6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirkette haklı sebeple fesih davasında borca batıklık ve güven ilişkisinin sarsılması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2443 E. 2022/926 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Haklı Sebeple Fesih mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirkette haklı sebeple fesih davasında, fesih koşullarının oluşmasında davacı ortağın kusuru bulunmuyorsa ve ortaklar arasında geçimsizlik nedeniyle ortaklığı sürdürme iradesi kalmamışsa; şirketin uzun süre genel kurul yapmaması, kar payı dağıtmaması, vergi borcu bulunması ve borca batık olması hallerinde TTK m.636/3 uyarınca şirketin feshine karar verilebilir. Fesih yerine alternatif bir çözüme (payın gerçek değeri karşılığında ortaklıktan çıkarma vb.) hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması ve şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından fayda bulunması gerekir; kar dağıtmayan ve zarar eden ekonomik durumu kötü bir şirkette bu fayda bulunmadığından fesih tercih edilebilir.

Ele alınan sorunlar

Haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, şirket ticari defterlerinde usulsüzlük bulunmadığını, mali tabloların incelenmesinde şirketin nakit ihtiyacının olmadığı ve faal olduğunun tespit edildiğini, iflası gerektirecek bir durumun bulunmadığını, borca batıklığın olağan olduğunu ve şirketin feshi halinde telafisi imkansız zararların meydana geleceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: TTK m.636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak mahkemeden şirketin feshini talep edebilir; mahkeme fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değeri hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun başka bir çözüme de hükmedebilir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre şirketin feshini isteyen ortağın fesih koşullarının oluşmasında kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir; güveni sarsan durumlar tamamen davacı ortağın eylemlerinden kaynaklanıyorsa haklı sebeple fesih davası açması mümkün değildir. Somut olayda, dava dışı ortağın 10 yıl süreyle şirkete münferiden yetkili kılındığı 10.06.2013 tarihli kararda davacıya ait görünen imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Ortaklar arasında geçimsizlik bulunduğu ve ortaklığı sürdürme iradesinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Şirketin defter ve kayıtlarından 2013-2018 yılları arasında genel kurul yapılmadığı, şirket hesaplarının görüşülmediği, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olduğu, kar payı dağıtılmadığı, vergi borcu bulunduğu ve 31.12.2018 tarihli bilançoya göre şirketin borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacının fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmadığından fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüş, ortaklar arasında bir araya gelme imkanı olmayan, borca batık ve müştereken kar elde etme imkanı bulunmayan şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fesih yerine alternatif çözüme (şirketten çıkarma vb.) hükmedilip hükmedilemeyeceği → ret

Gerekçe: Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekmektedir. Davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Şirketin ticari faaliyetinin bulunması, şirketin devamında genel ekonomik menfaatler için yarar bulunduğunu göstermez. Hiç kar dağıtmayan ve uzun zamandır zarar eden, ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığının kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar veren ilk derece mahkemesinin delilleri takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK m.636/3 uyarınca limited şirketlerde haklı sebeple fesih davasında, fesih koşullarının oluşmasında kusur değerlendirmesi ile fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesinin şartları (ilgililerin menfaatine olması ve genel ekonomik menfaat bulunması) konusunda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih limited şirket borca batıklık güven ilişkisinin sarsılması tasfiye memuru alternatif çözüm genel kurul yapılmaması kar payı dağıtılmaması

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 636/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2443

KARAR NO 2022/926

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/10/2019

NUMARASI 2018/48 Esas 2019/943 Karar

DAVA

Ticari Şirket Feshi

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/06/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili,davalı şirketin diğer ortağının davacının amcasının oğlu ... olduğunu, 22.03.2004 tarihinde alınan karar gereği 10 süreyle diğer ortak ile birlikte şirketi temsile yetkili müdür olduğunu ancak 15.06.2008 tarihinden sonra şirket idaresinin fiilen diğer ortak tarafından yürütüldüğünü, şirketin tek faaliyetinin tebligat adresinde bulunan ekmek ve unlu mamuller fırını olduğunu, şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğu 2013 tarihinde ve sonrasında şirket ortaklar kurulunun toplanmadığını, davacının bir süre sonra şirketin yeni müdürünün tek başına yetkili olmak üzere diğer ortak ... olduğunu öğrendiğini, bu durumun ticaret sicilinde 10.06.2013 tarihinde karar defteri elde edilerek sahte imzalı toplantı tertiplendiğini ve sahte imza ile karar alındığını, davacının ortağına usulsüzlük ve suiistimalleri Bakırköy ...

Noterliği’nin 05.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile bildirdiğini, bu durumun açıklanmasının istediğini, diğer ortağın bu ihtarnameye ve şirket kayıtlarında bulunan un stoklarına itiraz ettiğini, şirketin diğer ortağın kötü yönetimi sonucunda vergilerini ve çalışanların SGK primlerini ödeyemediğini, şirket kayıtlarının gerçeğe uygun tutulmadığını, şirketin ekmek üretiminin ortalama 7.000- adet olduğunu ancak kar payını ortadan kaldırmak için bunun şirket kayıtlarında düşük gösterildiğini, davacıya kar payı ödenmediğini, diğer ortağın ise aksine zenginleştiğini, ortaklar arasında güven duygusunun ortadan kalktığı için şirket amacının ortadan kalktığını; diğer ortağın işyerine el koyduğunu, davacının hesapları incelemesine izin vermediği gibi işleyişe müdahale ettirmediğini, bu durumun artık limited şirketin varlığını devam ettirmeyi faydasız hale getirdiğini, eşit ortak oldukları ...

Tic.Ltd.Şti.’nin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, şirket malvarlığının bu süreçte ortadan kaldırılmaması için kayyım ataması yapılmasını talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, şirketin kuruluşundan itibaren 12 yıl boyunca bilfiil işletmeci ile davacı tarafından işletildiğini, şirket işletmecisinin vefat etmesi ve davacının da ilgilenmemesi üzerine, davalının mecburen yönetimin sağlanması için yönetimi devralmak zorunda kaldığını, 15.08.2008 tarihinden itibaren şirketin tüm gelir- giderlerinin davacıya bildirildiğini, davacının şahsi mali müşaviri ile şirket mali müşavirinin aynı kişi olduğunu bu nedenle de şirketle ilgili bilgi alamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın un stokları ile ilgili delil olarak sunduğu ihtarnameye cevap mahiyetinde keşide ettikleri Beyoğlu ... Noterliği’nin 23.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesin -de belirttiklerine göre şirket stoklarında 1.200 torba un bulunmasının mümkün olmadığını, hatta hiçbir fırının bu miktar stok yapamayacağını, şirketin kötü yönetilmediğini aksine bu şartlarda ayakta kaldığı için iyi yönetildiğini, davacının imzasının taklit edilmesinin davalı ile ilgili hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, davacının usulüne uygun şekilde toplantıya çağırıldığını ancak davacının gelmediğini, bu nedenle karar defterinin davacının adresine teslim edildiğini, karar defterinin kimin tarafından imzalandığının bilinmediği gibi 7- 8 gün sonra imzalı şekilde teslim edildiğini, hatta bu yüzden noter tasdikinin 20.06.2013 olduğunun göz önünde bulundurulmasını davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, 10/06/2013 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında 10/06/2013 tarihli karar aslındaki davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, mali durum hakkında alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2013-2018 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığı, bu tarihlerde kar dağıtımının da yapılmadığı, şirketin ortaklar alacaklar hesabında 930.995,26-TL'nin kayıtlı olduğu ancak dava dışı diğer şirket ortağı ...'na bu hesapta kayıtlı paradan toplam 65.500-TL kullandırıldığı, bakiye kısmın ortaklarca kullanılmadığı, bu hesabın muavin kayıtlara göre dengeleyici hesap olarak kullanıldığı, vadesi geçen ve taksitlendirilen 236.833,91-TL vergi borcu bulunduğu, şirketin 31/12/2018 tarihli bilançosuna göre -14.183,06-TL borca batık olduğu tespit edilmiş, 10/06/2013 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı ortak imzasının sahte olması, 2013 yılından bu yana şirket genel kurulu toplantısının yapılmaması, şirketin kar payı dağıtmaması nedenleriyle güven ilişkisinin sarsıldığı,ortaklar alacaklar hesabında kayıtlı 865.495,26-TL'nin (...'na verildiği kaydedilen 65.500-TL dışında kalan) nerede olduğunun belli olmayan para kaydı bulunduğu, bu paraya rağmen şirketin -14.183,06-TL borca batık durumda bulunduğu, bu haliyle davacı ortak yönünden TTK m.636/3 gereğince haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesi ile davacının fesih ve tasfiye isteminin kabulüne,tasfiye memuru atanmasına, şirket menkullerinin karar kesinleşinceye kadar yedi emin olarak şirket müdürüne teslimine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; müvekkili şirketin ticari defterlerinin bilirkişi vasıtasıyla incelendiğini, ticari defterlerde bir usulsüzlüğün olmadığını, mali tabloların incelenmesinde davalı şirketin nakit ihtiyacının olmadığı ve şirketin faal olduğunun tespit edildiğini, şirketin iflasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, bilirkişi incelemesi ile davacı yanın günlük ekmek üretiminin 7000 adet olduğu iddiasının mümkün olmayacağına vurgu yapıldığını, müvekkili şirketin depolarının 1200 çuval un miktarını stoklamaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin 14.183,06-TL borca batık olduğunu, bu hususun gayet olağan olduğunu, müvekkili şirketin feshi halinde telafisi imkansız bir çok zararın meydana geleceğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; TTK m.636/3'den kaynaklanan, limited şirketin feshi- tasfiyesi- tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir. Davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre, davacının ve dava dışı ...'nun %50’şer hisseye sahip oldukları, 2 ortaklı şirket olduğu, dava dışı ...'nun şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Limited şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen TTK nun 636/3. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği, mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerininin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği belirtilmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, şirketin feshini isteyen ortağın fesih koşullarının oluşmasında kusursuz yada daha az kusurlu olması gerekmektedir.Ancak ortaklar arasında meydana gelen ve güveni sarsan durumlar tamamen davacı ortağın eylemlerinden kaynaklanıyorsa bu durumda haklı sebeple fesih davası açması mümkün bulunmamaktadır.

Davacı, dava dışı ortağın 10 yıl süre ile şirkete münferit yetkili olduğuna ilişkin 10.06.2013 tarihli alınan kararda kendisine ait görünen imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Somut olayda, tüm dosya kapsamına göre, ortakların aralarında geçimsizlik bulunduğu, ortaklığı sürdürmek iradeleri bulunmadığı anlaşılmaktadır.Yine şirketin incelenen defter ve kayıtlarından; 2013- 2018 tarihleri arasında genel kurul yapılmadığı, şirket hesaplarının görüşülmediği, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olduğu, kar payı dağıtılmadığı, şirketin vergi borcunun bulunduğu ve 31.12.2018 tarihli bilançoya göre -14.183,06-TL borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda; davacının fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmamakla fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüş,ortakları arasında ciddi anlaşmazlık bulunup bir araya gelmeleri mümkün olmayan, borca batık olan ve müştereken çalışıp kar elde etme imkanı olmayan şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekmektedir. Elde davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Şirketin ticari faaliyetinin olması şirketin devamında genel ekonomik menfaatler için yarar bulunduğunu göstermez. Hiç kar dağıtmayan ve uzun zamandır zarar eden ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır.Şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığının kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar veren ilk derece mahkemesinin delilleri takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/06/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/228597 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5651 E. 2024/2061 K. · Bozuldu

Fesihten önce alternatif çözümler tartışılmadan karar verilemez

Gerekçe özeti

TTK 636/3 uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi istendiğinde, şirketin devamlılığının sağlanması esas olduğundan mahkeme, feshe karar vermeden önce davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümleri tartışmak zorundadır; bu tartışma yapılmadan verilen fesih kararı eksik incelemeye dayanır.

Emsal değeri

Yargıtay'ın kendi gerekçesiyle kurduğu, haklı sebeple fesih davasında alternatif çözümlerin tartışılmasının zorunlu olduğu yolundaki bozma sebebi bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: limited şirketin haklı sebeple feshi ortağın şirketten çıkarılması payın gerçek değeri duruma uygun düşen alternatif çözüm şirketin devamlılığı ilkesi borca batıklık

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5651 E.  ,  2024/2061 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2443 Esas, 2022/926 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/48 E., 2019/943 K.

Taraflar arasındaki ticari şirket fesih istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin diğer ortağının davacının amcasının oğlu ... olduğunu, 22.03.2004 tarihinde alınan karar gereği 10 süreyle diğer ortak ile birlikte şirketi temsile yetkili müdür olduğunu ancak 15.06.2008 tarihinden sonra şirket idaresinin fiilen diğer ortak tarafından yürütüldüğünü, şirketin tek faaliyetinin tebligat adresinde bulunan ekmek ve unlu mamuller fırını olduğunu, şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğu 2013 tarihinde ve sonrasında şirket ortaklar kurulunun toplanmadığını, davacının bir süre sonra şirketin yeni müdürünün tek başına yetkili olmak üzere diğer ortak ... olduğunu öğrendiğini, bu durumun ticaret sicilinde 10.06.2013 tarihinde karar defteri elde edilerek sahte imzalı toplantı tertiplendiğini ve sahte imza ile karar alındığını, davacının ortağına usulsüzlük ve suiistimalleri Bakırköy 40.

Noterliği’nin 05.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile bildirdiğini, bu durumun açıklanmasının istediğini, diğer ortağın bu ihtarnameye ve şirket kayıtlarında bulunan un stoklarına itiraz ettiğini, şirketin diğer ortağın kötü yönetimi sonucunda vergilerini ve çalışanların SGK primlerini ödeyemediğini, şirket kayıtlarının gerçeğe uygun tutulmadığını, şirketin ekmek üretiminin ortalama 7.000 adet olduğunu ancak kâr payını ortadan kaldırmak için bunun şirket kayıtlarında düşük gösterildiğini, davacıya kâr payı ödenmediğini, diğer ortağın ise aksine zenginleştiğini, ortaklar arasında güven duygusunun ortadan kalktığı için şirket amacının ortadan kalktığını; diğer ortağın işyerine el koyduğunu, davacının hesapları incelemesine izin vermediği gibi işleyişe müdahale ettirmediğini, bu durumun artık limited şirketin varlığını devam ettirmeyi faydasız hale getirdiğini, eşit ortak oldukları Karaismailoğulları İnş.

San. ve Un Mam. Tic. Ltd. Şti.’nin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, şirket malvarlığının bu süreçte ortadan kaldırılmaması için kayyım ataması yapılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin kuruluşundan itibaren 12 yıl boyunca bilfiil işletmeci ile davacı tarafından işletildiğini, şirket işletmecisinin vefat etmesi ve davacının da ilgilenmemesi üzerine, davalının mecburen yönetimin sağlanması için yönetimi devralmak zorunda kaldığını, 15.08.2008 tarihinden itibaren şirketin tüm gelir - giderlerinin davacıya bildirildiğini, davacının şahsi mali müşaviri ile şirket mali müşavirinin aynı kişi olduğunu bu nedenle de şirketle ilgili bilgi alamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın un stokları ile ilgili delil olarak sunduğu ihtarnameye cevap mahiyetinde keşide ettikleri Beyoğlu 57. Noterliği’nin 23.03.2017 tarih ve 06449 yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirttiklerine göre şirket stoklarında 1.200 torba un bulunmasının mümkün olmadığını, hatta hiçbir fırının bu miktar stok yapamayacağını, şirketin kötü yönetilmediğini aksine bu şartlarda ayakta kaldığı için iyi yönetildiğini, davacının imzasının taklit edilmesinin davalı ile ilgili hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, davacının usulüne uygun şekilde toplantıya çağırıldığını ancak davacının gelmediğini, bu nedenle karar defterinin davacının adresine teslim edildiğini, karar defterinin kimin tarafından imzalandığının bilinmediği gibi 7 - 8 gün sonra imzalı şekilde teslim edildiğini, hatta bu yüzden noter tasdikinin 20.06.2013 olduğunun göz önünde bulundurulmasını ve davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.06.2013 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında 10.06.2013 tarihli karar aslındaki davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, mali durum hakkında alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2013-2018 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığı, bu tarihlerde kâr dağıtımının da yapılmadığı, şirketin ortaklar alacaklar hesabında 930.995,26 TL'nin kayıtlı olduğu ancak dava dışı diğer şirket ortağı ...'na bu hesapta kayıtlı paradan toplam 65.500,00 TL kullandırıldığı, bakiye kısmın ortaklarca kullanılmadığı, bu hesabın muavin kayıtlara göre dengeleyici hesap olarak kullanıldığı, vadesi geçen ve taksitlendirilen 236.833,91 TL vergi borcu bulunduğu, şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosuna göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiş, 10.06.2013 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı ortak imzasının sahte olması, 2013 yılından bu yana şirket genel kurulu toplantısının yapılmaması, şirketin kâr payı dağıtmaması nedenleriyle güven ilişkisinin sarsıldığı, ortaklar alacaklar hesabında kayıtlı 865.495,26 TL'nin (Cemal Karaismailoğlu'na verildiği kaydedilen 65.500,00 TL dışında kalan) nerede olduğunun belli olmayan para kaydı bulunduğu, bu paraya rağmen şirketin 14.183,06 TL borca batık durumda bulunduğu, bu haliyle davacı ortak yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesi ile davacının fesih ve tasfiye isteminin kabulüne, tasfiye memuru atanmasına, şirket menkullerinin karar kesinleşinceye kadar yedi emin olarak şirket müdürüne teslimine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ticari defterlerinin bilirkişi vasıtasıyla incelendiğini, ticari defterlerde bir usulsüzlüğün olmadığını, mali tabloların incelenmesinde davalı şirketin nakit ihtiyacının olmadığı ve şirketin faal olduğunun tespit edildiğini, şirketin iflasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, bilirkişi incelemesi ile davacı yanın günlük ekmek üretiminin 7000 adet olduğu iddiasının mümkün olmayacağına vurgu yapıldığını, müvekkili şirketin depolarının 1200 çuval un miktarını stoklamaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin 14.183,06 TL borca batık olduğunu, bu hususun gayet olağan olduğunu, müvekkili şirketin feshi halinde telafisi imkansız bir çok zararın meydana geleceğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,

1-Davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre, davacının ve dava dışı ...'nun %50’şer hisseye sahip oldukları, 2 ortaklı şirket olduğu, dava dışı ...'nun şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olduğu anlaşıldığı,

2-Limited şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın Mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği, Mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerininin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği,

3-Davacı, dava dışı ortağın 10 yıl süre ile şirkete münferit yetkili olduğuna ilişkin 10.06.2013 tarihli alınan kararda kendisine ait görünen imzanın davacıya ait olmadığı, somut olayda tüm dosya kapsamına göre ortakların aralarında geçimsizlik bulunduğu, ortaklığı sürdürmek iradeleri bulunmadığı anlaşılmış olup yine şirketin incelenen defter ve kayıtlarından 2013-2018 tarihleri arasında genel kurul yapılmadığı, şirket hesaplarının görüşülmediği, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olduğu, kâr payı dağıtılmadığı, şirketin vergi borcunun bulunduğu, 31.12.2018 tarihli bilançoya göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda; davacının fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmamakla fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüş, ortakları arasında ciddi anlaşmazlık bulunup bir araya gelmeleri mümkün olmayan, borca batık olan ve müştereken çalışıp kâr elde etme imkanı olmayan şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

4-Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekmektedir. Elde davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Şirketin ticari faaliyetinin olması şirketin devamında genel ekonomik menfaatler için yarar bulunduğunu göstermez. Hiç kâr dağıtmayan ve uzun zamandır zarar eden ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığının kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar veren İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinde isabetsizlik bulunmamakla açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ticari şirket fesih istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1.Dava, limited şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki haklı sebeplerin varlığında her ortağın Mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, şartların oluşması halinde ise Mahkemenin talep yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir.

3.Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunludur.

4.Bu halde Mahkemece, şirketin feshine karar vermeden önce yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlerin de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.