeler ile hisse devir sözleşmesinde belirtilen tutardan daha yüksek bir bedelin öngörüldüğü, hisse devir sözleşmesindeki ibranın ancak şirketin nominal değeri üzerinden hüküm ifa edeceği, daha yüksek veya gerçek değer üzerinden ödeme kararlaştırılması halinde nominal değeri aşan kısmını ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda anlaşma başlıklı belgelerde ve alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere şirketin hisse değerinin hisse devir sözleşmelerinde belirtilen tutarların çok üzerinde olduğu, bu nedenle sözleşmede belirtilen bedeli aşan kısmı ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda davalı tarafından bu yönde bir delil ibraz edilmediği gerekçesi ile davalı ...

aleyhine 10.000-TL bedelli kısmi davanın kabulüne,davacı 27/08/2017 tarihli dilekçesi ile dava değerini ıslah etmiş ise de, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davalı ... aleyhine ıslah ile talep edilen 137.619-TL alacak yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

1-Davacı asıl ; davalı ... yönünden verilen zamanaşımı yönünden red kararının hukuka uygun olmadığını, davalı tarafından haklarını aramamaları için darp ve silah yoluyla tehdit edildikleri gerekçesiyle Büyükçekmece C. Başsavcılığına şikayette bulunarak 2012/27616 Sor. nolu dosya ile davalı ... hakkında işlem başlatıldığını, TBK kapsamında bu tarz durumlarda zamanaşımının durduğunu, bilirkişi raporu ile de alacaklarının sabit olduğunu, ... yönünden ıslah taleplerinin kabul edilmemesinin hukuka uygun olmadığını, davaya konu alacakları bakımından ıslah hakkının saklı tutulduğunu, sonrasında dosyanın derdest olmasıyla birlikte saklı tutulan ıslah hakkını kullandıklarını, dosyaya sunulan delillerin eksik değerlendirildiğini, Mahkemece vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını dava değerinin üç katı vekalet ücreti hesaplandığını, mahkemece verilen kararın hukuk güvenliği bakımından çelişkilerle dolu olduğunu kararın kaldırılarak, davanın kabulünü talep etmiştir.

2- Davalı ... vekili; davacı noterde düzenlenen evrakta eksiksiz olarak hisse devir bedelini aldığını belirttiğinden anılan hisse devrine ilişkin paranın ödenmediği veya eksik ödendiğini yazılı bir delille kanıtlaması gerektiğini, dosyaya sunulan 30.01.2011 ve 09.12.2009 tarihli iki sözleşmede davacıya bir alacak hakkı verilmediğini,müvekkili tarafından da bir borç taahhüdü altına da girilmediğini, anılan iki adet sözleşmenin davacının müvekkiline olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlendiğini ,anılan sözleşmelerin dava konusu borçla ilgisi olmadığını, raporda belirtilen ticari defter ve kayıtların delil niteliğinde olmadığını, 09.12.2009 tarihli tutanak içeriğinde "istasyon değeri %50 2.000.000-TL" ibaresi ile bilirkişi raporunda belirtilen şirketin öz varlık tutarı olan 1.029.339,87-TL arasında uyumsuzluk olduğunu, çelişkili rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporuna dayanak gösterilen Yargıtay 11.

HD 2002/7353 Esas sayılı kararında noterde yapılan devir sözleşmesi haricinde taraflar arasında yapılan bir sözleşme daha bulunduğunu, somut davada noterde yapılan sözleşme dışında bir sözleşme olmadığını, dolayısıyla emsal kararın bu davayla ilgisi olmadığını kararın kaldırılarak, müvekkili hakkında açılan davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacının davası limited şirket hisse devri nedeniyle alacaklarının davalılar tarafından ödenmediğini noterlikte yapılan hisse devirleri dışında haricen yapılan anlaşmalar ile borcun sabit olduğunu ileri sürerek hisse devir bedelinin davalılardan tahsiline ilişkindir. Dava ilk olarak her bir davalı bakımından 10.000-TL dava değeri gösterilerek kısmi dava olarak 06/01/2016 tarihinde açılmıştır. Davacı ,davasını belirsiz alacak davası olarak nitelese de , davalı tarafın harcın tamamlanması isteği üzerine mahkemece 12.7.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının 1 nolu ara kararı ile ,davanın kısmi dava olarak görülmesine usulen engel olmadığına karar verilmiştir.Davacı tarafça bu ara kararına itiraz edilmediği ,somut olayda belirsiz alacak davası koşulları olmadığından eldeki davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerekir.

Limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan eTTK 520/son maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkında ki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmez.Bu sebeble hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarihtir. Hisse devir bedeli alacağına ilişkin dava ise mülga BK nun 126/4 .maddesi uyarınca(TBK 147/4) 5 yıllık zamanaşımına tabiidir. Ticaret Sicil kayıtlarına göre; davacının 5.2.2009 tarihinde devren iktisap ettiği 380.000-TL bedelli hisselerden 200.000-TL lik kısmını 23.3.2009 tarihli noterde yapılan hisse devir sözleşmesiyle davalı ...'a ,geri kalan 180.000-TL lik kısmını ise Büyükçekmece ...

Noterliğinin 02/Şubat/ 2011 tarihli hisse devri sözleşmesi ile ortak dışı olarak davacının (vekili ... aracılığıyla) şirketteki (... Tic. Ltd Şti) 180.000 -TL hissesini aynı bedelle davalı ...'ya devrettiği, 23.3.2009 tarihli hisse devrinin 27.3.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 3.4.2009 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek ilan edildiği ,2.2.2011 tarihli hisse devrinin ise aynı tarihli ortaklar kurulu kararıyla kabul edilerek 14.2.2011 tarihinde tescil edilerek ilan edildiği sabittir. Her iki devir için pay defterine kayıt için karar alındığından muacceliyetin ortaklar kurulu karar tarihlerinden itibaren işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. Dosyaya davacı tarafça 2 ayrı anlaşma tutanağı başlıklı,adi yazılı şekilde düzenlenmiş belge sunulmuştur.09/12/2009 tarihli el yazılı belgede;

davacıya ait bir kısım menkul ve gayrımenkul mal paylaşımı yapıldıktan sonra ; "% 50 şirket hissesinin karşılığı 2.000.000-TL ,sermayenin yarısı 307.357-TL ve market sermayesinin 20.262-TL tamamını ...'ya devrettim.Hakkında fazla alınan paranın yarısı ... yarısı ... tarafından karşılanacaktır" ibaresinden sonra "bu tarihden sonra ...'nın başkaca hakkı kalmamıştır"denildiği görülmektedir.Bu belgenin ..., ..., ..., ... tarafından imzalandığı, diğer davalı ...'ın imzası bulunmadığı ,bu belgede şirketin diğer ortağı ...'dan ve hissesinden bahsedilmediği anlaşılmaktadır. İkinci olarak her iki davalı ve davacının imzaladığı 30/01/2011 tarihli anlaşma tutanağı başlıklı belgede ise "şubat ayı içerisinde ...

adına olan hissenin ... vasıtasıyla devir edilecektir. ... ve ...'ın 1 yıl içinde anlaşamazlarsa 31.1.2012 tarihinde ne yapacaklarına karar vereceklerdir.... şirketi devraldıktan sonra hiç bir suretle ...-...'dan bir hak talebinde bulunamaz.(Iğdırda ki ev ve dükkanlar dahil.)Bugün itibariyle kar-zarar ve sorumluluklar ... ve ... 'yı bağlar." ibaresi mevcuttur.Buna göre davacının şirket hissesinin davalı ...'ya devrinde mutabık kalındığı ve akabinde de yazıya dökülen bu anlaşmadan sonra 2.2.2011 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile davacının 180.000 hissesinin vekili ... vekaleti ile davalı ...'ya devredildiği sabittir. Davalı ...'a Noterde yapılan 23.3.2009 tarihli hisse devrinin 27.3.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 3.4.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği ;hisse devir alacağına ilişkin 5 yıllık zamanaşımı 27.3.2009 tarihinde işlemeye başladığı ,ikrah nedeniyle akit ile bağlı olunmadığının eBK 31/1 gereği 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bildirilmediği veya ileri sürülmediği , davacı her ne kadar hisse devir sözleşmesinin gerçek bir devir olmadığı ,davalının emanetçi (inançlı işlem yapıldığı ) olduğunu ileri sürmekte ise de davalının inançlı işlem gereği payları temlik aldığına ilişkin yazılı belge sunulmamıştır.Hisse devir sözleşmesi yazılı şekilde yapıldığından inançlı işlem iddiasının da aynı şekilde yazılı belge ile ispatı gerekir.Davacının dava dilekçesinde yemin delili var ise de ;

Davacı asil mahkemeye verdiği 6.8.2017 tarihli dilekçesi ile "delillerimiz arasında yemin delili bulunmamaktadır."beyanı dikkate alındığında yemin deliline ve ispat kurallarına aykırı bulunan ve muvafakat edilmeyen tanık deliline de başvurmak mümkün değildir.Bu nedenle 23.3.2009 tarihli hisse devrinin inançlı işlem olduğuna yönelik iddianın kanıtlanamadığı ve davalı ... yönünden kısmi davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Davacının davanın 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Geçersiz de olsa harici bir sözleşme ile devir bedelinin ne şekilde ne miktarda ödeneceği ayrıca kararlaştırılmışsa bu hükümlerin tarafları bağlayacağı kuşkusuzdur .Zamanaşımı bakımından elde ki davada davacı davalıya limited şirket hissesini devretmesi sebebiyle ödenmeyen devir bedelini talep ettiğinden ve kanunun emredici hükmüne göre taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen ,ancak tarafların verdiğini sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak hisse devir bedeli alacağının muaccel olduğunu kabul mümkün olmadığından ,zamanaşımının işlemeye başladığı tarih davalı ...'ya yapılmış geçerli bir devir sözleşmesinin yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu 2.2.2011 tarihidir.

Kısmi dava 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açılmıştır.Ancak davacı ,maktu harç ile 27.8.2017 tarihinde ıslah ederek dava değerini her bir davalı bakımından 147.619-TLye artırmıştır. Kısmi dava açılması ,alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellememektedir. ... bakımından ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak,davalı ... bakımından kısmi davaya ilişkin kısım bakımından zamanaşımı defii reddedilmek suretiyle resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesi ve taraflar arasında adi şekilde düzenlenmiş bulunan belgelerde ki hisse devri ve bedeline ilişkin hükümler ,tarafların bu yolda ki delilleri incelenip değerlendirilmek suretiyle bir hüküm verilmesi gerektiğinden bahisle karar kaldırılmış ancak ilk derece mahkemesi bilirkişi raporu uyarınca kısmi davanın kabulü gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Ancak maddi vakıalar kronolojik sıra içinde ; anlaşma belgelerinde davalı ...'nın devir alacağı şirket hisselerine karşılık bir ilave bedel ödeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Hükümler gerekçeli karar içeriğine yazılmış olup ,şirket hisse bedeline ilişkin ayrıca bir bedel ödeneceği her iki protokolde yazılı değildir.Şirket hisse değerinin daha fazla olduğundan hareketle nominal değer ile şirket hisselerinin değeri arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru görülmemiştir.Tarafların hissenin değerini anlaşma metnine yazdıkları doğrudur.Ancak şirket hisse devrinden sonra davalı ...'in hiç bir alacağının kalmayacağı da yazılı olduğuna göre ,şirket hissesinin devrinden sonra davalı ...'in hakkının kalmadığı yazılıdır.

İkinci belgede de yazılı olduğuna göre hisse devri gerçekleştiğinde davalı ...'in davacıdan hiç bir alacağı kalmayacaktır. Akabinde noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı %50 hissesini devretmiş ve bedelini aldığını da ikrar etmiştir. Şirket hisse devri ödeneceğine ilişkin aksine bir delil olmadığı halde davalı ... yönünden kısmi davanın ispatlanamadığından reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı red edilen kısım üzerinden fazla vekalet ücreti verildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de ; kararın verildiği tarih itibariyle her iki davalı yararına müştereken vekalet ücreti verildiği yapılan hesaplamaya göre davalı ... bakımından hesaplanan vekalet ücretinin 14.559-TL olduğu ,her iki davalıya 23.064,28-TL hükmedildiği anlaşılmakla takdir edilen vekalet ücreti yönünden davacı aleyhine bir fazlalık olmadığı ,vekalet ücreti bakımından davalı taraf istinafa gelmediğinden vekalet ücretine ilişkin istinaf nedeni de yerinde bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı ...

vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,hükmün kaldırılmasına yapılan hata /eksiklik nedeniyle yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine; hükmün kesinleşen kısımları dikkate alınarak davalı ... bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ,diğer davalı yönünden kısmi davası ispatlanamadığından , ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/650 Esas - 2019/914 Karar sayılı 17/09/2019 tarihli kararının, HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

1- Davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ... aleyhine açılan davanın 10.000-TL'sinin ispatlanamadığından; ıslah edilen fazla kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine; İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 80,70- TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 341.55-TL peşin ve ıslah ile yatırılan 4.736,28-TL olmak üzere toplam 5.077,83‬-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.997,13-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı ... tarafından yapılan 220-TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Davalılar vekilleri için takdir olunan 23.064,28-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine Davacıdan alınması gereken 80,70- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı ...

tarafından yatırılan 170,77‬-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı ... gider avansından karşılanan 63-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ya ödenmesine, Davalı ... gider avansından karşılanan 30-TL yargı giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/229926 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7142 E. 2024/4539 K. · Onandı

Pay devri bedelinde zamanaşımı devrin kabulüyle işlemeye başlar

Gerekçe özeti

Limited şirket payının devrinden doğan bedel alacağı beş yıllık zamanaşımına tabidir ve zamanaşımı, devrin geçerli biçimde yapılıp ortaklar kurulunca kabul edilerek alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Kısmi dava açılması, alacağın dava edilmeyen kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemediğinden ıslahla artırılan kısımda zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendirilir. İkrah iddiası bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmemişse dinlenmez; devrin inançlı işlem olduğu iddiası yazılı belge ile ispatlanmalıdır. Noterdeki devir dışında düzenlenen anlaşma metinlerinde ilave bedel ödeneceğine dair hüküm yoksa, yalnızca şirket hisselerinin gerçek değerinin daha yüksek olmasından hareketle nominal değerle gerçek değer arasındaki fark istenemez.

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan gerekçe, pay devri bedeli alacağında zamanaşımının başlangıcını devrin ortaklar kurulunca kabul edildiği tarihe bağlaması ve kısmi dava-ıslah ilişkisinde zamanaşımının nasıl işleyeceğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: limited şirkette pay devri hisse devir bedeli alacağı zamanaşımı muacceliyet kısmi dava belirsiz alacak davası ıslah ikrah hak düşürücü süre inançlı işlem ikrar

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7142 E.  ,  2024/4539 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2330 Esas, 2022/1453 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/650 E., 2019/914 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ... aleyhine açılan davanın reddine, ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı asıl ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; dava dışı ... Tes. San. Tic. Ltd. Şti'ye ait hisselerin önceleri % 95 inin davacıya ait olduğunu, 30.03.2009 tarihinde ...'a emanetçi olarak hisse devri yapıldığını, % 50 hissenin 09.12.2009 tarihinde sözleşme ile ...'ya devrederek satıldığını, bu devirlerden herhangi bir bedel almadığını, daha sonra ailesi, kardeşleri ve Beyler'in de dahil olduğu yıllar boyu süren ticari çekişmeler sonucu bu yeri protokolle ...'a satarak devrettiğini, protokol gereği şirketin toplam değerinin 4.655.238,00 TL olduğunu, %50'sinin 2.327.619,00 TL olduğunu, bu durumda davalıların her birinin 2.327.619,00 TL'yi ödemekle mesul olduklarını, tehdit ve oyalamalar nedeniyle satış ve devir bedelini bugüne kadar alamadığı gibi, yasal bir borç belgesi de alınamadığını, davalıların bu nedenle sebepsiz yere zenginleştiklerini, fazlaya dair hakları ıslah yolu ile artırma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL alacağın ...

için 09.12.2009, ... için 30.01.2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesiyle her iki davalı yönünden taleplerini 147.619,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet yönünden reddi gerektiğini, resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinin aksinin tanıkla ispatının mümkün olmadığını, hisse devir sözleşmesinde devir bedelini tam olarak müvekkilden nakden ve tam olarak aldığını beyan ettiğinden anılan hisse devrine ilişkin emanet yönündeki iddiasını kanun gereği ancak aynı kuvvetteki bir yazılı belge ile ispatlama yükümlülüğünün davacıda olduğunu, noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılan gerçek hisse satım işlemi ile hisse devir sözleşmesindeki hisselerin bedellerini nakden ve eksiksiz aldığını davacının tevsik ettiğini, aksini veya farklı olduğu iddiasını yine aynı şekilde düzenlenmiş bir başka resmi belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının delillerinde buna ilişkin bir belgesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının mezkur hisse devrine ait bedeli noterde düzenleme şeklinde yapılan hisse devir sözleşmesinde eksiksiz olarak müvekkilden nakden aldığını beyan ettiğini, anılan hisse devrine ilişkin bedellerini alamadığı ya da eksik aldığı yönündeki iddiasını ancak aynı kuvvetteki bir yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, davacı yazılı delil sunamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, anılan iki adet sözleşmenin esasen davacının müvekkile olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlenmiş olup bu sözleşmelerin yapılan hisse devri sözleşmesinin aksini kanıtlar nitelikte ve kuvvette yazılı bir delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, niteliği itibari ile işbu davada tanık dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden, hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla bu davalı yönünden ıslah edilen tutar bakımından da zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... yönünden, Büyükçekmece 6. Noterliği'nce düzenlenen hisse devir sözleşmesinden sonra taraflarca düzenlenmiş olan 09.12.2009 ve 30.01.2011 tarihli el yazılı anlaşma tutanağı başlıklı sözleşmeler ile hisse devir sözleşmesinde belirtilen tutardan daha yüksek bir bedelin öngörüldüğü, hisse devir sözleşmesindeki ibranın ancak şirketin nominal değeri üzerinden hüküm ifa edeceği, daha yüksek veya gerçek değer üzerinden ödeme kararlaştırılması halinde nominal değeri aşan kısmını ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda anlaşma başlıklı belgelerde ve alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere şirketin hisse değerinin hisse devir sözleşmelerinde belirtilen tutarların çok üzerinde olduğu, bu nedenle sözleşmede belirtilen bedeli aşan kısmı ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda davalı tarafından bu yönde bir delil ibraz edilmediği davacı 27.08.2017 tarihli dilekçesi ile dava değerini ıslah etmiş ise de, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davalı ...

aleyhine ıslah ile talep edilen 137.619,00 TL alacak yönünden davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı asıl istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden verilen zamanaşımı yönünden red kararının hukuka uygun olmadığını, davalı tarafından haklarını aramamaları için darp ve silah yoluyla tehdit edildikleri gerekçesiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunarak 2012/27616 Sor. no.lu dosya ile davalı ... hakkında işlem başlatıldığını, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bu tarz durumlarda zamanaşımının durduğunu, bilirkişi raporu ile de alacaklarının sabit olduğunu, ... yönünden ıslah taleplerinin kabul edilmemesinin hukuka uygun olmadığını, davaya konu alacakları bakımından ıslah hakkının saklı tutulduğunu, sonrasında dosyanın derdest olmasıyla birlikte saklı tutulan ıslah hakkını kullandıklarını, dosyaya sunulan delillerin eksik değerlendirildiğini, İlk Derece Mahkemesince vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını dava değerinin üç katı vekalet ücreti hesaplandığını, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuk güvenliği bakımından çelişkilerle dolu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı noterde düzenlenen evrakta eksiksiz olarak hisse devir bedelini aldığını belirttiğinden anılan hisse devrine ilişkin paranın ödenmediği veya eksik ödendiğini yazılı bir delille kanıtlaması gerektiğini, dosyaya sunulan 30.01.2011 ve 09.12.2009 tarihli iki sözleşmede davacıya bir alacak hakkı verilmediğini, müvekkili tarafından da bir borç taahhüdü altına da girilmediğini, anılan iki adet sözleşmenin davacının müvekkiline olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlendiğini, anılan sözleşmelerin dava konusu borçla ilgisi olmadığını, raporda belirtilen ticari defter ve kayıtların delil niteliğinde olmadığını, 09.12.2009 tarihli tutanak içeriğinde "istasyon değeri %50 2.000.000-TL" ibaresi ile bilirkişi raporunda belirtilen şirketin öz varlık tutarı olan 1.029.339,87-TL arasında uyumsuzluk olduğunu, çelişkili rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporuna dayanak gösterilen Yargıtay kararında noterde yapılan devir sözleşmesi haricinde taraflar arasında yapılan bir sözleşme daha bulunduğunu, somut davada noterde yapılan sözleşme dışında bir sözleşme olmadığını, dolayısıyla emsal kararın bu davayla ilgisi olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ilk olarak her bir davalı bakımından 10.000,00 TL dava değeri gösterilerek kısmi dava olarak 06.01.2016 tarihinde açıldığı, davacı, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelese de davalı tarafın harcın tamamlanması isteği üzerine İlk Derece Mahkemesince 12.07.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının 1 no.lu ara kararı ile davanın kısmi dava olarak görülmesine usulen engel olmadığına karar verildiği, davacı tarafça bu ara karara itiraz edilmediği, somut olayda belirsiz alacak davası koşulları olmadığından eldeki davanın kısmi dava olduğu, limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, bu sebeble hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarih olacağı, hisse devir bedeli alacağına ilişkin davanın ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca (6100 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabii olacağı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının 5.2.2009 tarihinde devren iktisap ettiği 380.000,00 TL bedelli hisselerden 200.000,00 TL'lik kısmını 23.03.2009 tarihli noterde yapılan hisse devir sözleşmesiyle davalı ...'a, geri kalan 180.000,00 TL'lik kısmını ise Büyükçekmece 6.

Noterliğinin 02.02.2011 tarihli hisse devri sözleşmesi ile aynı bedelle davalı ...'ya devrettiği, 23.03.2009 tarihli hisse devrinin 27.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 03.04.2009 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek ilan edildiği, 02.02.2011 tarihli hisse devrinin ise aynı tarihli ortaklar kurulu kararıyla kabul edilerek 14.02.2011 tarihinde tescil edilerek ilan edildiği, her iki devir için pay defterine kayıt için karar alındığından muacceliyetin ortaklar kurulu karar tarihlerinden itibaren işlemeye başlayacağı, dosyaya davacı tarafça 2 ayrı anlaşma tutanağı başlıklı, adi yazılı şekilde düzenlenmiş belge sunulduğu, ikinci olarak her iki davalı ve davacının imzaladığı 30.01.2011 tarihli anlaşma tutanağı başlıklı belgede ise "şubat ayı içerisinde ...

adına olan hissenin Ahmet Koyuncı vasıtasıyla devir edilecektir. Ahmet Koyuncı ve ...'ın 1 yıl içinde anlaşamazlarsa 31.1.2012 tarihinde ne yapacaklarına karar vereceklerdir.... şirketi devraldıktan sonra hiç bir suretle İzzet-Ahmet Koyuncı'dan bir hak talebinde bulunamaz.(Iğdırda ki ev ve dükkanlar dahil.)Bugün itibariyle kar-zarar ve sorumluluklar ... ve ... 'yı bağlar." ibaresi mevcut olduğu, buna göre davacının şirket hissesinin davalı ...'ya devrinde mutabık kalındığı ve akabinde de yazıya dökülen bu anlaşmadan sonra 2.2.2011 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile davacının 180.000 hissesinin vekili Ahmet Koyuncı vekaleti ile davalı ...'ya devredildiği, davalı ...'a Noterde yapılan 23.03.2009 tarihli hisse devrinin 27.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 03.04.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, hisse devir alacağına ilişkin 5 yıllık zamanaşımı 27.03.2009 tarihinde işlemeye başladığı, ikrah nedeniyle sözleşme ile bağlı olunmadığının 818 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereği 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bildirilmediği veya ileri sürülmediği, davacı her ne kadar hisse devir sözleşmesinin gerçek bir devir olmadığı, davalının emanetçi (inançlı işlem yapıldığı) olduğunu ileri sürmekte ise de davalının inançlı işlem gereği payları temlik aldığına ilişkin yazılı belge sunulmadığı, davalı ...

yönünden kısmi davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı ... yönünden, zamanaşımının işlemeye başladığı tarih davalı ...'ya yapılmış geçerli bir devir sözleşmesinin yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu 02.02.2011 tarihi olduğu kısmi davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı, ancak davacı, maktu harç ile 27.08.2017 tarihinde davasını ıslah ettiği, kısmi dava açılması, alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemediği, ... bakımından ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, anlaşma belgelerinde davalı ...'nın devir alacağı şirket hisselerine karşılık bir ilave bedel ödeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, şirket hisse bedeline ilişkin ayrıca bir bedel ödeneceği her iki protokolde yazılı olmadığı, şirket hisse değerinin daha fazla olduğundan hareketle nominal değer ile şirket hisselerinin değeri arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru görülmediği, tarafların hissenin değerini anlaşma metnine yazdıkları ancak şirket hisse devrinden sonra davalı ...'in hiç bir alacağının kalmayacağı da yazılı olduğuna göre şirket hissesinin devrinden sonra davalı ...'nın alacak hakkı kalmadığı sonrasında noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı %50 hissesini devrettiği ve bedelini aldığını da ikrar ettiği, şirket hisse devri ödeneceğine ilişkin aksine bir delil olmadığı halde davalı ...

yönünden kısmi davanın ispatlanamadığından reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinne, davalı ... yönünden davanın 10.000,00 TL'lik kısmının ispatlanamadığından, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi kesildiğini, müvekkili ile ... arasında sözleşme tarihinde bir ortaklık ilişkisi mevcut olmadığı, taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli anlaşma uyarınca gerçekleştirilen hisse alım satımından kaynaklanan hukuki sorunun 5 yıllık zaman aşımı içinde değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davalı ... hakkında kabul edilen inançlı işlem nedeni ile uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dava konusu işlem ise ortak olmayan iki taraf arasındaki şirket hissesinin satımından kaynaklanan alacak davası olduğu, 5 yıllık zamanaşımına tabi tutulmasının mümkün olmadığını, dosyada sunulu belgeler, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kanıtlamakta olduğu, iş bu hususa rağmen delillerin hiçbiri dikkate alınmaksızın yanlış hukuki nitelendirme sonucunda davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verildiğini, 2009 tarihli anlaşmanın devamı olarak 2011 tarihli anlaşma gereği müvekkil tarafından ifa edilerek davalı ...'ya şirketin % 50 hissesi devredildiği, dosyada sunulu bilirkişi raporunda da şirket hisse devri 4.655.238,00 TL olarak belirlenmiş olup taraflar arasındaki anlaşma ve sunulu rapor birbirini destekler nitelikte olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının davalılara limited şirket hisse devri nedeniyle bakiye alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.